{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 09/10/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 20/02/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVALI\t: 1- ......  <br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVALI\t: 2- ......  <br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVA\t\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 09/10/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09/10/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 30.07.2021 tarihinde Ahırlı İlçesi ...... Mahallesi istikametinde seyir halinde iken karşıdan gelen ...... plakalı ......'ye ait aracın müvekkiline çarpması sonucu maddi hasarlı / yaralanmalı trafik kazasına meydana geldiğini, müvekkilinin kaza neticesinde sağ diz kapağının kırıldığını, dizini bükemez ve sağ bacağı üzerinde yürüyemez olduğunu, kaza sonrasında Seydişehir 19. J. Tim Komutanlığı yetkililerince trafik kazası tespit tutanağı tutulduğunu, Bozkır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma neticesinde davalı sürücü ...... hakkında Bozkır Asliye Ceza Mahkemesi ... Esasa kayıtlı ceza davası açıldığını, yapılan yargılamada ......’nün asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini ve 05.10.2023 tarihli celsede; hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezaya hükmedildiğini, Konya Şehir Hastanesinden 03.05.2023 tarihli adli tıp raporu alındığını, müvekkilinin dava konusu kaza sonucu ömür boyu kalıcı olarak malul kaldığını, müvekkilinin belgeli ve belgesiz tüm tedavi gideri, hastane masrafı, bakıcı gideri, geçici ve sürekli iş göremezlik zararının, sigorta şirketinin sorumlu olduğu maddi tazminatın poliçe limiti kadar olan kısmının kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı sigorta şirketince doğrudan tazmin edilmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketine başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, dava konusu kaza sonrasında müvekkilinin, maddi tazminatın poliçe limiti kadar olan kısmının sigorta şirketince, limit dışında kalan tutarın ...... tarafından kaza tarihinden itibaren işletilecek mevduata uygun en yüksek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, hem maddi hem de manevi olarak büyük yıkıma uğradığını, kazanın ve kalıcı malul kalmanın yarattığı ruhsal ve yaşamsal olumsuzluklar; davacının halen ve bundan böyle yaşam süresinin sonuna kadar yoksun kalacağı yaşama zevkleri olanaklarından yoksunluk nedeniyle, davalının ağır kusuru da gözetilerek manevi tazminat talebinde bulunulduğunu, kaza sonucu  müvekkilinin geçirmiş olduğu kaza nedeniyle çektiği acıların ve ızdırabın bir nebze de olsa giderilmesi için 50.000-TL değerinde manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ......'den tahsilini, davalı  ...... adına kayıtlı başkaca bir araç ve taşınmazlar üzerine teminatsız ihtiyati haciz, bu talebimiz kabul görmemesi haline cebri satışlara engel olacak nitelikte teminatsız ihtiyati tedbir şerhinin konulmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ...... Sigorta A.Ş. vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı ......'nün müvekkilinin sigortalısı olduğunu, meydana gelen dava konusu kazada sigortalısının kusurunun olmadığını, kusur raporu alınması gerektiğini, davacının maluliyetinin kaza nedeniyle olup olmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkilinden talep edilen tazminat miktarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatından ve tedavi/bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, bu sebeplerle; davacının davasının öncelikle usulden reddine, aksi halde esastan reddine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ...... vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ikame edilen davanı görevli ve yetkili mahkemesi, genel yetki kuralları uyarınca davalının yerleşim yerinin bağlı olduğu asliye hukuk mahkemesi olan Bozkır Asliye Hukuk Mahkemeleri olması gerektiğini, ceza dosyasındaki kusur raporunda davalı sürücüye atfedilen kusur oranının kabul etmediklerini, yeniden rapor alınması gerektiğini, davacı tarafın kaza öncesinde motorla karışmış olduğu çeşitli trafik kazalarından kaynaklı olarak yaralandığı, vucüdunun muhtelif yerlerinde kırıklar oluştuğu, çeşitli fiziki, anatomik problemler yaşadığının bilindiğini, bunun tam tespiti için de davacının tıbbi öyküsünün araştırılması gerektiğini, olayda tespit edilen kusur oranı gerçeği yansıtmadığını talep edilen 50.000,00 TL'lik  tazminatın hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının manevi tazminat taleplerinin günümüz şartlarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve kazadan sonra meydana geldiği iddia olunan maluliyete uygun olmadığını, müvekkiline bir kusur izafesi halinde bile istenilen tazminat miktarı fahiş ve nedensiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, bu nedenlerle haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; yargılamaya esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi ek raporu ile birlikte davacı vekilinin 19/12/2024 havale tarihli bedel artırım dilekçesi ve 08/01/2025 tarihli ıslah dilekçesi de nazara alınarak; Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 383.743,30 TL, geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 8.477,70 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 4.024,69 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 3.000,00 TL' nin davalı sigorta şirketinden 16/11/2023 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), diğer davalı yönünden kaza tarihi olan 30/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>6098 sayılı TBK'nın manevi tazminat başlıklı 56. maddesi; “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmünü amirdir.