{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 26/09/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t: .....  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya  .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 24/04/2024<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>ASIL DOSYADA:<br>DAVACILAR: 1- ........  <br>\t\t2- ........  <br>\t\t3- ........  <br>VEKİLLERİ\t: Av.....\t  Av.....<br>DAVALI\t: 1- ........ <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALI \t: 2- ........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALILAR: 3- ........  <br>\t 4- ........ <br>\t 5- ........ <br>\t 6- ........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVA İHBAR OLUNAN\t: ........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>BİRLEŞEN Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS - ... KARAR SAYILI DOSYASINDA:<br>DAVACILAR: ........  <br>\t\t1-........ <br>\t\t2-........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALILAR: 1-........  <br>\t\t2-........  <br>\t\t3-........  <br>\t\t4-........  <br>\t\tA.....<br>\t\t5-........  <br>\t\tAv.....\tAv.....<br>\t\t6-........  <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>BİRLEŞEN Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS - ... KARAR SAYILI DOSYASINDA:<br>DAVACILAR: ........' a VELAYETEN<br>\t\t1- ........  <br>\t\t2- ........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALI\t: ........ <br>\t\tAv.....\tAv.....<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 26/09/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/09/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27.10.2016 tarihinde müvekkili olan ........'ı ........ Sokak No:... karşısında ........ plakalı ........ sevk ve idaresindeki Okul servisinden inmiş ve okul servisinin önünden karşı yola geçeceği esnada ........ Caddesi istikametinden ........ sokağı takiben ........ Caddesine doğru seyir halinde olan ........ sevk ve idaresindeki ........ plakalı aracı ile müvekkil ........'a çarptığını, meydana gelen kaza, maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası olduğunu, 27.10.2016 tarihinde meydana geler trafik kazasında ağır şekilde yaralanan müvekkilin geçici giderleri ve manevi tazminatını talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinden özetle; davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 27.10.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ağır şekilde yaralanan müvekkilinin geçici iş görememezlik, sürekli iş göremezlik süresinde uğradığı kazanç kaybı ile çalışma gücünün azalmasından doğan maddi zarar ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile bakıcı giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini ve bu dosyanın Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 27/10/2016 tarihinde meydana  gelen trafik kazasında ağır şekilde yaralanan müvekkilinin geçici iş görememezlik, sürekli iş göremezlik  ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile bakıcı giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini ve bu dosyanın   Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, her ne kadar davacı yan PMF 1931 yaşam tablosuna göre yapılan yapılan hesap dikkate alınarak talepte bulunmuş ise de yukarıda zikredilen Yargıtay ve Yargıtay Genel Kurul kararları da dikkate alındığında TRH 2010 üzerinden yapılan hesap dikkate alınarak hüküm verilmiştir, diğer taraftan davacı yanın dava dilekçesindeki talepleri, davacının tek kişi olması, teselsülün bozulmamış olması dikkate alınarak hüküm kurulmuştur. Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu  sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3  ( Yukarıda izah edildiği üzere belirsiz alacak davasında 2. Artırım ıslah dilekçesi olarak kabul edilerek buradaki talepler ve hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit edilen miktarlar dikkate alınarak maddi tazminat yönünden hüküm kurulma cihetine gidilmiştir. Yargıtay 4. HD nin 10/01/2022 tarih, 2021/24078 Esas, 2022/13 Karar sayılı ilamı) , Yargıtay HGK'nın 02/12/2021 tarih 2017/(21) 10-1179, 2021/1563 Karar sayılı ilamında da TRH 2010 tablosunun uygulanacağı yönünde oy birliği ile karar verilmiş olup) emsal ilamlar da dikkate alındığında ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile asıl dava ve birleşen dosyalar yönünden maddi tazminatlar açısından davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; Davacının 4.398,39 TL Geçici iş göremezlik, 25.836,64 TL Sürekli iş göremezlik, 3.129,30 TL Bakıcı gideri, 2.700,00 TL Kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere TOPLAM 36.064,33‬TL maddi tazminatın ........ ve ........'dan 13/12/2016 tarihinden itibaren (HMK 26) yasal faizi ile birlikte  müştereken ve müteselsilen tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla alınarak davacıya verilmesine , fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının, davalılar ........,  ........ Şti.  (Önceki unvanı ........  Limited Şirketi) ........ Sigorta AŞ yönünden açtığı davanın reddine, davacının davalı ........ AŞ aleyhine açtığı maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine Birleşen Dava Bakımından  (Konya .... ATM nin ... Esas sayılı dosyası) 4.398,39 TL Geçici iş göremezlik,  63.822,39TL Sürekli iş göremezlik, 3.129,30 TL Bakıcı gideri, 2.700,00 TL Kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere TOPLAM 74.050,08TL maddi tazminatın davalılardan ........ yönünden temerrüt tarihi olan 14/04/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) diğer davalılar yönünden  13/12/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacının, davalılar ........, ........ Sigorta AŞ ve ........ .Tic.Ltd.Şti.  (Önceki unvanı ........  Limited Şirketi) aleyhine açtığı maddi tazminat davasının reddine, Birleşen Dava Bakımından(Konya .... ATM nin ... Esas sayılı dosyası) davacının 25,00 TL Geçici iş göremezlik, 25,00 TL Sürekli iş göremezlik 25,00 TL Bakıcı gideri, 25,00 TL Kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere TOPLAM 100,00 TL maddi tazminatın davalı ........ temerrüt tarihi olan 14/04/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ve  tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair Mahkememizce oluşan vicdani kanaat ile karar verilmiştir.<br>Dosyada manevi tazminatlar bakımından yapılan incelemede ise; Davacı ........ (çocuk), ........ (anne) ........ (Baba)'ın meydana gelen kaza nedeniyle manen zarar gördüğünü, meydana gelen kazada manevi zarara uğradığını,  kusur durumu ve diğer hususlar dikkate alınarak aynı zamanda \"hükmedilcek bu para, zarara uğrayandan manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır, bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir, takdir edilecek miktarı mevcut halde elde edilecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır\"  (Yüksek Yargıtay 4. HD'nin 06/06/1999 Tarih, 3872/5240; 4. HD'nin 18/06/1998 tarih, 16/89/4951 ), \"hükmedilcek bu para, zarara uğrayandan manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır, bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amcına göre belirlenmelidir, takdir edilecek miktarı mevcut halde elde edilecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır\"  (Yüksek Yargıtay 4. HD'nin 06/06/1999 Tarih, 3872/5240; 4. HD'nin 18/06/1998 tarih, 16/89/4951 ), Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebi ile duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde bulundurularak hak ve nesafet çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır, zira TMK'nın 4. Maddesinde kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre takdir edeceği öngörülmüştür.( Yüksek Yargıtay 17. HD'nin 23/02/2015 Tarih 2013/16396 Esas 2015/3179 Karar) anılan emsal kararların da dikkate alınması ve Yüksek Yargıtay 17. HD'nin 23/02/2015 Tarih 2013/16396 Esas 2015/3179 Karar yine HGK'nın 23/06/2004 tarihli, 13/291-370 sayılı kararında \"22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi ile karar tarihi arasındaki geçen süre de dikkate alındığında manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır\" şeklinde hüküm geçtiği görülmekle Manevi tazminat yönünden; Davacı baba ........ için 20.000,00 TL manevi tazminatın 27/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacı anne ........ için 20.000,00 TL manevi tazminatın 27/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacı ........ (velayeten ........ ve ........) için 40.000,00 TL manevi tazminatın 27/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar  ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacı ........'ın davalılar  ........ .Tic.Ltd.Şti.   (Önceki unvanı ........  Limited Şirketi) ve ........ aleyhine açtığı manevi tazminat talebinin reddine, Davacı ........'ın davalılar  ........ .Tic.Ltd.Şti.   (Önceki unvanı ........  Limited Şirketi) ve ........ aleyhine açtığı manevi tazminat talebinin reddine, Davacı ........'ın davalılar  ........ .Tic.Ltd.Şti.   (Önceki unvanı ........  Limited Şirketi) ve ........ aleyhine açtığı manevi tazminat talebinin reddine dair mahkememizce oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>ASIL DAVA VE BİRLEŞEN DOSYALAR YÖNÜNDEN<br>MADDİ TAZMİNATLAR AÇISINDAN DAVACININ DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;<br>Davacının 4.398,39 TL Geçici iş göremezlik, 25.836,64 TL Sürekli iş göremezlik, 3.129,30 TL Bakıcı gideri, 2.700,00 TL Kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere TOPLAM 36.064,33‬TL maddi tazminatın ........ VE ........'dan 13/12/2016 tarihinden itibaren (HMK 26) yasal faizi ile birlikte  müştereken ve müteselsilen tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla alınarak davacıya VERİLMESİNE , fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,<br>Davacının, davalılar ........,  ........ .Tic.Ltd.Şti.  (Önceki unvanı ........  Limited Şirketi) ........ Sigorta AŞ yönünden açtığı davanın REDDİNE,<br>Davacının davalı ........ AŞ aleyhine açtığı maddi tazminat davasının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,<br>MANEVİ TAZMİNATLAR AÇISINDAN DAVACININ DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;<br>Davacı baba ........ için 20.000,00 TL manevi tazminatın 27/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,<br>Davacı anne ........ için 20.000,00 TL manevi tazminatın 27/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,<br>Davacı ........ (velayeten ........ ve ........) için 40.000,00 TL manevi tazminatın 27/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar  ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,<br>Davacı ........'ın davalılar  ........ .Tic.Ltd.Şti.   (Önceki unvanı ........  Limited Şirketi) ve ........ aleyhine açtığı manevi tazminat talebinin REDDİNE<br>Davacı ........'ın davalılar  ........ .Tic.Ltd.Şti.   (Önceki unvanı ........  Limited Şirketi) ve ........ aleyhine açtığı manevi tazminat talebinin REDDİNE,<br>Davacı ........'ın davalılar  ........ .Tic.Ltd.Şti.   (Önceki unvanı ........  Limited Şirketi) ve ........ aleyhine açtığı manevi tazminat talebinin REDDİNE,<br>BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN  (Konya .... ATM nin ... Esas sayılı dosyası)<br>4.398,39 TL Geçici iş göremezlik,  63.822,39TL Sürekli iş göremezlik, 3.129,30 TL Bakıcı gideri, 2.700,00 TL Kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere TOPLAM 74.050,08TL maddi tazminatın davalılardan ........ yönünden temerrüt tarihi olan 14/04/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) diğer davalılar yönünden  13/12/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,<br>Davacının, davalılar ........, ........ Sigorta AŞ ve ........ .Tic.Ltd.Şti.  (Önceki unvanı ........  Limited Şirketi) aleyhine açtığı maddi tazminat davasının REDDİNE,<br>BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN(Konya .... ATM nin ... Esas sayılı dosyası)<br>Davacının 25,00 TL Geçici iş göremezlik, 25,00 TL Sürekli iş göremezlik 25,00 TL Bakıcı gideri, 25,00 TL Kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere TOPLAM 100,00 TL maddi tazminatın davalı ........ temerrüt tarihi olan 14/04/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ve  tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maluliyet oranının Çözger Yönetmeliğine göre düzenlenmiş Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlenmesi gerekmekteyken hükme esas alınan raporda bu şartların sağlanmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, hükme esas teşkil eden raporda tazminat miktarının, brüt asgari ücret esas alınarak hesaplandığını, davaya konu kaza neticesinde meydana gelen zarar nedeniyle fiili bakıcı tutulduğunun tespit edilemediğini, bu sebeple bakıcı tutarının net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, talepleri doğrultusunda inceleme yapılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ........ Ltd. Şti. (Eski Unvan: ........ Ltd. Şti.) vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bir kısım davalılar ve davalı müvekkili şirket yönünden birleşen dosya reddedildiğinden, davalılardan müştereken ve müteselsilen şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, hangi davalıların kendisini vekille temsil ettirdiği ve hangi davalılar lehine vekalet ücretine hükmedildiğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini, aynı şekilde; müvekkili şirket ve birtakım davalılar yönünden dava reddedildiğinden, düzeltilerek yargılama giderlerinin hangi davalılardan tahsiline karar verildiğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararındaki maddi hataların düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından kusura ilişkin olarak yapılan değerlendirme hatalı olup kusura yönelik alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmayacağını, bilirkişi raporuna yönelik itirazları değerlendirilmemiş olup hatalı olan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm oluşturulduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Asıl dava, sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderleri ile manevi tazminat istemine, birleşen dosyalarda dava sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderlerine ilişkindir.