{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2024/875 Esas  2025/936 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/875 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/936<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ\t\t: 04/04/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/741 Esas 2024/278 Karar<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit <br>DAVA TARİHİ\t: 27/10/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 17/09/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 02/10/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin de hissedarı bulunduğu dava dışı ... İnş.Ltd Şti'ne, dosya alacağını temlik eden ... tarafından genel kredi sözleşmeleri kapsamında ticari kredi kullandırıldığını, müvekkillerinin sözleşmelerde her ne kadar bankaca müşterek ve müteselsil borçlu olarak gösterilmişseler de esas itibariyle kendilerinin iradesinin bu yöne ilişkin olmadığını, kefalete ilişkin olduğunu, sözleşmelerde bankanın müvekkillerinin imzasını alması ve bu imzanın bulunduğu yerde müşterek ve müteselsil borçlu yazmasının taraflar arasında kurulan hukuki ilişkinin müteselsil borç ilişkisi bulunduğu sonucunu doğurmadığını, zira müvekkillerinin şirket hissedarı olmalarından mütevellit kişisel teminat vermek maksadıyla sözleşmeye imza attıklarının anlaşıldığını, kefaletin geçersiz olduğunu, yargılama aşamasında müvekkillerinin imzalarının hukuki durumu müteselsil sorumluluk olarak kabul edilse dahi yine de borçtan sorumluluklarının olmadığının kabulü gerektiğini, müvekkillerinin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 14 Aralık 2007 tarih ve 6958 sayılı nüshasında yayımlandığı üzere hisselerini devrettiklerini, bankaca bu kez 05/11/2008 tarihinde 50.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi tahsil edildiğini ve bu kredi sözleşmelerine her iki müvekkilinin de imzasının alınmadığını, bu sözleşmede müvekkillerinin imzasının alınmamasının, bankanın ilk sözleşmelerdeki müteselsil borçluluğa yönelik yaklaşımının esas itibariyle kefalete ilişkin olduğu sonucunu ortaya çıkardığını, ilk üç kredinin imzalanmasının akabinde ve müvekkillerinin ayrıldığı dönemde bankaya karşı dava dışı şirket tarafından ödemeler yapıldığını ve bankayla olan hesabın cari birkaç kere sıfırlandığını, borcun sona erdirildiği bir dönemden sonra yeni kredi sözleşmesi tahsisinin ve bu kredi sözleşmesine istinaden nakdi ve gayri nakdi kredi kullandırılmasının müvekkillerinin sorumluluğunu ortadan kaldırdığını, davalı tarafın keşide ettiği ve son iradesini yansıtan Ankara 15. Noterliğinin 04/11/2010 tarihli ve 22483 yevmiye numaralı ihtarnamesinde özellikle müvekkillerinden ... bakımından asaleten veya kefaleten kullanılmış kredi şeklinde beyanda bulunulmuş olmasının haklılıklarını ortaya koyduğunu, yapılan anlaşmalar sonucunda bankanın, yazılı başvurular neticesinde taşınmazların mülkiyetini müvekkillerine geçirme kastıyla verdiğini, başka bir anlatımla bankanın, bu mallar üzerindeki takip hukukundan kaynaklanan hakkından müvekkilleri lehine bedeli mukabilinde vazgeçtiğini, bankanın sattığı taşınmazlara uzunca bir süre haciz konulmamasının esasından müvekkilleri bakımından bankanın eylemli olarak borcu sona erdirmesinin hukuki sonucu olduğunu iddia ederek Ankara 23. İcra Dairesinin 2010/19325 dosyasında müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, haksız takip nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline, ...'e ait ... parsel 8 nolu bağımsız bölüm ve ... Parsel D blok 1 nolu taşınmaz ile ...'a ait ... parsel 6 nolu bağımsız bölümler üzerine haciz konulmak suretiyle yaratılan muarazanın men'i ile hacizlerin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı ... Yönetimi A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;  dava dışı ... İnşaat...Ltd Şti'nin dava dışı ... ile çeşitli tarihlerde karşılıklı imzalamış bulundukları genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan ticari kredi hesaplarının 04.10.2010 tarihi itibariyle kat edildiğini ve 08.10.2010 tarihinde asıl borçlu şirket ile davacılardan müşterek ve müteselsil kefil ... ve dava dışı diğer kefiller muhatap alınarak 5.387.766,91 TL nakdi, 4.739.288,23 TL meri teminat mektubu bedeli ve 11.500,00 TL çek karnesi bedelini ödemek üzere 3 gün süre verildiğini, son alarak 04.11.2010 tarihinde davacıların yanı sıra diğer tüm kefillere de çekilen ihtarname ile 5.387.766,91 TL nakdi, 4.739.288,23 TL meri teminat mektubu bedeli ve 11.500,00 TL çek karne bedelini ödemek üzere 3 gün süre verildiğini, yasaya ve usule uygun ihtarnamelere karşı verilen sürede ödemenin gerçekleşmemesi üzerine dava dışı ... tarafından borçlu ... İnşaat...Ltd Şti ile davacı kefiller hakkında Ankara 23. İcra Dairesinin 2010/19325 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, iş bu takip dosyasının da Beyoğlu 23 Noterliğinin 30.03.2015 tarih ve 06947 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde temlik sözleşmesi ile ...'dan müvekkili şirkete \"Tahsili Gecikmiş Alacakların Temliki Sözleşmesi\" kapsamında temlik edildiğini, imzalanan 4 adet sözleşmenin her birinin tüm maddelerinde ve 40 ile 41. maddesinde borçluların, müşterek ve müteselsil borçlular olarak anıldığını, davacılar vekilinin kefalet sorumluluğunun feri ve tazminata ilişkin sorumluluk olduğuna dair iddiasının somut delili ve hukuki dayanağı olmadığını, davacılar vekilinin iddialarında yer alan son ihtarnamede ...'a hitabında kendi adınıza