<br>TBK 56. madesine göre bir olaydan zarar gören kişinin çektiği acıları bir nebze olsun azaltmak veya bozulan ruhsal dengesi yeniden düzelmesi için zarar veren kişiden bir miktar ücreti talep edebileceğini düzenlenmiş olup; kanun koyucu manevi tazminatın miktarını tayin etme hakkını hakimin takdirine bırakmıştır. Hükmedilecek miktar uğranılan zararla orantılı, duyulan acıyı hafifleticek nitelikte olmalıdır. Manevi tazminatın takdiri yapılırken tarafların ekonomik ve sosyal durumları, tarafların kusurları da gözetilmesi gerekmektedir. Manevi tazminatın miktarı bir tarafın zenginleşmesine, diğer tarafın yıkımına neden olmamalıdır. Belirtilen bu çerçeve ile birlikte davacının kusuru ve yaralanma derecesi dikkate alındığında manevi tazminat taleplerinin kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın  davalı ......'dan 30/07/2021tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davanın KISMEN KABULÜ İLE;<br>Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 383.743,30 TL, geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 8.477,70 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 4.024,69 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 3.000,00 TL' nin davalı sigorta şirketinden 16/11/2023 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), diğer davalı yönünden kaza tarihi olan 30/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE<br>Manevi tazminat talebinin kabulü ile; 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ......'dan 30/07/2021tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ...... Sigorta A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu kazanın oluş tarihi ve kişinin yaşı göz önünde bulundurulduğunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanması gerektiğini, tedavi giderleri, geçici bakıcı ve geçici iş göremezlik giderlerinden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, Yargıtay kararları gereği kazazedelerin hastanede kaldığı günlerde bakımları hastane tarafından gerçekleştirildiği için geçici bakıcı hesaplaması yapılırken bu günlerin hesaplama dışı bırakılması gerektiğini, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmeliğe göre maluliyetin tespit edilmesi gerektiğini, bakıcı gideri hesabında net asgari ücretin esas alınması gerektiğini, dosyada mevcut evraklarda davacının kaza sonrası diz ve bacak bölgesinden yaralanmış olmasının başvurucunun kaza anında koruyucu ekipman kullanmadığına işaret ettiğini, bu nedenle hesaplanan tazminat tutarlarına %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ...... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; alanında uzman bilirkişilerce tanzim edilecek olan rapor doğrultusunda kusur oranının yeniden tayin edilmesi gerekirken yerel mahkemenin bu yöndeki itiraz ve beyanlarını dikkate almaksızın hüküm kurduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının günümüz şartlarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve kazadan sonra meydana geldiği iddia olunan maluliyete uygun olmadığını, mahkemece bilirkişi raporlarına karşı sunmuş oldukları itirazların hiçbir suretle değerlendirmeye alınmadığını, hatalı rapor üzerinden hüküm tesis eden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, koruyucu ekipman kullanmayan davalı bakımından tanzim edilen raporda müterafik kusur indiriminin tatbik edilmemesinin raporun doğruluğuna gölge düşüren bir diğer husus olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın yeniden görülerek usulüne ve yasaya uygun karar verilmesini, davanın yeniden görülmesi mümkün değil ise hükmün kaldırılmasını ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyet belirlenmesine ilişkin uygulanacak yönetmelik hükümleri ve hesaplama yöntemlerine ilişkin görüş ayrılıkları olduğundan dolayı, değer artırımı talebi yapılırken, müvekkilinin hak kaybı yaşamaması adına taraflarınca buna göre değer artırım bedeli belirlendiğini ancak kısmen reddolan maddi tazminat tutarı  üzerinden müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, karşı tarafın kusuru ile malul kalan ve mağdur olan müvekkilinin uygulama farklılıklarından dolayı karşı tarafa vekalet ücreti ödemek zorunda kaldığını, kısmen ret kararını kabul etmemekle birlikte, üst mahkemelerdeki uygulama farklılıklarından dolayı, hak kaybı yaşanmaması adına, dava bilirkişi raporları kapsamında ıslah edildiğinden dolayı müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Mahkemece verilen karar, davacı, davalı ...... Sigorta A.Ş. Ve davalı ......  tarafından istinaf edilmiştir.<br>Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.