{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1747 <br>KARAR NO\t: 2025/1051<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/01/2020<br>ESAS NO: 2017/695 <br>KARAR NO\t: 2020/96<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 01/10/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle;  Davacı  şirketin sinemacılık faaliyetleriyle uğraştığını ve kendi işlettiği sinemalarda reklam hizmeti verdiğini, bu kapsamda davalı ile aralarında hizmet alım-satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirket nezdindeki cari hesap borcunu vade tarihi olan 19/10/2015 tarihinde ödememesi sebebiyle Beyoğlu 3. Noterliği 03/10/2016 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesi ile keşide edildiğini, 7 gün içinde 22.066,13-TL'lik bakiyeyi ödemesi istendiği aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, davalının herhangi bir ödeme yapmadığını bunun üzerine İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini ancak  haksız şekilde borca itiraz etmek suretiyle de anılan icra takibini durdurduğunu belirterek davalı tarafından ileri sürülen haksız itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP<br>Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>Mahkemece, \"...taraflar arasında varlığı inkar olunmayan ve açık hesaba dayalı yürütülen  ticari hizmet ilişkisi bulunduğu, davacının iddia ettiği 22.066,13-TL açık hesap bakiyesi için davalı aleyhine ilamsız icra takibine giriştiği, davalı tarafın, taraflar arasındaki açık hesabın 67.719,90-TL olduğunu, takip öncesinde 60.000,00-TL lik ödeme yapıldığını, davacının bakiye alacağının 3.719,90-TL olduğunu, takipte talep edilen 18.346,23-TL yönünden takibe kısmi olarak itiraz edildiğini beyanla, takibe kısmi itirazda bulunduğu, itiraza konu farkın  18.346,23-TL lik vade farkı faturasından kaynaklandığı dosya kapsamı ile sabittir. Davalının takibe kısmi itirazda bulunduğu ve itiraz edilmeyen 3.719,90-TL yönünden takibin kesinleştiği açık olduğundan, bu tutar yönünden, davacının dava açmakta hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmış ve  dava takipte kesinleşen kısım yönünden HMK'nun 114/1-h ve 115/2 fıkraları uyarınca usulden  reddedilmiştir. Uyuşmazlık konusu vade varkı faturasının davacı tarafından tahsilinin talep edilebilmesi, bu konuda taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin veya öteden beri devam eden bir ticari temaülün bulunması şartına bağlıdır. Davacının satış faturalarına \"bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir\" şeklinde düştüğü tek taraflı kaydın, taraflar arasında bu yönde ticari teamül bulunduğunun, daha önce düzenlenmiş ve ödenmiş başkaca vade farkı faturalarının bulunduğunun veya taraflar arasında bu yönde yazılı sözleşme bulunduğunun ispatlanamaması karşısında yok hükmünde olduğu anlaşılmakla, 18.346,23-TL yönünden davanın esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir...\" açılan davanın \"davanın 3.719,90-TL yönünden; davacının dava açmakta hukuki yarar bulunmadığı anlaşıldığından HMK'nun 114/1-h ve 115/2 fıkraları uyarınca usulden reddine, davanın 18.346,23-TL yönünden esastan reddine,\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacının ticari defter ve kayıtlarla alacağını ispatladığı, davacının tebliğ ettiği faturaya itiraz ileri sürülmediği, taraflar arasında vade farkına ilişkin sözlü anlaşmanın bulunduğu, vade farkından kaynaklı faturanın kesildiğinin davalı  tarafa tebliğ edildiği, ''ödeme yapılacağı'' şeklinde geri dönüş yapıldığı belirtilerek mahkemece verilen kararın kaldırılması talep edilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava,  taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle oluşan cari alacağın   tahsili talepli başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. Davaya konu İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının  ... Sinema .... A.Ş. , borçlunun ise  ... Reklam....Ltd Şti  olduğu ve 06.10.2016 tarihli ödeme emri ile  22.066,13 TL nin davalıdan tahsilinin talep edildiği, sunulan 15.10.2016 tarihli itiraz  dilekçe ile icra takibininde talep edilen miktarın 18.346,23 TL' lik kısmına ve bu kısma ilişkin işlemiş faize, faiz oranına ve fer'ilerine itiraz edildiği  belirtilmiş olup,  2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davası açılmıştır. Takibe konu edilen ... numaralı ve  18.346,23 TL bedelli  fatura ''vade farkı bedeli'' açıklamasıyla düzenlenmiştir .Sunulan mail  yazışmalarının  incelenmesinde, 20.10.2015 tarihinde davacı tarafça davalıya yönelik  ''... ile geçen hafta cuma günü yapmış olduğumuz görüşmeye istinaden KDV dahil 18.346723 TL vade farkı faturası kesilmiştir '', ''17.09.2015 tarihinde '' ....vade farkı dahil toplam alacağımız 86.726,98 TL dir'' mail gönderildiği  anlaşılmaktadır.