{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/591 - 2025/1031<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2023/591 \t\t                                     ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2025/1031<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/01/2023<br>ESAS-KARAR NO\t: 2021/687 E - 2023/34 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 26/09/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 14/10/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>\tİDDİANIN ÖZETİ<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... arasında müvekkilinin davalıya 270.000,00 TL borçlu olduğuna dair protokol düzenlendiğini, protokole istinaden davalıya senet verildiğini, senedin protokole bağlı olduğunu ve ciro edilemeyeceğini, senet bedeli olan 270.000,00 TL'nin 215.000,00 TL'sinin davalı ...'in banka hesaplarında bloke olması sebebiyle isteği doğrultusunda davalının eşi ... ve kızı ...'in banka hesaplarına gönderildiğini, kalan 54.000,00 TL'nin de davalı ...'e elden ödendiğini, davalının  senedi yırtıp attığını söyleyerek iade etmediğini, daha sonra senedin ... adına ve fakat ...'e ait olmayan sahte bir imzayla beyaz ciro ile ciro edildiğini ve davalı ... tarafından müvekkili ve davalı ... aleyhine kambiyo takibi başlatıldığını, icra dosyasında borçlu olarak gösterilmesine rağmen davalı ...'e yönelik herhangi bir icra takip işlemi yapılmadığını, ödeme emri tebliğ edilmediğini, ciro imzası davalı ...'e ait olmadığından geçerli bir ciro zincirinden bahsedilemeyeceğini, davalı ...'in yetkili hamil olmadığını,  davalılar aleyhine savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, davalılar arasında ticari ilişki bulunmadığını, davalı ...'in kötüniyetli hamil olduğunu belirterek müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tSAVUNMANIN ÖZETİ<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; senette müvekkilinin lehtar ciranta olarak yer aldığını, davacı tarafından tanzim edilen senedin müvekkilinin borcu nedeniyle diğer davalıya ciro edildiğini, müvekkili tarafından senedi cirolamadan hemen önce davacının arandığını, 90.000,00 TL borç olduğuna dair tarafların mutabık kaldığını, ciro edilirken daha önce davacı tarafça ödenen 180.000,00 TL'den diğer davalının da haberdar edildiğini ve bu nedenle diğer davalı tarafca 90.000,00 TL üzerinden icra takibine geçildiğini,  icra takibinden önce ödendiği kabul edilen 180.000,00 TL haricinde müvekkiline elden veya banka havalesi yoluyla ödeme yapılmadığını, davacının sunduğu dekontların açıklama kısmında senet borcuna istinaden yazdığını, ancak hangi tanzim tarihli hangi vade tarihli hangi miktarlı senede ilişkin ödeme olduğunun açık ve net bir şekilde belli olmadığını,  müvekkilinin eşi ...-...' e gönderilen miktarların bono ile hiçbir ilgi ve alakası olmadığını, müvekkili ile davacı arasında gerçekleştirilen başka bir alışverişin ödemesi olduğunu, davacının kötü niyetli olarak borçtan kurtulmak amacıyla ...-...'e gönderilen miktarların iş bu dava konusu bonoya ilişkin gönderildiğini iddia ettiğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin senedi ciro yolu ile iktisap eden iyi niyetli 3. kişi olduğunu, şahsi def'ilerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, ciranta olarak atılan imzaların davalı ...'e ait olduğunu, ciro zincirinde kopukluğun bulunmadığını,  müvekkilinin davalı ...'den olan  şahsi alacağı nedeniyle senedi ciro yolu ile iktisap ettiğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>\tMahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, protokolde senedin düzenleme tarihi, vadesi gibi ayırıcı unsurların belirtilmediği, bu nedenle dava konusu senet olduğu hususu belirli olmadığından senedin ciro edilemeyeceğine ilişkin davacı iddiasının ispatlanamadığı, davacının 270.000,00 TL senet borcunun 215.000,00 TL'sinin ...'in eşinin hesabına, 1.000,00 TL'sinin ...'in hesabına, kalan 54.000,00 TL'nin de elden ödendiğini iddia ederek ödeme dekontlarını sunduğu, davalının eşi ve kızının incelenen banka hesap hareketlerinde belirtilen ödemelerin \"senetli borcuna istinaden\", \"senetli borca istinaden\" açıklamalarıyla gönderildiği ya da hiç açıklama yazılmadığı, davalının savunması gözetilerek söz konusu ödemelerin dava konusu senede ilişkin yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı, savcılık dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre davacı tarafın imza itirazında haksız olduğu, senedin ve ciro silsilesinin muteber olduğu, davacının menfi tespit talepli davasını ispatlayamadığı, hatırlatılan yemin delili üzerine davacının verilen kesin sürede yemin metnini sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ\t\t<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalıların yargılama sırasındaki çelişkili beyanları nedeniyle isticvap talep edildiğini, talebin gerekçe gösterilmeden red edildiğini, davalı ...'in takipten önce 180.000,00 TL ödeme yapıldığını kabul ettiğini, müvekkili tarafından davalının eşi ve kızına yapılan ödemelere ilişkin dekontlar hakkında ödemelerin müvekkili ile davalı arasındaki başka bir alışverişin ödemesi olduğunun beyan edildiğini, böylelikle davalının eşi ve kızının hesaplarını kullandığını ikrar ettiğini, taraflar arasında başkaca alışveriş bulunduğuna dair delil sunulmadığını, bu yönde tanık beyanının da olduğunu, makbuzlarda senet ödemesi açıklamasının