{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:26/05/2022<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:03/10/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının Antalya Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile Antalya 7. Noterliğinin 23/10/2019 tarih ve ... yevmiye numarası ile protestosunu yaptırdığı 21/10/2019 vadeli ve 14.954,00TL bedelli senedi icraya koyduğunu, oysa bu protestonun ellerine geçer geçmez davalının icra niyetinde olduğunu anladıkları için kendilerine ihtarname yolladıklarını, Antalya 10. Noterliği' nin 29/11/2019 günlü ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile suların bozuk olduğunu, kimseye satamadıklarını ve iade almaları gerektiğini bildirerek, senet nedeniyle borçlu olmadıklarını ihtar ettiklerini, davalının ihtarı hiç dikkate almadığını, senedi icraya koyduğunu, Antalya İl Hıfzı Sıhha Müdürlüğüne suyun teslim edildiğini ve suyun pis olduğuna dair rapor alındığını, bu bilgilerin davalı ile paylaşıldığı halde önce .... ili ... ilçesinden davacıyı icraya verdiklerini, buraya yaptıkları yetkisizlik itirazı kabul edildiğinde , Antalya Genel icradan icraya verdiklerini, davalının haksız olduğunu bildiği halde ısrarla icra yaptığını, bu nedenle haksız icra tazminatının en üst düzeyden tespitini talep ettiklerini, iddia ederek, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu olmadıkları nedenine dayalı olarak, takibin iptaline karar verilmesini dava boyunca davacıya yapılabilecek haciz işlemleri nedeniyle telafisi imkansız zararlar doğabileceğinden takibin tedbiren durdurulmasına veya icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini, Davalı icra alacaklısının 20 den aşağı olmamak üzere haksız icra tazminatına mahkum edilmesini, dava masrafı ve vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının taleplerinde haksız olduğunu, davacının Antalya Genel İcra Müdürlüğünün  ... E salıyı, kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla başlatılmış ve kesinleşmiş icra takibi bulunduğunu, kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla tahsile konulan alacakların, takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davasıyla durdurulması için gerekli olan teminat miktarının en az ... olduğunu, bu itibarla sayın mahkemenin aldığı ve takibin ... teminatla durdurulabileceği yönündeki karara itiraz ettiklerini, davanın esasına gelince; öncelikle davacı tarafın davalı firmanın ikametgahında bir arabulucuya başvurmasını işbu davanın ön şartı olduğunu düşündüklerini, bu itibarla dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, davacı ...'ın, davalıyla olan ticari faaliyetinden dolayı borçlu olduğunu, cari hesaptaki borcun kendisi tarafından da kabul edildiğini ve karşılığında senet verildiğini, bu senedin kendine has güçlü geçerliliğinin haricinde, davacının borcunu kabul ettiğine dair iş bu davada güçlü bir delil olarak kabul edilmesi gerektiğini, zira senet verilme hadisesi öncesinde var olan ticari ilişkiye, cari borca dayanmakta olduğunu, davacının iddialarının dinlenemeyeceğini,zira ayıplı malın ne şekilde iade edileceği, ayıplı malı elinde bulunduranın ne şekilde davranacağının yasalarımızda ayrıntılı olarak yazmakta olduğunu ve burada tekrar edilmeyeceğini, bu itibarla davacının ayıplı mal iddiasını ispatlayacak yasal olanakları değerlendirmediğinin kabul edilmesi gerektiğini, iddiaların da esasen tamamen gerçek dışı olduğunu, davalı firmanın suyunun bozuk çıkmasının mümkün olmadığını,kaldı ki her üretim partisinin binlerce litre su içermekte olduğunu,başka herhangi bir yerden şikayet gelmediğini,bu itibarla davacının borcunu ödememek için davalı firmaya onun ticari itibarını zedeleyecek ölçüde iftira atmakta olduğunu ve bu konudaki yasal haklarını şimdilik saklı tuttuklarını beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; \"...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava ticari satışta ödemeye konu senetten ayıp nedeniyle borçlu olunmadığına ilişkin menfi tespit davasıdır. Ticari satımın varlığı, malın teslimi ve senedin teslim edilen mallar nedeniyle verildiği ihtilaf konusu değildir. İhtilaf davalı yanca teslim edilen suların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise davalının senetten alacağı bulunup bulunmadığına ilişkindir.<br>Ayıp iddiası yönünden mahkememizce bilirkişiden davalının sunduğu analiz raporlarının davacıya satılan sularla ilgili olup olmadığı, bu hususun belirlenip belirlenemeyeceği hususlarında rapor düzenlenmesi istenmiş, bilirkişice imha tutanaklarının davacı yanca tek taraflı hazırlandığı, davacı yanca dayanılan analiz raporunun 20/06/2020 tarihli olup analiz sonuçlarına konu su ile dava konusu suyun aynı su olup olmadığının belli olmadığı, aynı su olma ihtimalinin uzak olduğu, aynı su olsa bile aradan uzun zaman geçmesi ile gerçeği yansıtmayacağı, 10/12/2019 tarihli düzenleyici ve önleyici faaliyet raporunda numunelerin alındığı seri numarası parti numarası ambalaj özellikleri bulunmadığı, resmi tutanakların olmadığı, beyan tarihi ile analiz tarihinin arasında oldukça uzun bir süre bulunduğu nazara alınmakla, davacının dava konu malların ayıplı olup olmadığı tespitinin mümkün bulunmamasına göre davacının ayıp iddiasını ispatlayamadığı vicdani kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmiş, verilen tedbir kararı teminat yatırılıp uygulanmamış olmakla İİK 72 koşulları oluşmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmemiş..\" şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; imha tutanaklarının dosyada olduğunu, imhaya ilişkin tanıklarının olduğunu, pandemi dönemi dikkate alınmadan test yaptırmakta geç kaldıklarını iddia etmenin doğru olmadığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, menfi tespit talebinden ibarettir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun dosya kapsamını yansıtmasına, raporda imha tutanaklarının davacı yanca tek taraflı hazırlandığı, davacı yanca dayanılan analiz raporunun 20.06.2020 tarihli olup analiz sonuçlarına konu su ile dava konusu suyun aynı su olup olmadığının belli olmadığı, aynı su olma ihtimalinin uzak olduğu, aynı su olsa bile aradan uzun zaman geçmesi ile gerçeği yansıtmayacağı, 10.12.2019 tarihli düzenleyici ve önleyici faaliyet raporunda numunelerin alındığı seri numarası parti numarası ambalaj özellikleri bulunmadığı, resmi tutanakların olmadığı, beyan tarihi ile analiz tarihinin arasında oldukça uzun bir süre bulunduğu, davaya konu malların ayıplı olup olmadığı tespitinin mümkün olmadığı şeklindeki belirlemelere yer verilmesine,  bilirkişi heyet raporunun hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi. <br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8e2ed48cebe45d0d","SID":"1d93f94a65155279"}}