{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2108 <br>KARAR NO\t: 2025/2212<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...   (...)<br>ÜYE\t: ...   (...) <br>ÜYE\t: ...   (...)<br>KATİP\t: ...   (...)<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ... Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 15/11/2022<br>NUMARASI\t: 2022/1059 Esas, 2022/849 Karar<br><br>DAVACILAR\t: 1-  <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... <br>DAVALI \t: 1- ... A.Ş. -   <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 16/10/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH \t: 16/10/2025<br>\t\t\t\t<br>  ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.11.2022 tarih ve 2022/1059 Esas, 2022/849 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 17/01/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ...'ın vefat ettiğini, davalı ... hakkında 4.Asliye Ceza  Mahkemesinin 2015/80 Esas numaralı dosyası ile ceza dosyası ile davalının cezalandırılmasına karar verildiğini, dava konusu kaza nedeniyle ... Sulh Ceza Hakimliği tarafından kaza yerinde 21/01/2015 tarihinde  keşif yapıldığını, keşif sonucunda  27/01/2015 tarihinde bilirkişi ... tarafından rapor düzenlendiğini, ... 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin  2015/80 Esas sayılı dosyasında Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 04/03/2015 tarihli raporunda davalı ...'in asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müteveffanın dava konusu kazadan önce  endüstriyel boru ustası olarak çalıştığını, müteveffa Ali'nin vefatı ile ailesinin desteğinden yoksun kaldığını, müteveffa ...'ın vefatı ile geride annesi müvekkili ..., babası ...,  kardeşleri ..., ... ile yaşları küçük kardeşleri ..., ... ve ...'ın kaldığını, müteveffanın annesi, babası ve kardeşlerinin ömürlerinin geri kalan kısmında dava konusu kazayı hatırlatan şekilde içine düştükleri psikolojik çöküntü, çekmekte oldukları acı ve elem nedeniyle, her ne kadar olayı unutturmayacak ise de müteveffanın ailesinin acılarını hafifletmek, manevi açıdan adalet duygularının tatmin edilmesine ve huzur hissi duymalarına katkı sağlamak için anne Melek için 100.000,00.-TL, baba Yusuf için 100.000,00.-TL, kardeşler ... ve ... için 20.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihi olan 17.01.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan  müştereken ve müteselsilen tahsiline, dava konusu tazminatın  konusuz kalmaması için ...  plaka sayılı  aracın trafik kaydı üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı ... vekili cevap diekçesinde özetle; müteveffa ...'ın vefatına sebep olan trafik  kazasında müteveffanın asli ve tam kusurlu olduğunu, müteveffanın sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halindeyken olay yeri dört yönlü kontrolsüz kavşağa gelip kavşağı geçmek istediğinde yola gereken dikkatini vermediğini, hızını azaltmamış, yolun her iki yönünü kontrol etmediğini, kask takmayarak can güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü,  müteveffanın özellikle kask takmama kusurunun müvekkilinin olayda kusuru bulunsa bile illiyet bağını kesecek nitelikte olduğundan manevi tazminata hükmedilemeyeceğini,  olayın müteveffa sürücünün ağır kusuru nedeniyle meydana geldiğini, “Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir.'' denildiğini,  manevi tazminata hükmedilebilmesi için kusur durumunun,  tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının manevi tazminatı gerektirmesi gerekmektedir. Manevi tazminata hükmedilirken zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerektiğini, meydana gelen trafik kazasında  müvekkilinin  tazminat sorumluluğu olamamakla birlikte istenilen manevi tazminat miktarının fahiş olup zenginleşme amacı taşıdığını,  kusur oranı ne olursa olsun taksirle ölüme sebebiyet  sorumluların ekonomik gücünü yok edecek derecede  yüksek bir tazminat isteğini haklı  kılmayacağını, müteveffanın yaşamı boyunca  kazanamayacağı  ve biriktiremeyeceği  bir paranın manevi tazminat olarak istenilmesinin amacı aşan ve  zenginleşme amacı güden bir istek  olarak açığa çıktığını, bu nedenle talep edilen tazminat miktarını kabul etmediklerini, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin  davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili tarafından cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın müvekkili sigorta  şirketi nezdinde  Kasko Poliçesi  ile ihtiyari  Mali Mesuliyet  sigorta poliçesi ile de sigortalı olduğunu, İMM poliçesi kapsamına Manevi Tazminat  taleplerinin de girdiğini, teminat tutarı ile sınırlı olarak Mahkemenin hakkaniyete uygun karar vermesi gerektiğini, karar verilirken davacının kalıcı sakatlığının olup olmadığı,  mağduriyetinin oranı ve süresinin göz önünde  tutulması gerektiği, manevi tazminat miktarının  