{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:13/09/2022<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:03/10/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin karşı tarafa telefon sattığını ve satmış olduğu telefonlara ilişkin fatura kestiğini, karşı tarafın müvekkiline  bugüne kadar herhangi bir ödemede bulunmadığından karşı taraf hakkında Denizli 7. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, karşı tarafın icra takibine haksız şekilde itirazda bulunduğunu, dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, anlaşma sağlanmadığını, bu nedenlerle borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptalini, davalı tarafın takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile,  öncelikle huzurdaki davada, faiz yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafça, fatura bedeli ve işlemiş faiz ile birlikte müvekkilinden alacaklı olunduğu  iddiasında bulunulduğunu, oysa ki takip ve dava dayanağı olan belgenin fatura alacağı olup müvekkiline takip öncesi yapılmış ayrıca bir temerrüt ihtarının bulunmadığını, fatura düzenlenmesinin borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte bir işlem olmadığından fatura tarihi faize başlangıç yapılamayacağını , takip öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için borçlunun alacak miktarını gösterir ve ödeme talebini içerir bir ihtarla temerrüde düşürülmesi gerektiğini, müvekkili ile davacı taraf arasında, bir çok kez mal alım satımına dönük  ticari işlem gerçekleştirildiğini  ve taraflar arası güven ilişkisinin söz konusu olduğunu, davacı taraf ...; eşi ... ile işletme sahibi olduğunu,  gayri resmi ortakları ... 'in de tüm mal alım satım ilişkilerinde ve yapılan ticari işlemlerde bizzat bulunduğunu, takibe konu fatura muhteviyatında anılı malların, satın alımına ilişkin taraflar arası sözlü olarak anlaşma yapıldığını,  müvekkilinin,  davacı tarafa ait iş yerine gittiğini ve belirtilen ücreti davacı şirketin gayri resmi ortağı ...'e elden teslim ettiğini , davacı tarafın da bu işlem sırasında bizzat bulunduğunu, bununla birlikte davacı tarafça fatura kesildiğini ve müvekkiline gönderildiğini, ancak dava konusu malların müvekkiline teslim edilmediğini, taraflar arasında daha önce bir çok kez ticari işlem yapılması ve karşılıklı güvenin söz konusu olması nedeniyle, gönderilen faturaya karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını ancak yaşanan gecikme nedeniyle BA/BS mutabakatı yapılmadığını, tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde bu hususun anlaşılacağını, fatura konusu malların müvekkiline teslim edilmemesi nedeniyle, davacı ile iletişim kurulduğunu ancak ilk olarak davacı tarafın gayri resmi ortağı ...  tarafından, sipariş edilen telefonların başka şahıslara satıldığını yerine başka malların taraflarına  verebileceğinin davacı ... tarafından kendisine bildirildiğini, bu teklifin kabul edilmemesi üzerine davacı tarafça defalarca görüşme gerçekleştirildiğini , bu kez davacı tarafça ve ... tarafından malların çalındığını ve müvekkiline bu nedenle teslim edemediklerinin ifade edildiğini, takip konusu malların teslim ettiği iddiasında bulunan davacı tarafın, fatura dışında belgelerle malların teslim edildiğini ispat etmek durumunda olduğunu, davacı tarafça, müvekkiline fatura edilmiş malların çalındığı bilgisi üzerine müvekkili  tarafından şikayette bulunulduğunu, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyasının halen devam ettiğini, davacı tarafça, her ne kadar fatura konusu malların müvekkiline teslim edildiği iddia edilmekte ise de müvekkiline hiç bir şekilde mal teslimi yapılamadığını, müvekkili tarafından teslim edilmeyen malların bedeliısı, bizzat davacının da hazır bulunduğu iş yerinde, davacının gayri resmi ortağı ... tarafından elden teslim alındığını, müvekkilinin davacı tarafa hiç bir borcu bulunmadığını, davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; \".. davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı,  davalıya yapılan tüm satışların peşin satış olarak işlendiği, sadece dava konusu faturanın cari olarak işlendiği ancak onun da nakit tahsilat ile kapatılmış olduğu bilirkişi raporunda belirtilmiştir.Davacı tarafın ticari defterleri  HMK 222/4 maddesi uyarınca sadece sahibi aleyhine delil