asaleten ve kefaleten ibaresinin davacıların sorumluluk türünü değiştirmeyeceğini, taraflarca sözleşme serbestisi çerçevesinde imzalanan sözleşmeler uyarınca müşterek ve müteselsil borçlu olarak imzaladıkları tüm genel kredi sözleşmeleri'nin toplam limiti olan 2.000.000,00 TL'den sorumlu olacaklarını, kabul ve ikrar anlamına gelmemek üzere bir an için davacıların sorumluluğunun kefalet sorumluluğu olduğu düşünülse dahi, dava konusu takip dosyasında davacıların 2.000.000,00 TL'den yani kefalet limitlerinden sorumlu tutulmuş olduklarından ortada yine hukuka aykırı bir durum bulunmadığını, genel kredi sözleşmesinde müşterek müteselsil borçlu olarak imzası bulunan hissedarın hisselerini devretmesinin hukuki olarak sözleşmeden sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını, taraflar arasında hisse devrinden sonra kefaletin sonlandırılacağına dair bir anlaşma da mevcut olmadığından, taraflarca imzalanan genel kredi sözleşmelerin ve müteselsil kefaletin geçerliliğini koruduğunu, teminat mektubu dökümünden de anlaşılacağı üzere, mektupların hisse devrinden evvel kullandırılan kredilere ilişkin olduğunu, bu kredi ve çek hesaplarının açılış tarihleri itibariyle davacıların imzaladığı Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden kullandırıldığını ve teminat mektuplarının düzenlendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların genel kredi sözleşmesini müştereken müteselsil borçlu sıfatı ile imzaladıklarını, müvekkili bankanın davaya dahilinden önce mahkeme dosyasından yaptırılan bilirkişi raporlarındaki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, davacının fer'i talebinin taşınmazlar üzerindeki haczin kaldırılması olduğunu, haciz işleminin tüm dosya alacağına şamil olması nedeniyle bu hususun nakit borç alacaklısı şirketin tasarrufunda bulunduğunu, davacı yanın kötü niyet tazminatı talebinin reddinin gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davalı ... Türk Anonim Şirketi tarafından Ankara 23. İcra Dairesinin 2010/19325 Esas sayılı dosyası ile davacıların da aralarında bulunduğu borçlular hakkında 06/12/2010 tarihinde nakdi ve gayrinakdi toplam 12.059.451,95 TL alacak için takip başlatıldığı, davacıların riskin 2.000.000,00 TL kısmı ve temerrüt faizinden sorumlu tutuldukları, davalı ... Türk Anonim Şirketi ile davalı ... Anonim Şirketi arasında 30/03/2015 tarihinde \"Tahsili Gecikmiş Alacakların Satış ve Temliki Sözleşmesi\" imzalandığı, davalı ... Anonim Şirketinin temlik beyanını 04/02/2016 tarihinde icra takip dosyasına ibraz ederek takibe devam ettiği, icra takibine konu nakdi kredilerin 05/11/2008 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, davacıların bu sözleşmede imzalarının bulunmaması nedeniyle nakdi kredilerden sorumlu tutulamayacakları, davacıların imzalarının bulunduğu sözleşmeler uyarınca davalı ... Türk Anonim Şirketi yazısına göre dava dışı şirket lehine düzenlenerek verilen toplam 2.000.000,00 TL tutarlı teminat mektuplarından sorumlu oldukları, nakit kredilere ilişkin alacağın sona ermiş olmasının teminat mektubu kredilerine ilişkin davacıların sorumluluğunu sona erdirmeyeceği, düzenlenen teminat mektuplarının bir kısmının iade olunduğu, bir kısmının vadesinin dolduğu, 6.000,00 TL bedelli teminat mektubunun takipten önce, 8.400,00 TL bedelli teminat mektubunun takipten sonra 24/01/2014 tarihinde tazmin olunduğu, 22/07/2002 tarihli 10.000,00 TL bedelli ve 13/05/2002 tarihli 144.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının yürürlükte ve geçerli olduğu, davalı ... Anonim Şirketi ile davalı ... Türk Anonim Şirketi arasında imzalanan Tahsili Gecikmiş Alacakların Satış ve Temliki Sözleşmesinin 10.2.1 maddesi uyarınca nakit alacaklar yönünden alacakların temlik edildiği, ancak sözleşme kapsamında gayrinakdi alacakların takip yetkisinin davalı ... Anonim Şirketine devredildiği, alacak hakkının devrine ilişkin bir hükmün sözleşmede bulunmadığı, HMK'nin 124.maddesi kapsamında davanın temlik eden ... Türk Anonim Şirketi ve temlik alan ... Anonim Şirketine yöneltilmesinin gerektiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 10.2.1 maddesi dikkate alındığında temlik eden ile temlik alanın taraf ehliyetinin bulunduğu anlaşıldığından toplam 1.831.000,00 TL bedelli gayri nakdi alacak yönünden davacıların borçlu olmadıklarının tespiti gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, davacı ... ve davacılar ... murisi ...'ın Ankara 23. İcra Dairesinin 2010/19325 Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen gayri nakit alacaklardan sorumlulukları bulunduğu belirtilen 2.000.000,00 TL gayri nakdi alacağın (nakde dönüşen 24/06/2005 tarihli, 8.400,00 TL bedelli, 07/06/2007 tarihli, 6.000,00 TL bedelli teminat mektupları ile meri olan 22/07/2002 tarihli, 10.000,00 TL bedelli ve 13/05/2002 tarihli, 144.000,00 TL bedelli gayri nakdi alacaklardan sorumlu olduklarının tespiti ile) 1.831.600,00 TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraf olarak temel iddialarının  müvekkillerinin imzasını taşıyan genel kredi sözleşmelerindeki imzaların hukuki mahiyetine ilişkin olduğunu, somut olayda müvekkillerinin imzası bulunan genel kredi sözleşmelerinde bu imzaların neyi ifade ettiğine ilişkin kararın tartışılmadan hükümün tesis edilmesinin isabetsiz olduğunu, ancak dava dilekçelerinde belirttikleri üzere mevcut durumda ve bilahare dosyaya kazandırılan dava dışı bankanın 27/05/2014 tarih 2014/087/033 sayılı  Risk Tasfiye Üst Kurul