{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/630 - 2025/1680<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/630 <br>KARAR NO\t: 2025/1680<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 23/11/2023<br>NUMARASI\t: 2019/239 Esas - 2023/650 Karar<br><br>DAVACI \t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI \t: ANADOLU SİGORTA A.Ş. -  ....<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVA\t: Tazminat (Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 27/05/2019<br>KARAR TARİHİ\t : 10/10/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t : 10/10/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kendisinin avukat olduğunu, davalı sigorta şirketinden mesleki sorumluluk sigortası yaptırdığını, vekaletini aldığı dava dışı ...'ün iş kazasında parmaklarının kesilmesi nedeniyle işverenine karşı Kocaeli 4. İş Mahkemesi'nin 2010/617 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açtığını, bu dava sonrası harici anlaşma ile işverenden alacaklarını aldığını, dava dışı ...'ün parmaklarının kesilmesi sırasında Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesinden Kartal Devlet  Hastanesine ambulansla sevk edildiğini, bu nakil sonrası dikilen parmakların tutmadığını, ameliyatı yapan doktorun parmakların buz halinde gelmesi nedeniyle dikilemediğini raporuna yazdığını, bunun üzerine sağlık görevlileri hakkında Gölcük Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını fakat kovuşturma  izni alınamadığını, savcılık dosyasından davalı olarak yazacakları ismin belirlenmesini beklerken ve zaman aşımı süresinin 5 yıl olduğunu düşünerek idare mahkemesine süresinde dava açmayı ihmal ettiğini, Kocaeli 2.  İdare Mahkemesi'nin 2015/867 E. 2016/771 K. sayılı davada süre yönünden davanın Reddedildiğini, bu kararın Danıştay 15. Dairesinin 2016/760 E. 2017/1061 K. sayılı kararıyla onandığını, karar düzeltme taleplerinin de reddedildiğini, sebep olduğu bu zarar nedeniyle müvekkili ile 40.000,00 TL ödenmesi konusunda anlaştığını ve bunu çek ve nakit olarak kendisine ödediğini, 1.010,00-TL de karşı vekalet ücreti ödediğini, toplam 41.10,00-TL hasar bedelinin poliçe kapsamında ödenmesi için davalı sigorta şirketine 06.06.2018 tarihinde başvurduğunu, 27.06.2018 tarih ve 19/2667 sayılı cevabi yazı ile talebinin reddedildiğini, Sigorta Tahkim Komisyonuna vaki başvurusunun da 25.01.2019 Tarih ve K-2019/7846 sayılı kararı ile  usulden reddedildiğini,  davalı sigortanın red sebebi olarak ödeme yapılabilmesi için müvekkilin kendisine karşı hukuk davası açarak zararın tespitini istemesi veya  idare mahkemesinde veya idare hakkında açılacak dava sonunda idarenin bundan sorumlu olup olmadığı konusunda tam yargı davası açılması gerektiği ve ödemeden önce kendilerine başvuru yapılması gerektiğinin belirtildiğini, bunun  haklı olmadığını beyanla ödediği 41.010,00-TL hasar bedelinin 27.06.2018 red tarihinde en yüksek mevduat faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket tarafından çeşitli dönemlerde çeşitli numaralı mesleki sorumluluk sigorta  poliçeleri ile sigortaladığını, sorumluluğunun poliçe şartları ve limitleri ile sınırlı olduğunu, davacı sigortalının müvekkiline yaptığı ödeme hakkında davalı sigorta şirketini bilgilendirmediğini, oysa Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları' nın B.1.a maddesi gereğince; \"Sigortacının bilgisi ve yazılı muvafakati dahilinde olmak koşuluyla sigortalı tarafından ödeme yapılması\" gerektiğini, davaya konu olaya ilişkin tazminat talebinin poliçe özel şartına aykırı olması sebebiyle teminat dışında olduğunu,  zira bir tazminat talebinin bu poliçe kapsamında sigortacı tarafından karşılanabilmesi için sigortalının sorumluluğuna ilişkin mesleki hizmetin sigorta süresi içinde gerçekleşmesi ve bu hizmet sonucu oluşan zararla ilgili tazminat talebinin sigortalıya poliçe süresi  içinde (veya varsa uzatılmış bildirim süresi içinde) bildirilmiş olması gerektiğini, salt mesleki hatanın yapılması tazminat ödeneceği anlamına gelmediğini, Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanan