{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM   <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO2022/430 <br>KARAR NO\t: 2025/1491<br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15/10/2025<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 29/07/2018 günlü trafik kazasında, davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı araçta yolculuk etmekte olan davacı ...'ün  yaralanarak sakat kaldığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, uğranılan bedensel zararın giderilmesi için  13/11/2018 tarihinde davalıya yapılan  başvurunun sonuçsuz kaldığını belirtilerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, 3.500,00-TL sürekli maluliyet tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş;  03/11/2021 günlü talep artırım dilekçesi ile de; 01/11/2021 tarihli bilirkişi raporu  doğrultusunda sürekli iş göremezlik tazminatı istek miktarını 84.037,50-TL artırarak toplam  87.537,50-TL  ye artırdıklarını belirterek, bu miktarın tahsiline karar verilmesini, talep etmiştir.<br>Davalı vekili, davanın reddinin gerektiğini savunmuştur,<br>Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek;<br>Dava ve talep artırım  dilekçeleri  doğrultusunda  davanın kabulü ile 87.537,50-TL sürekli iş göremezlik tazminatının 28/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.<br>Karara karşı  davacılar vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>Davacılar vekilinin istinaf  nedenleri;  İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 04/10/2021 tarihli kusur bilirkişi raporunun hatalı olduğu,  kusur raporuna yapılan itirazların değerlendirilmediği, kazazedenin  kusurlu olmadığı hususlarına yöneliktir. <br>Davalı  vekilinin istinaf nedenleri; Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/3376 Soruşturma 2018/1474 Karar  sayılı dosyasında, kaza tespit tutanağına göre  sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'ün    kazanın oluşumunda her hangi bir kusurunun olmadığı, aracın römork kısmında yolcu olarak seyahat eden ...'ün 2918 Sayılı KTK  Yönetmeliği'nin 131.maddesine göre güvenli bir şekilde oturmak şartıyla ve düşmeye karşı emniyetini alacak tedbirini almaması sonucu düştüğünden kusurlu olduğu yönündeki tespite dayanılarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinden, başvuruya olumsuz yanıt verildiği ve bu açıdan temerrüdün oluşmadığı, TRH 1,8’e göre hesaplama yapılması ve hesaplanan tazminattan  %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği hususlarına ilişkindir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen cismani zarara dayanılarak açılmış sürekli iş görmezlik   tazminatı isteğine ilişkindir.Bilindiği üzere; hakkındaki dava velisi tarafından açılan ve takip edilen çocuk, dava sırasında ergin olursa velisinin yasal temsilci sıfatı sona erer. Bundan sonra davanın, ergin çocuk tarafından veya vekalet verdiği bir avukat tarafından takip edilmesi gerekir. Aksi halde velinin yaptığı veya veliye karşı yapılan tüm işlemler geçersiz olur. Ehliyet konusu dava şartlarından olup, hakim tarafından kendiliğinden gözetilmelidir.  Dosyada yapılan incelemede; adına velayeten dava açılan ...'ün, 10/10/2003 doğumlu olduğu, karar tarihi olan  22/12/2021 tarihinden önce (- 2 ay 12 gün önce-) 10.10.2021 tarihinde, yani yargılama devam ederken 18 yaşını doldurarak reşit olduğu, ancak gerekçeli kararın vekalet görevi sona eren vekile tebliğ edildiği ve söz konusu vekil tarafından istinaf başvuru dilekçesinin sunulduğu, yargılamanın devamında reşit olduğu anlaşılan davacının davasını bizzat takip edip etmediğinin, yada bizzat vekaletname verdiği vekil tarafından davanın takip edilip edilmediğinin dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmadığı gibi bu hususta bir vekaletnamenin de dosyada ve UYAP sisteminde bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacı ... yargılama sırasında ergin olduğuna göre, davacı anne ve babanın  çocuğunu görülmekte olan davada temsil etme olanağı kalmadığından, onlar tarafından verilen vekaletnameye dayalı olarak vekilin davaya takip yetkisi de bulunmamaktadır. Mahkemece bu durumda, yargılama sırasında reşit olduğu anlaşılan ...'e usulüne uygun davetiye tebliği sağlanarak davaya bakılması ve oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan ve resen gözetilmesi gereken dava şartı  (taraf ehliyeti) üzerinde durulmadan işin esasına geçilerek davanın sonuçlandırılmış olması doğru olmamıştır.Kabule göre de; Dosyada yapılan incelemede; davalı tarafa sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'ün,  yönetimindeki ... plaka sayılı romörklü traktör ile Bitlis, Merkez, Boztepe Mahallesi, Tatvan Hizan karayolu üzerinde seyir halinde iken,  romörkte yolcu konumunda  bulunan davacı ...’ün dengesini kaybederek  düşmesi sonucu  meydana gelen trafik kazasında yaralandığı, araç sürücüsü dava dışı ...'ün  yolculuk etmeye müsait olmayan traktör römorkuna yolcu alıp olayın meydana gelmesine katkı sağlamış olmakla   % 15 oranında, davacı ... ise  yolculuk etmeye müsait olmayan traktör römorkunda yolculuk ederek  bu hali ile bulunduğu mahalde sıkıca tutunarak korunma tedbiri almadığından  dengesini kaybedip düşmesi nedeniyle dikkatsiz, özensiz ve nizamlara aykırı hareket etmiş olmasından dolayı % 85 oranında kusurlu olduğuna dair ATK Trafik İhtisas Kurulu'nca düzenlenen 04/10/2021 tarihli rapor bulunduğu,Davacı ...