Kararı incelendiğinde müvekkillerinin borçlandırılmasına yönelik hukuki iradenin müteselsil borçluluk değil müteselsil kefalet olgusu ortaya çıktığını, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları göz önüne alınarak bilirkişi raporu alınması yönünde karar alındığını, kök raporda bilirkişi tarafından müvekkillerinin sorumlu olduğu dönemle ilgili olarak nakdi kredilerini, müvekkillerinin imzasının bulunmadığı başka bir genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı tespit edildikten sonra yine müvekkillerinin dönemine ilişkin 1.944.000,00 TL gayri nakdi kredi sorumluluğunun doğduğu belirtildiğini, mahkemece nakde tahvil olmayan 22/07/2002 tarih 10.000,00 TL ve 13/05/2002 tarih ve  144.000,00 TL bedelli teminat mektupları bakımından tahsili yönünde hüküm kurulması isabetsiz olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıkça teminat mektuplarının başka bir ifade ile meri teminat mektuplarının (23/06/2021 tarihli raporun son bölümü) temlik alınamayacağı yani temlik sözleşmesine elverişli olmadığı belirtilmiş olması karşısında mahkemenin kararı yine isabetli olmadığını, meri teminat mektupları bakımından mahkemece tahsil sonucu doğuracak şeklide yani menfi tespit davasının reddi yönünde hüküm kurulması doğru olmadığını, çünkü teminat mektuplarının nakde tahsil olmadığı müddetçe banka ve temlik alan bakımından ancak depo davası niteliğinde olduğunu, bankanın bu parayı ancak emin bir yere depo edebileceğini ve depo edilen miktarın karı ve zararı depo edene ait olduğunu, zira banka bu aşamada ancak ödenmeyen komisyon bedelini tahsil edebildiğini, hal böyle olunca çoğun içinde azında var olması prensibi nedeniyle mahkemece borçlu oldukları yönünde hüküm kurulması yerine meri mektuplar bakımından depo kararı verilmesi gerektiğini, gerek dava dilekçesinde gerekse yargılama aşamalarında müvekkillerinin her birinin yapmış olduğu ayrı ayrı olmakla beraber toplam 540.000,00 TL ödemenin hukuki mahiyeti tartışılmadan müvekkillerimin borçlu çıkartılması tümden isabetsiz olduğunu, davalı tarafın bu ödemelere karşı çıkmadığını, mahkemece verilen hükme göre avukatlık asgari ücret tarifesinin 13.maddesi tazminat davalarına ilişkin olmakla birlikte alacak davasında uygulanmasının isabetsiz olduğunu, kamu düzeninden olan bu durumun resen değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkillerimden ... tarafından yatırılan 120.000,00 TL, 30.000,00 TL ve 150.000,00 TL, davacı ...'ın kızı tarafından   bu icra dosyası için yatırılan 240.000,00 TL'lik ödemenin dava dışı bankanın Risk Tasfiye Üst Kurulunun bu icra dosyası için öngörülen ödemeler olduğunu, ... Genel Müdürlük Adli Takip Müdürlüğü  tarafından tanzim edilip imzalanan 27/05/2014 tarih 2014/0487/033 sayılı Risk Tasfiye Üst Kurul Kararı'nın  mahkeme ve bilirkişi tarafından tartışılmamasının isabetsiz olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporu sonucu ile bu sonuçla bağdaşmayan hüküm kurulmasının ancak kurulan bu hükmün bilirkişi raporundan neden farklı bir görüşe sahip olduğunun gerekçelendirilmediğini, kamu düzeninden olan yargılama giderlerinin hiç veya gereği gibi takdir edilmemesi ve nihayetinde karar yerinde müvekkillerin yaptığı ödemelerin tartışılmaması, dava dışı bankaya yapılan bu ödeme karşısında yine dava dışı bankanın risk tasfiye üst kurulunun dava dışı şirketlerle anlaşma yaparak müvekkillerinin durumunun kolaylaştırıcı ve hafifletici hukuki durumlarını göz önüne alınmamasının isabetsiz olduğunu, dahili davalı ... A.Ş.'nin beyanlarının müvekkilinin iddialarını doğrular nitelikte olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Yönetimi A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların borçlu olmadığı yönünde karar verilen miktarın dayanağınının gayrinakit alacaklar olduğunu, gayrinakit alacakların ise müvekkili şirket tarafından temlik alınmadığını, gayrinakit alacakların ancak nakde dönüşür ise müvekkili şirket tarafından takip edildiğini, gayrinakit alacakların temlike elverişli alacak dahi d olmadığını, gayrinakit alacakların müvekkili şirkete temlik edilmediğini, davalı  banka uhdesinde olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte reddedilen nakitler yönünden davalı şirket lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda davacıların müşterek ve müteselsil borçlu bulundukları toplam 2.000.000,00 TL'lik kredi limitli genel kredi sözleşmelerine istinaden dava dışı şirkete teminat mektubu kredisi kullandırıldığı, kredinin teminatı olarak verilen taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiği, davacı ...'ın aynı borç için ipotek veren 3. Şahıs olarak ayni, müşterek ve müteselsil borçlu olarak da şahsi sorumluluk üstlendiğinin belirtildiğini, davacılar tarafından atılan imzaların hukuki mahiyetinin müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu hususunda kuşku bulunmadığını, bu nedenle ilk derece mahkemesinin \"'1.831.600,00 TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadıklarının tespitine'' kararının hatalı olup bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini istemiştir. <br>\tDahili davalı davalı ... TAŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı yanın, dava dışı ... İnşaat Ltd Şti ile müvekkili banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredi ile ilgili bir sorumluluklarının olmadığını,  alacağın tahsili için müvekkili banka tarafından başlatılan Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2010/19325 Esas sayılı takip dosyasından mütevellit borçlu olmadıklarının tespitine, aleyhimize kötü niyet tazminatı hükmedilmesi, taleplerinin reddi halinde terditli olarak haciz fekki talebinde bulunarak iş bu davayı açtıklarını, müvekkili bankanın bu kredi ilişkisine dayalı alacağını ... A.