genelge uyarınca; mağdur tarafından ileri sürülen tazminat talepleri, talebin sigortalıya ulaştığı ya da doğrudan sigortacıya başvurulduğu tarihte yürürlükte bulunan Mesleki Sorumluluk Poliçesi ile teminat altına alındığını, dolayısıyla bu poliçenin mesleki hatanın meydana geldiği tarihe göre \"olay esaslı\" olmayıp, \"talep esaslı\" poliçe olduğunu, dolayısıyla mesleki hata olduğu iddia edilen bir eylemin mesleki sorumluluk poliçesi kapsamında sayılabilmesi için, zarara ilişkin sigortalıya yapılan talebin poliçe vadesi içinde kalması ve aynı zamanda mesleki hata tarihinin de poliçe vadesi içinde kalması gerektiğini, kesintisiz yapılmış poliçelerde ilk poliçenin tanziminden geriye dönüş tarihi olan 5 yıl öncesinde gerçekleşmiş mesleki hatalar da poliçe teminatı kapsamında sayıldığını, sigortacının avukat olan sigortalının vermekte olduğu mesleki hizmetler dolayısıyla sigortalıya karşı ileri sürülecek tazminat taleplerinin sonuçlarına karşı onu poliçede belirtilen teminat limitine kadar ve poliçede aşağıda yazılı özel şartlar ile ekli mesleki sorumluluk sigortası genel şartlarının A.1. Maddesi (b) bendi hükümlerine göre sigorta ettiğini, dolayısıyla bir tazminat talebinin söz konusu poliçe kapsamında Sigortacı tarafından karşılanabilmesi için; Rizikonun gerçekleşebilmesi için üçüncü kişiler nezdinde somut bir zarar oluşması, sigortalının eylemi ile gerçek zarar arasında illiyet bağının da bulunması, sigortalının iddia edilen mesleki hatası ile davacının alacağına kavuşamadığı hususunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, somut olayda işverene karşı açılan davada maddi ve manevi zararın hüküm altına alınmış olması ve idarenin olayda kusurunun bulunup bulunmadığı ile tazmin edilmeyen zararın söz konusu olup olmadığı hususlarının tespit edilmesi gerektiğini, zira süresinde açılmamış olan davanın süresinde açılmış olsaydı dahi kabul edileceği anlamına gelmediğini, ayrıca poliçede yer alan muafiyet klozu gereğince hasarın %10 u tutarında muafiyet şartı bulunduğunu  beyanla haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın REDDİNE, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; parmaklarının bir kısmını kaybeden mobilya ustasının yaşının da genç olması ve aktif çalışma süresinin de uzun olması nedeni ile ciddi tazminat bedellerini ödeme riski ile karşı karşıya kalınacağının bir gerçek olduğunu, bu hususta alınan bilirkişi raporunun da bu hususu doğruladığını, yine vatandaşın yapacağı şikayetler sonrası  davacının hem Barodan mesleki disiplin cezası alacağı ve yine açılacak kamu davası sonrası ''Sanık'' olarak yargılandığı Ağır cezadan mutlaka bir ceza alacağının da bir gerçek olduğunu, sadece davalı sigorta şirketine, süresinde başvuru yapmadığı ve yine sigorta şirketinin bilgisi ve yazılı muvafakatinin bulunmadığı yönündeki gerekçe, her olayın kendi içindeki özel haller olabileceği gerçekliği yanında, yine zararın davacının sorumluluğundan kaynaklandığına dair mahkeme kararı aranmasının da, ne kadar akla yatkın olduğunun ortada olduğunu, tek taraflı düzenleme ile belirlenmiş olan salt davalı sigorta şirketinin bilgisi ve yazılı muvafakatinin  bulunmadığı sebebi ile yine arz ettikleri riskler karşısında illaki davacının sorumluluğundan kaynaklandığına dair mahkeme kararı aranmasının da ne kadar hakkaniyeti uygun olduğu hususları dikkate alınmadan, alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere ilgili 3. kişinin uğrayacağı muhtemel zarar da dikkate alındığında, anlaşılan miktarın makul olduğu hususu da dikkate alınmadan verilen kararın kaldırılmasını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/11/2023 tarih, 2019/239 Esas - 2023/650 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava mesleki sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; avukatlık mesleğini icra eden davacının davalı ile 261784117-3 numaralı mesleki sorumluluk sigortası poliçesi tanzim edildiği, poliçe vadesinin 11.04.2018-11.04.2019 tarihleri olduğu, davacının dava dışı müvekkili ...’