{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/139 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1143<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>.İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/12/2020<br>NUMARASI\t: 2018/1280 Esas, 2020/679 Karar<br>DAVANIN KONUSU: KAYIT KABUL<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline borcu bulunan müflis aleyhine Ankara 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, alacak kaydı yapılması için müflis şirketin iflas masasına başvurulduğunu, 31. ve 33. sıraya kaydedilen alacak taleplerinin reddine karar verildiğini belirterek iflas masasının alacak taleplerinin reddine ilişkin kararı ile tanzim edilen ek sıra cetvelinin iptaline, alacak miktarı kadar alacak kaydının yapılarak sıra cetvelinin bu şekilde tanzimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 12/12/2017 TARİH VE 2017/465 ESAS 2017/1323 KARAR SAYILI KARARI İLE: Davanın sıra cetvelinin ilan edildiği 09/01/2015 tarihinden itibaren 15 günlük süre içinde açılmadığından özel dava şartının gerçekleşmemesi nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiştir.<br>DAİREMİZİN 04/10/2018 TARİH VE 2018/1327 ESAS 2018/1522 KARAR SAYILI KARARI İLE:Dava dilekçesi ekinde sunulan 20/03/ 2017 tarihli iflas  idaresi kararları ve bu kararların davacı vekiline tebliği, ayrıca ek sıra cetveli ilanı ve ek sıra cetvelinin davacıya tebliğ tarihi tespit edilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu, zira iflas idaresinin 15/05/2017 tarihli yazısında, davacı vekilinin başvuru dilekçesine ek olarak tebligat ve geç kayıt masrafı yatırdığını bildirmesi sebebiyle dava açma süresinin, ilan tarihine göre değil, sıra cetvelinin davacıya tebliğ edildiği tarih itibariyle tespiti gerektiği, bu tarihin ise dosya kapsamından anlaşılamadığı gerekçelerine istinaden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın ek sıra cetvelinin davacıya tebliğ tarihi saptandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi için mahkemesine iadesine dair karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 08/12/2020 TARİH VE 2018/1280 ESAS 2020/679 KARAR SAYILI KARARI İLE:Davaya konu ek sıra cetveli, ikinci alacaklılar toplantısı ve 20/03/2017  masa kararının davacıya 30/03/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davanın Ankara Nöbetçi ATM kanalıyla 03/04/2017 tarihinde hak düşürücü sürede açıldığı kabul edilerek dosya kapsamına uygun ve denetlenebilir olduğundan bahisle bilirkişi raporunun hükme esasa alındığı, davacının dava konusu ettiği alacağını ispat edemediği değerlendirilerek davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflarınca itiraz edilen bilirkişi raporundaki görüşe dayalı olarak verilen kararın yasaya aykırı olduğunu, davaya konu alacağın kambiyo senedi (çek) dayalı olduğu, borçlu şirketin çeke dayalı icra takibine itiraz etmediği ve dava açmadığı, takibin kesinleşmiş olduğu gerçeği karşısında borçlunun, borçlu olmama gibi bir ihtimalinin mevcut olmadığı görmezden gelinerek ek rapora dayalı verilen kararın ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dava, İİK'nun 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.2004 sayılı İİK'nun 235. maddesinde, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabule elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. Md). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.Dairemizce ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasından sonra yeniden yapılan yargılamada yazılan müzekkereye iflas müdürlüğünce verilen 18/02/2019 tarihli yazı cevabı dikkate alındığında, davacının 31 kayıt numarası ile 39.547,57 TL ve 33 kayıt numarası ile 39.567,57 TL alacak kayıt talebinde bulunmuş olup 31 kayıt numaralı alacak talebi yargılamayı gerektirdiğinden bahisle reddedilmiş, 33 kayıtlı numaralı alacak talebi ise, 31 kayıt numaralı alacak talebi ile mükerrer olduğundan bahisle reddedilmiştir. Ek sıra cetveli ile reddine karar verilen her iki alacak talebi de aynı alacağa ilişkindir. Buna göre yazı cevabı ile davacının tebliğ gideri yatırdığı belirtildiğinden dava açma süresinin bu tarihten itibaren başlayacağı, davacı vekiline ek sıra cetveli ilanı ve alacak hakkındaki masa kararının 30/03/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise bu tarihten itibaren yasal 15 günlük süresi içerisinde 03/04/2017 tarihinde işbu eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Açıklanan sebeplerle davanın süresinde açıldığına yönelik Mahkemenin tespit ve kabulü yerindedir.Bilirkişi tarafından sunulan 28/10/2019 tarihli raporda; davacının icra