Ş'ne temlik etmişse de temlik dışı kalan halen  müvekkili banka uhdesinde bulunan gayri nakdi alacak kalemleri yönünden  dahili davalı olarak davaya dahil olduğunu, müvekkili bankanın gayri nakdi alacak kalemi nedeniyle iş bu davada davalı konumunda olduğunu, davacıların kullandırılan kredilerin müteselsil kefilleri olup, hesap kat ihtarnamesine ve icra takibine herhangi bir itirazları olmadığını, davacıların kredi sözleşmelerine attıkları imzaların hukuki mahiyetinin müşterek  borçlu müteselsil kefil olduğunu, şirket ortaklığından ayrılmalarının şahsi kefaletlerini ortadan kaldırmayacağı aşikar olup, davacı yanın kefaletten rücu iradesini gösterdiği herhangi bir belge dosyaya ibraz edilmediğini, davacı şahısların imzaladıkları sözleşmeler uyarında gayri nakdi riskten de sorumlu olduklarını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, rapora karşı itirazları değerlendirilmeden eksik inceleme neticesinde kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, müvekkili banka aleyhine gayri nakdi alacak yönünden hüküm tesis edildiği halde harç ve vekalet ücretinin nispi olarak hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ravaya konu takip takibinde, \"teminat mektubu bedelinin depo edilmesinin\" talep edildiğini, açılan işbu menfi tespit davası ile, \"teminat mektuplarından sorumlu olmadıklarının tespitinin\"  talep edildğini, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar vererek davacıların nakde dönüşen 168.400,00 TL'lik teminat mektuplarından sorumlu oldukları, 1.831.600-TL'lik gayri nakdi alacak yönünden borçlu olmadıkları yönünden hüküm tesis edildiğini, kararda her iki taraf için de nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, ayrıca 125.116,60-TL harcın davacılardan tahsil edilmesine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili banka aleyhine hükmedilen harç ve vekalet ücreti yönünden de kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>               \t      Dava; Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2010/19325 talep sayılı dosyasına konu borç nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;<br>\tGenel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstreleri,temlik sözleşmesi  vs deliller dosya arasında mevcuttur.<br>\tAnkara 23. İcra Müdürlüğünün 2010/19325 takip sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklı dava dışı ... AŞ tarafından davacılar ile dava dışı şirket  aleyhine 06.12.2010 tarihinde 5.078.944,29TL anapara 2.028.304,22 TL Faiz,101.415,217 TL BSMV, 111.500,00TL bloke edilecek çek yaprağı bedeli, 4.739.288.23 TL Mer'i Teminat Mektubu bedeli olmak üzere toplam  12.059.451,95 TL alacağın 5.078.944,29 TL için takip tarihinden (4.739.288,23-TL'lık teminat mektubu bedelinin blokesi, tazmini halinde tazmin tarihinden itibaren, ayrıca toplam 111.500,00 TL'lık çek yaprağından her bir çek yaprağı için banka tarafından ödenmesi gereken bu bedelinin blokesi, çeklerin ibrazı ile banka tarafından yasal sorumluluk miktarının ödenmesi halinde ödeme tarihinden) tahsiline kadar işleyecek %52,5 temerrüt faizi, % 5 gider vergisi, icra masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte tahsili, BK.84.madde gereği kısmi tahsilatların öncelikle faiz ve ferilerden mahsubunu talep ettiği,..., ..., ... ve ... riskin 2.000.000,00 TL ve temerrüt faizinden sorumlu oldukları,Riske karşılık 12 adet taşınmaz üzerinde tesis edilen toplam 3.202.500,00 TL'lık ipotek için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile kanuni takibe başlanacağından ve borçlular ... İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ... hakkında Ankara 23. İcra Müd.'nün 2010/16787 sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığından tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile takip yapıldığı  ödeme emrinin davacı ...'e 09.12.2010 tarihinde davacı ...'e 07.12.2010 tarihinde tebliğ edildiği takibe itiraz edilmediği anlaşılmıştır.<br>\t30.03.2015 tarihli temlik sözleşmesi ile dosyanın davalı ...(...) ... AŞ'ye devredildiği, temlik sözleşmesinde gayri nakit alacakların hariç tutulduğu görülmüştür.<br>\tYargılama sırasında bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 10/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacıların müşterek ve müteselsil borçlu bulundukları 18.01.2001, 29.01.2001, 28.02.2001 ve 24.10.2002 tarihli, sırasıyla 150.000,00 TL, 150.000,00 TL, 300.000,00 TL ve 1.400.000,00 TL olmak üzere toplam 2.000.000,00 TL'lik Kredi Limitli Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden dava dışı şirkete teminat mektubu kredisi kullandırıldığı, buna göre 2.000.000,00 TL ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarından sorumlu olacakları, temerrütlerinin de 15.11.2010 tarihinde oluştuğu, kredinin teminatı olarak davacı ...'a ait ... mahallesinde kain taşınmaz üzerinde toplam 375.000,00 TL'lik ipotek tesis edildiği, somut olayda davacı ... aynı borç için ipotek veren 3. şahıs olarak ayni, müşterek ve müteselsil borçlu olarak da şahsi sorumluluk üstlendiği, dolasıyla alacaklı bankanın davacı ... hakkında ipotek veren 3. şahıs sıfatıyla ipoteğin paraya çevrilmesi ve müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı nedeniyle genel haciz yoluyla takip hakkı bulunduğu, 14.12.2007 tarihli 6598 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan karara göre, dava dışı ... İnşaat...Ltd Şti'deki davacı ...'