ün geçirdiği iş kazası nedeniyle iş verene karşı Kocaeli 4. İş Mahkemesinin 2010/617 esas sayılı dosyası ile işverenden tazminatın alındığı, yine kazalı işçinin iş kazasında kesilen parmakları nedeniyle kaldırıldığı Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesinden Dr. Lütfü Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, sevk sırasında kazalının parmaklarının eldiven içerisinde buz kalıbının yanında organ kutusu içinde taşınması nedeniyle parmakların uygun şartlarda taşınmadığından katılaştığı ve sertleştiği, bu nedenle dikilemediği, bu şekilde dava dışı işçinin maddi ve manevi zararının oluştuğu, sağlık görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, kovuşturma izni verilmediği, davacı tarafından idare aleyhine açılacak tam yargı davasının zaman aşımı süresinin kaçırıldığı, bu hususta açılan davanın Kocaeli 2. İdare Mahkemesinin 2015/867 esas 2016/771 karar sayılı kararı ile davanın süre yönünden reddine karar verildiği, anılan kararın Danıştay 15. Dairesinin 2016/7601 esas 2017/1061 karar sayılı ilamı ile onandığı, karar düzeltme talebinin de Danıştay 15. Dairesinin 2016/7601 esas 2017/1061 karar sayılı ilamı ile reddedilerek kesinleştiği, bundan sonra davacının dava dışı müvekkilinin maddi ve manevi zararının giderilmesi hususunda 30.05.2018 tarihinde anlaşmaya varıldığı ve davacının müvekkiline anılan zararı için 40.000,00 TL ve vekalet ücreti olarak da 1.010,00 TL ödeme yaptığı bu şekilde anılan zararın poliçe kapsamında karşılanması için davalı sigortaya başvurduğu, sigorta tarafından tazminat talebinin mesleki sorumluluk sigortası genel şartları B.1.a maddesi gereği ödemenin davalının bilgisi ve muvafakati dışında ödendiğinden bahisle reddedildiği, anılan zararın tazmini için eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>Dava, avukatlık mesleki sorumluluk sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.<br>Sorumluluk sigortası; sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat ödemeyi yükümlendiği bir sözleşmedir. Sorumluluk sigortaları sigortalının üçüncü kişilere karşı sorumluluğuna sebebiyet veren olaylar sonucunda mal varlığının azalmasını güvence altına almaktadır. Bu itibarla sorumluluk sigortalarında menfaat; sigortalının üçüncü kişilere karşı sorumluluğuna sebebiyet veren olaylar sonucunda mal varlığının azalmasının engellenmesidir.  Zira sorumluluk sigortası sigortalının üçüncü kişilere olan sorumluluğunu ortadan kaldırmamakta ancak bu sorumluluk sebebiyle sigortalının mal varlığında oluşabilecek azalmayı en aza indirmeyi amaçlamaktadır.<br>Sorumluluk sigortasının bir türü olan mesleki sorumluluk sigortası ise belirli bir öğrenim sürecinden geçerek meslek sahibi olmuş kişilerin mesleki faaliyetleri sırasında üçüncü kişilere verdikleri zarardan doğan sorumluluğu sigorta himayesi kapsamına alınmaktadır. Gerçekten de uzmanlık gerektiren meslekleri icra eden kişilerin icra ettikleri mesleğin mahiyeti ve türü ne olursa olsun, mesleğin icrası sırasında neden olunan zararlardan doğabilecek olan sorumlulukları dolayısıyla tazminat talebiyle karşılaşma rizikosunun, sorumluluk hukuku prensiplerinden taviz vermeksizin, sigorta himayesine alınması en uygun çözümdür. Mesleki sorumluluk sigortaları, sağlık ile ilgili meslekler, yapı ve yapım ile ilgili meslekler, hukukçular, ticari ve mali işlerle ilgili meslekler gibi geniş bir alana yayılmıştır.<br>Tüm  sigorta  sözleşmelerinde  olduğu  gibi  mesleki  sorumluluk  sigortası sözleşmesinde de riziko; gerçekleşip gerçekleşmeyeceği veya ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan, ancak gerçekleşmesi hâlinde zarar veya ekonomik bir ihtiyaç doğuran olaydır. <br>Mesleki sorumluluk sigortasında, sigortalının mesleki faaliyetleri sırasında üçüncü kişilere verdiği zarardan doğan sorumluluğu sigorta koruması kapsamına alınmaktadır. Avukatlık mesleki sorumluluk sigortası için de uygulanacak olan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1. maddesine göre bu koruma iki şekilde yapılmaktadır. Birinci durumda “sözleşme süresi içinde meydana gelen olay sonucu doğan ve sorumluluk hükümleri uyarınca tazmini sözleşme süresi içinde ya da sonrasında talep edilen zararlara karşı (A.1.a.)” teminat sağlanmakta; ikinci durumda ise “sözleşme yapılmadan önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen bir olay nedeniyle, sadece sözleşme süresi içinde sigortalıya karşı ileri sürülebilecek taleplere karşı sözleşmede belirtilen miktara kadar isteme ilişkin makul giderleri de içerecek şekilde (A.1.b)” teminat sağlanmaktadır. Taraflar bu iki durumdan birini içerecek şekilde sözleşme yapabilecekleri gibi her ikisini içerecek şekilde de sözleşme yapabilirler.