{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/259 <br>KARAR NO\t: 2025/1126<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 10/11/2021<br>NUMARASI\t: 2021/407 Esas -  2021/893 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/09/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında tanzim edilen acentelik sözleşmesine istinaden müvekkili şirketin yetkili acentesi konumunda bulunan davalının  müvekkili şirket hak ve namına tanzim etmiş olduğu poliçelerden doğan prim bedellerini ödemediğini, tutarların ödenmesi için davalının ikaz edildiğini,  davalılarca müvekkili şirket lehine gayrimenkul (İzmir ili, Karşıyaka İlçesi, 3. Bölge Bayraklı Mahallesi Pafta ... N ...,  Ada ... parsel 6) ipotek ettirildiğini,  müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası nezdinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından icra takibine karşı haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edilmiş olduğunu, müvekkili şirket ile davalı acente arasında Beyoğlu 6. Noterliği 29 Ağustos 1995 tarih ve ... yevmiye numarası tasdikli olmak üzere acentelik sözleşmesi akdedilmiş olduğunu,  davalı acentenin, müvekkili şirket hak ve namına poliçe tanzim etmesi sebebiyle müvekkili şirket adına prim tahsil edildiğini, davalının müvekkili  şirketin hak ve namına tahsil etmiş olduğu prim tahsilatlarını en geç tahsil tarihinden itibaren ertesi haftanın son iş gününün bitimine kadar müvekkili şirkete intikal ettirmesi gerektiğini, prim tahsilatlarının müvekkili şirkete intikal ettirmemesi üzerine müvekkili şirket tarafından İstanbul 12. Noterliği 22.06.2009 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile birlikte 27.05.2009 tarihi itibariyle 446.764,19-TL asıl borcun 5 iş günü içerisinde mevcut faizi ile birlikte ödenmesi ihtar edildiğini, davalı borçlunun uhdesinde bulunduğu prim tahsilatlarını hiçbir şekilde müvekkiline ödemediğini, bunun üzerine müvekkili şirket ile davalı acente arasında tanzim edilen acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, İstanbul 12. Noterliği 17.06.2008 tarih ve ... yevmiye numarası ile birlikte sözleşmenin  fesih edildiğinin ihtar edildiğini, müvekkili şirket tarafından başlatılan haklı ve yerinde icra takibine karşı haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini, icra takibinin durduğunu belirterek müvekkili şirket tarafından İstanbul 10. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası nezdinde başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile birlikte takibin devamına, kötüniyetli itiraz sebebiyle %20 oranından az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu alacak ile bağlantılı olarak 3 adet dosyanın derdest olduğunu, mahkemenin 2021/407- 2021/408 - 2021/409 sayılı dosyalarının birleştirilmesi gerektiğini, ayrıca iş bu alacaklar için daha önce de itirazın iptali davası açıldığını, itirazın iptali davası açma süresi olan 1 yıllık sürenin geçtiğini, itirazın iptali davasının açılamayacağını, genel zaman aşımı süresi olan 10 yıllık sürenin de geçmiş olduğunu, bu yönden de davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin,  dava dilekçesinde belirtilenlerin aksine poliçe bedellerine istinaden  sigortalılardan tahsil ettiği primlerin hepsini ödediğini, sigortalılardan aldığı kıymetli evrakları davacı sigorta şirketine teslim ettiğini, müvekkil şirketin tahsil ettiği primleri davacı kuruma intikal ettirmemesi gibi bir durumun mevcut olmadığını, davacı kurumca talep edilen prim bedellerinin müvekkili şirket tarafından tahsil edildiğini ispat etmesi gerektiğini, alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatı talebinin de haksız bir talep olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirkete kendi kayıtlarında borçlu görünmesinin nedeni müvekkili şirket ile davacı şirket arasında yapılan mahsuplaşmaların kayıtlarda görünmemesi ve İzmir Bölge Müdürlüğündeki hesaplarda meydana gelen bazı usulsüzlükler olduğunu, müvekkilinin yapılan tüm işlemleri, tahsil edilen, tahsil edilemeyen, karşılığında kıymetli evrak alınan vs. tüm ödeme bilgi ve belgelerini davacı şirketin İzmir Bölge Müdürlüğüne bildirdiğini ve teslim  ettiğini,  davacı şirketin de aynı iddialarla İzmir Bölge Müdürlüğündeki bu görevliler aleyhine yaklaşık 500.000-TL tutarındaki zararlarının tazmini amacıyla İzmir 5. İş Mahkemesinin 2009/87 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını,  bu dosyanın halen derdest olduğunu, iş bu davayı açarken aynı zararları için bir de müvekkillerine karşı icra takipleri başlatıldığını, İzmir 5. İş Mahkemesindeki davada talep edilen miktar ile müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takiplerindeki miktarın birbirine çok yakın olduğunu, davacı şirketçe, müvekkili şirket yöneticileri hakkında yapılan şikayet hakkında İzmir 12. Asliye Ceza Mah. 2015/77 sayılı dosya ile beraat ettiğini,  müvekkilinin beraat ettiği İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/77 E sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu da dosyaya sunulmuş olup yerel mahkemece dikkate alınmadığını, davacı şirket kayıtlarına göre müvekkilinin borçlu görünmesinin nedenlerinin İzmir Bölge Müdürlüğündeki usulsüzlükler olduğunu, mutabakatların göz önünde bulundurulmaması, davacı şirketin, müvekkilce yapılan tüm poliçelerin bedellerinin müvekkil tarafından tahsil edildiği yönündeki  iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkili tarafından yapılan hasar ödemelerinin davacı şirketçe mahsup edilmemesi olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafça, uyuşmazlığa konu İstanbul 10.