{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....\t(...)<br>ÜYE\t\t: .....\t(...)<br>ÜYE\t\t: .....\t(...)<br>KATİP\t\t: .....\t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 10/09/2024<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: .....<br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALI\t: ........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVA\t\t: Alacak<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 15/10/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 16/10/2025<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas  sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 10/09/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı,  davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin de içinde bulunduğu ........ Grubu tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede, müvekkilinin de aralarında bulunduğu binlerce Türk vatandaşının davalı şirket tarafından, hile ve aldatma yoluyla hataya düşürülerek, şirket ortağı olacakları söylenerek hisse senedi satışı gerçekleştirmek,  yatırılan paraların istenilen her an geri çekilebileceği ve yüksek oranlarda kâr payı verileceği garantileri ile adeta bir banka gibi davranmak suretiyle binlerce Türk Vatandaşından haksız kazanç elde ettiğini, hal böyleyken davalı şirket tarafından müvekkilinden haksız ve hile yoluyla tahsil edilen paranın davalı şirkete ödendiği tarihten itibaren en yüksek ticaret faiziyle birlikte tahsilini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğundan bahisle; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ve ek bilgi ve belgeler sunma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkili tarafından davalı şirkete 12.520,00 DM tutarında bedeli nakden ödenmiş olan paranın  bilirkişilerce toplam alacak değeri Türk Parası cinsinden kesin ve net olarak tespit edildiğinde arttırılmak ve ıslah hakları saklı kalmak kaydı ile harca esas olmak üzere şimdilik 100,00 TL'nin davalı şirkete ödendiği tarihten itibaren işletilecek en yüksek ticaret faizi ile birlikte hesaplanarak müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiğinin aksine taraflar arasında davalıyı borç altına sokacak bir sözleşme, haksız fiil ya da sebepsiz zenginleşme ilişkisinin mevcut olmadığını, davacının dava dilekçesi ekinde gösterdiği ortaklık durum belgesi adlı belgenin fotokopiden ibaret olup, davalı şirketin yetkililerince imzalanmadığını, bu nedenle belgenin davalı şirket aleyhine delil kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının taleplerinin HMK 142. maddesi gereği öncelikle zamanaşımı nedeni ile reddedilmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının kabul görmediği takdirde davanın 6762 sayılı TTK 329. ve 405. maddeleri uyarınca esastan reddedilmesinin gerektiğini, davacı ve davalı arasındaki tek ilişkinin ortaklık ilişkisi olduğunu, bu hukuki ilişkiyi iradesi ile kuran davacının, hisse senetlerini edindiği tarihinden yaklaşık 25 yıl sonra ortak olmadığını iddia etmesinin  hakkın kötüye kullanımından başka bir anlam taşımadığı gibi bu iddianın, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisini de ortadan kaldıramayacağını, davacının, bir miktar paranın şimdilik 100 Euro'sunun döviz faizi ile birlikte tahsili talebinin de hukuki dayanağının bulunmadığından bahisle davanın öncelikle zamanaşımından aksi takdirde diğer nedenlerle esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \".....Dosya içerisinde bulunan belge ve davalı tarafından SPK'ya sunulan CD kayıtlarından davacının davalı şirkete en son 15/02/1999 tarihinde para yatırıldığı, davacı tarafından 12/12/2023 tarihinde dava açıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan kararları ve istikrar kazanmış uygulamaları kapsamından davalının eylemlerinin haksız fiil mahiyetinde olduğu, davalı tarafından süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunduğu, davada uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 765 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca  5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu, davanın da davalı tarafa paranın yatırıldığı tarihten itibaren 7.5 yıldan sonra yani zamanaşımı süresinden sonra açılmış olduğu anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı yararına karar tarihinde geçerli olan AAÜT gereğince nispi vekalet ücreti takdirine (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 11/07/2023 tarih ve 2022/840 Es.2023/4352 Kar. Sayılı ilamı benzer mahiyettedir) karar vermek gerekmiştir....\" gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine  karar verilmiştir. <br> İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkile ve diğer mağdur ettiği vatandaşlara sunmuş olduğu  tüm vaatlerine rağmen, kâr ödemelerini yapmadığını, paralarını iade almak isteyen kişilerin paralarını iade etmediğini, binlerce kişiyi bu şekilde aldatarak mağdur ettiğini, müvekkili her ne kadar çok daha önce dava açmak istemişse de 7194 sayılı yasanın 41.maddesiyle 3332 sayılı yasaya eklenen geçici 4.madde ile getirilen düzenleme sonucunda davalı şirket tarafından mağdur edilen vatandaşların alacaklarını tahsil etmek için mahkemelere başvurma yolunun kapatıldığını, derdest olan dosyalar hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına dair kararlar verildiğini, akabinde binlerce vatandaşın mağduriyetine neden olan işbu maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesinde iptal davası açıldığını ve 12/09/2023 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan 2022/11 Esas 2023/98 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi Kararının iptaline karar verildiğini, hal böyle olunca işbu karar doğrultusunda davalı şirket mağduru vatandaşların haklarını mahkemeler aracılığıyla arama yolunun yeniden açıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için aksi düşünülse dahi yerel mahkemece davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını, haklı davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; davalı şirkete ortak olmadığının tespiti, kâr payı alınması maksadıyla verilen paranın iadesi istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br><br>  Davalı tarafın süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, zamanaşımı def'i yönünden davacı taraf lehine usuli kazanılmış bir hakkın söz konusu olmadığı, davalının eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, haksız fiilin işlendiği tarihin tespitinin önem arzettiği, dosyadaki bilgilere göre taraflar arasındaki haksız fiil tarihi ve davanın açıldığı tarih nazara alındığında; davalı tarafın zamanaşımı def'inin 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 765 sayılı TCK hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre; 818 sayılı yasada genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, 765 sayılı yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde ise, eyleme uyan zamanaşımı süresinin 5 yıl, uzamış zamanaşımının 7,5 yıl olduğu, dosya içerisinde mevcut  belgelere göre davacının davalı şirkete 15/02/1999 tarihinde  para yatırdığı buna karşın eldeki davanın ceza zamanaşımı süresi olan 7,5 yıllık süre geçtikten sonra 12/12/2023 tarihinde açıldığı,  ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ve davalı lehine vekalet ücretine hükmetmesinin (davanın  Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunca verilen 22.04.2022 tarih 2021/7 Esas 2022/2 Karar sayılı kararından sonra açılması nedeniyle)  usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Davacının  istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2- Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,  <br>4- İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>6- Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine  15/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br> <br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br>.....<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"07497dbdb4815feb","SID":"9f564eb1688aa321"}}