ın 24.000 payını ...'e, davacı ...'in 4.000 payını ...'e devrettiğinin görüldüğü, davacıların asıl borçlu şirketin ortaklığından ayrılmalarının, bu sözleşmeler çerçevesinde kullandırılan kredilere ilişkin sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı, ayrıca dosya içeriğinde, davacıların dava dışı bankaya ödeme yaptıklarını gösteren bir belge de bulunmadığı, akdi ilişkiyi düzenleyen sözleşmelerin 18 ve 27. maddelerinde tanınan yetki uyarınca bankanın, 04.10.2010 tarihi itibariyle kredileri kat ettiğine dair dava dışı kredi lehtarı şirkete Ankara 35. Noterliği aracılığıyla keşide ettiği 08.10.2010 tarih ve 20133 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile müşterek ve müteselsil borçlu davacılara Ankara 35. Noterliği aracılığıyla keşide ettiği 04.11.2010 tarih ve 22483 yevmiye sayılı ihtarnamesinde, mer'i toplam 4.739.288,23 TL'nin banka veznesine deposunu talep ettiği, deposu talep edilen teminat mektuplarının listesinin de ihtarname ekinde tebliğ edildiği, banka kayıtlarına göre takibe konu teminat mektupları halen mer'i oldukları, nakit kredi borçlarına yapılan tahsilatların 22.03.2010-10.10.2014 tarihleri arasında 4.803.155,10 TL olduğu, teminat mektupları için bankaya depo edilen bir tutarın bulunmadığının görüldüğü, davacıların müşterek ve müteselsil borçlulukları kapsamında verilen, icra takip tarihi itibariyle bedellerinin deposu gereken 15 adet teminat mektubu olduğu, bunların arasındaki ... A.Ş'ye hitaben düzenlenen 07.06.2007 tarihli 206290060044525 nolu 6.000,00 TL'lik teminat mektubunun 31.08.2010 tarihinde tazmin edildiği, dava dışı ...'ın, Ticari Bankacılık Pazarlama Müdürlüğü şubelerine 20.01.2009 tarihinden itibaren nakit kredilere yıllık %35 akdi ve bu oranın %50 fazlası olan yıllık %35 x 1,50=%52,50 temerrüt faizi uygulanacağını bildirdiği, ancak dava dışı şirketin kredi borçlarına %12 akdi faiz ve yıllık %18 temerrüt faizi oranı uygulanmasını kabul ettiği, buna göre davacıların 31.08.2010 tarihinde 6.000,00 TL olarak tazmin olan teminat mektubundan temerrütleri 12.11.2010 tarihinde oluştuğundan takip tarihi itibariyle toplam (6.000,00 TL asıl alacak, 72,00 TL temerrüt faizi ve 3,60 TL BSMV=) 6.075,60 TL sorumluluklarının bulunduğu, takipten itibaren asıl alacağa yıllık %18 temerrüt faiz talep hakkına sahip olunduğu, diğer (2.000.000,00 TL - 6.000,00 TL=) 1.944.000,00 TL'lik mer'i teminat mektubu tutarının depo edilmesi talep hakkına sahip bulunulduğu, depo öncesi tazminler için tazminden itibaren yıllık %18 temerrüt faizi talep edilebileceği belirtilmiştir.<br>\t31.12.2018 tarihli ek raporda özetle,  kök rapordaki görüşler tekrar edilerek, nakdi kredilerin, 05.11.2008 tarihli 50.000.000,00 YTL'lik Genel Kredi Sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, sözleşmede davacıların imzalarının bulunmadığı, nakit kredilerin sıfırlanmış olmasının davacıları teminat mektubu kredileri sorumluluğundan kurtarmayacağı, davacıların şirketteki hisselerini devrettikleri 14.12.2007 tarihine kadar şirket lehine verilen teminat mektuplarından sorumlu olacaklarının kabulü gerektiği, alacağını temlik eden dava dışı ... AŞ ...l Şubesinin 08.08.2018 tarihli cevabi yazısına göre, sorumluluklarının bulunduğu genel kredi sözleşmelerine istinaden dava dışı şirket lehine toplam 2.000.000,00 TL bedelli teminat mektubu düzenlenerek verildiği, 5 adet toplam 376.521,27 TL'lik teminat mektubunun iade olunduğu, 1 adet 687.158,00 TL'lik teminat mektubunun vadesinin dolduğu, 6.000,00 TL bedelli teminat mektubunun takipten önce, 8.400,00 TL bedelli teminat mektubunun takipten sonra 24.01.2014 tarihinde tazmin olunduğu, Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2010/19325 Esas sayılı dosyasından başlatılan takipte, 06.10.2010 takip tarihi itibariyle; davacıların, anaparanın 5.072.944,29 TL'lik, faizin 2.028.232,22 TL, BSMV'nin 101.411,62 TL'lik, bloke edilecek çek yaprağı bedeli 101.500,00 TL'lik, depo edilecek mer'i mektup bedeli 2.745.288,23 TL'lik kısımlarından borçlu bulunmadığı, takipten itibaren 6.000,00 TL'lik ana para borca ve depo talebine konu 14 adette toplam 1.994.000,00 TL'lik teminat mektuplarının tazmini halinde tazmin tarihlerinden itibaren yıllık %18 temerrüt faizi ödemekten borçlu bulunduğu, davacıların, davalıya 27.10.2016 dava tarihi itibariyle; takipten sonra depo talebine konu 5 adette toplam 376.521,27 TL'lik teminat mektubunun iade olunması, 1 adet 687.158,00 TL'lik teminat mektubunun vadesinin dolması, 1 adet 8.400,00 TL'lik teminat mektubunun 24.01.2014 tarihinde tazmin olması nedeniyle, anaparanın 5.064.544,29 TL'lik, faizin 2.028.232,22 TL, BSMV'nin 101.411,62 TL'lik, bloke edilecek çek yaprağı bedeli 101.500,00 TL'lik, depo edilecek mer'i mektup bedeli 3.817.367,50 TL'lik kısımlarından borçlu bulunmadığı, takipten itibaren 6.000,00 TL ile 24.01.2014 tarihinden itibaren 8.400,00 TL ana para borçları ile yıllık %18 temerrüt faizi ödemekten borçlu bulunduğu, TOKİ'ye hitaben düzenlenen 648.250,00 TL'lik vadesi 02.10.2018 olarak uzatılan 11.10.2017 tarihli 206574060048252 nolu teminat mektubunun akıbetinin dava dışı ...'dan sorulması, mektubun vadesi uzatılmış ise yukarıdaki tespitin değişmeyeceği, tazmin olmuş ise davacıların sorumluluk limiti kapsamında kalan 413.411,77 TL ana para borcu tazmin tarihinden itibaren yıllık %18 temerrüt faizi ile birlikte ödemeden borçlu olunduğu bildirilmiştir.