{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/102 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1237<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I\t<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 05/10/2021<br>NUMARASI\t: 2019/60 Esas, 2021/706 Karar<br>DAVA: SİGORTA (Mal Sigortası Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 02/10/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin üstlendiği Uşak İl Emniyet Müdürlüğü Hizmet Binası yapım işi için davalı sigortacı nezdinde İnşaat ...Sigortası düzenlendiğini, inşaat sahasında 19.09.2018 tarihinde gerçekleşen hırsızlık eyleminde 550 metre kablo çalındığını, ayrıca elektrik akım kablolarının 7 farklı yerden kesilmesi nedeniyle hattın tekrar işlev görmesi için toplam 1400 metre kabloya ihtiyaç duyulduğunu, buna göre zararlarının yaklaşık 350.000,00 TL olduğunu, davalı sigorta şirketinin; \"poliçede inşaat işleri döneminin 17.10.2017 tarihinde sona erdiği, hasarın inşaat bakım dönemi içerisinde gerçekleştiği ve bakım dönemindeki hırsızlığın teminat kapsamında olmadığı\" gerekçesiyle ödeme yapmadığını, ancak Yargıtay HGK kararında inşaat sigortalarında inşaat faaliyetlerinin başladığı tarihten geçici kabulün onaylanmasına kadar devam eden sürenin inşaat süresi, geçici kabul aşamasından kesin kabul aşamasına kadar geçen sürenin ise bakım evresi olduğunun belirtildiğini, somut olayda geçici kabul 22.01.2019 tarihinde gerçekleştiğinden, hırsızlığın inşaat süresinde gerçekleştiğini ve zararın poliçe kapsamında olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 122.427,77 TL'nin temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı vekili cevabında;  davada Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunu, İnşaat ...Sigortası Poliçesinin 28.09.2015 başlangıç, 17.10.2018 bitiş tarihli olduğunu, poliçede 17.10.2017 ve 17.10.2018 tarihleri arasındaki dönemin bakım devresi teminatı olarak düzenlendiğini, inşaat süresinin değiştirilmesi için herhangi bir süre uzatımı veya zeyil talebinde bulunulmadığını, bakım devresi teminatı süresi içinde gerçekleşen hırsızlık nedeniyle oluşacak zararların teminat kapsamında olmadığını, geçici kabul yapıldığı beyan edilen 22.09.2019 tarihinde poliçe süresi bitmiş olduğundan, yürürlükte olan bir poliçe bulunmadığını, olayın inşaat dönemi içerisinde gerçekleştiği kabul edilse dahi, şantiyenin tamamen kapalı olması, 24 saat güvenlik görevlisi bulunması ve gece aydınlatma yapılması şartlarının sağlanmadığını ve güvenlik zafiyeti bulunduğunu, bu nedenle zararın teminat kapsamında olmadığını, zararın hırsızlık nedeniyle gerçekleştiğinin ve hasar miktarının ispatlanması gerektiğini, ancak dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; poliçede, \"Bu teminat poliçe üzerinde belirtilmiş olan süre ile geçerli olup poliçede yazılı bakım devresi süresi her ne olursa olsun geçici kabulün yapılması ve/veya sigortalı kıymetin işletmeye açılması ile fiilen kendiliğinden başlar.\" hükmünün yer aldığı, Uşak Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yazısında iş bitim tarihini 20.08.2018 olarak belirlediği,  aynı yazıda davacı yükleniciye  30 günlük süre verilmesinin uygun olacağının belirtildiği, bu durumda 30 günün eklenmesiyle iş bitim tarihinin 20.09.2018 olacağı, davaya konu hırsızlığın 19.09.2018 tarihinde gerçekleşmesi nedeniyle hırsızlığın inşaat süresinde ve teminat kapsamında sayılabileceği, dinlenen tanığın inşaat sahasında güvenlik görevlisi bulunduğu ve şantiye sahasının çitle çevrildiğini beyan ettiği, hasar tutarı 250.046,80 TL olduğu, ancak teminat limiti 150.000.00 olup, davada talep edilen 122.427,77 TL'nin limit dahilinde kaldığı, tarafların tacir olduğu ve davadan önce davalı sigortacıya hasarın ihbar edildiği gözetildiğinde alacağa ekspertiz tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 122.427,77 TL tazminatın 08.