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali için daha önce mahkememizin 2009/802 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı, anılan kararın bozulması üzerine dosyanın mahkememizin 2019/129 Esas numarasını aldığı, bu dosyada yapılan yargılama sonucu 04.03.2021 tarihli karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili her ne kadar icra dosyasına yapılan itirazın taraflarına tebliğ edilmediğini iddia etmiş ise de; Mahkememizin 2009/802 Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali davasının 09.12.2009 tarihinde açıldığı, eldeki davanın ise 16.06.2021 tarihinde açıldığı, Yargıtay 23. HD'sinin 2016/5243 Esas sayılı kararında da belirtildiği üzere;  ilk davanın açıldığı tarihte itirazın öğrenilmiş sayılması gerektiği ve eldeki dava tarihi itibariyle İİK'nın 67/1. maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre geçtiği anlaşıldığından, davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin, davalıların itirazının, tebliğ edilmemesi sebebiyle işlemeye başlamadığını, buna rağmen mahkemece hatalı değerlendirme ile hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine karar verildiğini, borçlular aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, borçlu tarafından yapılan itiraz ile birlikte takibin durduğunu, İİK'nın 67. Maddesinde düzenlenen  hak düşürücü sürenin ancak tebliğle başlayacağını, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/6653 E. 2019/3595 K. ve 18.04.2019 tarihli kararında da bu hususun belirlendiğini, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020/19-357 E. 2020/794 K. ve 20.10.2020 tarihli kararında, bu hususların belirlenerek tebliğ şartının arandığını, İİK'nın 67. maddesinde belirlenen hak düşürücü sürenin işlemeye başlaması için itirazın tebliğinin tebliğ yolunın sınırlı sayılı bir şekilde belirlendiğini ve icra dosyasında itirazın müvekkiline tebliğ edilmediğini; tarifenin ilgili hükümleri gereğince davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi halinde, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, sigorta prim alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itiraz ile ilgili olarak daha önce yine İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/802 esas sayılı dosyasında 09/12/2009 tarihinde itirazın iptali davası açılmış ve bu dosyada verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin .../11/2018 Tarih ve 2017/875 E. - 2018/7337 K sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine dava mahkemenin 2019/129 esasına kaydedilmiş ve 04/03/2021 tarihinde, işlemden kaldırılan ve süresinde yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Medeni usul hukukunda davanın açılması ile derdestlik doğar. Medeni yargılama hukukunda, davanın açıldığı tarih, derdestliğin de başlangıç anıdır. Derdestlik bir dava engeli olup, artık aynı dava aynı zamanda tekrar açılamaz.İİK'nın 67/1. maddesinde takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde itirazın iptalini dava edebileceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre itirazın iptali davasının açılması gereken süre itirazın tebliği ile başlayacaktır. Ancak, aynı icra dosyasına ilişkin olarak daha önce hükümle sonuçlanmayan bir itirazın iptali davası açılmış ise, bu ilk davanın görüldüğü süre içinde yeniden aynı davanın açılması mümkün olmadığından, ikinci dava bakımından ilk davanın açıldığı ve derdestliğin başladığı tarih itibariyle hak düşürücü süre işlemeye başlayacaktır. Yargıtay 11. HD'nin .../02/2024 Tarih ve  2023/2455 E. - 2024/1477 K. sayılı kararı da aynı yöndedir.Somut olayda, davacı tarafından aynı icra dosyasına ilişkin açılan itirazın iptaline ilişkin ilk dava 09/12/2009 tarihinde açılmış olup, eldeki ikinci davanın açıldığı 16/06/2021 tarihi itibariyle İİK'nın 67/1. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre dolmuştur. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı tarafça hüküm vekalet ücreti yönünden de istinaf edilmiştir. Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi halinde karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 7/2. Maddesine göre belirlenen vekalet ücretinin maktu vekalet ücretini geçmemesi gerekir. İlk derece mahkemesince nispi tarife üzerinden vekalet ücreti belirlenmiş ise de, Dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenecek olan maktu ve nispi vekalet ücreti ilk derece mahkemesince belirlenen vekalet ücretinden fazla olacağından bu husus kaldırma nedeni yapılamıştır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.11/09/2025<br>\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"515fb064c4d67ec9","SID":"21f1c702192dc015"}}