{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/574 <br>KARAR NO\t: 2025/1428 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 20/01/2022<br>NUMARASI\t: 2019/258 (E) - 2022/34 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat <br>KARAR  TARİHİ  : 9/10/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda,    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince, maddi tazminat davasının kabulüne, 375.227,21 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ... Sigorta AŞ'nin 212.110,50 TL'den sorumlu olması koşuluyla, davalılar ... ve ... Sigorta AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine; 50.000 TL manevi tazminatın, davalı ...'tan tahsil edilerek, davacıya ödenmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Sigorta AŞ vekili dilekçesinde özetle; kusura ilişkin itirazlar dikkate alınmadan ve çelişkiler giderilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, her durumda kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini; itirazları saklı kalması koşuluyla, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yasal mevzuata aykırı ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, sürekli iş göremezlik tazminatının ancak genel şartlarda yer alan TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizle belirlenmesi gerektiğini, hesaplama yapılırken destek paylarının anne ve baba için ayrı ayrı 28 yaşında muhtemel evliliğe kadar 1/4, evlilikten 30 yaşında muhtemel birinci çocuğa kadar 1/6, 32 yaşında muhtemel ikinci çocuğa kadar 1/7, ikinci çocuktan babanın destek sonu tarihine kadar 1/8 oranında destek payı ayrılması gerektiğini, ölenin aktif dönem gelirinin 31/12/2021 gününe kadar asgari geçim indirimi dahil bekarlar için net asgari ücret üzerinden 2022 yılı itibarıyla ön lisan programına yerleşebileceği varsayımıyla nasıl elde edildiği belirlenemeyen 2.373 TL net gelire çevrilip, 2014 günü asgari ücret oranlanarak 1,97 kat sayısı elde edilip 2021 net asgari ücretinin de bu kat sayıyla çarpılarak işleyecek aktif döneme de yıllık net 67.049,16 TL'nin bulunduğunu; bilirkişi tarafından hazırlanan raporda askerlik süresine yer verilmediğini; destekten yoksun kalma tazminatının ölenin öğrenimini bitirdikten sonra mesleğine göre alabileceği ücret üzerinden hesaplanmasının kabul edilebilir olmadığını; ölenin birlikte (müterafik) kusurundan dolayı tazminat tutarından indirim yapılması gerektiğini; her durumda ıslaha konu edilen rakam için ıslah tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tüm kusurun müvekkili davalıda olduğu kabul edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının boşanmış ve parçalanmış aile yapısı içinde bulunmasına karşın, hakkaniyete aykırı pek aşırı miktarda tazminata karar verildiğini, müvekkili davalının \"U\" dönüşü yasağını ihlal etmediğini, adli rapor düzenlenirken bölünmüş yolu kullanan motosikletin, iki şeritli yolda en solda bulunan araca ve kavşakta bekleyen araca sağ tarafında en az iki aracın geçeceği kadar mesafe varken çarpmasının kusurlu davranış olduğunun göz ardı edildiğini, tedbirsiz ve dikkatsiz davranmayan müvekkilinin kural ihlalinin bulunmadığını, gerekli uyarıları yapmayan kavşaktan belli bir mesafeden önce önlem almayan, uyarı işaretleri koymayan, personel ile önlem almayan, Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin kusurlu olduğu, kazanın bu yönleriyle de araştırılıp kusur incelemesi ve dağılımının yapılması gerektiğini; eksik kusur raporuna dayalı hesap uzmanı bilirkişi raporunun da hatalı olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken maktulün Bornova Anadolu Mesleki Teknik Lisesinden mezun olduğu, uçak bakım teknisyeni olmaya hak kazandığı, bağımsız iş yeri açabileceği ve havacılık ve uzay bilimleri fakülteleri uçak bölümlerine ön lisans puanıyla yerleşebileceği değerlendirilerek hesaplama yapıldığını, yargılama sırasında sürekli yineledikleri gibi ölenin olay zamanındaki durumuna göre değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacının desteği ölen sürücü ...'ın kusursuz, davalı sürücü ...'ın ise %100 oranında kusurlu olduğunun belirtilmesi; davaya konu trafik kazası nedeniyle Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2019/92 (E) sayılı davada alınan bilirkişi raporu, Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, eldeki davada alınan bilirkişi raporu ve soruşturma belgeleri incelenerek düzenlenen Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesinin 25/3/2021 gün ve 4638 sayılı raporunda ise,  yönetimindeki ... plakalı otomobille seyir halinde iken \"U\" dönüşünün yasak olduğu olay yeri kavşakta, gerisinden yaklaşan motosikletin güvenli geçişini beklemeksizin dikkatsiz ve hatalı dönüş manevrası yaptığı sırada motosiklet ile çarpışan davalı sürücü ...'ın %100 oranında kusurlu,  ölen sürücü ...'ın ise kusursuz olduğunun bildirilmesi böylece,  davalı sürücü ...'ın yönetimindeki otomobil ile davacının desteği ölen ...'ın yönetimindeki ... plakalı motosikletin kaza sırasındaki konumları ve sürücülerinin davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranının  yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişiler kurulu raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış; kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağında ölen motosiklet sürücüsü ...'ın kask takıp takmadığına ilişkin bölümün \"tespit edilemedi\" biçiminde işaretlenmesi, diğer yandan da ölen sürücü ...'ın yönetimindeki motosiklette yolcu olarak bulunan ve davya konu kazada yaralanan ...'nın kollukta alınan anlatımında \"ikimizin de kaskları takılıydı\" biçiminde beyanda bulunması karşısında, ölen sürücü ...'tan kaynaklanan ve kazanın oluşumuna etkisi olmayan, ancak kaza nedeniyle ortaya çıkan zararı ağırlaştıran birlikte kusur niteliğindeki davranışı kanıtlanmadığından, davacı lehine hükmolunan maddi tazminatta birlikte kusur nedeniyle indirim yapılmamasında isabetsizlik görülmemiş; HMK'nin 107'nci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde açılan destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davada, davacı vekili tarafından 8/11/2021 günü sunulan bedel belirleme dilekçesiyle talep edilen maddi tazminatın 375.227,21 TL olduğunun bildirilmesi karşısında, davalı sigorta şirketi vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü ıslahla arttırılan miktara ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf nedeni benimsenmemiş; ölen destek ...'