dosyasında bulunan cari hesap ekstresine göre 25/08/2011 tarihinde müflis şirketten ikisi 140.000,00 TL, biri 135.000,00 TL bedelli 3 adet çek aldığı, çeklerin karşılığının çıkmaması sebebiyle iade kaydı düştüğü, davacının alacağının dayanağı olarak ödeme emrinde 30/10/2011 tarihli, 6941567 nolu, 140.000,00 TL bedelli çek gösterilmiş ise de, icra takibin konusu olan 39.547,57 TL tutarlı asıl alacağın, davacının, davalı şirkete kestiği 119.547.57 TL tutarlı 4 adet satış faturasından ileri geldiği, bu satış faturalarına karşılık davacının, davalıdan 80.000,00 TL tahsil etmesi neticesinde 39.547,57 TL alacaklı olduğunun görüldüğü, müflis şirketin incelemeye sunulan 2012 yılı ticari defterlerinin kanuna uygun tutulduğu, tüm hesap hareketleri 2011 yılında olmasına rağmen, müflis şirketin 2011 yılı ticari defterlerini iflas müdürlüğüne ibraz etmemesi sebebiyle, davacının cari hesabında yer alan hesap hareketlerinin tetkik edilemediği, 2012 yılı ticari defterlerin, açılış ve kapanış bilançolarına bakıldığında ise 2012 yılına devreden bir borç tutarının olmadığı, davacının cari hesabında kayıtlı 4 faturadan sadece 2 tanesinin dosyada mevcut olduğu, ancak bu faturalara ilişkin sevk irsaliyesi dosyaya sunulmadığından kime teslim edildiğinin tespit edilemediği belirtilmiş olup ayrıca bilirkişi tarafından 28/02/2020 tarihli ek rapor sunulmuştur.Somut olayda, davacı ... masasına yaptığı alacak kayıt başvurusunda, müflis şirketten 39.547,57 TL alacaklı olduğunu ve bu alacak ile ferilerinin tahsili için Ankara 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını belirterek alacağının ferileriyle birlikte iflas masasına kaydının yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Bahsi geçen icra takibi kambiyo senetlerine özgü olup 30/10/2017 tarihli, 6941567 sayılı ve 140.000,00 TL bedelli çeke dayalı 39.547,57 TL asıl alacak, 1.977,37 TL çek tazminatı ve 474,57 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.999,51 TL'nin tahsili talep edilmiştir.O halde davacının alacak talebi çeke dayalı olup kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerret sayılsalar da, bunlar tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığından bunlara dayalı olarak iflas masasına kayıt isteyen davacı, alacağının mevcudiyetini gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir. Dava konusu çeklerin hangi alacak ve hukuki ilişki nedeniyle verildiği hususu davacı tarafından kanıtlanmalıdır (Yargıtay 6 HD'nin 2023/2297 Esas 2024/2382 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, dosya kapsamında yer alan hazır beton sözleşmesinin tarafları davacı ve müflis şirket olup sözleşme konusu müflis şirketin sözleşmede belirtilen beton döküm adresinde kullanılması için davacı şirketin üretim tesislerinde hazır beton üretilmesi ve mutabık kalınan fiyatlarla irsaliye karşılığında müflis şirkete teslim edilmesi işini kapsamaktadır. Bilirkişi tarafından incelenen davacının dosya kapsamında yer alan cari hesap ekstresinde davacı tarafından müflis şirkete düzenlenen 4 adet fatura kayıtlı ise de, alacağın dayanağı olan çekin bu faturalara karşılık alındığı sabit değildir. Kaldı ki bundan önce söz konusu faturalara -dosya kapsamına sadece 2 tane fatura sunulmuş, mal/hizmetin teslim edildiği de davacı tarafından usulünce ispatlanamamıştır. Zira bahsi geçen sözleşme uyarınca betonun teslim edilmesi karşılığında alınması gereken irsaliye sunulmadığı gibi dosya kapsamında yer alan posta gönderisinin içeriğinde ne olduğu belli olmadığından faturaların müflis şirkete tebliğ edildiği de söylenemez. Ayrıca 2011 yılı ticari defterleri incelenemeyen müflis şirketin 2012 yılı ticari defterlerinde davacının alacaklı olduğuna dair bir kayıt da bulunmamaktadır. Dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle davacı usulünce ve belirtilen ilkelere göre ispat yükümlülüğünü yerine getiremediğinden Mahkemece tesis edilen karar isabetli olmuştur.Öte yandan davacı icra takibinin kesinleştiğini iddia etmiş ise de, bu icra takibinden önce müflis şirket tarafından açılan iflas erteleme talepli dava kapsamında Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/917 Esas sayılı dosyasından 20/09/2011 tarihinde verilen tedbir kararı sebebiyle icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğinden takibin kesinleştiğinden de söz edilemez.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1280 Esas, 2020/679 Karar sayılı ve 08/12/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.18/09/2025 <br>\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8c905d9863b34e8b","SID":"5bd816a3295c5a21"}}