davacının zenginleşmesine ve karşı tarafın  fakirleşmesine yol açmayacak nitelikte olması gerektiğini ifade ederek manevi tazminat yönünden hakkaniyet çerçevesinde  hüküm kurularak sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesi ile davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte aleyhlerine hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiği, reddedilen kısım için ise yargılama gideri ve  vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının davasının kabulü ile; anne ... için 100.000,00 TL (davalı ... şirketinin 33.333,33 TL ile sınırlı sorumlu  olmak kaydıyla),  Baba ... için 100.000,00 TL (davalı ... şirketinin 33.333,33 TL ile sınırlı sorumlu  olmak kaydıyla),  kardeş ... için 20.000,00 TL (davalı ... şirketinin 6.666,66 TL ile sınırlı sorumlu  olmak kaydıyla),  kardeş ... için 20.000,00 TL (davalı ... şirketinin 6.666,66 TL ile sınırlı sorumlu  olmak kaydıyla), kardeş ... için 20.000,00 TL (davalı ... şirketinin 6.666,66 TL ile sınırlı sorumlu  olmak kaydıyla),   kardeş ... için 20.000,00 TL (davalı ... şirketinin 6.666,66 TL ile sınırlı sorumlu  olmak kaydıyla),  kardeş ... için 20.000,00 TL (davalı ... şirketinin 6.666,66 TL ile sınırlı sorumlu  olmak kaydıyla),  olmak üzere toplamda 300.000,00 TL (davalı ... şirketinin limiti dahilinde 100.000,00 TL'den sınırlı sorumlu olmak kaydıyla) manevi tazminatın davalı ... yönünden olay tarihi olan 17.01.2015 tarihinden itibaren davalı ... şirketi yönünden dava tarihi olan 14.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsil edilerek davacılara verilmesine karar verildiği görüldü.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... A.Ş. vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminatın hesabı yapılırken tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şeklininde göz önünde tutulmasının gerektiğini, müvekkili şirketin hükmedilen toplam manevi tazminat tutarının esas alınarak hesaplanan vekalet ücretleri ile yargılama giderleri ve harçtan diğer davalılar ile birlikte  müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilirken teminat limitleri ile sınırlı olarak sorumlu tutulmalarının gerektiğini, maddi tazminatın tamamına ilişkin olarak davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretinden, yargılama giderinden ve harç miktarından tüm davalılar ile müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, yerel mahkemenin, savunmalarının dikkate alınmadan ve gerekçeli kararında dahi savunmalarına neden itibar edilmediğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadan hüküm kurulduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br> Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 53/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, destekten yoksun kalınmasından doğan manevi tazminat davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Kararı, davalı ... A.Ş. vekili istinaf etmiştir.<br>Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.<br>Somut olayda 17.01.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'in sürücüsü, işleteni olduğu, aracın, davacılar murisine çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacıların murisinin vefat ettiği, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 75 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacıların ölene yakınlıkları, davacıların ve ölenin yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yüksek olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>Davalı vekilinin hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>Hükmedilen manevi tazminat miktarında davalı ... A.Ş. miktar yönünden sınırlı sorumlu olacak biçimde hükmedilmiş, keza yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden de sorumlu olunun miktar üzerinden hesaplama yapılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması dikkate alındığında, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu yönü ile haksız bulunmuştur.<br>HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.831,00 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 1.707,75 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 5.123,25TL harcın davalı ... A.Ş.'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br><br>Dair, davacılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere, davacılar ... ve ... yönünden ise; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan  inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 16.10.2025<br><br>     ...             ...  \t\t\t        ...                   ...<br>     Başkan ...                Üye ...                 Üye ...                    Katip ...<br>    ¸e-imzalıdır             ¸e-imzalıdır              ¸e-imzalıdır                 ¸e-imzalıdır       <br>İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6165af84bebfc37d","SID":"36f1267d88ac70d8"}}