{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/708 Esas  - 2025/1082 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/708 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1082<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/332 Esas 2022/687 Karar<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesine Dayalı) <br>DAVA TARİHİ\t: 20/05/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 08/10/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 09/10/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Sincan Şubesi ile davalı şirketin asıl borçlu, anılan şirketin  ortağı olan davalı ...'nın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları 11.01.2017 tarihli ve 750.000,00 TL meblağlı, 13.03.2017 tarihli ve 2.000.000,00 TL ile 28.08.2017 tarihli ve 1.500.000,00 TL kredi limitli kredi çerçeve sözleşmelerine istinaden asıl borçlu şirkete kullandırılan kredinin vadesinde ödenmemesi sebebiyle davalılara keşide olunan Beşiktaş 17. Noterliği'nin 13.11.2018 tarihli kat ihtarnamesi ile nakdi kredi alacağının ödenmesi, gayri nakdi kredi alacağının depo edilmesi bildirildiği halde davalılarca kat ihtarnamesinde verilen süre içinde ödemelerin ve depo talebinin yerine getirilmediğini, gayri nakdi kredi alacağı tazmin edilmiş olmakla gayri nakdi riskin de kalmadığını, bunun üzerine kredi alacağının tahsili için davalı borçlular aleyhine tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla başlatılan ilamsız icra takibinde borca ve ferilerine haksız itiraz edildiğini iddia ederek icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ilamsız icra takibinde müvekkillerine gönderilen ödeme emirlerinin ekinde dayanak kredi sözleşmesi eklenmediğinden takibin iptali gerektiğini, yapılan ödemelerin takipte talep olunan alacak miktarından mahsup edilmediğini, takipte talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu, muaccel olmayan bir kısım borcun da takibe konu edildiğini savunarak davanın  reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik takibe itirazın iptali istemiyle açılan davada; davacı banka ile borçlu ... Ltd Şti arasında 01.11.2017 tarihli 750.000,00 TL bedelli, 13.03.2017 tarihli 2.000.000,00 TL bedelli, 28.08.2017 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmeleri imzalanmıştır. Davalı ...'nın her sözleşmede belirtilen limitler dahilinde müteselsil kefil olarak imzalarının bulunduğu, davalının aynı zamanda borçlu şirketin ortağı olduğu, kefaletin geçerliliğine ilişkin yasada belirtilen diğer koşulların mevcut olduğu, davacı banka tarafından keşide edilen 13.11.2018 tarihli hesap kat ihtarında; kredi hesaplarının 09.11.2018 tarihi itibari ile kat edildiği belirtilerek nakit kredilerden kaynaklı 1.149.767,62 TL'nin 1 gün içerisinde ödenmesinin istendiği, noter ihtarının davalı asıl borçlu ve kefile 15.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, 1 günlük ödeme süresi ilave edildiğinde davalılar yönünden temerrüt başlangıcının 17.11.2018 olduğu, hesap kat ihtarında ve takip talebinde belirtilen ve itiraza uğrayan faiz oranının %57 olduğu, taraflarca imzalanan (01.11.2017 ve 13.03.2017 tarihli) Genel Kredi Sözleşmelerinin 4.2. Maddesinde temerrüt halinde uygulanacak faiz oranının banka tarafından T.C Merkez Bankası'na bildirilen en yüksek cari akdi faiz oranının %100 fazlası olduğu belirtilmişken 28.08.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 4.2. Maddesinde bu oranın \"%50 fazlası\" olarak değiştirildiği, davacı bankanın 15.11.2018 tarihli fiyatlama mektubunda belirttiği şekilde T.C.M.B'ye bildirilen en yüksek %38 faiz oranından hareketle temerrüt faizini (38 x 1,50)= %57olarak talep ettiği, başka bir anlatımla davacı banka temerrüt faiz hesabında 28.08.2017 tarihli sözleşme hükmünü esas aldığı, borçlu lehine olan 28.08.2017 tarihli sözleşme hükmünün temerrüt faizinin belirlenmesinde dikkate alındığı,  bununla birlikte sözleşmede belirtilen \"Merkez Bankasına bildirilen faiz oranı\" bankalarca fiilen uygulanan bir oran olmadığından, bankanın TCMB'ye bildirdiği faiz oranının temerrüt faiz oranının tespitinde esas alınamayacağı, davacı banka vekili tarafından temerrüt faizinin hesaplanmasına esas başka bir oran bildirilmediğinden, bankaca davalıya fiilen uygulanan akdi faiz oranının esas alınması gerektiği, bu durumda Banka alacağının üç adet taksitli ticari krediden kaynaklandığı, bu kredilere ait taksit tablolarının dosyaya sunulduğunun görüldüğü, …243 nolu taksitli krediye ait geri ödeme planında akdi faiz oranı %14,16 olarak, …005 nolu taksitli krediye ait geri ödeme planında akdi faiz oranı % 14,4 olarak, …0034 nolu taksitli krediye ait geri ödeme planında akdi faiz oranı % 11,88 olarak gösterildiği, 28.08.2017 tarihli sözleşmenin 4.2. Maddesine göre  uygulanacak temerrüt faiz oranı; fiilen uygulanan en yüksek akdi faiz oranlarının %50 fazlası olup  (%14,4 x 1,50) = %21,60 olarak belirlendiği, 10.12.2019 tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirme ve hesaplamalar yukarıda açıklanan ilke ve esaslara uygun düşmediğinden, banka alacağının mahkemece hesaplandığı, sonuç olarak Ankara 9 İcra Müdürlüğü'nün 2019/1852 sayılı takip dosyasında davalıların itirazının 2.153.200,24 TL asıl alacak + 105.897,37 TL işlemiş faiz + 5.294,87 TL BSMV + 848,43 TL masraf olmak üzere toplam 2.265.240,91 TL üzerinden iptaline karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne,  Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2019/1852 sayılı takip dosyasında davalıların itirazının 2.153.200,24 TL asıl alacak + 105.897,37 TL işlemiş faiz + 5.294,87 TL BSMV + 848,43 TL masraf olmak üzere 2.265.240,91 TL üzerinden iptaline, taksitli kredilerin asıl alacak kalemlerine takip tarihinden itibaren %21,60 oranında, kredili mevduat hesabının asıl alacak tutarına %33 oranında, nakde dönüşen teminat mektubu asıl alacak oranına %21,6 oranında temerrüt faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan kredi çerçeve sözleşmesinin 4.2. Maddesi gereği TCMB'na bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %100 fazlası olarak belirlenen oranda faiz uygulanmasının müşteri asıl borçlu şirketin kabul ettiğini, kaldı ki müvekkili bankanın K/T ve KOBİ Segment Nakit Kredi Fiyatlama Politikaları Konulu Genel Mektup uyarınca TCMB'na bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %100 fazlasının değil %50 fazlasının uygulanarak %57 temerrüt faizinin talep edildiğini, TTK'nın 4. Maddesi gereği ticari iş niteliğindeki dava konusu kredi sözleşmelerinden doğan alacaklarda  aynı Yasa'nın 8. Maddesi gereği temerrüt faizi oranının serbestçe belirleneceğini, ticari işlerde tavan faiz belirlenemeyeceğini, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek açıklanan bu nedenlerle davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporundaki %38 akdi ve temerrüt faiz oranlarının ispatlanamadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. \t<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tTaraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstreleri, icra dosyası, ödeme planları vs. deliller dosya arasında mevcuttur.<br>\tAnkara 9. İcra müdürlüğünün 2019/1852 sayılı icra dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalılara karşı toplam 2.450.661,59 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinin davalıların süresinde itirazı üzerine durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesine öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>\tDavacı banka tarafından keşide edilen 13.11.2018 tarihli hesap kat ihtarında; kredi hesaplarının 09.11.2018 tarihi itibari ile kat edildiği belirtilerek nakit kredilerden kaynaklı 1.149.767,62 TL'nin 1 gün içerisinde ödenmesinin belirtildiği, ihtarnamenin davalı asıl borçlu ve kefile 15.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, 1 günlük ödeme süresi ilave edildiğinde davalılar yönünden temerrüt başlangıcının 17.11.2018 olduğu anlaşılmıştır. <br>\tMahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin  17/03/2022 tarih 2020/429 Esas 2022/340 Karar sayılı kararıyla ilk derece mahkemesince taksitli ticari alacağı için %21,60 oranında, KMH kredisi için %33 oranı belirlendiği halde dava konusu ilamsız icra takip dosyasında talep olunan KMH alacağı ve taksitli ticari alacağı için takipten sonra işleyecek faiz oranı ve BSMV talebiyle ilgili olarak herhangi bir hüküm kurulmamış olmasının HMK'nun 297/2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırılmış, mahkemece Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda hüküm tesis edilmiştir. <br>\tDosya kapsamından; davacı banka ile borçlu ... Ltd Şti arasında 01.11.2017 tarihli 750.000,00 TL bedelli, 13.03.2017 tarihli 2.000.000,00 TL bedelli, 28.08.2017 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalı ...'nın her sözleşmede belirtilen limitler dahilinde müteselsil kefil olarak imzalarının bulunduğu, davalının aynı zamanda borçlu şirketin ortağı olduğu, kefaletin geçerliliğine ilişkin TBK'nın 583. maddesinde belirtilen  koşulların mevcut olduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibini başlattığı anlaşılmaktadır.<br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazı bilirkişi tarafından akdi ve temerrüt faizin yanlış hesaplanması suretiyle, banka alacağının eksik hesaplandığına yönelik; davalıların istinaf itirazı da yine akdi ve temerrüt faiz oranlarının davacı yanca ispatlanamadığına ilişkindir.<br>\tMahkemece alınan bilirkişi raporunda, takip konusu taksitli ticari kredi ve teminat mektubundan kaynaklanan alacak yönünden uygulanması gereken temerrüt faiz oranının %21,6 olduğu, KMH yönünden ise TCMB'nin belirlediği akdi ve temerrüt faiz oranlarının uygulanması gerektiğinin kabulü ile hesaplama yapılmış olup, davacı yanca fiilen uygulanan faiz oranının bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalarla uygulanan temerrüt faiz oranlarından daha yüksek olduğuna dair delil sunulmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>\tYine her ne kadar davalı yanca istinafa konu ilk derece mahkemesi kararına karşı uygulanan akdi ve temerrüt faiz  oranlarının ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf itirazı ileri sürülmüş ise de, mahkemenin 29/01/2020 tarihli 2019/260 Esas 2020/36 Karar sayılı kararında da dava konusu taksitli ticari kredi ve teminat mektubundan kaynaklanan kredilere uygulanması gereken temerrüt faiz oranının %21,6, KMH oranı yönünden ise TCMB tarafından kabul edilen faiz oranlarının uygulanması gerektiği kabul edilerek hüküm kurulduğu, davalıların söz konusu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmadıkları, bu suretle davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın korunması gerektiği; esasen hükme esas alınan bilirkişi raporunda \"%38\" oranında temerrüt faiz oranı uygulandığına ilişkin bir açıklama ve kabulün de yer almadığı anlaşılmakla davalılar vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1- Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,\t<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile 435,5 TL bakiyenin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalıdan alınması gerekli olan 154.738,60 TL harç davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,\t<br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/10/2025<br><br>Başkan-             Üye -               Üye -                     Zabıt Katibi -<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c6a931faa822a27","SID":"6c92a40b082fb0c4"}}