ın Bornova Özel Batı Anadolu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi uçak alanı bölümünden, \"Uçak Bakım Teknisyeni\" unvanıyla mezun olması ve üniversitelerin lisans eğitimi veren Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakülteleri ile ön lisans eğitimi veren yüksek okulların uçak bakım bölümlerinde öğrenimine devam etmesi olanağı bulunması dikkate alındığında, desteğin gelirinin asgari ücretin 1,97 katı düzeyinde olacağı varsayımına dayanılarak hesaplama yapılmasının yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Öğretide destek, \"bir kimseye fiilen sürekli ve düzenli bir şekilde bakan ve olayların olağan akışına göre ona bu tarzda ilerine bakması kuvvetle tahmin edilen (büyük olasılık olan) kimse o kişinin desteğidir. Destekle ölenin baktığı kişinin, aynı ailenin bireyleri, kan hısmı veya birinin diğerinin mirasçısı olması şart değildir.\" biçiminde tanımlanmakta, desteğin yardımı da \"... Desteğin geçimini sağlama veya geçimine katkıda bulunma yardımı, para verme tarzında olabileceği gibi bir kimseye hizmet görme tarzında da olabilir. Keza bunların dışında bir fayda sağlama da destek olma durumu yaratabilir...\" olarak açıklanmaktadır. (Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman, Prof. Dr. M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 11'inci bası, 2'nci cilt, sayfa 120) Diğer bir anlatımla destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.Aile bireylerinin dayanışması, birbirlerine yardım ve hizmet etmesi, bakıp gözetmeleri, koruyup kollamaları bir yaşam gerçeğidir. Genel yaşam deneyimleri ve hayatın olağan akışı, yetişkin bir insanın anne ve babasına ve belirli bir düzeyde destek olacağını gösterir, anne ve babanın gereksinimleri bulunmasa dahi evladın onlara yardım etmesi, hayatın alışılmış gereklerine göre doğal ve ahlaki bir ödevdir. Bu yardımın mutlaka geçimlerini sağlamaya yönelik olması da gerekmez. Anne ve babanın çocuklarının maddi desteğine muhtaç olabileceğinin kabulü, hayatın olağan akışına, Türk örf, adet ve geleneklerine uygun düşer. Yetişkin bir insanın anne ve babasına her durumda ve her biçimde destek olduğu kabul edilir.Yargıtay'ın süreklilik kazanan kararlarında açıklanan pay esasında; desteğin ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi gereksinimleri, kalan yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak, bu dönemde desteğe iki, anne ve babaya birer pay verilmek; desteğin ileride evlenmesiyle birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay verilerek; desteğin bir çocuğunun olması durumunda desteğe iki pay, eşe iki pay, çocuğa bir pay, anne ve babaya birer pay ayrılmak; daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek hesaplama yapılması, yaşam tablosuna göre  anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa, kalan kişiye diğerinin payı eklenerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekmektedir.Bu hesap biçimine göre çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile anne ve babaya ayrılacak paylar düşecektir.  Bu pay esası Türk aile sistemine çok uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselmektedir.Hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı bilirkişi raporunda da, yukarıda açıklanan Yargıtay'ın süreklilik kazanan kararlarına uygun olarak, ölen desteğin askerlik yapacağı ve 5 yıl sonra evleneceği varsayımına dayanılarak, ilk 5 yıl anneye 1 pay, babaya 1 pay, desteğin kendisine 2 pay; evlenmesinden sonra anne ve babaya ayrı ayrı 1 pay ayıracağı varsayımına dayanılarak hesaplama yapıldığı; böylece, davacının destekten yoksun kalmaktan kaynaklanan zararının, davacının desteği ...'ın yaşı, olası destek süresi ve kazanç durumu ile destek gelirinin paylaştırılması suretiyle, Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan aktüerya uzmanı bilirkişinin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir. Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine manevi tazminata ilişkin hükmün incelenmesine gelince: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira mal varlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan  hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak,  4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacı ile davalı ...n dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporundan anlaşılan kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre, davacı lehine hükmolunan manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ... Sigorta AŞ vekili ile davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurularının, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine,2-Maddi tazminat davası yönünden, Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 25.631,77 TL istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... Sigorta AŞ tarafından peşin ödenen toplam 6.407,95 TL, davalı ... tarafından peşin ödenen ve maddi tazminat hükmüne isabet eden 5.654,47 TL olmak üzere toplam 12.062,42 TL karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 13.569,35 TL istinaf karar ve ilam harcının, davalılar ... Sigorta AŞ ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına; davalı ... Sigonta AŞ'nin 2.426,91 TL karar ve ilam harcından sorumlu tutulmasına,  3-Manevi tazminat davası yönünden, Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.415,50 TL istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından peşin ödenen ve manevi tazminat hükmüne isabet eden 753,48 TL karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 2.662,02 TL istinaf karar ve ilam harcının, davalı ...'tan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,  4-Davalıların istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,5-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, manevi tazminat davası yönünden HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin; maddi tazminat davası yönünden ise HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca Dairemizin gerekçeli kararının tebliği tarihinden itibaren başlayan iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 9/10/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3c69624b7f08083","SID":"488d905734f0a53e"}}