{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/1551 - 2025/1773<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2025/1551 <br>KARAR NO\t: 2025/1773<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/02/2025<br>NUMARASI\t\t: 2024/116 E.  -  2025/70 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Franchise Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/02/2025 tarih ve 2024/116 E. - 2025/70 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkillerinden ...'nun \"... ...\" ibareli tescilli markası ve kendine özgü üretim konsepti ve sunumu ile Türkiye genelinde restoran hizmeti verdiğini, bu kapsamda davalı şirket ile müvekkili arasında 01.04.2017 tarihinde franchise sözleşmesi akdedildiğini, ancak davalı şirketin müvekkiline ait marka (lisans sahibi) adı altında akdedilen franchise sözleşmesine aykırı uygulamalarda bulunup, sözleşmeye aykırı düşecek konsept değişiklikleri yaptığını, sözleşme kapsamında sunulan ürünleri değiştirdiğini, sözleşmeye aykırı slogan kullanıldığını, müvekkiline ait marka adı altında faaliyet göstermekte iken başkaca bir marka ve sloganı kullandığını ileri sürerek, akde aykırılık nedeniyle 30.000,00-TL maddi tazminat ile 250.000,00-USD cezai şartın temerrüt faiziyle birlikte kısmi dava niteliğinde olarak şimdilik 1.000.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı şirketin haksız rekabeti nedeniyle ise 30.000,00-TL maddi tazminat, 20.000,00-TL manevi tazminat ile 50.000,00-USD cezai şartın temerrüt faiziyle birlikte kısmi dava olarak şimdilik 500.000,00 TL'nin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili, dava dilekçesinde belirtilen franchise sözleşmesindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin ... olduğunu, dolayısıyla dayanılan sözleşmenin müvekkili yönünden hiçbir hüküm ve sonuç doğuramadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece dava dilekçesindeki tüm taleplerin 01/04/2017 tarihli franchise sözleşmesine dayandığı, davalı vekili tarafından ise davada dayanak sözleşmeye ilişkin imza itirazında bulunulduğu, bu durumda mahkemece öncelikle imzaya itirazın çözümlenmesinin ve imza incelemesi yapılmasının gerekeceği, davacı vekiline dava konusu franchise sözleşmesinin aslının sunulması için 02/07/2024 ve 08/10/2024 tarihli celselerinde iki haftalık süre verildiği, verilen süre içerisinde davacı vekilinin dava konusu sözleşme aslını sunmadığı, 10/12/2024  tarihli celsede davacı vekiline dava konusu sözleşme aslını sunması için son kez ve kesin olarak iki haftalık süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde sözleşme aslının sunulmadığı takdirde davanın usulden reddedileceği hususunun davacı vekiline ihtar olunduğu, davacı vekilince dava dilekçesinde dayanılan sözleşme aslının mahkemeye sunulmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, her ne kadar mahkemece verilen kararda sözleşme aslının ibraz edilmemesinin gerekçe gösterilmişse de davaya konu hukuki ilişkinin ve davalının franchise zincirine katılımının, çok sayıda belge, beyan ve fiilî durum ile sabit olduğunu, taraflar arasında uyuşmazlığa sebep olan franchise sözleşmesinin dosya kapsamında taranıp 17.07.2024 tarihinde UYAP sistemi üzerinden dosyaya kazandırıldığını, aynı zamanda davalı tarafın davacı müvekkiline ait marka ismini ve ürünlerini kullandığına dair Ankara 11. Ticaret Mahkemesinin 2023/11 D.İş ve Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2023/8 D.İş sayılı dosyalarında yer alan bilirkişi raporlarının bulunduğunu, davalı tarafın davacı müvekkiline ait marka olan \"...\" markalı ürünlerin, malzemelerini ve markaya dair her şeyi kendi iş yerinde kullandığını, davalının kendi dilekçelerinde dahi açıkça ikrar etmesi, sunulan fatura örnekleri, Instagram paylaşımları, menüler, ambalaj malzemeleri, sosyal medya içerikleri, “Yenilenen yüzümüzle aynı adresimizde hizmet vermeye devam ediyoruz” gibi açıklamalar, franchise işletmesine ilişkin aynı konseptte ürün satışı ve hizmetin devam ettirilmesi karşısında, sözleşmenin varlığının ve uygulanmasının fiilî olarak ispat edildiğini, davalının franchise ilişkisini inkâr etmeyip, aksine ... ile yapılan sözlü anlaşmayı ve \"...