{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1314 <br>KARAR NO: 2025/1662<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/04/2024<br>NUMARASI: 2022/393 Esas  2024/369 Karar<br>DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARARININ<br>VERİLDİĞİ TARİH:15/10/2025 <br>YAZILDIĞI TARİH:15/10/2025 <br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2022/393 Esas  2024/369 Karar sayılı ilamına karşı davalı ... A.Ş vekili ile davalı ... A.Ş vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili; ... tarihinde davacı ...’un sevk ve idaresindeki ve diğer davacıların yolcu olduğu ... plakalı araç ile davalı ... şirketine ait olup davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış ve davalı ... tarafından kullanılan ... plakalı kamyonun çarpışması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, olayda asli kusurlunun davalı ... olduğunu, olaya ilişkin olarak Kayseri C. Başsavcılığı’nda soruşturma başlatıldığını, davalı sigorta şirketine ve arabuluculuğa başvurulmasına rağmen sonuç alınamadığını, davalıların olay nedeni ile zarardan sorumlu olduklarını, davacı ...’nin yurt içi ve yurt dışından emekli olduğunu, davacının kaza nedeni ile geçici, kalıcı iş göremezlik zararları oluştuğunu, davacı ...’nin ağır yaralanması nedeni ile geçici, kalıcı iş göremezlik ve bakıcı gideri zararları oluştuğunu, davacı ...’nin ise yaşı küçük olmakla birlikte anne ve babasının dava açmış olması nedeni ile kazadan kaynaklı geçici, kalıcı iş göremezlik zararları oluştuğunu beyan ederek her bir davacı adına ayrı ayrı maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. <br>Davacı vekili, 23/02/2024 tarihinde bedel artırım dilekçesi sunarak talebini 820.700,48 TL olarak (770.700,48-TL maddi, 50.000,00-TL manevi) belirlemiştir. <br>Davalı sigorta vekili; davanın yeni genel şartlara tabi olduğunu, davalının kullandığı aracın sigorta şirketi tarafından sigortalanmış olduğunu, davacının yeterli evraklar ile başvuru yapmadığını, bu şekilde başvuru yapılmış olması nedeni davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, bakıcı giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin teminat dışında olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusuru olmadığını, davacıların müterafik kusurlarının olduğunu, davalının poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, faizin dava tarihinden itibaren olabileceğini, davacıların kaza nedeni ile elde ettiği gelirlerin mahsubu gerektiğini, davacıların iddialarını ispat etmeleri gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. <br>Davalı ... şirketi vekili; davanın başvuru şartı yerine getirilmeden açılmış olması nedeni ile usulden reddi gerektiğini, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı için bu şekilde açılan davanın usulden reddi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde kusur durumlarının tespiti gerektiğini, maluliyet raporunun özürlülük ölçütüne göre İstanbul 3. İhtisas Kurulundan alınması gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, bakıcı gideri taleplerinin soyut olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; ... tarihinde meydana gelen kazada tarafların kusur durumunun tespiti için Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığın’dan alınan ... havale tarihli raporda davalı sürücü ...'ın %80 oranında, davacı sürücü ...'un %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, olay tarihi itibari ile uygulanması gerekli olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik dikkate alınarak düzenlenen Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın ... tarihli raporunda davacının 3 ay süre ile mutat iş ve gücünden kaldığı ve vücut genel çalışma gücünü % 8 oranında kaybettiğinin tespit edildiği, bu raporlar dikkate alınarak düzenlenen aktüer bilirkişisinin son raporu olan 16/02/2024 tarihli raporunda ise, davacının 5.060,03 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile davalı sürücünün kusur oranı dikkate alınarak davacının bakıcı gideri ile birlikte kalıcı iş göremezlik nedeni ile 767.031,30 TL tazminatını hakedebileceğinin tespit edildiği, davacı tarafından geçici iş göremezlik zararı yönünden de talepte bulunulmuş ise de, davacının kaza tarihi itibari ile çocuk olması, gelir getiren bir işte çalıştığını ispat edememesi nedeni ile söz konusu tazminatı haketmediği anlaşıldığından iş bu talebin reddine karar verildiği ve yine davada talep edilmediğinden bakıcı gideri yönünden raporda hesaplama yapılmış ise de hükümde herhangi bir karar verilmediği, davalıların kusurlu araç sürücüsü, işleteni ve aracın olay tarihinde geçerli ZMMS poliçesini düzenlemekle hesaplanan kalıcı iş göremezlik tazminat bedelinden sorumlu oldukları gerekçesiyle davacı ... için 766.652,46 