<br>Sigorta sözleşmesinin Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1. maddesinde belirtilen durumlardan hangisine göre yapıldığı rizikonun gerçekleşmesinde de etkili olmaktadır. Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.1. maddesine gereğince; sözleşmenin Genel Şartların A.1.a. maddesine göre yapılması hâlinde, sigortalının, sözleşme süresi içinde yürüttüğü mesleki faaliyeti dolayısıyla, gerek sözleşme dönemi gerekse sözleşmenin bitiminden itibaren iki yıl içinde başkalarının zarara uğraması sonucunda riziko gerçekleşmiş olmaktadır. Bununla birlikte sözleşmenin Genel Şartların A.1.b. maddesine göre yapılması hâlinde ise, bir yıldan az olmamak kaydıyla sözleşme yapılmasından önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen olaya bağlı olarak; (a) sigortacının bilgisi ve yazılı muvafakati dahilinde olmak koşuluyla sigortalı tarafından ödeme yapılması veya; (b) sigortacının, sigortalıya ayrıca hukuki yardımda bulunmayı da üstlendiği mesleki sorumluluk sigortalarında, tebligat ile davanın veya hukuki takibin öğrenilmesiyle veyahut da; (c) zararın gerçekleştiğinin ve bu zararın sigortalının sorumluluğundan kaynaklandığının mahkeme tarafından karar altına alınması hâllerinde riziko gerçekleşmiş olmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-2847 esas 2020/1058 karar sayılı ilamı) <br>Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; davacının davalı ile 261784117-3 numaralı mesleki sorumluluk sigortası poliçesi tanzim edildiği, poliçe vadesinin 11.04.2018-11.04.2019 tarihleri olduğu, poliçenin “Avukatlık Mesleki Sorumluluk Klozu” kısmındaki özel şartlarda poliçenin mesleki sorumluluk sigortası genel şartlarının A.1 maddesi b bendi hükümlerine göre sigorta edildiğinin düzenlendiği görülmüştür.<br>Yukarıda detaylandırıldığı üzere; sözleşmenin Genel Şartların A.1.b. maddesine göre yapılması hâlinde ise, bir yıldan az olmamak kaydıyla sözleşme yapılmasından önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen olaya bağlı olarak; (a) sigortacının bilgisi ve yazılı muvafakati dahilinde olmak koşuluyla sigortalı tarafından ödeme yapılması veya; (b) sigortacının, sigortalıya ayrıca hukuki yardımda bulunmayı da üstlendiği mesleki sorumluluk sigortalarında, tebligat ile davanın veya hukuki takibin öğrenilmesiyle veyahut da; (c) zararın gerçekleştiğinin ve bu zararın sigortalının sorumluluğundan kaynaklandığının mahkeme tarafından karar altına alınması hâllerinde riziko gerçekleşmiş olmaktadır.<br>Davacının tazminat talep ettiği olaya ilişkin ödemesini 30.05.2018 tarihinde yaptığı, ödemeyi yaptıktan sonra 06.06.2018 tarihinde davalı sigortaya başvuru yaptığı, dosyaya gelen evraklarda ödeme hususunda davalının onayının ve muvafakatinin bulunduğuna dair delil bulunmadığı görülmüştür. Yukarıdaki mevzuat ve sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının dava dışı 3. kişiye ödeme yaptığı tarihlerde sigortacının bilgisi ve yazılı muvafakatinin olmadığı, yine zararın davacının sorumluluğundan kaynaklandığına dair verilmiş bir mahkeme kararının da olmadığı gözetilerek davacı talebinin ilk derece mahkemesince reddedilmesi isabetlidir. (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/568 esas 2022/8930 karar sayılı ilamı)<br>Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile kalan 345,55-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/10/2025<br>\t<br>\t\t\t<br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3b7f377e5b671dd5","SID":"e6f0f3b1c6027c14"}}