olabilecek niteliktedir.Dava konusu faturanın ayrıca davalı tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.Davalı defterlerinde kayıtlı olan fatura içeriğindeki malların davacı tarafından davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Anılan bu fatura yönünden ispat yükü davalı borçluda olup davalının bu fatura bedelini davacıya ödediğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir. <br>6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 207/2 (818 Sayılı Borçlar Kanunu 182 madde)  maddesine göre , \"Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ile alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. \" görüldüğü gibi satış akdinde aslolan peşin satış olup, mal ve bedelin aynı anda verileceğine ilişkin yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin aksini iddia eden tarafın bu iddiasını kesin delillerle kanıtlaması gerekir. (Benzer nitelikte Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 09.02.2015 tarihli 2014/3885 Esas-2015/1561 Sayılı, Antalya BAM 11. Hukuk Dairesinin 30.05.2018 tarihli 2017/2110 -2018/889 Karar sayılı ilamları) Davacı tarafın ticari defterlerindeki dava konusu faturaya yönelik nakit tahsilat kaydı ise peşin satış karinesini destekler nitelikte olup, davacı bunun aksini kesin delille ispat edemediği gibi kendi defterleri dahi  bu karine doğrultusundadır. Bu nedenle dava konusu faturanın peşin olarak ödendiğinin kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekmiştir.<br>İİiK'nun 67/2 maddesi uyarınca \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" Buna göre, davacının borçlu olmadığını bildiği halde davalı  aleyhine takip başlattığı ve bu nedenle  yasal şartları oluştuğu kanaatiyle davalı lehine tazminata da hükmedilmiştir..\" şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  mahkeme dosyasına sunulan faturalardan da açıkça anlaşılacağı üzere, müvekkilinin, davalı ile aralarında yapılan anlaşmaya uygun olarak telefonları davalıya teslim ettiğini ancak karşılığını alamadığını, taraflar arasında bir çok kez alım satım ilişkisi olduğunun davalı tarafça da kabul edildiğini, her ne kadar müvekkilinin ticari defter kayıtlarında davalıdan nakit ödeme alındığına ilişkin ibare yer almışsa da bu ödemenin mezkur faturaya ilişkin olduğuna herhangi bir delil teşkil etmediğini, bilirkişi raporuna katılmanın mümkün olmadığını, ispat külfetinin davalıda olduğunu, aleyhlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hak arama hürriyetinin ihlali olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2013/19-2415 Esas,  2015/2335 Karar; Yücesoy Yılmaz, Yasemin, Ticari Nitelikteki-Tacirler Arasındaki- Satış Sözleşmelerinde Satış Bedelinin Tahsili için Açılan İtirazın İptali Davaları, Ankara 2014, Turhan Kitapevi, s. 2-3). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 Esas, 2006/251 Karar).<br>İstinaf incelemesine esas dosyada da istinaf eden davacı vekilinin beyanının aksine ispat külfeti davacı taraftadır. İlk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi raporunda, davacı ticari defterlerinde, davalı adına alıcılar hesabında açılan hesaba davaya konu satış faturasının 31.450,00 TL olarak eksik işlendiği, bunun sebebinin ise kesilen faturaya karşılık peşin yaptıkları tahsilat tutarının düşülmüş olması olduğu, davacının kayıtlarına göre davalıya yapılan tüm satışların peşin olarak işlendiği, alıcılar hesabının kullanılmadığının görüldüğü, sadece dava konusu faturayı cari olarak işlediği ancak onu da nakit tahsilat ile kapatıldığı, davacının defter kayıtlarına göre davalının borcunun olmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporu hükme, denetime elverişli, dosya kapsamına uygundur.<br>Davacının ticari defterinde, iddiasının aksini gösterir kayıt mevcuttur ve ticari defter kayıtları kendi aleyhine delil niteliğine haizdir (Yılmaz, Ejder, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Yetkin yayınları, Ankara 2013, s. 1160; Topal, Önder, Medeni Yargılama Hukuk Bağlamında Ticari Defterlerin Delil Niteliği, 2. Baskı, Yetkin yayınları, s. 221). Davalı tarafın defteri işletme defteri olduğundan buradaki kayıtlar, davacının ticari defterindeki ödeme kaydının aksini ispata yeterli olmayacaktır. Bu açıklamalar ışığında, mahkemece, davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi yerinde olmakla, davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.