{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: <br>TARİHİ\t\t: <br>NUMARASI\t\t: <br><br>DAVACI\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>MÜTEVEFFA\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29/09/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 16/06/2022 günü, ..... kavşağı mevkisinde, davalı ..... sürücülüğünü yapmış olduğu ..... plakalı tırın arkasına bağlı ..... plakalı mermer yüklü tırın arızalanmasından dolayı yolun emniyet şeridi içerisine sol teker yol çizgisinin üzerinde olacak şekilde park  etmesi ve olay yerinden ayrılması sonrasında, aynı istikamette seyir eden sürücülüğünü müteveffa ..... yaptığı ..... plakalı motosikletin park halinde bulunan dorseye arkadan çarpması şeklinde gerçekleşen kazada, davacının oğlu ve desteği olan 14/09/2005 doğumlu ..... hayatını kaybettiğini, davacı müvekkilin oğlu olan ..... ölümüne sebep olan dorse sürücüsü davalı ..... şikayetçi olunduğunu,  akabinde bu kişi hakkında ..... Mahkemesi'nin ..... E. Sayılı dosyasıyla kamu davası açıldığını, ceza davasının halen derdest olduğunu, davaya konu trafik kazasında, davalı sürücü ..... asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin, oğlu olan müteveffa ..... ölümü nedeniyle, ömrünün sonuna kadar onun bu desteğinden mahrum kaldığını, HMK‘nın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olacak şekilde ve ileride dava değeri artırılmak üzere 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalılar ..... ve ..... . Şti.'den kaza (16/06/2022) tarihinden, davalı ..... A.Ş. yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden ZMSS ölüm teminatı limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsiliyle müvekkiline ödenmesine, 500.000,00 TL manevi tazminatın kaza (16/06/2022) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..... ve ..... Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkilime ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı sigorta şirketi vekili, cevap dilekçesinde özetle; daya konu trafik kazası 16/06/2022 tarihinde, müvekkili şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı ..... plakalı araç, ..... plakalı araç ve ..... plakalı araç arasında gerçekleşen kazada ..... vefat etmiştir. ..... plakalı araç, ..... poliçe numarasıyla 17/01/2022-17/01/2023 tarihleri arasında müvekkil şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası ile sigortalı olduğunu, sigorta poliçesi bir zenginleşme aracı olmayıp sadece gerçek zarar tutarını teminat altına aldığını, davacı tarafın,  müvekkili şirketin sorumluluğunu iddia etmiş olsa da müvekkili şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine sevk edilmesini talep ettiklerini,  müteveffanın davacılara yönelik maddi bir desteği olduğuna dair somut delil bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ..... vekili, cevap dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazası 16.06.2022  tarihinde müvekkilin sevk ve idaresinde bulunan ..... Şti.'ne ait ..... plakalı çekicinin ..... plakalı dorsesine, aynı istikamette seyreden müteveffa ..... ..... plakalı motosikleti ile emniyet şeridinde park halinde bulunan ve  arızalanmış olan  dorseye arkadan çarpması sonucu kaza meydana geldiğini, meydana gelen kazada müteveffa ehliyetsiz olup aynı zamanda trafiğe koruyucu tertibatsız, kask ve dizlik kullanmadan çıkmış, aşırı hız yapmış ve kontörü kaybetmesi ile birlikte kaza gerçekleştiğini, dolayısı ile söz konusu kazada müteveffa tam ve asli kusurlu olup müvekkilinin kusuru bulunmadığını, müteveffa motosiklet sürücüsünün sola virajlı yolda aşırı süratli olarak seyir ederek bilinmeyen bir sebeple direksiyon hakimiyetini kaybederek yol dışına çıkarak park halinde bulunan Yarı römorka arkadan çarparak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. <br>Davalı ..... şirketi vekili, cevap dilekçesinde özetle; müteveffa ..... kaza anında sürücü belgesinin olmadığını ve kaza anında koruyucu kask takmadığının da tespit edildiğini, yine bilirkişi raporunda, motosiklet sürücüsünün sola virajlı yolda aşırı süratli olarak seyir ederek bilinmeyen bir sebeple direksiyon hakimiyetini kaybederek yol dışına çıkarak park halinde bulunan Yarı römorka arkadan çarparak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğinin anlaşıldığını, müvekkiline ait aracın gerekli tüm bakımları zamanında yapıldığını, kazanın, aracını tüm kurallara uygun bir şekilde kullanan sürücünün tüm dikkatine rağmen merhumun kusurlu davranışı neticesinde oluştuğunu, dava konusu kazada merhum asli kusurlu olan taraf olduğunu,  arkadan çarparak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği anlaşıldığını, müvekkiline ait aracın gerekli tüm bakımları zamanında yapıldığını, kazanın, aracını tüm kurallara uygun bir şekilde kullanan sürücünün tüm dikkatine rağmen merhumun kusurlu davranışı neticesinde oluştuğunu, dava konusu kazada merhum asli kusurlu olan taraf olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 