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılar ... ile ... Ltd Şti’den olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı Sigorta Şirketinden temerrüt tarihi olan 14/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsiline tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... için 40.000 TL tazminat bedelinin davalılar ... ile ... Ltd Şti’den olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsiline tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine  karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Ltd. Şti vekili; kusur oranları yönünden yeterli inceleme yapılmadığını, müvekkilinin meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ... adına yapılan hesaplamanın tamamen hukuka aykırı olduğunu, davacı ... çalışmadığı için asgari ücret esas alınarak hem geçici iş göremezlik hem de maluliyet için hesaplama yapılması ve bu yönde ıslah yapılması ve bu yönde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, ıslaha temel olan bilirkişi raporunda sigortanın ne kadar ödediği ve raporda belirtilen miktarda bu sebeple ne kadar düşülmesi gerektiğinin belirtilmediğini, davacı tarafça bu hususta ek rapor alınmadan ıslah yapılmış olup, sigorta tarafından ödenen miktarın öncelikle bu noktada ıslah miktarından düşülmesi gerekmekte iken bu itirazının da dikkate alınmadan maddi tazminat yönünden hatalı hüküm kurulduğunu, davacıya hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... A.Ş vekili; maluliyete ilişkin çelişkinin giderilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, mahkeme tarafından hükme bağlanan tazminat tutarının bakiye poliçe teminatının üstünde kaldığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun 360.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, mahkeme kararında müvekkili sigorta şirketinin poliçe limiti gözetilmeksizin harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların tamamından müvekkili şirketinin de sorumlu tutulmuş olmasının yasaya ve usule aykırı olduğunu, davacının müterafik kusuru bulunduğundan hesaplanan tazminattan indirim yapılması gerekmekte iken, mahkeme tarafından müterafik kusur indirimi yapılmamasının hakkaniyete aykırı olduğunu, sigortacı olan müvekkili şirketten dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dava öncesi müvekkili şirkete usulüne uygun herhangi bir müracaat bulunmadığından müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE  GEREKÇE:<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatları ve manevi tazminat  talebine ilişkindir.<br>Bilindiği üzere, trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören zararını 6098 sayılı TBK'nun 49. ve 54. maddeleri uyarınca sürücüden (somut olayımızda davalı ... ... plaka sayılı aracın sürücüsüdür) isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun md. 3 uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden (somut olayımızda davalı ... Limited Şirketi ... plaka sayılı aracın malikidir) de maddi ve manevi zararın tazmini talep edilebilir. <br>Somut olayda; ... günü saat 19:30 sıralarında  davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ...  plaka sayılı kamyon ile ... Mahallesinde ... İl yolu üzerinde bulunan tali yola doğru geri geri gelmek istediği esnada aracının sol yan ön kısımlarına; Kayseri istikametinden ... İlçesi istikametine doğru seyreden davacının içinde yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin ön kısımlarının çarpması neticesi davaya konu trafik kazası meydana gelmiştir. Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki kamyon ile aydınlatma bulunmayan, meskun dışı mahalde İl yolundan tali yola girmek üzere geri manevra yapmadan önce yol üzerine, İl yolunu takiben seyreden araç sürücülerini uyarıcı mahiyette güvenlik tedbirlerini alarak geri manevrasını kontrollü bir şekilde yapması hususuna riayet etmediği, meydana gelen  kazada dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketiyle %80(yüzde seksen) oranında kusurludur. Diğer araç sürücüsü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti, aydınlatma bulunmamasıyla görüşün far ışığı altında sağlandığı yolda gece vaktindeki seyrini far ışığı altındaki görüş mesafesine uygun olmayan hızla ve yola gereken dikkatini vermeden sürdürmesiyle olay yeri kesimde, gerekli/yeterli önlemleri almadan İl yolundan tali yola geri manevra ile giriş yapmak isteyen sürücü ... sevk ve idaresindeki kamyonun sol yan ön kısmına, zamanında yeterli tedbir almadan çarptığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketiyle %20(yüzde yirmi) oranında kusurludur. Dosya kapsamıyla ve olayın gelişim şekliyle uyumlu olduğu anlaşılan ... tarihli Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı kusur raporuna itibar edilerek meydana gelen kazada ...'un %20, davalı sürücü ...'