<br>Davacı  vekili, aleyhlerine kötü niyet tazminatı verilmesi şartlarının bulunmadığını ileri sürmüştür.<br>2004 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretide ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir. Anılan kanun hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen; ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, 2004 sayılı Kanun’un 67 nci maddesi anlamında \"haksız ise de \"kötü niyetli\" olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur.  Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  13/06/2019 tarihli ve ... E., ... K., 01/03/2017 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı (borçlu)’nun üzerindedir.<br>Dosyadaki cevap dilekçesinde, davalının kötü niyet tazminatı talebi mevcut değildir. Aşamalarda ise 30/06/2022 tarihli dilekçesi ile kötü niyet tazminatı talep etmiştir. Basit yargılama usulünde  iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar (HMK m. 324).<br>Cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen kötü niyet tazminatının sonradan ileri sürülmesi savunma genişletilmesi yasağına tabidir(Coşkun, Mahmut, İtirazın İptali, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, 10. Baskı, Seçkin yayınları, s.575). Dosyada, davacının buna açık bir muvafakatının olduğu da görülmemektedir. Bir başka deyişle davalının usulünce talep ettiği bir kötü niyet tazminatı mevcut değildir.<br>6100 sayılı HMK'nın 26. maddesinde hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir. \"Taleple bağlılık ilkesi\" emredici nitelikte olduğundan görevi gereği mahkemeler ve temyiz halinde Yargıtay'ca kendiliğinden göz önünde tutulur (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2022/134 Esas, 2023/540 Karar).<br>Her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı içtihadında, her emredici hükmün ihlali halinde veya her emredici hükmü ihlal eden bir kararın kamu düzenine aykırı bulunduğundan söz edilemeyeceği belirtilmiş ise de, yargılama hukukunun hakim ilkelerine aykırılık halleri, temel yargısal hata olacağından istinaf incelemesinde kendiliğinden göz önünde bulundurulur. Taleple bağlılık ilkesi de yargılama hukukunun hakim ilkelerinden biri olup, kamu düzenindendir ve HMK m. 355 gereği bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir (Aktepe Artık, Sezin, İstinaf Kanun Yolunda Kamu Düzeni Kavramı, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Ocak-Şubat 2018, Sayı 134, s. 281).<br>Tüm anlatılan nedenlerle, ilk derece mahkemesince, usulünce talep edilmeyen (karşı tarafın açık muvafakati de olmayan) kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi gerekirken, yazılı şekilde davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi yerinde olmamıştır. <br>6100 sayılı HMK m. 353/1,b-2 gereği; Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.<br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere DENİZLİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 13/09/2022 tarih ve  ... Esas- ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-A-Davanın REDDİNE,<br>B-Alınması gerekli 80,70 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 512,51 TL harçtan mahsubu ile arta kalan 431,81 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra istek halinde davacıya iadesine <br>C-Dava öncesi yapılan arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>D-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına <br>E-Davalı tarafından yapılan 13,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>F-Davacı vekilince yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın HMK 333.maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra iadesine, <br>G-Davalı vekilince yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın HMK 333.maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra iadesine, <br>H-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. gereğince  hesaplanan 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>3-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 93,50 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 314,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"efae79725bbbe7ea","SID":"93456db14261bfa8"}}