16/06/2022 tarihinde davalı ..... sürücülüğünü yapmış olduğu ..... plakalı tırın arızalanmasından dolayı yolun emniyet şeridi içerisine park  etmesi ve olay yerinden ayrılması sonrasında, aynı istikamette seyir eden sürücülüğünü müteveffa ..... yaptığı ..... plakalı motosikletin park halinde bulunan ..... plakalı dorseye arkadan çarpması şeklinde gerçekleşen dava konusu edilen trafik kazasında, davacının oğlu ..... hayatını kaybettiği, kaza sonrasında davalı ..... hakkında ..... Mahkemesi'nin ..... E. Sayılı dosyasıyla kamu davası açıldığı, Mahkemece alınan 18/07/2022 tarihli kusur raporunda sanık ..... tali kusurlu, müteveffa ..... asli kusurlu olduğu,  Mahkemece yeniden 27/12/2023 tarihli ATK raporu alındığı, bu rapora göre de sanık ..... kusursuz, müteveffa ..... tam kusurlu olduğunun bildirildiği, Mahkemenin 11/09/2024 tarih ve ..... Esas, ..... Karar sayılı ilamı ile sanık ..... beraatına karar verildiği, kararın 13/12/2024 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin ön inceleme duruşmasına katıldığı, sonraki 22/10/2024 tarihli duruşmada mazeret bildirdiği ancak 25/02/2025 tarihli duruşmaya katılmadığı gibi mazerette bildirmediği, davalı vekillerince dosyanın takip edildiği ve işlemsiz bırakılmadığı anlaşılmakla Mahkememizce kesinleşmiş ceza dosyasında alınan ATK kusur raporu doğrultusunda davacının maddi tazminat talebinin ve manevi tazminat talebinin ayrı ayrı reddine \" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ..... Mahkemesinin 18/03/2025 tarih ve ..... Esas, ..... Karar sayılı gerekçeli kararı posta yoluyla ikamet adresine gönderildiğini, tebliğ evrakını 03/04/2025'te aldığını, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın usul ve yasaya uygun bulmadığından yasal süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunduğunu, maddi hasarlı ve ölüme neden olan trafik kazasının 16/06/2022'de meydana geldiğini, iki şeritli yolun sanığın sevk ve idaresindeki tır kamyonunun, dorsesinin güya arıza sebebiyle, dorse Tır kamyondan çekici kısmının çıkarılarak, işlek yol üzerine bırakıldığını, yolların sürücülere ve yayalara, bazı bölümlerde de canlı hayvan geçiş noktalarında canlılara ait kullanım alanları olduğunu, çift şeritli yol üzeri park yapılacak bir alan olmadığını, herhangi bir aracın yol üzerinde arızalanmasının arızalı aracın trafik akışını tehlikeye sokuyor ise, (nihayetinde tehlikeye sokmuş ve oğlumun vefatına sebep olmuştur) araç sahibi veya şoförü tarafından, trafik akışını tehlikeye sokmaması için yol kenarından derhal çekici ile çektirilerek, yol güvenliğini sağlamak mecburiyetinde olduğunu, Yerel mahkemede yapılan keşif sırasında görev alan bilirkişi ve gerekse dosya üzerinde Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesinde görevli bilirkişilerce düzenlenen raporlar tatmin edici raporlar olmayıp, trafik akışının sağlandığı yollarda trafiği engellemeyecek park alanı ve işareti var ise araç o zaman o alanda bırakılmasının hukuken mümkün olduğunu, Çift şeritli yolun, yöremizin turizm sezonu Haziran-Temmuz-Ağustos ve Eylül ayları içerisinde trafik akışının daha yoğun ve trafik sıkışıklığının daha fazla yaşanmasına sebep olduğundan, sanığın sürücüsü bulunduğu tır kamyonunun, kamyonun çekici takılan bölümden dorseyi çıkarıp trafik akışının bulunduğu yol güzergahına bırakılmasının kazanın gerçekleşmesinde çok büyük etken olduğunu, Yerel mahkemenin vermiş olduğu karar içeriğinde müteveffa ..... asli kusurlu, Tır şoförü ..... da tali kusurlu olduğundan bahsedildiğini, tali kusur oranına göre açtığı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ..... eksik inceleme ve araştırma neticesinde vermiş olduğu red kararı vicdanları yaralar mahiyette olup, mağduriyet yaşamış kişilerin tekrar bir acı çekmesine neden olacak şekilde bir karar olduğundan, Yerel Mahkemenin vermiş olduğu kısa ve gerekçeli kararı usul ve yasaya uygun bulmadığımdan, kararın Yüksek Mahkemece incelenerek, gerekçeli kararının lehine bozulmasına karar verilmesi istemiştir.<br>Davalı vekilinin istinaf cevap dilekçesinde özetle; ..... Mahkemesi'nin 18/03/2025 tarihli, ..... Esas, ..... Karar sayılı kararına karşı davacı taraf istinaf kanun yoluna yoluna başvuru yapmış olup istinaf başvuru dilekçesinin taraflarına tebliğ edildiğini, söz konusu davada verilen karar usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının kazadaki kusur durumunun hatalı belirlendiğinden bahisle istinaf yoluna başvuru yapmış ise de istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, davacının da dilekçesinde kabul ettiği üzere kazadaki kusur durumu gerek mahallinde keşif yapılmasını akabinde trafik bilirkişisinden alınan raporla gerekse de Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporla duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edildiğini, müteveffanın kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğuna dair raporların açık, anlaşılır ve denetime uygun raporlar olduğunu, bu kapsamda Yerel Mahkemece söz konusu raporun hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu, sonuç olarak ..... Mahkemesi'nin 18/03/2025 tarihli, ..... Esas, ..... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olup davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; trafik kazasından kaynaklanan ölüm  nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>..... Ceza Mahkemesinin ..... Esas, ..... Karar sayılı dosyasının incelemesinde; 18/07/2022 tarihli trafik bilirkişi raporuna göre sanık ..... tali kusurlu, müteveffa ..... asli kusurlu olduğunun rapor edildiği,  mahkemece Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına karar verildiği, Adli Tıp Kurumunun  27/12/2023 tarihli raporuna göre  sanık ..... kusursuz, müteveffa ..... kusurlu olduğunun bildirildiği, her iki bilirkişi raporu arasında çelişki meydana gelmesi üzerine mahkemece dosyanın  ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kuruluna gönderilmesine karar verildiği, ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporuna göre de; sanık ..... kusursuz, müteveffa ..... kusurlu olduğunun rapor edilerek çelişkinin giderildiği, Mahkemece CMK 223/2.c maddesine göre sanık ..... beraatına karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.<br> Eldeki davada mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, ceza mahkemesindeki kusur raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir.  Hal böyle olunca; ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi üzerinde durulması gerekmektedir.<br>Yargıtay HGK'nun 2013/4-1008  Esas  ve 2014/490 Karar kararında belirtildiği gibi \"....Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK.) 53.maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.<br>Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.<br>818 sayılı BK’nun “Ceza Hukuku İle Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53.maddesinde: “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da  mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” hükmü yer almaktadır (6098 sayılı TBK'nın 74.maddesi de paralel bir düzenlemeyi içermektedir.). <br>Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak hemen belirtilmelidir ki gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.1.975 gün ve E:1971/T-406, K:1975/1; HGK'nun 23.1.1985 gün ve E:1983/10-372, K:1985/21; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları).<br>Vurgulamakta yarar vardır ki hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi  gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına,  818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi bir engel oluşturmaz (HGK'nun 16.09.1981 gün E:1979/1-131, K:1981/587 sayılı ilamı; Mustafa Çenberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965,  s.22 vd.; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamı).<br>Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK'nun 11.10.1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları). <br>Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince, hukuk hakimi ceza hakiminin tespit ettiği kusurla bağlı değil ise de Ceza Mahkemesince tespit edilen fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağını saptayan maddi vakalar yönünden Ceza Mahkemesi kararı ile bağlıdır. Bu kapsamda ceza mahkemesince maddi vaka değerlendirilirken olayın oluşunun belirtildiği, bu kararın  kesinleşmiş olması durumunda bu maddi olgu artık hukuk mahkemesi için de bağlayıcı niteliktedir. <br>Yapılan açıklamalar kapsamında; ceza mahkemesi kararı ile sanığın  CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine  karar verilmesi, ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporu ile kusur durumuna ilişkin tereddütün giderilmesi, dosyada  tespit edilen \"tırın emniyet şeridine park ettikten sonra arkadan gelen motosikletin çarpması sonucu kazanın oluştuğu\" yönündeki maddi olgu tespitinin bulunması, olayın gündüz vakti meydana gelmesi ve tırın emniyet şeridinde park halinde olmasına rağmen vefat edenin motosikleti ile davalıya ait park halindeki otomobile  arkadan çarpması nedeniyle asli kusurlu olması, ceza dosyasında kesinleşen maddi olgu ile kazanın gerçekleşmesinde davalıya yüklenecek bir kusur bulunmamasına göre  davalı sürücüye yüklenecek bir kusur ispat edilemediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-..... Mahkemesi'nin ..... Esas, ..... Karar sayılı dosyasında verilen 18/03/2025 tarihli karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,<br>3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-HMK’nın 359/4. maddesi uyarınca iş bu kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde Dairemize sunulacak ya da Dairemize gönderilmek üzere başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi.26/09/2025\t\t\t\t<br>..... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d52d5e8e200e9d30","SID":"ec3324bdc1f8f4cb"}}