\" markası altında işletme faaliyetine başlandığını kendi beyanlarıyla belirttiğini, franchise ilişkisine yönelik delillerin bu şekilde sabitken ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu Franchise sözleşmesinin aslının mahkemeye sunulmaması sebebiyle usulden davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece davanın esastan değil usulden reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, usulden ret kararı verilmesi nedeniyle davalı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, dava dilekçesinde dava değerinin 1.500.000 TL olarak belirtildiğini, AAÜT'ne göre vekalet ücreti miktarının 222.000 TL olması gerekirken mahkemece 40.000 TL vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, franchise sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDavacı vekili, taraflar arasında 01.04.2017 tarihli bir franchise sözleşmesinin akdedildiğini, ancak davalı şirketin müvekkiline ait marka (lisans sahibi) adı altında akdedilen franchise sözleşmesine aykırı uygulamalarda bulunduğunu ileri sürerek, maddi ve manevi tazminat ile cezai şart alacağının tahsili istemlerinde bulunmuş, anılan sözleşmenin bir örneğini dosyaya sunmuştur. Davalı vekili ise bu sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını savunmuş, bu savunma karşısında mahkemece davacı vekiline imza incelemesi yapılması için dava konusu franchise sözleşmesinin aslının sunmak üzere süre verilmiş, davacı tarafça anılan sözleşme aslının sunulamaması üzerine, bu kez de davanın usulden reddine karar verilmiştir.  <br>\tDolayısıyla taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ile davalı arasında bir franchise sözleşmesinin kurulup kurulmadığı, kurulmuşsa davalının bu sözleşmeye aykırı uygulamalarının bulunup bulunmadığı, sonucuna göre de davacının maddi ve manevi tazminat ile cezai şart talep edebilip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. <br>\tHer ne kadar franchise sözleşmeleri Borçlar Kanunu hükümlerine tabi özel hukuk sözleşmeleri niteliğinde olup, aksi öngörülmedikçe şekil serbestisi ilkesi gereğince herhangi bir şekle bağlı olmaksızın kurulabilir ise de (Yargıtay 11. HD'nin 27.09.2011 tarih ve 2010/921 E.- 2011/11001 K.) ve franchise sözleşmelerine konu kullandırma hakları arasında, geçerliliği yazılı şekil şartına tabi marka haklarının da bulunması ve çerçeve sözleşmesi niteliğindeki franchise sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmaması halinde, tüm sözleşmenin mi yoksa sadece marka kullanma hakkının devrinin mi geçersiz olacağı konusu doktrinde tartışmalı ise de, şekil şartına aykırılık ile hakkın kötüye kullanılması yasağının çatışması halinde, hakkın kötüye kullanılması yasağına öncelik verilmesi gerektiği tabiidir (Yargıtay 11. HD'nin 27.09.2011 tarih ve 2010/921 E.- 2011/11001 K.).<br>\tGerçekten de somut uyuşmazlıkta da davalı vekilince, taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin 2017 Mayıs ayı itibariyle sözlü olarak kurulduğu, davacının yetersiz idaresi, malzeme kalitesinin sürekli düşmesi gibi nedenlerle taraflar arasında sorunlar yaşandığı, sonuçta tarafların franchise sözleşmesini karşılıklı anlaşma ile sona erdirdikleri ve 01.02.2023 tarihine kadar davacı tarafça müvekkiline, yeni konseptini oluşturması için süre verildiği savunulmuştur. Davacı vekili ise davalının bu savunmalarının soyut nitelikte olduğunu ve ispatlanması gerektiğini ileri sürmektedir. Dolayısıyla davalı tarafça 2017 yılından 2023 yılına kadar sözleşme ilişkisinin devam ettiği, kendi edimlerinin borçlanıldığı biçimde yerine getirildiği savunulduğuna göre, artık bundan sonra  franchise sözleşmesinin geçersizliğinin ileri sürülmesi, hakkın kötüye kullanılması teşkil edecektir (Yargıtay 30.09.1988 tarih ve 1987/2 E.- 1988/2 K. sayılı İBK).<br>\tBu noktada davalı savunmasına ne anlam verileceği, diğer bir deyişle bu savunmanın ispat yükümlülüğünü nasıl etkileyeceği sorusunun da cevaplanması gerekmektedir. Doktrinde davalının bu ikrarına “bağlantılı bileşik ikrar” denilmektedir. Bağlantılı bileşik ikrarda bulunan taraf, diğer tarafın ileri sürdüğü vakıayı ikrar eder, fakat ikrarına bu vakıadan çıkan hukuki sonucu hükümden düşüren ve bu vakıanın doğumu ile ilgili bulunmayan başka bir vakıa ileri sürer. Bu durumda ikrarın bölünebileceği, dolayısıyla ispat yükünün davalıya düşeceği kabul edilmektedir (Yargıtay 11. HD'nin 05.10.2010 tarih ve 2008/13951 E.- 2010/9727 K.).<br>\tO halde davalı tarafın kabulünde olduğu üzere, taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin 2017 Mayıs ayı itibariyle kurulduğu kabul edilmeli, sözleşmenin 01.02.2023 tarihinde sona erdiğini ispat yükü davalıya yüklenmelidir.  <br>\tFranchise sözleşmesi sürekli bir borç ilişkisi kuran bir sözleşme türü olup, taraflar arasında sözleşmenin kendiliğinden sona ermesini gerektiren şartlar belirlenmediği taktirde, tarafların müdahalesi olmadan sona erdirilemez. İlke olarak belirsiz süreli sözleşmeler, olağan ve olağanüstü fesih yolu ile sonlandırılabilir. Buna göre, sözleşmenin sebepsiz sona erdirilmesi olağan fesih, haklı ve önemli bir sebebe dayandırılarak sona erdirilmesi ise olağanüstü fesih olarak adlandırılır (Yargıtay 11. HD'nin 03.07.2006 tarih ve 2005/5416 E.