<br>1-Davacının ve  davalı .....'nın Kusura itirazının incelenmesinde;<br>27/10/2016 tarihinde davacı ........'ın içinde bulunduğu ........ plakalı servis aracından inerek yolun karşısına geçtiği esnada  sürücüsü davalı ........ olan ........ plakalı aracın çarpması sonucu yaralandığı, davacı ........'in 10 yaşında olduğu, yaralamalı trafik kazası nedeniyle düzenlenen kaza tespit tutanağında, kazanının oluşumunda yaya ........'ın 2918 sayılı KTK'nın 68/1-b-3 maddesini ihlal ettiği, ........ plakalı araç sürücüsü ........'in kusur bulunmadığı görüşünün bildirildiği,<br>Taksirli yaralama eylemi nedeniyle açılan soruşturma dosyasında trafik bilirkişinden alınan 15/12/2016 tarihli raporda davacı yaya ........'in tamamen kusurlu olduğu, ........ plakalı Araç sürücüsü ........ ve ........ plaklı servis aracının rehber personeli ........'ın kusursuz olduğu görüşünün bildirildiği, yine savcılıkça ATK'dan alınan 20/04/2017 tarihli raporda ihtimalli olarak rapor düzenlendiği buna göre servis aracının arkasında bulunan DUR ışığının yanıp yanmamasına göre kusur belirlemesi yapıldığı, ceza mahkemesince ATK Trafik ihtisas Dairesinden alınan 15/01/2019 tarihli raporda kazanın oluşumunda ........ plaklı araç sürücüsü ........'ın asli kusurlu, servisin rehber personeli ........'ın tali kusurlu, olaya müdrik yaşta olmayan mağdur yaya ........'ın davranış faktörlerinin sonuç üzerinde tali derecede müessir olduğu, servis sürücüsü ........'ın kusursuz olduğu kanaatinin bildirildiği görülmüştür.<br>Mahkemece ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığından alınan 12/12/2017 tarihli raporda, savcılıkça ATK'dan alınan kusur raporuna paralel şekilde, olay sırasında öğrenci indirirken duraklayan servis aracının arkasında yönetmelik gereği bulunması gereken \"DUR\" işaretinin olay sırasında sürücü tarafından yakılıp, yakılmadığı ihtimallerine göre;<br>I Halde;<br>---- Sürücü ........'in % 60 (Yüzde atmış) oranında kusurlu olduğu,<br>---- Okul servis sürücüsü ........'ın kusursuz olduğu,<br>---- Rehber personel ........’ın %35 (Yüzde otuz beş) oranında kusurlu olduğu,<br>---- Çocuk yaya ........'ın davranış faktörlerin olayın oluşu üzerine %5 (Yüzde beş) oranında etkili olduğu,<br>II Halde;<br>---- Sürücü ........'in % 20 (Yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu,<br>---- Okul servis sürücüsü ........'ın % 40 (Yüzde kırk) oranında kusurlu olduğu,<br>---- Rehber personel ........’ın % 35 (Yüzde otuz beş) oranında kusurlu olduğu,<br>---- Çocuk yaya ........'ın davranış faktörlerin olayın oluşu üzerine %5 (Yüzde beş) oranında etkili olduğu, kanaatinin bildirildiği, görülmüştür.<br>Mahkemece 21/06/2023 tarihli celse de; dosyadaki tüm kusur raporları ve uzman görüşü raporu ve kaza zaptındaki kusur durumları ve tüm kusur raporları arasındaki çelişkileri tererdüde mahal vermeyecek tarzda denetime elverişli şekilde Karayolları Fen Heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş olup,<br>Karayolları Fen heyetinde görevli makine mühendislerince düzenlenen 24/07/2023 tarihli raporda,<br>1- Kazalı öğrenci/yaya ........’ın meydana gelen olayda 2918 sayılı KTK'nun  68/b-3 maddesini ihlal etmesi sebebiyle % 30 oranında kusurlu olduğu, ancak olayda farik ve mümeyyiz olmaması sebebiyle kusur atfedilemeyeceği,<br> 2- ........ plaka sayılı servis aracı sürücüsü ........'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümleri ihlalinde bulunmadığından KUSURSUZ OLDUĞU,<br>3- ........ plaka sayılı aracı sürücüsü ........'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümleri ihlalinde bulunmadığından KUSURSUZ OLDUĞU,<br>4- ........ plaka sayılı servis aracında rehber personel olarak görevli ........'ın,n (18.07.1997 tarihli Karayolları Trafik Yönetmeliği; - 147/b-4 \"Okul taşıtlarında araç içi düzenini sağlamak ve araca iniş ve binişlerinde öğrencilere yardımcı olmak üzere rehber öğretmen veya kişi bulundurulması gerekir.