{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/782 - 2025/861<br>                      T.C.<br>                 ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        31. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t            (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t\t            (HMK. 353/1-b.1 Maddesi Uyarınca \t\t\t\t            Başvurunun Esastan Reddine)<br><br>ESAS NO\t: 2025/782 <br>KARAR NO\t: 2025/861<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 15/05/2025<br>NUMARASI\t: 2023/747 Esas -  2025/306 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak<br>KARAR TARİHİ\t: 09/10/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ    \t: 09/10/2025<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; <br>\tİDDİA\t\t\t\t: <br>\tDavacı vekili; müvekkili şirketin davalı iş yerinden 02.08.2019 düzenleme tarihli 212676 nolu fatura ile 15.000,00 TL bedelle özel köşe koltuk takımı satın aldığını ancak teslimatın 20.09.2020 tarihinde gerçekleştiğini, ürün kullanmaya başlandıktan kısa bir süre sonra ise minderlerinin kaplandığı deri yüzeyinde aşınmalar ve soyulmalar meydana geldiğini, bunun sonucunca teslim alınan malın gizli ayıplı  olduğunun anlaşıldığını, bu durumu davalıya yasal mevzuata uygun olarak tarafa gerekli  bildirim ve ihbarları da süresinde yapan müvekkili davalıya durumu açıkça itiraz  ettiğini müvekkil kendi imkanları ile kumaş örneklerini kargo vasıtası ile davalıya  gönderdiğini, yapılan incelemede davalı tarafından ürünlerde bir hata bulunmadığını, ekstra ücret  karşılığında ürünlerde değişim yapabileceklerinin iletildiğini bu durumda dahi ürünler arasında ton farkı olabileceği ,müvekkilinin yasadan kaynaklanan haklarını kullanmak için derhal bildirim yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen seçimlik haklarım kullanmaktan yoksun bırakıldığını, ürün onanmı için dahi ücret talep edildiğimin mağduriyetin giderilmesi için davalı  şirketin resmi iletişim adresine 14.01.2021 tarihinde taraflar  arasında yapılan sözleşmeden dönüldüğünü, sözü edilen ürünü daha fazla ellerinde muhafaza  edemeyeceklerini ve teslimine hazır olduklarını, şayet ürünün alınmaması durumunda yediemine teslim edileceğinin ihtar edildiğini, buna rağmen davalının bedel iadesinde bulunmadığı gibi teslimde almadığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz  sonuçlandığını, davalının ürün üzerindeki yıpranmaların olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydı ile, ödenen bedelin ticari faizi ile birlikte taraflarına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tSAVUNMA\t\t\t\t  :<br>\tDavalı vekili; dava konusu ürünlerin 21.09.2019 tarihinde kusursuz ve eksiksiz olarak davacıya teslim edildiğini, dolayısıyla davacının teslimden 1,5 yıl sonra ortaya atmış olduğu köşe takımının ayıplı olduğu iddiasının yerinde olmadığını,davacının iddia ettiğinin aksine koltuklar 20.09.2020 değil 2019 yılında tesliminin yapıldığını, davacının köşe takımının ayıplı olduğuna ilişkin dosyaya hiçbir delil sunamadığını, davacının gözden geçirme külfetini yerine getirmediğini,tarafların tacir olmaları sebebi ile türk ticaret kanunun hükümlerinin uygulanması gerektiğini,bu bağlamda tacirler arasında ki satışlarda satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise 2 gün değilse teslim tarihinden sonra 8 gün içerisinde satılanın incelenmesi ve ayıplı olduğunun tespiti halinde ihbar edilmesi gerektiğini,satın alanının süresinde ihbar da bulunmaması halinde satılanı kabul ettiği anlamının ortaya çıktığını,müvekkiline süresinde yapılan ihbar bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu mailin tarihinin 14.01.2021 olduğunu, ihbarın şekil şartlarına uygun yapıldığı kabul dahiledilse 1,5 yıl sonra yapılmış olması sebebi ile süresinde olmadığını, malın ayıplı olduğunun ispat yükünün davacıya düştüğünü savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ\t       : <br>\tMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; \"Dava eser sözleşmesi kapsamında teslim edilen eserin ayıplı olduğu iddiasına dayalı  bedelin iadesi istemidir.<br>\tMahkememizce verilen 16/06/2022 tarih ve 2021/270 esas 2022/447 karar sayılı kararı BAM 31. Hukuk Dairesi'nin 19/10/2023 tarih, 2023/73 esas 2023/1118 karar sayılı ilamıyla; \"Eser sözleşmesinde yüklenici borcunu yerine getirirken sözleşmenin diğer tarafı olan iş sahibinin yararına olacak şekilde davranmak ve ona zarar vermekten kaçınmakla yükümlüdür. 6098 sayılı TBK’nın 472. maddesi uyarınca; yüklenici işin ehli olup bedele hak kazanabilmesi için, eseri fen ve sanat kuralları ile tekniğine ve iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlayıp teslim etmesi zorunludur. Yüklenici yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye teknik ve sanatsal kurallara ve amaca uygun olarak imâl edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle mükelleftir. Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren emek sarfıyla gerçekleştirdiği bir sonuçtur. Eser sözleşmelerinde; yüklenici sadakat ve özen borcu gereği eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek zorundadır. İş sahibi ayıp ihbarının süresinde yapıldığı hususunu tanık delili ile de ispat edebilir. Yine ayıplı ve eksik işler konusu da maddi vakıaya ilişkin olup, Yargıtay kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları çerçevesinde tanıkla dahi ispat edilebilir. Eserde ayıp bulunması durumunda, iş sahibi Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu  maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme ve semen iadesi, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet kaideleri gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması halinde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir. Eserdeki ayıpların eserin reddini gerektirecek nitelikte önemli olmaması halinde ise diğer seçimlik hakların kullanılması gerekir.  