İlk Derece Mahkemesince tarafların ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişisi tarafından inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, düzenlenen 07.08.2019 tarihli raporda özetle; davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmediği, davacı tarafın ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı , ticari defterlere göre davacının davalıdan 18.3 46,23 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Davalının  takibe kısmi itirazda bulunduğu ve vade farkı alacağını kabul etmediği , taraflar arasında yazılı bir sözleşmede bulunmadığı anlaşıldığından taraflar arasındaki ticari ilişkide vade farkı uygulamasının bir teamül oluşturup/ oluşturmadığının incelenmesi amacıyla  bilirkişiden  ek rapor alınmış ve düzenlenen 29.11.2019 tarihli raporda özetle , vade farkı faturasının düzenleneceğinin davalının satış faturaları üzerinde belirtildiği ve davalı tarafça davacının düzenlediği, vade farkı faturasının kabul edilmeyip iade edildiğini gösteren herhangi bir belgeye de rastlanılmadığı nazara alınarak talebin  kabul edilebilir olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı görüşünde bulunulmuştur.Mahkeme tarafından  yapılan yargılama sonucunda , 3.719 ,90 TL yönünden davanın hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle usulden reddine, 18.346,23 TL yönünden ise taraflar arasında vade farkı faturalarının bulunduğunun ispatlanamadığından  davanın esastan reddine karar verilmiş ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur .unulan istinaf  sebeplerinin incelenmesi :Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 06.12.2012 Tarih ve 2012/12679 E., 2012/18618 K. ilamı:\"Taraflar arasındaki uyuşmazlık vade farkı faturasından kaynaklanmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel  Kurulu’nun 27.06.2003 tarih, 2001/1 Esas, 2003/1 karar sayılı  kararına göre, vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bu sözleşme ya da teamül haline gelmiş fiili  bir uygulamanın mevcudiyetinin kanıtlanması gerekmektedir. Taraflar arasında vade farkı ile ilgili yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davacının vade farkı talep edebilmesi için taraflar arasında bu konuda teamül halini almış fiili bir uygulamanın bulunup bulunmadığının saptanması gerekmektedir. Teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız ödenmiş olması gerekmektedir. Dairemizin  istikrarlı uygulaması da bu yöndedir...\" şeklindedir.Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2017/3413 E 2019/3193 K. Sayılı ilamında ''...Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarına göre tacir olan taraflar arasında vade farkı faturası düzenleme ve tahsiline ilişkin teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının itirazsız ödenmiş olmasının gerektiği....'' belirtilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen  19.10.2015  tarihli 18.346,23 TL bedelli vade farkı faturası yönünden taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair sözleşme bulunmadığı, iki veya daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafından itirazsız ödendiğine ilişkin bir teamülün de oluştuğuna dair  dosyada tespit  bulunmadığı anlaşılmaktadır. İstinaf sebepleri arasında yer alan mail yazışmaları da yukarıda belirtilmiş olup,  en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız ödenmiş olması hali mevcut olmadığından taraflar arasında vade farkı ödenmesine dair teamül bulunduğu sonucuna varılamaz. Bu nedenlerle vade farkı faturası yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen red kararının isabetli olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu konudaki istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı,  davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b.1 gereğince istinaf başvurusunun  esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 315,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 300,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.01/10/2025  <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0f466b7f86abafdd","SID":"b401ffd34fa13fc9"}}