bulunduğunu, davalıların ve tanıkların beyanlarının çelişkili olduğunu, davalı ...'in diğer davalıya borçlu olduğunu beyan ettiğini, savcılık beyanında ise davalının eşine borcunun olduğunu beyan ettiğini, davalı ...'in çocuklarının tanık olarak dinlendiğini ve alışverişin babaları ile olduğunu, babalarının haciz işlemleri nedeniyle senedin anneleri adına düzenlendiği yönünde beyanda bulunduklarını, muvazaa nedeniyle ciro işleminin hükümsüz olduğunu, davalı ...'in kötüniyetli olduğunu, savcılık bilirkişi raporundaki çelişkiler nedeniyle ATK'dan yeni rapor alınması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve icra dosyasına tedbir konulmasını istemiştir. <br>\tUYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>\tUyuşmazlık, davacının senede dayalı takip nedeniyle borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tDava, menfi tespit  istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>\tAnkara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/20268 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 08/07/2021 tarihinde davalı alacaklı ... tarafından davacı borçlu ve davalı ... aleyhine senede dayalı 90.000,00 TL asıl alacak olmak üzere fer'ileri ile birlikte toplam 120.705,40 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi başlatıldığı görülmüştür.  <br>\tTakibe konu senedin 30/09/2018 keşide tarihli, 30/05/2019 vade tarihli, 270.000,00 TL bedelli olduğu, davacının keşideci, davalı ...'in lehtar,  lehtar cirosundan sonra davalı ...'in ciro imzasının bulunduğu görülmüştür. <br>\tDavacı tarafından senet keşide tarihinden sonraki  muhtelif tarihlerde ve muhtelif miktarlarda davalı ...'in eşi ve kızına yapılan ödemelere ilişkin bir kısmında senede ilişkin olduğuna dair açıklama bulunan bir kısmında hiçbir açıklama bulunmayan banka dekontlarının dosyaya sunulduğu görülmüştür. <br>\tDavacının şikayeti üzerine davalılar hakkında resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından yapılan savcılık soruşturmasında Ankara Batı C.Başsavcılığının 17/01/2023 Tarih, 2021/23344 Soruşturma, 2023/1756 Karar sayılı  dosyasında hukuki ihtilaf olduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği görülmüştür. <br>\tSomut olayda davacı keşideci, davalı lehtar ...'e senet borcunu ödediğini, ödemelerin bir kısmını davalının eşi ve kızının banka hesabına kalan miktarı da davalıya elden ödediğini,  senedin bedelsiz olduğunu, lehtar cirosunun sahte olduğunu, ciro silsilesinin koptuğunu, davalı takip başlatan ciranta ...'in kötüniyetli hamil olduğunu ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunmuştur. Dava konusu olayda ispat yükü davacı üzerinde olup davacının öncelikle davalı lehtar ...'e borçlu olmadığını daha sonra da diğer davalı ciranta ...'in senedi kötüniyetli iktisap ettiğini ispat etmesi gerekir. Davalı lehtar ... senetteki lehtar cirosunu kabul etmiş, davacının 180.000,00 TL ödeme yaptığını, kızı ve eşine banka yoluyla  yapılan ödemelerin davacı ile kendi arasındaki başkaca alışverişten kaynaklı ödeme olduğunu, dava konusu senet ile ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Davalının lehtar cirosundaki imzayı kabul etmesi nedeniyle imzanın davalıya ait olup olmadığının araştırılmasına artık gerek yoktur. Ancak davalı ...'in savunması dikkate alındığında yani davacı tarafından davalının eşi ve kızının banka hesabına yapılan ödemelerin kendi adına yapıldığını kabul edip ödemenin başka alacaktan kaynaklandığını savunması nedeniyle ispat yükü artık davalı ...'in üzerindedir. Bu durumda davalı ...'e olan borç nedeniyle banka yoluyla eşi ve kızına davacı tarafıdan yapılan ödemelerin davalı ...'in başka alacağına ilişkin olduğuna dair iddiasını ispat imkanı tanınarak ve yemin deliline de dayandığı gözedildiğinde gerekirse yemin teklif hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davacının istinaf itirazlarının kabulü ile hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>\tDavacının istinaf dilekçesi ile talep ettiği ihtiyati tedbir talebi hakkında ise; açık yasa hükümleri ile istinaf mahkemelerine tanınmayan bir görev ve yetkinin yorum yolu ile istinaf mahkemelerine verilmesi, verilecek kararlara karşı kanun yolunun kapalı olması, hak arama özgürlüğünün kısıtlanması, bu taleplerin yeni delil ve vakalarla istinaf mahkemesinin  karşı karşıya kalması sonucunu doğurması, işlerin büyük bir yoğunluğunun bu talepleri oluşturması halinde istinaf mahkemelerin asli fonksiyonunu icra edemeyeceği, istinaf mahkemelerinin ilk derece mahkemesi olarak gördüğü davanın bulunmaması, acil hukuki korumaların  daha çok ilk derece yargılaması yapan mahkemelerce daha hızlı bir şekilde sonuçlandırılabileceği ve ülkemizde dar anlamda istinaf ilkesinin benimsendiği  bu mahkemelerin hüküm değil denetim mahkemeleri olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu tür taleplerin doğrudan  istinaf mahkemelerinde ileri sürülemeyeceği kanaatine varılmış olmakla, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/687Esas, 2023/34Karar ve 12/01/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, ihtiyati tedbir talebinin reddine, <br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 26/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan <br> ¸e-imza<br><br>Üye<br> ¸e-imza<br><br>Üye<br> ¸e-imza<br><br>Katip <br> ¸e-imza<br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"561b05910c5d147e","SID":"c19c73380ace49ef"}}