\") 25.10.2017 tarihli Okul Servis Araçları  Yönetmeliğinin; - 9. maddesi, (2) Okul servis araçlarındaki rehber personel;  2/c bendine göre; öğrenciler ile çocukların güvenli şekilde servis aracına binip inmelerini ve gerektiğinde karşıdan karşıya geçişlerini sağlamak, 2/d bendine göre; Taşıt içi düzeni sağlamak, emniyet kemerlerinin takılı olup olmadığını kontrol etmek, okul öncesi eğitim ve ilköğretim öğrencileri ile çocukların inme ve binmeleri sırasında yardımcı olmak, 2/g bendine göre; Taşıma faaliyeti sırasında öğrenci ve çocuklara refakat ederken yardımcı ışıklar (ışıklı çubuk, dur-geç levhası gibi) kullanmak hükümlerini ihlal ettiğinden; % 70 (yüzde yetmiş) Oranında KUSURLU OLDUĞU, görüş ve kanaatini bildirildiği,<br>Taraf itirazları ve ceza dosyasının kesinleşmesi üzerine aynı heyetten alınan 05/01/2024 tarihli raporda, \" Dur İşaret Levhasının yandığı, asliye ceza mahkemesi tarafından dinlenen tanıkların bunu doğruladığı, asliye ceza mahkemesi, bölge adliye ceza dairesi ve yargıtay ceza dairesinin Dur işaretinin yandığını kabul ettiği, Servis sürücüsü ........'ın ceza yargılamasında kusuru olmadığından ceza mahkemesi aşamalarında sanık olarak yargılanmadığı, Dur İşaret Levhasının yanmadığına dair davacı beyanları dışından herhangi bir beyan, bilgi, belge, bulgu, delil olmadığı da göz önüne alınarak\" düzenlenen raporda;<br>Kazanın oluşumunda;<br>1- Kazalı öğrenci/yaya ........’ın meydana gelen olayda 2918 sayılı KTK'nun  68/b-3 Maddesi hükmünü ihlal etmesi sebebiyle % 10 (yüzde on) ORANINDA KUSURLU OLDUĞU,<br> 2- ........ plaka sayılı servis aracı sürücüsü ........'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümleri ihlalinde bulunmadığından KUSURSUZ OLDUĞU,<br>3- ........ plaka sayılı aracı sürücüsü ........'in 2918 sayılı K.T.K'nun 52/b ile 75.  maddeleri hükmünü ihlal etmesi sebebiyle % 70 (yüzde yetmiş) ORANINDA KUSURLU OLDUĞU,<br>4- ........ plaka sayılı servis aracında rehber personel olarak görevli ........'ın,<br>25.10.2017 tarihli Okul Servis Araçları  Yönetmeliğinin; - 9/2(c,d ve g) Madde hükümlerini ihlal etmesi sebebiyle  % 20 (yüzde yirmi) ORANINDA KUSURLU OLDUĞU, <br>5- ........ plaka sayılı servis aracı sürücüsünün kusursuz olması sebebiyle araç maliki ve sigorta şirketinin her hangi bir sorumlulukları yanı sıra yükümlülüklerinin bulunmadığı, görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.<br>Gerek ceza dosyasında gerekse mahkemece ATK'dan alınan kusur raporlarında kusur tayinindeki farklılığın esas itibariyle servis aracı arkasında bulunan DUR ışığının yanıp yanmadığının belirsiz olması nedeniyle farklılık arz ettiği, maddi vakıayı tespit eden ceza mahkemesi kararı ile servis aracının arkasında bulunan DUR ışığının yandığının belirlenmiş olması nedeniyle önceki raporlar arasında bulunan çelişkiyi giderir şekilde hazırlanan  05/01/2024 karayolları fen heyeti raporunun hükme esas alınmasına bir yanlışlık bulunmadığı, raporda davacı yayaya da kusur izafe edilmiş olduğu, davacı tarafça, davalı servis rehber personeli ........'ın davalı şirketin hizmet ilişkisiyle çalışanı olduğu bu nedenle davalı şirketin de adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında sorumluluğu  olduğu  itirazında bulunulmuş ise de; davacının bu hukuki sebebe dayanmadığı anlaşılmış olup,  itirazların reddi gerekmiştir.<br>2-Davacının, birden fazla bedel artırım talebinde bulunabileceği, 2.bedel artırım talebinin ıslah olarak kabulünün hatalı olduğu itirazında;<br>Davacı tarafından açılan ana dava ve birleşen davalar için talep edilen maddi tazminat istemlerinin irdelenmesi gerekir. Kural olarak alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, alacağının belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Zira; hiç kimse kendi lehine olan davayı (tam dava) açmaya zorlanamaz.(HMK m.24/2) Bu bağlamda davacının alacağının şimdilik belli bir kesimi için açtığı davaya, kısmi dava denilir. Kısmi dava 6100 sayılı HMK’nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında; “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir” denilmiştir.<br>Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden (mesela, ödünç veya satış sözleşmesinden) doğmuş olması ve bu (aynı hukuki ilişkiden doğan) alacağın şimdilik bir kesiminin dava edilmesi gerekir.Dava konusu alacak, bir alacağın belli bir kesimi değil (bilakis bağımsız bir alacak) ise, o zaman dava, kısmi dava olarak nitelendirilemez.<br> Davacının kısmi dava mı yoksa tam dava mı açtığı, dava dilekçesinden (talep neticesinden) anlaşılır. Davacı, dava sebebi olarak gösterdiği vakıalardan doğan alacağının tümünü mü, yoksa yalnız bir kesimini mi istediğini  açıkça bildirmelidir. (m.119, 1/ğ). Aksi halde, yani davacı alacağının yalnız bir kesimi için dava açtığını bildirmemiş ise, dava, kısmi dava değil tam dava sayılır.Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesi zorunlu değildir. Dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacının alacağının dava edilenden daha fazla olduğunun ve bunun yalnız bir bölümünün dava edildiğinin açıkça anlaşılması gerekli ve yeterlidir.<br>6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.  Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafca belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır. Madde gerekçesinde \"Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkansız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukuki yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukuki yararın bulunduğundan söz edilemez. Özellikle, kısmi davaya ilişkin yeni hükümler de dikkate alınıp birlikte değerlendirildiğinde, baştan tespiti mümkün olan hallerde bu yola başvurulması kabul edilemez.\" şeklindeki açıklamayla, alacağın belirli veya belirlenebilir nitelikte olması durumunda, belirsiz alacak davası açılarak bu davanın sağladığı imkanlardan yararlanmanın mümkün olmadığına işaret edilmiştir.<br>Taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır (H. Pekcanıtez, Belirsiz Alacak Davası, Ankara 2011, s. 45; H. Pekcanıtez/O. Atalay/M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 14. Bası, Ankara 2013, s. 448). Sadece alacak miktarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunması ya da miktarın tartışmalı olmasının belirsiz alacak davası açılması için yeterli sayılması halinde, neredeyse tüm davaların belirsiz alacak davası olarak kabulü gerekir ki, bu da kanunun amacına aykırıdır. Çünkü, zaten uyuşmazlık bulunduğu için dava açılmakta ve uyuşmazlık mahkeme önüne gelmektedir. Önemli olan davacının talebini belirli kılacak imkana sahip olup olmadığıdır. Burada, alacağın belirlenebilir olması ile ispat edilebilirliğinin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Davacının talep ettiği alacağı belirlemesi objektif olarak mümkün, ancak belirleyebildiği alacağını ispat etmesi, kanunun öngördüğü şekilde (elindeki delillerle) mümkün değilse, burada da belirsiz alacak davası açılacağından söz edilemez. Çünkü, bir alacağın belirlenmesi ile onun ispatı ayrı şeylerdir. Davacı, talep konusu yaptığı alacağını çok net şekilde belirleyebilir; ancak her zaman onu ispat edecek durumda olmayabilir. Aksinin kabulü, her ispat güçlüğü olan alacağı belirsiz alacağa dönüştürmek gibi, hem kanunun amacına hem de genel ilkelere aykırı bir durumu  ortaya   çıkartabilir.  Alacağın  miktarının  belirlenebilmesinin,  tahkikat  aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. Ne var ki, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 02/11/2016 gün,  2015/22-1078 esas ve 2016/1010 karar sayılı ilamı)<br>Belirli bir tür davanın veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirli veya belirsiz alacak davası olduğundan da söz edilemez. Her bir davaya konu alacak bakımından,  belirsiz alacak davasına ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak, belirleme yapılması gereklidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile birlikte belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı sıkça görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür. (YARGITAY HGK 2015/22-188 E 2018/481 K Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2018/2013  E 2018/3870 K )<br>Somut olayda,<br>... ESAS SAYILI DOSYANIN İNCELENMESİNDE;<br>Davacının açtığı ana dava olan ... esas saylı dosyasındaki  dava dilekçesinin istem sonucu ve dilekçe içeriği tümüyle değerlendirildiğinde davasının “belirsiz alacak  davası” olarak açtığı sonucuna varılmaktadır.<br>    6100 sayılı HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.  HUMK'nın 83. (6100 sayılı HMK m. 176), maddesinde ise ıslah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir. Islahın amacı, yargılama süresinde, şekli ve süreye aykırılık sebebi ile ortaya çıkacak maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmaktır. Bununla birlikte talep miktarı ıslah ile arttırılabilecektir. Ancak taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Islahın kısmen veya tamamen olduğuna bakılmaksızın taraflar aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Buna göre tarafların, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurabileceği belirtilmiştir.<br>Somut dosyada;  <br>Davacı 31/07/2018 tarihinde <br>Sürekli iş göremezlik\t25.839,64,58 TL<br>Geçici iş göremezlik \t5.170,99 TL<br>Bakıcı gideri\t\t5.170,99 TL<br>Tedavi gideri\t\t3.000,00 TL TÜM DOSYA DAVALILAR YÖNÜNDEN TALEP ARTIRIMINDA bulunduğu, <br>16/11/2021 tarihinde <br>Sürekli iş göremezlik\t272.466,92 TL<br>Geçici iş göremezlik \t4.642,75 TL<br>Bakıcı gideri\t\t3.129,30 TL<br>Tedavi gideri\t\t2.850,00 TL TÜM DAVALILAR YÖNÜNDEN ISLAH TALEBİNDE BULUNMUŞTUR.