{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/622 Esas  - 2025/1025 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/622 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1025<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/191 Esas 2022/795 Karar<br><br>DAVA\t: Ortaklıktan Çıkma, Çıkma Payı ve Kar payı Alacağı<br>DAVA TARİHİ\t: 12/05/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 01/10/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 09/10/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki asıl davada şirketin feshi - alacak, birleşen davada ortaklıktan çıkma, çıkma payı ve kar payı alacağının tahsili istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı asıl davada davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tAsıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı ...'nin ... Mühendislik Mimarlık İnşaat Müşavirlik Ticaret Limited Şirketi'nin %50'şer ortağı olduklarını, şirketi münferiden temsil ve ilzam yetkisinin müvekkiline ait olduğunu, davalı ortağın kendisine ait başka bir firma ile olan alışverişler dışında şirkete uğramadığını, ortaklar arasında uyuşmazlık çıktığını, davalı ortağın şirket müşterilerine 21/03/2016 tarihi itibariyle şirketle alakasının kalmadığını bildiren e-mailler gönderdiğini, müvekkilinin şirketin borçlarını şahsi hesabından kapatmaya çalıştığını, şirketin durma noktasına geldiğini, müvekkilinin şirket ortaklığını fiilen daha fazla sürdüremeyeceğini anladığından kendi adına ... Mühendislik Müşavirlik Isıtma Soğutma Ve İklimlendirme Sistemleri  Ticaret Limited Şirketi'ni kurduğunu, tarafların ortak olduğu şirketin davalı tarafa ait ... firmasına 46.306,37 TL borcu olmasına rağmen bu şirket tarafından 64.900,00 TL fatura düzenlenmek suretiyle davalı tarafın ortağı bulunduğu şirketi zarara uğratmaya ve kendisine menfaat sağlamaya yönelik girişimlerde bulunduğunu, davalının şirkete ait aracın kendisine teslimi için şikayeti üzerine karakola giden müvekkilinin bu aracı davalı tarafa teslim ettiğini, aracın 41.000,00 TL bedelle alındığını, bu bedelin yarısının müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin şirket adına yapmış olduğu ödemelerden dolayı şirketten toplam 100.912,04 TL alacağı bulunduğunu belirterek ... Mühendislik Mimarlık İnşaat Müşavirlik Ticaret Limited Şirketi'nin feshine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin şirket adına kendi hesabından yaptığı harcamalara karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsiline yada davalı ortağın tasfiye payından düşürülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tBirleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... ile davalı şirketin ortağı olduğunu, ortaklar arasında yapılan anlaşma uyarınca müvekkilinin şantiyelerle, diğer ortağın ise ofisle ilgileneceğini, diğer ortağın şirketin münferit temsil yetkisine sahip müdürü seçildiğini, müvekkilinin şahsına ait ... Teknik Servis ile şirket işlerinin üsteleneceğine dair anlaşma yapıldığından aynı işle uğraşan diğer firmalar ve bayilerden gelecek olan projelere müvekkilinin rakip konumda olması nedeniyle kaçırdığını, müvekkilinin maddi kayba uğradığını, şirket müdürünün şirket aleyhine yaptığı haksız ve suç teşkil eden işlemler bulunduğunu, banka kayıtları ile şirket müdürünün şirket hesabından para tahsil ettiğinin anlaşılacağını, ortaklar arasında herhangi bir anlaşma bulunmadığı halde maaş adı altında diğer ortağın şirket hesabından para çektiğini, aynı sektörde faaliyet gösteren bir başka şirketin diğer ortak tarafından kurulduğunu, bu durumun özen ve bağlılık yükümü ile rekabet yasağına aykırı olduğunu, yeni firmanın kurulması nedeniyle şirketin zarara uğradığını, 3 aylık süre içerisinde genel kurulun toplanmadığını, müvekkilinin haklarına riayet edilmediğini, şirketin alım faturalarının gerçekliği konusunda ciddi şüpheler oluştuğunu, faturalarda dahilinde yoksun kalınan karın tahsili gerektiğini, ayrılma akçesinin bilirkişi marifetiyle tespit edileceğini, icra ettiği işlerin maliyetleri düşüldüğünde şirketin kar elde etmesine herhangi bir engel bulunmadığını belirterek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkmasına, şimdilik 10.000,00 TL çıkma payı ile ödenmeyen karların dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tAsıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iddiaların somut belgeye dayanmadığını, sözlü olarak ortaklığın bitirilmesinden sonra maliyetine satış yapmanın bir anlamı olmayacağı düşüncesi ile kar eklenerek diğer ortağın firması tarafından fatura keşide edildiğini, davacının aynı konuda faaliyet gösteren başka bir şirket kurarak müvekkilini zarara uğrattığını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tBirleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket müdürü olan ...'