{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>ANTALYA<br>4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2019/374 Esas<br>KARAR NO\t\t: 2019/501<br><br>DAVA\t\t: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 16/08/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 20/08/2019<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan incelemesi sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ\t: <br>TALEP\t: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkillerinin miras bırakanı ...'in ... tarihinde kalp krizi sonucu  vefat ettiğini, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar sayılı ... tarihli kararı gereği yasal mirasçıları olarak müvekkilleri, ..., ... ve ...'e kaldığını, müvekkillerin miras bırakını ölmeden önce ... tarihinde ... .../... Şubesinden vadeli ... TL tutarında nakit kredi kullandıklarını ve iş bu krediye davalı taraf ... nezdinde hayat sigortasına katıldığını, müvekkillerin hayat sigortası yaptıran miras bırakınının vefat etmesi sonrası müvekkillerinin banka kanalı ile adına düzenlenmiş olan hayat sigortası gereği davalı taraftan tazminat talebinde bulunduğunu, ancak ... tarihli davalı tarafın yazısı ile, sigorta başlangıç tarihinden önce kalp hastalığı teşhisi konulduğu ve bunun başvuru formunda beyan edilmediği anlaşıldığından gerçek dışı beyan sebebiyle herhangi bir tazminat ödeme imkanı bulunmamakta olduğunun bildirildiğini, bu kez Antalya ... Noterliğinin ... yevmiye nolu ... tarihli ihtarnamesi ile davalı tarafa poliçe konusu tazmin yükümlülüğü yerine getirilmesi için ihtar edildiğini, ancak ... tarihli cevabi yazıları ile sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı davranmasından dolayı tazmin yükümlülüğünü yerine getirmeyeceklerini bildirdiklerini, müvekkillerin miras bırakanın yapmış olduğu hayat sigortası kapsamında davalı tarafın ödeme yapmaması üzerine, miras bırakanın kredi borcunu halen ödemekte olan müvekkiller açısından iş bu davayı açtıklarını, bu sebeplerle davanın kabulünü, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik ... TL tazminatın en yüksek mevduat faizi ile birlikte müvekkillerin dava sonuna kadar ödemiş ve dava sonuçlanıncaya kadar ödeyecek olduğu Kredi Taksitlerinin en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsili ile müvekkil davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP\t: <br>Tensiple birlikte karar verilmiş olması nedeniyle davalı cevap verememiştir.<br>DAVA\t:<br>Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davadır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: <br>Dava, ... tarihinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.<br>Dava dilekçesinin ekinde bulunan ... ... Katılım Sertifikası ve ... tarihli ...'nin cevabi yazılarının incelenmesinde; \"Tüketici Kredilerine Yönelik Hayat Sigortası\"na yönelik ... adına ... başlangıç tarihli ... - ... poliçe numaralı hayat sigortasının bulunduğu görülmüştür.<br>6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. <br>Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 29/04/2019 tarih 2018/1695E. 2019/2776K. sayılı kararında; \"...Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, murisin beyan ettiği kanser hastalığının hayat sigortası kapsamında kalmadığı, davalıların mirasçı ve müteselsil kefil sıfatı ile murisin borcundan sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne,  alacak likit ve belirlenebilir olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına, ihbar olunan ... tarafından yapılan bir davaya katılma ve müdahale talebi bulunmadığından ihbar olunan hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava taraflar arasında düzenlenen tüketici kredisi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemidir. Sözleşmenin düzenlendiği ... tarihinde yürürlükte olan 4077 sayılı Kanunun 3/e maddesine göre tüketici, “Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi” ifade etmekte olup, davanın tarafının tüketici olması nedeniyle uyuşmazlığın bu yasa kapsamında bulunmasına göre, aynı Kanunun 23.maddesi uyarınca 4077 sayılı Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde bakılacağı öngörüldüğünden Tüketici Mahkemesi görevlidir...\" denilmiştir.<br>Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11/06/2019 tarih 2016/14437E. 2019/7303K. sayılı kararında; \"...Davacı vekili, muris ... tarafından dava dışı ... Şubesinden ... tarihinde tüketici kredisi kullanıldığını, bu krediye istinaden davalı nezdinde ... tarihli hayat sigortası poliçesi tanzim edildiğini... mahkemenin görevsizliği nedeni ile açılan davanın dava şartı yokluğundan HMK 114/C-115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, karar kesinleştiğinde süresi içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş...davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün  onanmasına...\" denilmiştir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/04/2019 tarih 2017/15-2141E. 2019/442K. sayılı kararında; \"... Dava şartlarının neler olduğu 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesinde belirtilmiş olup, anılan düzenlemenin 1. bendinin (c) alt bendinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, bir dava ancak görevli mahkemece incelenebilir. Mahkeme her şeyden önce görevli olmalıdır. Görevsiz mahkemede açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekir (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T.: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 930)...  Dava şartları ve ilk itirazların karara bağlanması için, tarafların açıklamaları yeterli ise hâkim, dosya üzerinden karar verebilir. Verilen karar (görevsizlik veya yetkisizlik kararı gibi) davayı (o mahkemede) sona erdirici nitelikte ise, hâkim tarafları ön inceleme duruşmasına davet etmeden (dosya üzerinden) gerekli kararı verebilir. Bu hâlde ön inceleme duruşması yapılmasına, tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesine ve tahkikat aşamasına geçilmesine gerek kalmaz (Kuru B., s 286)...  Anılan düzenleme ile hâkime dava şartlarına ilişkin olarak hangi aşamada karar verilmesi noktasında takdir hakkı tanınmış olup, hâkim tarafların dinlenmesine ihtiyaç duymaması hâlinde gerekli gördüğü takdirde dosya üzerinden de karar verebilecektir. 6100 sayılı HMK’nın 30. maddesi uyarınca hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olup, dava şartlarına ilişkin bir sorunun yargılamanın başında çözülmeyip sonrasında dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmayacaktır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkündür...\" denilmiştir.   <br>Davamıza gelince; davacılar hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin dava açmışlardır. Davacıların murisi ile davalı arasındaki sözleşmenin düzenlendiği ... tarihinde yürürlükte olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un Kanunun 3/k maddesine göre tüketici, “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,” ifade etmekte olup, davacılarının murisinin tüketici olması nedeniyle uyuşmazlığın bu yasa kapsamında bulunmasına göre, aynı Kanunun 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinde bakılacağı öngörüldüğünden Tüketici Mahkemesi görevlidir. Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olması nedeniyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine mahkememizin görevsizliğine kararı verilmesi gerekmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1. Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,<br>2. Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, <br>3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, <br>4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine,<br>5. Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya iadesine, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar verildi.20/08/2019<br><br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br> <br> <br>Hakim ...<br>¸e-imzalıdır  <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"94f7647c4e0d2aaf","SID":"4f2e1a403539ec0b"}}