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; poliçede 17.10.2017 ve 17.10.2018 tarihleri arasındaki dönemin bakım devresi teminatı olarak düzenlendiğini, bu sürenin değiştirilmesi için herhangi bir zeyilname yapılmadığını, bakım devresi teminatı süresi içinde gerçekleşen hırsızlığın teminat kapsamında olmadığını, ekspertiz raporunda; çevre düzenlemesi dışında genel olarak yapısal inşaatın tamamlandığı, geçici kabul başvurusunun yapıldığı, poliçe gereği inşaatın 17.10.2017 tarihinde bakım evresine girdiği hususlarının tespit edildiğini,  idare ile davacı yüklenicinin iş bitim tarihinde değişikliğe gitmesinin kendi iç ilişkilerini ilgilendirdiğini, iş bitim tarihinin 20.08.2018 tarihine 30 gün eklenmesi ile tespiti halinde dahi, iş bitim tarihinin 19.09.2018 olduğunu ve aynı gün gerçekleşen hırsızlığın bakım devresi teminatı süresinde gerçekleşmesi nedeniyle teminat kapsamında olmadığını, hırsızlık olayının inşaat dönemi içerisinde gerçekleştiğinin kabul edilmesi halinde dahi, poliçede belirtilen güvenlik şartları sağlanmadığından hırsızlığın teminat kapsamında olmadığını, zararın hırsızlık nedeniyle gerçekleştiğinin sabit olmadığını, davacının talep ettiği hasar tutarı ile bilirkişi raporu arasında tespit edilen tutar arasında fahiş fark olmasına rağmen farklılığın nedeninin anlaşılmadığını, faizin başlangıç tarihi ile avans faizine ilişkin hükmün de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE<br>Dava,  İnşaat ...Sigortası Poliçesine dayalı olarak açılan hasar bedelinin tazmini istemine istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; taraflar arasında 28.09.2015 başlangıç, 17.10.2018 bitiş tarihli  İnşaat ...Sigortası Poliçesi düzenlendiği, poliçede 17.10.2017 ve 17.10.2018 tarihleri arasındaki dönemin bakım devresi teminatı olarak kararlaştırıldığı, sigortalanan inşaatta 19.09.2018 tarihinde hırsızlık olayı yaşandığı, hırsızlık nedeniyle uğranılan zararın poliçe kapsamında tazmini istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece; iş sahibi idarenin yazısına göre inşaat işinin 20.09.2018 tarihinde bittiği, hırsızlığın ise bir gün önce inşaat devresinde gerçekleştiği, davacının hırsızlık teminatı kapsamında zararın tazmini için gerekli güvenlik tedbirlerini sağladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı sigorta şirketi hükmü istinaf etmiştir.Öncelikli çözülmesi gereken husus, hırsızlığın inşaat süresinde ya da bakım evresinde gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.İnşaat sigortalarında inşaat faaliyetlerinin başladığı tarihten geçici kabulün onaylanmasına kadar devam eden süre inşaat süresini oluşturur bu aşamadan sonra kesin kabule kadar geçecek süre ise teminat süresi veya bakım devresi olarak adlandırılır. İnşaat sigortasında maddi sigorta süresi sigorta sözleşmesinde gösterilen esas inşaat süresi ile sınırlıdır. Bununla beraber müteahhidin faaliyetleri ve sorumluluğu geçici kabulden sonra da devam eder. İnşaat sigortası sadece esas inşaat süresi için koruma sağladığından bu süreden sonra da sorumluluğu devam eden müteahhidin bakım devresi için de sigortacı ile anlaşması ve ek prim ödemesi gerekir. İnşaat sigortalarındaki bakım devresinde sigortacı açısından risk azalmaktadır. Bu devrede poliçe all risks özelliğinden çıktığından, sadece