ın %80 oranında kusurlu görülmesi yönündeki ilk derece mahkemesinin kabul ve uygulama şeklinin doğru olduğu anlaşılmış, davalıların kusur oranı bakımından yaptığı istinaf itirazları haklı bulunmamış ve reddedilmiştir.<br>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının ... tarihli raporuna göre davacının %8 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 3 (üç) ay olduğu, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 hafta olduğu tespit edilmiş, bu raporun kaza tarihinde yürürlükte bulunan \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" kapsamında hazırlandığı görülmüştür. Dolayısıyla maluliyet raporunun hatalı olduğu yönündeki davalıların istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>6098 sayılı TBK'nun 49. maddesi maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin, bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Aynı doğrultuda, 2918 sayılı KTK'nun 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa\" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir.<br>Görüldüğü gibi, TBK'nun 72. ve 2918 sayılı KTK'nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı ve miktarları yönünden birbirine paraleldir.\t2918 sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nun 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir)<br>Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; davalı araç sürücüsünün neden olduğu trafik kazasının aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nın 89/1. maddesinde düzenlenen ve taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nun 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK'nun 109/2. maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçmeden önce 25.04.2019 tarihinde açılmış olması, ıslah tarihinin ise 24/02/2024 olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği ve davalı sigorta şirketinin zamanaşımı definin yerinde olmadığı açıktır.<br>Tek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri, 6098 sayılı BK’nun 61 ve 62. maddeleri uyarınca, zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, 6098 sayılı TBK’nun 162. maddesine göre, borcun tamamından sorumludurlar. Nitekim, 2918 sayılı KTK.nun 88/1. maddesinde, trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/5203 Esas, 2020/4530 Karar Sayılı ilamı) Davacı, zararlarını müştereken ve müteselsilen talep edebilecekleri gibi yasanın verdiği müteselsilen talep hakkından açıkça vazgeçerek her bir failin kusuru oranında da talepte bulunabilirler. Davacı vekilinin, dava ve ıslah dilekçesinde maddi zararlarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi isteminde bulunduğu anlaşılmakla yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği davalıların müşterek ve müteselsilen sorumluluk ilkesince, davalı sigorta şirketinin tazminatın tamamı üzerinden poliçe teminat limitiyle sınırlı olmak kaydıyla sorumluluğuna hükmedilmesinin yasaya uygun olduğu görülmekle davalı Sigorta Şirketinin, maddi tazminatın tamamı üzerinden poliçe teminat limitiyle sınırlı olarak müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının doğru olmadığına yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı belirlenerek reddedilmiştir.<br>Öte yandan, Somut olayımızda, davacının, dosya kapsamında müterafik kusura sebebiyet verecek davranışının mevcudiyeti ispatlanamadığından davalı Sigorta Şirketi vekilinin bu kapsamdaki istinaf itirazlarının da reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>Trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin tazminat davasında, alacak haksız fiilin yani kazanın meydana gelmiş olduğu tarihte muaccel olduğundan, alacağa kaza tarihinden itibaren araç sürücüsü ve işleten malikten faiz istenebilecek, sigortadan ise sigortaya başvuru tarihinden itibaren 2918 sayılı KTK'nın 99. maddesi uyarınca 8 işgünü içerisinde tazminatın ödenmemesi halinde temerrüte uğradığı tarihten itibaren, dava açılmadan sigortanın temerrüte uğratılmamış olması halinde ise dava tarihinden itibaren faiz istenebilecektir. Davacının sigorta şirketine Sigorta şirketine 01/02/2019 tarihinde başvuru yaptığı dosya kapsamından sabittir. Bu tarihten itibaren 8 iş günü sonrasında Sigorta Şirketi temerrüde düşmüştür. Mahkemenin, faiz başlangıcını, ihbar tarihi + 8 iş günü sonrası olan 14/02/2018 tarihi olarak belirlemesi isabetli olmuştur. Davalı Sigorta Şirketinin bu yöne değinen taleplerinin de reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Manevi tazminat yönünden; 6098 sayılı TBK'nun 56 maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, ölenin olay tarihindeki yaşı, tarafların kusur oranları, davacılar ile ölenin eş/çocuk şeklindeki yakınlıklarının derecesi, davacıların duymuş olduğu elem, üzüntü ve yıpranmanın giderilmesi ayrıca gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinden, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü, manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi göz önünde bulundurulduğunda, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacı yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarının uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmış dolayısıyla da davalı ... ... Ltd.