- 2006/7900 K.).<br>\tDavalının bu ispat yükümlülüğünü yerine getirememesi halinde ise sözleşme ilişkisinin 12.03.2024 dava tarihi itibariyle dahi devam ettiği sonucuna varılması gerekeceğinden, bu kez de davacının talep edebileceği alacak kalemleri belirlenmelidir. <br>\tDavacı vekili işbu dava ile davalının franchise sözleşmesine aykırı uygulamalarda bulunup, sözleşmeye aykırı düşecek konsept değişiklikleri yaptığını, sözleşme kapsamında sunulan ürünleri değiştirdiğini, sözleşmeye aykırı slogan kullandığını, müvekkiline ait marka adı altında faaliyet göstermekte iken, başkaca bir marka ve sloganı kullandığını ileri sürerek, akde aykırılık ve haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat ile cezai şart alacağının tahsilini istemiştir.<br>\tÖncelikle Yargıtay 11. HD'nin 23.06.2022 tarih ve 2020/8232 E.- 2022/5228 K. sayılı ilamda belirtildiği üzere, imzasını içermeyen ve kabulünde olmayan bir sözleşme nedeniyle davalının cezai şart alacağı ile sorumlu tutulması mümkün değildir. Davacı vekilince mahkemece verilen süreye rağmen davalı ile imzalanan yazılı sözleşmenin aslı sunulmadığından, davalıdan cezai şart alacağının talep edilebilmesi mümkün değildir. <br>\tAncak franchise ilişkisinde franchise alan, sadakat borcunun bir sonucu olarak, sözleşme süresince franchise verenle rekabet etmemekle yükümlüdür. Taraflar arasında güven ilişkisinin bir gereği olarak ortaya çıkan bu yükümlülüğün varlığı, sözleşmede açıkça kararlaştırılmasa dahi kabul edilmelidir (Yeniocak Umut, Franchise Sözleşmesi, Birinci Baskı, Nisan 2016 Ankara, Seçkin Yayıncılık). <br>\tDosyaya sunulan Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/11 D.iş sayılı dosyasında 24.01.2023 tarihinde yapılan keşifte, davalının tabelalarında ve çalışan giysilerinde davacı markasının kullanıldığı görülmüş, ancak franchise sözleşmesine ilişkin el kitabı sunulmadığından, davalının kullanımının sözleşmeye uygun olup olmadığı tespit edilememiştir. <br>\tAnkara 2. FSHHM'nin 2023/8 D.iş sayılı dosyasında 27.01.2023 tarihinde yapılan keşifte ise davalının tabelalarında, çay tabaklarında ve çalışan tişörtlerinde davacı markasının kullanıldığı görülmüş, buna karşılık paket kutularında, ıslak mendillerde, magnetlerde, satış fişlerinde, şekerlerinde, vitrininde, ... uygulamasında, lavabo ve yönetim ofisinin üzerinde \"...\" ibaresinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Sözleşmede yazılı olmasa bile davalının, sözleşme ilişkisi devam ederken başka bir markayı kullanmasının, franchise sözleşmesine aykırılık teşkil edeceği açıktır. <br>\tDavalının işletmesinde döner satılıp satılmadığı konusunda da mahkemece öncelikle davalının işletmesinde döner satışı yapılıp yapılmadığı incelenmeli, döner satışının yapıldığı tespit edilirse bu kez davacının franchise sisteminde döner satışının olup olmadığı, davalının döner satışının bu sisteme aykırılık teşkil edip etmediği belirlenmelidir. Bu konuda davalı vekilince, davacının müvekkiline izin verdiği savunulmuş, davacı tarafça davalı adına kesilmiş döner harcı faturaları sunulmuştur. Dolayısıyla mahkemece döner satışı konusundaki sözleşme şartlarının davacı tarafça bu şekilde tadil edilip edilmediği de incelenmelidir. <br>\tTüm bu hususların açıklığa kavuşturulması için ise tarafların defter ve belgelerinin incelenmesi, taraflar arasındaki bu konudaki fiili uygulamanın yıllar boyunca ne şekilde gerçekleştiğinin tespit edilmesi gerektiği de açıktır.  <br>\tBu itibarla Dairemizce, tarafların iddia ve savunmalarının yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi, bu inceleme sonucunda taraflar arasında sözleşme ilişkisinin sona ermediğinin anlaşılması halinde, bu kez davalının eylemlerinden hangilerinin sözleşmeye aykırılık veya haksız rekabet teşkil ettiği tespit edilerek, infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 25/02/2025 gün ve 2024/116 E. - 2025/70 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br><br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı davacı vekili tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,\t  <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/10/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/10/2025\t\t<br> <br>Başkan<br><br> <br> <br>Üye<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br> <br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6290b45f14776939","SID":"c10d638f8da9345d"}}