<br>\t23.06.2021 tarihli ikinci ek raporda özetle; dava dışı .... tarafından Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2010/19325 Esas sayılı dosyadan 06.12.2010 tarihinde başlatılan takipte, davacıların imzalarının bulunduğu Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden verilen teminat mektuplarının tespitinde önceki raporlarda sehven 10.05.2004 tarihinden sonra verilen teminat mektupları da davacıların “müşterek ve müteselsil borçlu” yada “müteselsil kefalet” imzalarının toplam tutarı olan 2.000.000,00 TL'ye ulaşana kadar davacıların sorumlu olacakları yönünde hatalı tespitte bulunulduğu, davacıların sorumluluğunun 2.000.000,00 TL'lik limit ve 10.05.2004 tarihine kadar verilen teminat mektupları ile sınırlı olacağı şeklinde düzeltildiği, bu düzeltme sonucunda davacıların dava dışı ....'ne 06.12.2010 tarihinde Ankara 23. İcra Dairesinin 2010/19325 Esas sayılı dosyadan yapılan takipte dava dışı ....'ca davacıların 18.01.2001, 29.01.2001, 28.02.2001 ve 24.10.2002 tarihli toplam 2.000.000,00 TL'lık “müşterek ve müteselsil borçlu” yada “müteselsil kefalet” imzalarının mevcut olduğu Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden dava dışı ... İnş. San ve Tic. Ltd. Şti. lehine verilen ancak takipten sonra iade olunan mektuplar çıkarıldığında, davacıların dava dışı ....'a Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü'ne hitaben 13.05.2002 tarihli, 183949000030546 nolu 144.000,00 yeni TL'lık süresiz, Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü'ne hitaben 22.07.2002 tarihli, 184225060001465 nolu 10.000,00 yeni TL'lık süresiz, teminat mektupları nedeniyle olmak üzere toplam 154.000,00 TL'lik sorumlu olduklarından davacıların dava dışı ....'ye 2.000.000,00 TL-154.000,00 TL=1.846.000,00 TL'yi aşan tutardan sorumlu bulunmadıkları, 03.2015 tarihli “Tahsili Gecikmiş Alacakların Satış ve Temlik Sözleşmesi” ile davalı ... A.Ş.'ne Ankara 23., İcra Müdürlüğünün  2010/19325 E. sayılı dosyasındaki nakıt alacakların temlik edildiği, gayrınakdı alacakların  (mer'i 'temınat mektupları) temlike elverışlı bir alacak olmadıgından dava dışı ....'nin uhdesinde bulundugu/kaldıgı, buna göre davacıların davalı ... AŞ 'ye herhangı bir borcunun bulunmadığı belirtilmiştir.<br>Davacı yanca, davalı ... A.Ş. tarafından Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2010/19325 Esas sayılı dosyasında davacılar hakkında başlatılan icra takibine konu borcun sona erdiği iddiasıyla icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemiyle eldeki dava açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/01/2022 tarih 2016/797 Esas 2022/50 Karar sayılı karar Dairemizin 28/09/2023 tarih 2022/761 esas 2023/1256 Karar sayılı kararında yazılı gerekçeyle kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesi gönderilmesine karar verilmiştir. <br>\tDairemizin anılan kararı sonrasında mahkemece Dairemiz kararında belirtilen eksiklik giderilerek icra takibini başlatan ... A.Ş. davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonunda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, <br>\tDava konusu icra takibinde davalı ... A.Ş. tarafından 111.500,00 TL asgari çek sorumluluk bedelleri, 4.739.288,23 TL mer'i teminat mektubu bedellerinin depo edilmesi ve toplam 7.208.663,72‬ TL nakit alacağın tahsilini talep ettiği, takip talebinin \"not\" kısmının 2 nolu bendinde dosyamız davacıları ..., ... ve ...'nın murisi ... ile davacı ... ...'in de aralarında bulunduğu bir kısım kefillerin takip konusu riskin 2.000.000,00 TL ve temerrüt faizinden sorumlu oldukları belirtilmekle birlikte söz konusu sorumluluğun nakit alacak yönünden mi yoksa gayri nakit alacak depo talebi yönünden mi olduğuna ilişkin bir açıklama yapılmadığı, icra takibini başlatan ... A.Ş. tarafından takibe konu nakit alacakların 30/03/2015 tarihli temlik sözleşmesi ile davalı ... Yönetim A.Ş.'ye temlik edildiği, takip konusu gayri nakit alacakların depo talebi yönünden ise ...'ın alacaklı ve dolayısıyla davalı sıfatının devam ettiği, davacıların da eldeki davada takibe konu tüm borç nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve ...'e ait ... parsel 8 nolu bağımsız bölüm ve ... Parsel D blok 1 nolu taşınmaz ile ...'a ait ... parsel 6 nolu bağımsız bölümler üzerine haciz konulmak suretiyle yaratılan muarazanın men'i ile hacizlerin fekkine karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır. <br>\tMahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, davacı ... ve davacılar ... murisi ...'ın Ankara 23. İcra Dairesinin 2010/19325 Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen gayri nakit alacaklardan sorumlulukları bulunduğu belirtilen 2.000.000,00 TL gayri nakdi alacağın (nakde dönüşen 24/06/2005 tarihli, 8.400,00 TL bedelli, 07/06/2007 tarihli, 6.000,00 TL bedelli teminat mektupları ile meri olan 22/07/2002 tarihli, 10.000,00 TL bedelli ve 13/05/2002 tarihli, 144.000,00 TL bedelli gayri nakdi alacaklardan sorumlu olduklarının tespiti ile) 1.831.600,00 TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. <br>\tGerek dava konusu icra takip talebindeki açıklamalardan gerekse dava dilekçesindeki açıklamalardan dosyamız davacılarının kefalet limitleri olan 2.000.000,00 TL ile sorumlu tutuldukları anlaşılmakla beraber, söz konusu 2.000.000,00 TL'lik sorumluluğun nakit alacaklar yönünden mi