<br>1-Kamu düzeni ve davacı ve davalının maluliyet ile davacının aktüerya  istinafı yönünden yapılan incelemede;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”<br>Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; “Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.<br>Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Bu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından;<br>Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir. (Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları)<br>Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve vergilendirilmiş  gelirin nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından, vergi dairesinden, işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu halde mahkemece, AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre PMF yaşam tablosu ve Progressif Rant sistemine göre hazırlanan rapor ile kaza nedeniyle oluşan maluliyete dayalı olduğu açıkça belirtilerek illiyet bağı yazılı 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin baz alındığı uzman heyetinden alınan maluliyet  raporuna itibar edilmesi gerekirken, TRH yaşam tablosu ve yanlış maluliyet yönetmeliği esas alınarak karar verilmesi isabetsiz olmakla birlikte; alternatifli olarak alınan PMF yaşam tablosu ve Progressif Rant sistemine göre hazırlanan rapor ile 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin baz alındığı uzman heyetinden alınan maluliyet  raporuna dayalı olarak yapılan tazminat hesabına göre davacı tarafça bedel artırımında bulunulduğundan, usule uygun bu hesaplamaya göre karar verilmesi gerektiğinden, yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. Davacının itirazının kabulüne karar verilmiştir.<br>2-Davalı tarafın geçici iş göremezliğin, tedavi giderlerinin ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde:<br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,<br>1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, <br>2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,<br>3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,<br>Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.<br>Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.<br>Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki;<br>1-Bakıcı giderleri<br>2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)<br>3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.<br>Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez.<br>Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. (Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)<br>Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan 18/06/2016 tanzim tarihli Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan  Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de  düşünülemez.<br>ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2020 TARİHLİ RESMİ GAZETDE YAYINLANA 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 E 2019/40 K SAYILI KARARINA GÖRE 6704 SAYILI KANUNU 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA \" İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE GENEL ŞARTLARDA\" İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.<br>Bu halde davalı tarafın geçici işgörmezlik, tedavi giderleri ve bakıcı  tazminatının teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerine değildir.<br>3-Bakıcı gideninin brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmasının yanlış olduğuna ve hastanede kalınan sürenni bakıcı gideri hesabında dikkate alınması gerektiğine ilişkin itirazın incelenmesinde:<br>Kaza tarihinde yürürlükte olan brüt asgari ücret tutarı (tamamı) üzerinden hesaplama yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından itirazın reddi gerekmiştir. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2020/1566 E  2020/6103 K)<br>4-Davalıların müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği itirazında;<br>6098 sayılı Borçlar Kanun’un, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanun’un 52.maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.<br>Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78 inci maddesinde \"Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir.\" düzenlemesi yapılmıştır. <br>Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesinde \"Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları mecburidir.<br>(Değişik ikinci fıkra:RG-19/2/2014-28918) Sürücü ve yolcular için, nicelik ve nitelikleri bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde ve Karayolları Trafik Kanununa göre çıkarılan diğer yönetmeliklerde gösterilen koruyucu tertibatlardan;<br>a) Üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı,” şeklinde düzenlenme bulunmaktadır.<br>Somut olayda; kaza tespit tutanağında davacının koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığı belirlenmemiştir. Her ne kadar kaza sırasında diz bölgesinden yaralanan motosiklet sürücüsü davacının, kaza sırasında koruyucu ekipman olarak dizlik kullanmadığı ileri sürülmüş olsa da  KTY'nin ilgili maddesinde motosiklet sürücüleri için bu bölgeler için koruyucu ekipman kullanımı zorunlu tutulmadığından, mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmamasında bir yanlışlık bulunmamaktadır. İtirazların reddi gerekmiştir.  (aynı mahiyette Y. 4. HD'nin  2023/546 E. - 2024/13772 K.sayılı kararı)<br>5-Manevi tazminatın miktarına itirazda,<br>Hakimin  özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.<br>O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre  manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>Yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna, davacının kaza nedeniyle, kemik kırığı olduğu, % 8  oranında meslekten kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşmesinin 4 ay olduğu gözetilip, davalının kusur durumu ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete göre fazla olmadığı bu itibarla davalı ...... vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, davalı ...... vekilinin ve davalı ...... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak mahkemece yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK 353/1/b.2 maddesi gereğince esas hakkında yeniden hüküm kurularak,  karar verilmesi gerektiği  sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davalı ...... vekilinin ve davalı ...... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun REDDİ, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda KABULÜ ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;<br>Davanın KABULÜ İLE;<br>1-Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 641.445,75 TL, geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 8.477,70 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 4.024,69 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 3.000,00 TL'nin davalı sigorta şirketinden 16/11/2023 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve sürekli iş göremezlik zararı için sakatlık teminat klozu limiti olan 430.000,00 TL ile, geçici iş göremezlik zararı, bakıcı ve tedavi giderlerinden doğan zarar için tedavi klozu limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) diğer davalı yönünden kaza tarihi olan 30/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>2-Manevi tazminat talebinin  kabulü ile; 50.000,00 TL manevi tazminatın  davalı ......'dan 30/07/2021tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine,<br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>3-Alınması gereken 48.291,63 TL karar ve ilam harcına karşılık peşin alınan 427,60 TL harç, 1.756,15 TL ve 5.341,03 TL tamamlama harçlarının mahsubu ile eksik olan ‭‭‭40.766,85 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde ‭25.690,33 TL'sinden sorumlu tutularak) alınarak hazineye gelir kaydına,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 1.756,15 TL ve 5.341,03 TL tamamlama harçları olmak üzere toplam ‭7.952,38 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde ‭5.011,40 TL'sinden sorumlu tutularak) alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri 6.700,00 TL bilirkişi ücreti, S.Ü. Tıp Fakültesi Adli Tıp A.B.D. Başkanlığı fatura ücreti 5.846,08 TL, 985,00 TL posta tebligat gideri ‭‭‭toplamı olan ‭‭‭13.531,08‬ TL'nin  davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin ‭‭8.526,97 TL'den sorumlu tutularak) alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,<br>7-Maddi Tazminat yönünden; Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 102.542,22 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin 69.537,91 TL'sinden sorumlu tutularak) alınarak davacıya ödenmesine,<br>8-Manevi Tazminat yönünden; Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ......'den alınarak davacıya ödenmesine, <br>9-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından; buna göre 3.800,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketi poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutularak) alınarak Hazine’ye gelir kaydına,<br>10-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı bulunması halinde ilgilisine iadesine,<br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>11-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>12-Alınması gereken 30.687,97 TL harçtan peşin alınan 7.675,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 23.012,57 TL harç giderinin davalı ......'den tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>13-Alınması gereken 27.272,47 TL harçtan peşin alınan 6.818,11 TL harcın mahsubu ile bakiye 20.454,36 TL harç giderinin davalı ...... Sigorta Anonim Şirketi'nden tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>14-Davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf başvuru gideri ile 135,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.818,10 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>15-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,<br>16-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına<br>Dair, HMK'nun 361 maddesi gereğince; davalı ...... yönünden TEMYİZ YOLU AÇIK, diğer davalı ve davacı yönünden ise HMK'nun 362. maddesi gereğince; (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 09/10/2025<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> e-imzalı<br><br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br><br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br><br>...<br>Katip<br>...<br> e-imzalı<br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"203bcb5d150c940b","SID":"4ac65d85d34b89a1"}}