eksikliklerin tamamlanması sırasında ve genellikle bu faaliyetlerle sınırlı olarak müteahhit tarafından gerçekleştirilen zarar ve hasarlar güvence altına alınmaktadır. Bu nedenle bakım devresinde meyadana gelen ziya ve hasarların teminata dahil sayılabilmesi için müteahhidin  sorumluluğunda olan bir sebepten kaynaklanması gerekir. Doğal afetler, yangın, hırsızlık gibi nedenlerden kaynaklanan ziya ve hasarların sorumluluğu da müteahhide ait olmakla beraber eksikliklerin giderilmesi faaliyetleri ile ilgili olmadığından bakım devresi teminatı dışında kalır. (MR 003 ve 004) Bu nedenle bu tür riskler için müteahhidin işletme sigortası yaptırması gerekir. (Yrd. Doç.Dr Ali Ayli İnşaat Bütün Riskler Sigortasında Riziko Ankara 2012 s 149-150) Somut olayda, 28.09.2015 başlangıç, 17.10.2018 bitiş tarihli  İnşaat ...Sigortası Poliçesinde, 17.10.2017 ve 17.10.2018 tarihleri arasındaki dönem, bakım devresi teminatı dönemi olarak belirlenmiştir. İnşaat süresinin uzatımı için herhangi bir zeyilname düzenlenmemiştir. Poliçenin 7. sayfasında bakım devresinde gerçekleşecek, hırsızlık veya hırsızlığa teşebbüs sonucu oluşacak zararların teminat harici olduğu belirtilmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere inşaat sigortasında maddi sigorta süresi, sigorta sözleşmesinde gösterilen esas inşaat süresi ile sınırlıdır. Poliçede belirtilen son sürenin bitimi ile inşaat all risks teminatı sona erer ve sadece belirli riskleri karşılayan bakım devresi teminatı başlar. İnşaatın fiilen bitirilmemiş olduğu gerekçesiyle, sigorta sözleşmesinde gösterilen esas inşaat süresinin de uzadığının kabul edilmesi, sigorta şirketinin, sigorta sözleşmesinde kararlaştırılan inşaat süresini aşan şekilde sorumlu tutulması sonucunu doğuracaktır. Sigorta şirketinin sözleşmede kararlaştırılan süre dışında belirsiz bir zaman dilimi içerisinde de sigorta sözleşmesi ile sorumlu olacağının kabulü mümkün değildir. O halde  inşaat sigortasında maddi sigorta süresinin, sigorta sözleşmesinde gösterilen esas inşaat süresi ile sınırlı olduğu, bu sürenin bitimi ile poliçenin all risks özelliğinden çıktığı, somut olayda hırsızlığın sigorta sözleşmesinde gösterilen esas inşaat süresi dolduktan sonra, bakım devresinde gerçekleştiği, bakım devresi süresinde gerçekleşen hırsızlığın teminat kapsamında olmadığı gözetildiğinde Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabul edilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/60 Esas, 2021/706 Karar ve  05/10/2021 kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,  2-Davanın REDDİNE,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.090,77 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.475,37 TL harcın talep halinde davacıya İADESİNE,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,7-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,İstinaf Başvurusu Yönünden;8-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.090,80 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.475,40 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE,9-Davalı tarafından yapılan 64,60 TL istinaf yargılama gideri ile 777,50 istinaf harçları olmak üzere toplam 842,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,10-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,11-Taraflarca yatırılan gider avansından sarf edilmeyen miktarın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/2 bendi ile aynı yasanın 361/1 fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.02/10/2025<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"53cc8f67e58cba86","SID":"6ef6a9ca627d2b17"}}