{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/616 <br>KARAR NO\t: 2025/1604<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 09/01/2024<br>NUMARASI\t: 2023/609 Esas -  2024/16 Karar<br><br>DAVACI\t: ... - ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ....<br>DAVALI\t: ... - ... - ....<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ....<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ\t: 15/09/2021<br><br>KARAR TARİHİ\t: 08/10/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 16/10/2025<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ile davalı arasında iki adet aracın satışı ve iki adet aracın alımı sözleşmesi yapıldığını, müvekkili üzerine de 130.000,00 TL vermeyi borçlandığını, müvekkilinin borcunu ifa ettiği halde davalı bir türlü ifaya yanaşmadığını, kendi vermesi gereken araçların devrini vermediğini, müvekkilinin çok zorlanarak, araya ortak tanınan bir çok hatırlı insanlar sokarak, çok zorla araçların devrini aldığını, buna rağmen davalı Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/19466 Esas sayılı takibi ile örnek (7) ödeme emri gönderdiğini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak faiz talebi ile beraber 81.000,00 TL. para istediğini, buna ilişkin ödeme emrinin müvekkiline 16.08.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, 17.08.2021 tarihinde de müvekkilinin Iğdır İcra Dairesinden 2021/1476 Muh. numarası ile itiraz ettiğini, takibin bu şekilde durdurulduğunu, davalı müvekkilini icra tehdidi altında bıraktığını, her ne kadar süresinde itiraz edilmiş olsa da, icra takibi durmuş olsa da tehdidin ortadan kalkmadığını, davacının iş bu davayı borca itiraz sonrasında açmasında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.01.2021 tarih, 2011/19-622 Es. 2021/9 K. sayılı kararı doğrultusunda hukuki yararı olduğu da açık olduğunu, 15.04.2021 tarihli, 200526 seri nolu 'alım-satım ve araç sipariş sözleşmesi' ile taraflar arasında sözleşme imzalandığını, bu sözleşme ile müvekkilinin iki adet Mercedes araba takası ile beraber toplam 235.000,00 TL bedelli sözleşme yapıldığını, müvekkilin karşılığında 76.... plakalı 2021 model Ford Transit (19+1) ve 76.... plakalı 2021 model Ford Transit (19+1) araç satın aldığını, satılan araçlar ise, Mercedes araçlar 76.... plakalı ve 41... plakalı Mercedes araçlar olduğunu,  bunu üzerine sözleşme tarihi olan 15.04.2021 tarihinde TEB A.Ş.'den 2.800,00 TL.'sı,  ve gene 15.04.2021 tarihinde 40.000,00 TL ödeme yaptığını ve 28.05.2021 tarihinde kalan 90.000,00 TL.'sını da ödeyerek hesabı kapattığını, buna rağmen davalı 26.05.2021 tarihli toplam 288.000,00 TL.'lık  ve 28.05.2021 tarihli gene 288.000,00 TL.'lık iki adet fatura kestiğini, sonra da 97.000TL.'sı borcunuz kaldı ödeyin yoksa yasal yollara başvuracağım içerikli T.C. Akçakoca noterliğinin .... yevmiye nolu, 14.07.2021 tarihli ihtarını çektiğini, bu ihtara cevaben 28.07.2021 tarihinde Iğdır 1'nci noterliğinin .... yevmiye nolu ihtarı ile cevap verildiğini, bütün bunlara rağmen davalı Gebze İcra Müdürlüğünden 2021/19466 Esas sayılı ilamsız takiplerde ödeme emri göndererek 81.000,00 TL.'sı faiz ve masrafları ile beraber, fazlaya ilişkin alacak haklarını saklı tutarak takibe geçtiğini, 16.08.2021 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine karşı müvekkilinin süresi içerisinde itiraz ettiğini, gene yedi günlük itiraz süresi dolmadan huzurunuzda ki iş bu menfi tespit, borçlu olmadığının tespiti ve neticede takibin iptali için davayı açtıklarını, bütün bu nedenlerle menfi tespit davasının kabulü ile müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkilinin sıfır kilometre panelvan araçların iç dizayn yaparak minibüse çevirdiğini ve sattığını, davacı müvekkilinden araç alışverişi yaptığını ve bakiye araç bedeli için de davaya konu yapılan Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/1476 E. sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davacı tarafından haklı alacak talebi ile ilgili olarak yaptıkları icra takibine itiraz edildiğini, huzurdaki dava haksız ve yasal dayanaklardan yoksun olduğunu, borcu ödemekten kaçınmaya matuf olarak açıldığını, ekte sundukları sözleşmelerden de anlaşılacağı üzere aracın panel van olarak satış sözleşmesinde iç dizaynın ayrıca