Somut olayda mobilyalar 21/09/2019 tarihinde teslim edilmiş olup, yazılı ayıp ihbarının 14/01/2021 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmede mobilyanın 2 yıl garantili olduğu belirtilmiştir. Davalı yüklenicinin savunmaları da gözetilerek, mobilya konusunda uzman sektörden bir bilirkişi de  heyete eklenmek suretiyle, söz konusu  koltuk takımındaki  hataların imalat hatası olup olmadığı, kullanım hatası ile ortaya çıkmış olup olamayacağı, imalat hatası bulunduğu sonucuna varılması halinde, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı dikkate alınarak, TBK 470 vd maddeleri çerçevesinde  iş sahibinin seçimlik hakları ve bu seçimlik haklarından hangisini davalının  kullanabileceği hususlarını kapsayan denetime elverişli ve tarafların iddia, itirazlarını karşılar bilirkişi raporu alınmalıdır. Sadece hukukçu bilirkişiden rapor alınmak ve satım sözleşmesi  hükümleri doğrultusunda inceleme yapılmak suretiyle verilen karar hatalı olmuştur.\" gerekçesi ile kaldırılmıştır. Mahkememizce BAM kaldırma kararı gereği yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış  yaptırılan bilirkişi incelemesinde davaya konu koltukların davacı tarafından istenilen faydayı, beklentiyi, konforu sağlayabilecek özellikte olmadığını, teknik bilirkişinin de tespit ve saptamaları ışığında, üründe gizli ayıp olduğu ve ayıbın üretim imalat hatasından kaynaklandığı konusunda bir şüphe olmadığı, taleple bağlılık ilkesi gereği TBK 475/1 maddesi kapsamında talepte bulunan davacının talep ettiği sözleşmeden dönme ve bedel iadesi seçimlik hakkını kullanabileceği görüş ve kanaati mahkememize bildirilmiştir. <br>\tTürk Borçlar Kanunun \"İşsahibinin seçimlik hakları\" başlıklı 475 maddesi  \"Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:<br>\t1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme, 2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme, 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme, İş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.<br>\tEser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz.\" hükmünü içermektedir. Bilirkişi incelemesinde eserin  davacı tarafından istenilen faydayı, beklentiyi, konforu sağlayabilecek özellikte olmadığı tespit edilmiş bu haliyle eserin hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı olduğu kabul edilmiştir. Davaya konu mobilyalar 21/09/2019 tarihinde teslim edilmiş olup, yazılı ayıp ihbarının 14/01/2021 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmede mobilyanın 2 yıl garantili olduğu belirtilmiştir. Eserin sökülüp kaldırılması aşırı zarar da doğurmayacağından tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının teslim edilen eserdeki tespit edilen imalat hatasından kaynaklanan ayıp nedeniyle tam olarak fayda sağlanamayacağından davacının sözleşmeden dönerek ile ödediği bedelin iadesine dair talebinin haklı ve yerinde bulunduğu\" gerekçesi ile, davanın kabulüne, 15.000,00 TL'nin taraflar arasındaki 02/08/2019 tarihli Özel Köşe Koltuk satış sözleşmesinin konusu olan 1 adet özel köşe koltuk takımının teslim masrafları davalıya ait olmak üzere davalıya iadesi tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar  verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t:<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalının temerrüde düştüğünü, müvekkili açısından iadeye hazır olduğu sabit ve davalı tarafından iadeye hazır olduğu, ürünün iade alınması noktasında temerrüde düşüldüğü sabitken, faiz başlangıç tarihinin teslime bağlı kılınmasının temerrüt hükümlerinin dikkate alınmadığının göstergesi olduğunu, dava konusu bedele dair ayıplı ürünün müvekkili aleyhine iade şartına bağlanmasının doğru olmadığını, davanın arabuluculuğa tabi olduğunu, yargılama aşamasından önce arabuluculuk faaliyetinin yerine getirildiğini bu nedenle, arabulucu işlemi nedeniyle müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava dosyasının ticaret hukuku konusunda uzman bir bilirkişiye tevdi edilmeden karara bağlanmasının hatalı olduğunu, davacı tarafça ihbar ve dönme beyanının şekil şartına uygun olarak yapılmadığını, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazların mahkemece dikkate alınmadığını, ayıbın ne zaman, ne şekilde, nerede ortaya çıktığının net olarak tespit edilmediğini, bilirkişi raporunda yer alan soyulmaların teslim tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde ortaya çıkmadığını, ürünlerin konteynerde yüksek ısılı ortamda bekletilmesi sonucunda ortaya çıktığını, taraflar arasında aktedilen sözleşme ile ürünlerin bakımı ile ilgili bilgilerin yer aldığını, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE    : <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Davalıdan alınması gereken 1.024,65 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 409,25 TL'nin davalıdan tahsili ile hazine'ye irat kaydına,<br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilgilisi üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\t6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>Başkan <br> E-imzalıdır<br><br>Üye <br> E-imzalıdır<br><br>Üye<br> E-imzalıdır<br><br>Katip <br> E-imzalıdır<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"241683d1aefa5fe5","SID":"50e681a191f27301"}}