yoksa gayri nakit alacaklar yönünden mi olduğuna dair bir açıklama ne takip talebinde ne de dava dilekçesinde yer almaktadır. <br>\tYine mahkemece, istinaf incelemesine konu kararın gerekçe kısmında davacıların, takip konusu nakdi kredilerin davacıların imzalarının bulunmadığı 05/11/2018 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılması nedeniyle davacıların nakit alacaklar sorumlu olmadıkları, yalnızca davacıların imzalarının bulunduğu sözleşmeler uyarınca asıl borçlu şirket lehine düzenlenen toplam 2.000.000,00 TL tutarında teminat mektuplarından sorumlu oldukları yazılmasına rağmen hüküm kısmında davacıların 2.000.000,00 TL gayri nakdi alacağın (nakde dönüşen 24/06/2005 tarihli, 8.400,00 TL bedelli, 07/06/2007 tarihli, 6.000,00 TL bedelli teminat mektupları ile meri olan 22/07/2002 tarihli, 10.000,00 TL bedelli ve 13/05/2002 tarihli, 144.000,00 TL bedelli gayri nakdi alacaklardan sorumlu olduklarının tespiti ile) 1.831.600,00 TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmek suretiyle gerekçede davacıların nakit alacakların tamamından sorumlu olmadıkları belirtilmesine rağmen hüküm kısmında yalnızca gayri nakit alacaklar yönünden menfi tespit hükmü kurulması ve nakit alacaklar yönünden menfi tespit davasının reddini sonucunu doğuracak şekilde \"fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmesi hüküm gerekçe çelişkisi niteliğinde olduğu gibi, Dairemizin 28/09/2023 tarih 2022/761 esas 2023/1256 Karar sayılı kararında belirtildiği ve dosya kapsamı ile sabit olduğu üzere ... tarafından yalnızca nakit alacaklar davalı ... Yönetim A.Ş.'ye temlik edilmiş olup, gayri nakit alacaklara ilişkin depo talebi yönünden ... A.Ş'nin davalı sıfatının devam ettiği, böylelikle eldeki davadaki talep yönünden iki adet davalı bulunduğu gözetilerek her iki davalının sorumluluklarının sorumlu oldukları/olmadıkları tutarlar yönünden tereddüte yer vermeyecek şekilde hüküm kurulması gerekirken ve mahkemece kararın gerekçe kısmında davacıların nakit alacaklar yönünden de sorumlu olmadıkları belirtilmesine rağmen hüküm kısmında davalı ... A.Ş.'ye karşı gayri nakit depo talebinden borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi ve fakat nakit alacaklar yönünden davalı ... Yönetim A.Ş.'ye karşı borçlu olmadıklarının tespitine yönelik ayrıca hüküm kurulması gerekirken, bu yönde olumlu ve olumsuz bir değerlendirme yapılmaması ve hüküm kurulmaması da usul ve yasaya aykırıdır.<br>\tBundan başka, her ne kadar mahkemece hüküm kısmında \"fazlaya ilişkin istemin reddine,\" denilmek suretiyle davacıların teminat mektubu depo bedellerine ilişkin talepleri dışındaki tüm taleplerin reddine karar verilmiş ise de, davalı ... A.Ş. tarafından dava konusu icra takibinde 111.500,00 TL tutarında çek sorumluluk bedellerinin depo edilmesi ve davacı yanca dava dilekçesinde ...'e ait ... parsel 8 nolu bağımsız bölüm ve ... Parsel D blok 1 nolu taşınmaz ile ...'a ait ... parsel 6 nolu bağımsız bölümler üzerine haciz konulmak suretiyle yaratılan muarazanın men'i ile hacizlerin fekki talep edilmiş olmasına rağmen mahkemece gerekçe kısmında takip ve dava konusu çek depo bedellerine ve davacının ...'e ait ... parsel 8 nolu bağımsız bölüm ve ... Parsel D blok 1 nolu taşınmaz ile ...'a ait ... parsel 6 nolu bağımsız bölümler üzerine haciz konulmak suretiyle yaratılan muarazanın men'i ile hacizlerin fekkine ilişkin herhangi bir gerekçe yazılmadığı, söz konusu taleplerin değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.  <br>\tÖte yandan, Hukuk Genel Kurulu'nun 06/11/2018 tarih ve 2018/19-689 Esas 2018/1624 Karar sayılı emsal içtihatında \".......5411 sayılı Bankalar Kanunu’nda “gayri nakdi kredi” kavramı tanımlanmamıştır. Ancak, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca; muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde yasal sorumluluk miktarına kadar ödeme yapmak; çekin karşılığının kısmen bulunması durumunda ise, kalan meblağı tamamlamakla yükümlüdür. Aynı maddede ödeme yükümlülüğü ile ilgili bu hususun, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmünde olduğu açıklanmıştır. Bu ödeme külfeti, sözü edilen Kanun gereğince bankalara yükletilmiş olduğundan, borçlunun bankadaki mevduatının bankaca müşterisine verilen her çek yaprağı için yasal sorumluluk miktarı ile sınırlı olarak banka lehine rehinli olduğunun kabulü zorunludur. Banka ile müşterisi arasında yapılan teminat mektubu veya çek hesabı açma sözleşmelerinde banka lehine risk gerçekleşmeden teminat mektubu bedeli veya karşılıksız çek bedelinden bankanın ödemek zorunda kalacağı meblağın depo edilmesini isteme yetkisi, söz konusu alacağın mevcut olduğunu göstermediği gibi, istenebilir olduğunu da göstermez (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 27.12.2017 tarih, 2016/1 E., 2017/6 K. sayılı kararı).<br>\tTüm bu açıklamalardan ve yasal düzenlemelerden ortaya çıkan sonuç, kefaletin verildiği anda borcun belirli ya da belirlenebilir olması gerektiği, kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi uyarınca kefil olunan açısından belirli yani ferdileştirilmiş bir borcun varlığının arandığı, kefilin yalnızca kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile bağlı olduğu, Çek Kanununun ödeme yükümlülüğü maddesi uyarınca, hesap sahibi ile banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayrinakdî kredi sözleşmesi hükmünde bulunduğu, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden de söz edilemeyeceği, belirsiz alacak için kefalet sözleşmesi kurulamayacağı, bu nedenle çek depo bedelinden hesap sahibinin sorumluluğunun bulunduğu ancak kredi sözleşmesini imzalayan müteselsil kefilin risk altındaki çek yaprakları nedeniyle bankanın Çek Kanunu uyarınca ödemesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebinden sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunması gerektiğidir. Eldeki kredi sözleşmesinde ise depo talebinin müteselsil kefilleri de kapsayıp kapsamayacağı hususunda açık bir hüküm bulunmamaktadır....