ın her türlü harcama yetkisi bulunduğunu, yapılan harcamaların belgeli ve faturalı olduğunu, şirket müdürüne maaş ödendiği iddiasının doğru olmadığını, davacının benzer isimle şirket kurduğunu, rekabet yasağına aykırı davrandığını, ortağı bulunduğu şirketi sadece kendi teknik firmasının alışverişi için kullandığını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davalı şirket ortağı ve müdürü olan davacı ... tarafından şirketin diğer ortağı olan ...'nin şirketi zararlandırıcı işlemlerde bulunduğu iddiasıyla haklı nedenlerle şirketin feshi ve tasfiyesi talep edilmiş ise de, şirketin defterlerinde şirket ortağı olan ...'den 235,00 TL alacaklı olduğu,  ...'nin, ortaklığın sona ermesinden sonra şirkete maliyetine satış yapmanın bir anlamı olmayacağı düşüncesiyle 64.900,00 TL'lik fatura düzenlediği, davacının faturayı kabul etmediğinden 46.306,37 TL'lik fatura düzenlendiğini savunduğu, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü ...'nin işlem ve davranışlarının haklı nedenlerle şirketin feshi ve tasfiyesini talep etme sebeplerini oluşturmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine;  15/01/2015 tarihinde ticaret siciline tescil edilen davalı şirketi münferiden temsil ve ilzam yetkisi ile şirket müdürü olarak şirketin ortağı davacı ...’ın atandığı, bilirkişi raporuna göre; davalı şirketin ticari defterlerinin denetime elverişli olarak tutulmadığından kayıtların uygunluğunun denetlenmesinin tam olarak mümkün olmadığı, şirketin ...’a maaş ödemesi olarak toplamda 17.000,00-TL ödeme yaptığı, maaş ödemesine ilişkin herhangi bir kararın bulunmadığı, şirketin genel kurul toplantı ve müzakere defterin boş olduğu, şirketin genel kurul yapmadığı, şirketin cari hesap ilişkisi bulunan şirketlerden aldığı faturaların gerçekliğinin tespiti için karşıt incelemelerinin yapılması gerektiği, bilirkişi heyetince bunun yapılmasının da mümkün olmadığı, şirketin 2020 yılı sonu itibariyle ticari ilişki içinde olduğu firmalardan toplam 45.131,09- TL alacaklı olduğu, bu alacakların tahsili için herhangi bir işlem başlatılıp başlatılmadığının defterlerden tespit edilemediği, defterlerde “şüpheli ticari alacaklar” hesabının çalıştırılmadığı, birleşen davanın davacısı ...’nin özvarlık payının -21.039,73-TL olduğu hususlarının bilirkişi raporuyla tespit edilmesi karşısında şirketin ortağı olan ... için haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkma sebebinin mevcut olduğu gerekçeleriyle birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/468 Esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne, birleşen dosya davacısı ... davalı şirketin ortaklığından çıkma talebinin kabulüne, bilirkişi raporuna göre çıkma payı alacağı tespit edilemediğinden çıkma payı alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tAsıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin muhasebe kayıtları üzerinden davacının aleyhine olan hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesindeki iddiaların somut deliller ile ispatlandığını, diğer ortak ...'nin şirketi zarara uğratma kastıyla hareket ettiğinin mahkemece dikkate alınmadığını, davacıdan kaynaklanmayan ve her limited şirkette olabilecek şekilde basit muhasebesel hata olarak kabul edilebilecek nitelikte eksiklik veya yanlışlıkların müvekkili aleyhine değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece Ankara Bölge Adliye Mahk. 21. Hukuk Dairesinin kaldırma kararında belirtilen eksikler giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tAsıl dava, haklı nedenle limited şirketin feshi ile davacının şirketten olan alacağının tahsili istemine;   birleşen dava ise, limited şirket ortaklığından çıkma, çıkma payı ve kar payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavalı şirket ticaret sicil kaydı, şirketin banka hesap özeti, ticaret sicil gazetesi suretleri, ... teknik servis- ... tarafından davalı şirket adına düzenlenen 15/04/2016 tarihli fatura sureti, şirketin 01/01/2016 - 31/05/2016 tarihli mizanı, davalı şirket tarafından ... teknik servis- ...'ye gönderilen fazla kesilen faturanın iadesi konulu 05/04/2016 tarihli ihtarname sureti, ... ile davalı şirket arasında akdedilen 01/01/2015 tarihli araç kiralama sözleşmesi, birleşen dosya davacısı ... tarafından gönderilen e-mail sureti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/72625 sr. sayılı takip dosya sureti, yargılama aşamasında mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 16/01/2018 tarihli kök, 02/11/2018 tarihli ek