Şti vekilinin manevi tazminatların miktarı bakımından yaptığı istinaf itirazının haklı olmadığı değerlendirilmiştir. <br>Ancak, Trafik Sigortası Genel Şartları'nın ( B–2-4 ) maddesine göre; “…Sigortacı dava masrafları ile avukatlık ücretlerini ödemekle yükümlüdür. Şu kadarki, hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse, sigortacı bu masrafları sigorta bedelinin tazminata oranı dâhilinde öder…” mahkemece, sigorta şirketi yönünden hükmedilen harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti sigorta bedelinin tazminata oranı nispetinde ödenmesi gerekirken, poliçe limitini geçen miktardaki tazminata ödenmesi gereken yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretine müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması hatalı olmuştur.<br>Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; eldeki davanın davalı sigorta şirketi bakımından zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, dava açılmadan önce davacıların arabuluculuk sürecini başlattığı ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı sabittir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi, 7036 sayılı Kanun'un 3. madde 14-16. fıkralarda; tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, yine bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderlerin anlaşmaya varılamaması halinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlenmiş olup, ilk derece mahkemesince devlet bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücretinin hüküm altına alınmamış olması hatalıdır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup, dairemizce resen dikkate alınması gereken yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretinin haksız çıkan taraftan tahsiline dair ilk derece mahkemesince karar verilmesi gerekirken, usul ve yasaya aykırı olarak ilk derece mahkemesince arabuluculuk ücretinin tahsiline yönelik hüküm kurulmamış olduğu tespit edilmiş olup, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, kamu düzeninden olan arabuluculuk ücretinin tarafların haklılık oranına göre taraflardan tahsiline karar verilmesi suretiyle yeniden hüküm kurulması gerektiği görülmüştür.<br>Her ne kadar davalı sigorta şirketi vekili sigorta limiti oranında harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti alınması yönünden istinaf isteminde bulunmuş ise de; mahkemece hükmedilen vekalet ücreti miktarı yönünden istinaf talebinde bulunmadığı anlaşıldığından vekalet ücretinde bir değişiklik yapılmamış olup mahkemenin hükmettiği miktar üzerinden oranlama yapılması gerektiği görülmüştür. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-2 uyarınca yargılamada bir eksiklik bulunmamakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı veya yargılamada bulunan eksikler duruşma yapılmadan tamamlanacak nitelikte ise Bölge Adliye Mahkemesince düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi mümkündür. Bu yasal düzenleme ve imkan doğrultusunda, davalı ... ... Ltd.Şti şirketi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddedilip, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun (sigorta limiti oranında harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti alınması yönünden) kısmen kabulüne karar verilerek ve arabuluculuk ücretinden sorumluluk noktasında kamu düzeni sebebiyle resen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-2 uyarınca Dairemizce, arabuluculuk ücretinden sorumluluk noktasında gerekli düzeltmeler ve sigorta şirketinin harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluk oranlarında duruşma açılmaksızın yapılarak karar verilmesi suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere);<br>A-)-Davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/l. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>- Davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,<br>B-)Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/393 Esas, 2024/369 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, hükmün HMK'nın 353/l-b/2 maddesi gereğince YENİDEN TESİSİNE,<br>1-)MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, davacı ... için 766.652,46 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılar ... ile ... Ltd Şii’den olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı Sigorta Şirketinden temerrüt tarihi olan 14/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsiline TAHSİLİ ile davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br>2-)MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, davacı ... için 40.000,00 TL tazminat bedelinin davalılar ... ile ... Ltd Şii’den olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilineTAHSİLİ ile davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br>3-)Maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 52.370,03-TL karar ve ilam harcından dava açılırken davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin harç ile 2.625,50-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 49.663,83-TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hâzineye GELİR KAYDINA, (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 23.197,97-TL ile sınırlı olmasına)<br>4-)Manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 2.732,40-TL karar ve ilam harcının davalılar ... ile ... Ltd Şii’den müştereken ve müteselsilen alınarak hâzineye GELİR KAYDINA,<br>5-)Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç ile 2.625,50-TL ıslah harcı toplamı olan 2.786,90-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 1.301,76-TL ile sınırlı olmasına)<br>6-)Maddi tazminat davası yönünden davacı tarafından yargılama boyunca yapılan, 254,25-TL tebligat, 161,25-TL posta ve müzekkere ücreti, 1.200,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.615.50-TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre belirlenen 1.607,01-TL'lik kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 750,63-TL ile sınırlı olmasına)<br>7-)Manevi tazminat davası yönünden davacı tarafından yargılama boyunca yapılan, 254,25-TL tebligat, 161,25-TL posta ve müzekkere ücreti, 1.200,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.615.50-TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre belirlenen 1.607,01-TL'lik kısmının davalılar ... ile ... Ltd Şti’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,<br>8-)Maddi tazminat davası yönünden, davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 113.331,34 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 52.937,06-TL sınırlı olmasına)<br>9-)Maddi tazminat davası yönünden, davalılar ... Ltd Şti ve ... Şirketi kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden davalılar lehine A.A.Ü.T. Uyarınca 4.048,02-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,<br>10-)Manevi tazminat davası yönünden, davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ile ... Ltd Şti’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>11-)Manevi tazminat davası yönünden davalı ... Ltd Şirketi kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. uyarınca 10.000,00-TLvekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Ltd. Şti.'ne VERİLMESİNE,<br>12-)Davalı ... kendisini bir vekille temsil ettirmediğinden bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA,<br>13-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-l 1-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320.00-TL arabuluculuk ücretinden (yargılama gideri) kabul/red oranına göre hesap edilen 1.313.00-TL'nin (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 613,30-TL ile sınırlı olmasına) davalılardan müştereken ve müteselsilen, 7,00-TL’sinin davacıdan alınarak hâzineye irat KAYDINA,<br>14-)Artan gider avansı olması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde harcanmayan gider avansının davacıya İADESİNE,<br>C-) Davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiş olmakla;<br>1 -) İstinaf karar harcının talep halinde davalıya ilk derece mahkemesince İADESİNE,<br>2-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma\taçılmadığından\tvekalet ücreti\ttakdirine YER OLMADIĞINA,<br>3-) Davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 400,00-TL dosya gönderi gideri olmak üzere toplam 1.569,40-TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>Ç-)Davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusu reddedilmiş olmakla;<br>1-)Alınması gereken 55.102,43 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 13.776,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 41.326,43 TL harcın davalıdan alınarak Hâzineye irat KAYDINA,<br>2-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma\taçılmadığından\tvekalet ücreti\ttakdirine YER OLMADIĞINA,<br>3-)Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>D-)1-) İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK’nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana İADESİNE,<br>2-) Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce YAPILMASINA,<br>Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-l uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/10/2025<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"217d85ac2f247d30","SID":"c17a76412bbf1277"}}