\", denilmiştir. <br>\tMahkemece, takip konusu genel kredi sözleşmelerinin tüm sayfaları getirtilmeden ve incelenmeksizin ve çek asgari sorumluluk bedellerinin depo edilmesi talebine yönelik bir değerlendirme yapılmaksızın yalnızca teminat mektubu bedellerinin depo edilmesi talebine ilişkin olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yukarıda belirtilen Hukuk Genel Kurulunun içtihatında belirtilen ilkeler ışığında değerlendirme yapılmak üzere takip konusu genel kredi sözleşmelerinin tüm sayfalarıyla birlikte celp edilerek gayri nakit alacakların depo edilmesine ilişkin kefiller yönünden açık hüküm bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yönde bir inceleme yapılmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. <br>\t6100 sayılı HMK'nun 297. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre; bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini resen araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/Hanağası, Emel; Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2018, s. 474.).<br>\tAnayasa'nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. <br>\tKanun’un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve istinaf ve temyiz sırasında hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. <br>\tNitekim 07/06/1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan \"Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.\" şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.<br>\tÖte yandan mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Hem esastan hem de zaman aşımından ret kararı verilmesi HMK'nun 297. maddesi ile Anayasanın 143. maddesine aykırıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31/01/2019 tarih ve 2017/11-149 Esas 2019/49 Karar sayılı ilamı). <br>\t22/07/2020 tarih ve 7251 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 35. maddesi ile yapılan değişik HMK'nun 353/1.a-6 maddesi \"Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması\" hükmünü içermektedir.\t<br>\tYukarıdaki açıklamalar ve kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde somut olayda mahkemece yapılacak iş, davacılar vekiline dava dilekçesinde müddeabih olarak belirttikleri 2.000.000,00 TL'ye yönelik talebin ne kadarının gayri nakit alacak, ne kadarının nakit alacağa yönelik olduğunun açıklattırılarak ve söz konusu açıklama doğrultusunda her iki davalıdan talep edilen miktarların ayrı ayrı tespit edilerek her iki davalı hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması; icra takibinde talep edilen 111.500,00 TL miktarındaki çek asgari sorumluluk depo bedelleri yönünden gerekçe yazılarak hüküm kurulması; istinaf incelemesine konu kararda davacıların takip konusu nakit alacaklardan sorumlu tutulamayacakları belirtilmesine rağmen hüküm kısmında teminat mektupları depo bedellerine ilişkin talebin kısmen kabulü ile nakit alacaklar da dahil çek depo bedeli ve teminat mektuplarının nakde dönen kısımlarına ilişkin taleplerin reddedildiği sonucunu doğuracak şekilde \"fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmesinin hüküm gerekçe çelişkisine neden olduğu ve HMK'nun 297. maddesini aykırılık teşkil ettiği, çek depo bedelleri ve ...'e ait ... parsel 8 nolu bağımsız bölüm ve ... Parsel D blok 1 nolu taşınmaz ile ...'a ait ... parsel 6 nolu bağımsız bölümler üzerine haciz konulmak suretiyle yaratılan muarazanın men'i ile hacizlerin fekkine  yönünden herhangi bir gerekçe yazılmaması ve hüküm kurulmamasının Anayasa'nın 141. maddesi ve HMK'nun 297. maddesine aykırı olduğu gözetilerek söz konusu hususlardaki eksikliğin ve çelişkinin giderilmesi; Hukuk Genel Kurulu'nun 06/11/2018 tarih ve 2018/19-689 Esas 2018/1624 Karar sayılı kararında açıklanan ilkeler çerçevesinde takip konusu genel kredi sözleşmelerinin tüm sayfalarının getirtilerek inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. <br>\tTüm bu nedenlerle  ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \t<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;  <br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KISMEN KABULÜ ile,  <br>\t2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2024 tarih ve  2023/741 Esas 2024/278 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>                        4-Kaldırma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına,<br>5-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>6-Davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar harcının talep halinde anılan davalıya iadesine, <br>\t7-Davalı ... A.Ş.  tarafından yatırılan 31.280,00 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde anılan davalıya iadesine, <br>\t8-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\t9-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/09/2025<br><br>  Başkan-       Üye -                 Üye -  \t  Zabıt Katibi-<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ff677a9943bcf7a5","SID":"6f036d3e5316bde6"}}