ün, 29.07.2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının 03.08.2013 gün ve 28272 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre (bu yönetmeliğin eki % 60 maluliyeti belirlemek için düzenlendiğinden; bir önceki yönetmelik 11.10.2008 tarih 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak; - E cetveline göre % 30,2  oranında sürekli maluliyetinin oluştuğu, iyileşme (iş görmezlik) süresinin olay/kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğine dair İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 25/06/2021 tarihli rapor bulunduğu anlaşılmıştır.Bilindiği üzere, haksız bir fiil sonucu zarar oluştuğu iddiasıyla bir talepte bulunulması halinde, kazanın oluşumunda taraf kusurlarının ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, sorumluluk belirlenecek duruma göre tespit edilmelidir. Görülmekte olan davada davacı taraf, kazanın oluşumunda  araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise, kazanın oluşumunda tüm kusurun  davacı  ...'e ait olduğunu savunmuştur.Hal böyle olunca ve savcılık soruşturmasının dayanağı kusur tespiti ile az yukarıda özetlenen bilirkişi raporu arasında ki çelişki gözetildiğinde, trafik kazasının oluşumunda kaza taraflarının kusurlarının (ve oranlarının) ne olduğu hususunda yanlar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.Somut olayda; davacı ...'ün römorkta yolcu olarak bulunduğu ve römorktan  düşerek  yaralandığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup, zaten bu husus taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir.Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin Kamyon, Kamyonet ve Römorklarla Yolcu Taşınabilmesi Esasları Başlıklı 130.maddesine göre, traktör römorkunun yolcu taşımaya uygun olmadığı ve yasak kılındığı açıktır. (Yargıtay 17.HD'nin 12/02/2019 gün 2016/5672-2019/1286 karar sayılı emsal içtihadı)Yine, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin, Lastik Tekerlekli Tarım Traktörlerinin Karayolunu Kullanmaları ve Yük ve İnsan Taşıması Esasları Başlıklı 131.maddesine göre,'' Lastik tekerlekli traktörlerle ve römork takarak ticari amaçla yük taşımak yasaktır. Bu araçlar ticari araç olarak tescil edilemez. Ancak, il trafik komisyonları kararı ile şehiriçi taşımaları hariç, belli bir konudaki taşımanın yük  taşıyıcı araçlarla yapılamayacağından anlaşılmış olması veya mecburi ve geçerli nedenlerle gerek görülmesi hallerinde, taşımanın süresi, zamanı ve güzergahı belirtilmek şartıyla geçici olarak ticari amaçla yük taşımalarına izin verilebilir. Tarım ürünlerinin toplanması, yüklenmesi veya boşaltılması amacıyla tarla veya işyerine  götürülüp getirmek üzere lastik tekerlekli traktörlerin römork veya yarı römorklarına, oturmaları  şartıyla, taşıma sınırının beher tonu için en çok 3 kişi bindirilebilir. Yük üzerinde insan taşınamaz. Ancak yük ve insanın beraber taşınmasını mecburi kılan hallerde, aracın her türlü hareketi ve  durması sırasında insanların bulunduğu sahaya tecavüz etmeyecek şekilde yükün sağlamca tespiti ve  römork kapaklarının düşmeyi önleyecek şekilde kapalı olması mecburidir.'' şeklinde düzenlemesi karşısında, ATK Trafik İhtisas Kurulundan alınan  kusur raporunun  benimsenmiş olması doğru olmamıştır.<br> Kaza tarihinde, 15 yaşında olan  davacı yolcunun yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere göre römorkta taşınması  yasak olduğundan,  olayla ilgili olarak takipsizlik kararında belirtilen  trafik kaza tespit tutanağı ile takipsizlik kararına itiraz edilip edilmediği ve bir kamu davasının açılıp açılmadığına dair  dosya kapsamında bir   bilgi ve belgenin olmadığı anlaşılmakla öncelikle;  kaza tespit tutanağı ve savcılık soruşturma dosyasının celbi  sağlanmak suretiyle, dosyada mevcut, talimat yoluyla yapılan keşif  ile  olay yerinin  basit krokisi ve fotoğrafları nın birlikte değerlendirilmesi için  kusura ilişkin  İTÜ'den  seçilecek uzman  bilirkişi heyetinden alınacak kusur raporu ile kaza tespit tutanağı, ceza kovuşturmasına ilişkin dosya, tarafların iddia ve savunmaları, davacının kaza tarihindeki yaşı ile tüm dosya kapsamına göre ve varsa çelişkilerde giderilecek şekilde  tarafların olaydaki kusur oranlarının ne olduğu hususunun belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece, eksik inceleme sonucu karar verilmiştir.Bununla birlikte, haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir. (Bkz. Yargıtay 4. HD'nin 17/02/2022 tarihli 2021/8548 E- 2022/2770 K sayılı ilamı)<br>Somut olayda; kazanı 29/07/2018 tarihinde meydana geldiği anlaşılmakla davacının iş göremezlik oran ve süresinin kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekmesine rağmen Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen ATK 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.<br>Sonuç olarak; yargılama sırasında reşit olduğu anlaşılan davacının davada taraf ehliyeti üzerinde durulup taraf olarak davaya katılımı sağlanmadan  yazılı biçim ve şekilde karar verilmesi usulsüz bulunduğundan, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/4 hükmü uyarınca kaldırılmasına  karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ        / Gerekçe uyarınca,<br>1/Davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenle KABULÜ ile,  İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2021 tarih ve 2018/1157 Esas 2021/991 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4 madde hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harçlarının talepleri halinde kendilerine ayrı ayrı İADESİNE,<br>4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü  uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/10/2025<br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57da285b348f8001","SID":"f4b26c1aec83a1ad"}}