faturalandırılacağı ve toplam araç bedelinin bu şekilde belirleneceğinin belirtildiğini, yine iç dizayna ilişkin olarak müşterinin talepleri doğrultusunda bir sözleşmenin tanzim edildiğini, davacı davasında neden takip dosya borcu kadar borçlu olmadığını izah etmediğini, takip dosyası için de huzurdaki dava ile birleştirme talepli olarak bir itirazın iptali davası açılacağını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... Davanın REDDİNE ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin son kararı ile daha önceden istinaf edilen kararda Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. H.D.’nin 23.06.2023 tarih, 2022/1207 Esas, 2023/1089 Karar sayılı kararına uyulmadığını, adeta  direnildiğini, son yapılan yargılamada aldırılan 03.11.2023 tarihli bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı hatalı red kararı verildiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının borçlu olmadığını başkaca yazılı ve kesin delillerle ispatlayamadığı anlaşılmış ve bu durumda ispatlanamayan ve sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesi taraflar arasındaki somut ticari ilişkiye ve yasaya uygun bulunduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kararının onanması, davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 09/01/2024 Tarih - 2023/609 Esas - 2024/16 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; Davacı ile davalı arasında, davalı tarafından iki adet aracın dizayn edilerek satılması, davacı tarafından da buna karşılık 2 adet aracın ve bakiye kalan bedelin ödenmesi konusunda sözleşme imzalanmıştır. Davalı, bakiye 81.000,00 TL'nin davacı tarafından ödenmediği iddiasıyla Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/19466 Esas sayılı takibi başlatmış, davacının itirazı üzerine takip durmuştur. Davacı tarafından 15.04.2021 tarihli, ... seri nolu 'alım-satım ve araç sipariş sözleşmesi' ne göre araçların kendisine teslim edilmesi, satış bedelinin 450.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, kendi araçlarının davalıya teslimi ve yapılan ödemeler ile borcun kapandığı, bu hususun ticari defterlerden de anlaşıldığı savunulmuş, davalı ise , satış bedelinin araç bedeli ile birlikte dizayn bedelini de içerdiği, her iki bedel için 288.000,00 TL araç başına fatura düzenlendiği, yapılan ödemeler ve devredilen araç bedelleri mahsup edildiğinde davacının borçlu olduğunun savunulduğu, Mahkemece davacının borcu bulunduğundan bahisle davanın reddedildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir.<br>Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346). <br>Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.<br>Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).<br>Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren \"kanuni unsurlar\" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas-  2021/5363 karar).<br>Dava  konusu  faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul  Kanununun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br><br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir(HGK 2017/(19)11-944 E. 2021/197  K. sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir(Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı).<br>Somut olay incelendiğinde, davacı tarafından ticari ilişki kabul edilmekle beraber, borcun ödendiği, yani ticari ilişkinin kabul edildiği, ancak borcun 450.000,00 TL olduğunun savunulduğu, borcun da 450.000,00 TL olarak ödendiğinin iddia edildiği, ancak davalının düzenlemiş olduğu, 288.00,00 TL'lik faturaların ticari defterlerine işlendiği, bu şekilde davacının 288.000,00 TL'lik iki adet faturayı kabul ettiği, belgelere ve dekontlara göre davacının 450.000,00 TL ödeme yaptığının görüldüğü, bu durumda davalının bakiye alacağının bulunduğu, davalının takip ettiği miktarı bu bedelden düşük olması nedeniyle davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davalı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,80-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,<br>4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/10/2025Tahsin TÜRKBEN<br><br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır <br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"61c42cdf65ddbfb5","SID":"45251ada0b32f933"}}