rapor, davalı şirketin 31/12/2015 tarihli ayrıntılı bilançosu dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporu davalı şirket ticari defterleri incelenmeden düzenlenmiş olup, kök ve ek raporda taraflar arasında yaşanan olaylardan ve ortakların asıl ve birleşen davadaki taleplerinden karşılıklı olarak itimatlarının kalmadığı, her iki ortağın kusurlu bulunduğu, şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma talebinin haklı nedene dayandığı, ortakların iradesinin ortaklığın devam etmemesi yönünde olduğu, asıl davada davacının davalı şirketten 58.608,00 TL alacağının bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davacı ... ile birleşen dosya davacısı ...'nin davalı şirkette %50'şer hisse ile ortak oldukları, davalı şirketin kuruluşundan itibaren münferit temsil ve ilzam yetkisinin müdür olan davacı ...'ta olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tAsıl davada uyuşmazlık, davalı şirketin haklı nedenle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, davacının davalı şirketten alacağı bulunup bulunmadığı, birleşen davada ise uyuşmazlık, davacının limited şirket ortaklığından haklı sebep ile çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise çıkma payı alacak miktarı, ödenmeyen kar payı alacağı bulunup bulunmadığı, var ise kar payı alacak miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\t6100 sayılı HMK'nun 297. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre; bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini resen araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/Hanağası, Emel; Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2018, s. 474.).<br>\tAnayasa'nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. <br>\tKanun’un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve istinaf ve temyiz sırasında hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. <br>\tNitekim 07/06/1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan \"Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.\" şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.<br>\tÖte yandan mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31/01/2019 tarih ve 2017/11-149 Esas 2019/49 Karar sayılı ilamı). <br>\tAnılan hükümler kamu düzenine ilişkin olup re'sen gözetilecektir.<br>\tSomut olayda, asıl davada davacı yanca haklı nedenle limited şirketin feshi ile davacı ortağın davalı şirket adına kendi hesabından yaptığı harcamalara karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsili talep edilmiş olup, mahkemece dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporları içeriklerinin gerekçe kısmına yazılarak bilirkişi ek raporunda asıl dava davacısı ...'ın davalı şirketten 58.608,00 TL alacağının bulunduğuna ilişkin tespiti gerekçeye yazılmasına karşın, asıl dava davacısı ...'ın davalı şirketten alacaklı olup olmadığına ilişkin herhangi bir gerekçe yazılmadığı, davacının dava dilekçesinde talep ettiği alacak istemine yönelik herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır. <br>\tBu durumda mahkemece, asıl davada dava dilekçesinde yer alan tüm talepler hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulması ve gerekçesi yazılması gerekirken bu yükümlülüğe uyulmamış olması  HMK'nın 297. ve Anayasa'nın 141/3.maddesine aykırılık teşkil ettiğinden kamu düzenine aykırılık oluşturan bu husus re'sen gözetilmiştir. <br>\tİstinaf edilen bir kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle mahkemece HMK'nın 297. maddesine uygun bir hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece, asıl davada davacı yanın tüm talepleri hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmakla Dairemizce denetim yapılamamıştır.<br>\tTüm bu nedenlerle aslı davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık nedeniyle kaldırılmasına, asıl davada davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;  <br>\t1-Asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,  <br>\t2-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2022 tarih ve 2021/191 Esas 2022/795 Karar  sayılı kararının  KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Asıl davada davacı tarafından yatırılan 179.90 TL istinaf karar harcının talep halinde asıl davada davacıya iadesine, <br>\t5-Asıl davada davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\t6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, \t\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/10/2025<br><br><br>Başkan-             Üye -                          Üye -                Zabıt Katibi -<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9cb1f2c2492eb190","SID":"5bcedb12a72885db"}}