<br>ve en son olarak 02/09/2022 tarihinde<br>Sürekli iş göremezlik\t442.780,90 TL<br>Geçici iş göremezlik \t4.642,75 TL<br>Bakıcı gideri\t\t3.129,30 TL<br>Tedavi gideri\t\t2.850,00 TL İKİNCİ KEZ ISLAH TALEBİNDE bulunulduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacı bir kez ıslah talebinde bulunulabileceği yerde, davacı tarafça iki kez ıslah talebinde bulunulduğu, ana dava yönünden yapılmış olan bu 02/09/2022 tarihli ıslah yasağı sebebiyle ikinci kere yapılan ıslah HMK 176 maddesi gereğince geçersiz ve yok hükmünde olduğundan ve ilk ıslah olan 16/11/2021 tarihli dilekçesine göre hüküm kurulması gerektiğinden, bu kapsamda davacı aleyhine aradaki farktan dolayı yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmemesi lazım geldiğinden, yeni kurulan hükümde geçersiz ikinci ıslaha göre davacı aleyhine verilen yargılama gideri ve aleyhe vekalet ücreti verilmemiştir.<br>ANA DOSYA İLE BİRLEŞİK ... ESAS SAYILI DOSYANIN İNCELENMESİNDE;<br>26/05/2017 tarihinde açılan dava da dava dilekçesinin istem sonucu ve dilekçe içeriği tümüyle değerlendirildiğinde  davasının  “belirsiz alacak  davası” olarak açtığı sonucuna varılmaktadır.Bu davada davalı olan ........ yönelik olarak bu dosyaya münhasır herhangi bir talep artırım ve ıslahta bulunulmamıştır. Bilakis verilen beyanda yukarıda ana dosya için ve o dosyanın davalılarına yönelik yapılan 16/11/2021 tarihli ıslahın birleşen dosya yönünden kabulü mümkün olmayıp mahkemece verilmiş olan karar yerindedir.<br>ANA DOSYA İLE BİRLEŞİK ... ESAS SAYILI DOSYANIN İNCELENMESİNDE;<br>04/03/2022 tarihinde açılan dava da dava dilekçesinin istem sonucu ve dilekçe içeriği tümüyle değerlendirildiğinde  davasının  ek  dava niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. İş bu ek davada artırım olan daimi iş görememezlik yönünden ek dava açılmış olup bundan da davacının talebi 74,050,08-TL olup bundan artırım olmayan geçici iş görememezlik bakıcı ve faturasız tedavi gideri yönünden ek davaya konu bir fark istemi olmadığından istem yönünden karar verilmesi gerekeceğinden buna yönelik davacının istinafı yerindedir.<br>3-Davacı vekilinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamanın yanlış olduğu, davalı .....'nın maluliyet raporunun adli tıp kurumundan alınması gerektiği  itirazı ve Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;<br>AYM'nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.<br>Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere   İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri, KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir<br>Bu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve  bu  genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından<br>Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.<br>Nitekim Yargıtay 17 HD'nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>Bu halde  Söz konusu belirlemenin Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>O halde  mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından  Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.<br>Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne   göre KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN YANLIŞ YÖNETMELİĞE GÖRE KARAR VERİLDİĞİ anlaşılmaktadır.<br>Bu halde mahkemece, AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınarak, PMF yaşam tablosu ve Progressif Rant sistemine ve karar tarihine yakın güncel verilerin gözetildiği /03/2024 tarihli en son düzenlenen aktüer ek raporuna göre  davacının bedel artırım ve ıslah dilekçeleri ile sınırlı olmak üzere karar verilmesi gerekirken, hatalı maluliyet yönetmeliği ve yaşam tablosu esas alınarak sürekli iş göremezlik tazminatına  karar verilmesinde isabet bulunmadığından buna yönelik davacı itirazlarının yerindedir.<br>4-Davalı ........ Ltd.Şti'nin (eski ünvanı ..... Tur. Ltd.Şti.) yargılama giderleri yönünden itirazının değerlendirilmesinde;<br>Bu davalı yönünden asıl davada ve birleşen davalarda red kararı verilmiş olmasına rağmen, yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması doğru olmamıştır.  İtiraz yerindedir.<br>5-Davacıların Manevi Tazminatın miktarına yönelik itirazlarında;<br>Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak  hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan  kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze  uğrayan kişi, uğradığı manevi  zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü  mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; \"Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir\" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup,  yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir.<br>Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, Ceza Mahkemesinin kararı kusur durumu, maliyet oranı  ve  yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının AZ OLDUĞU, davacılar vekilinin vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinafının yerinde olduğu anlaşılmış olup, somut olayın özelliklerine göre talebin tam kabulle, kazada yaralanan davacı ........ için 50.000,00 TL, davacı baba ........ için 25.000,00 TL, davacı anne ........ için 25.000,00 TL manevi tazminatın dosya içeriğine ve hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varıldığından, davacıların bu yöndeki itirazının  kabulü gerekmiştir.<br>Bunlar dışında,  davalı ........ yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğinden, bu davalı lehine vekalet ücreti verilmesinde, aktüerya hesabında brüt asgari ücretin dikkate alınmasında  ve bakıcı giderlerinin talep edilebilmesi için fiilen bakıcı tutulmasına ve bunun kanıtlanmasına gerek olmadığından, bu hususlara ilişkin davacılar vekilinin ve davalı ........ vekilinin itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>Tüm bu nedenlerle davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun ve davalı ........ Ltd.Şti'nin (eski ünvanı ..... Tur. Ltd.Şti.) vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak mahkemece yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK 353/1/b.2 maddesi gereğince esas hakkında yeniden hüküm kurularak, karar verilmesi gerektiği  sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun reddine,<br>Davacı vekili ile davalı ........ Ltd.Şti.nin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;<br>I-ASIL DAVA YÖNÜNDEN<br>A-MADDİ TAZMİNATLAR AÇISINDAN DAVACININ DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE<br>1-Davacının 4.398,39 TL Geçici iş göremezlik, 272.466,92 TL Sürekli iş göremezlik, 3.129,30 TL Bakıcı gideri,  2.850,00 TL faturasız tedavi gideri olmak üzere TOPLAM 282.844,61 ‬TL maddi tazminatın ........ ve ........'dan 13/12/2016 tarihinden itibaren (HMK 26) yasal faizi ile birlikte  müştereken ve müteselsilen tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, <br>2-Davacının, davalılar ........, ........ .Tic.Ltd.Şti.  (Önceki unvanı ........  Limited Şirketi) ........ Sigorta AŞ yönünden açtığı davanın REDDİNE, <br>3-Davacının davalı ........ AŞ aleyhine açtığı maddi tazminat davasının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,<br>B-MANEVİ TAZMİNATLAR AÇISINDAN DAVACININ DAVASININ TAM KABULÜ İLE;<br>1-Davacı baba ........ için 50.000,00 TL manevi tazminatın 27/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, <br>2-Davacı anne ........ için 25.000,00 TL manevi tazminatın 27/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, <br>3-Davacı ........ (velayeten ........ ve ........) için 25.000,00 TL manevi tazminatın 27/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar  ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,<br>4-Davacılar ........, ........, ........'ın davalılar ........ .Tic.Ltd.Şti. (Önceki unvanı ........  Limited Şirketi) ve ........ aleyhine açtığı manevi tazminat talebinin REDDİNE,<br>II-BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN (Konya .... ATM nin ... Esas sayılı dosyası)<br>1-Davacının 74.050,08TL maddi tazminatın davalılardan ........ yönünden temerrüt tarihi olan 14/04/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) diğer davalılar ........ ve ........ yönünden  13/12/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>2-Davacının, davalılar ........, ........ Sigorta AŞ ve ........ .Tic.Ltd.Şti. (Önceki unvanı ........  Limited Şirketi) aleyhine açtığı maddi tazminat davasının REDDİNE,<br>III-BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN (Konya .... ATM'nin ... Esas sayılı dosyası)<br>1-Davacının 25,00 TL Geçici iş göremezlik, 25,00 TL Sürekli iş göremezlik 25,00 TL Bakıcı gideri, 25,00 TL Kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere TOPLAM 100,00 TL maddi tazminatın davalı ........ temerrüt tarihi olan 14/04/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ve  tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,<br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>Ana Dava Yönünden;<br>1-Alınması gereken 26.152,13 TL harçtan peşin alınan 2.443,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 23.708,23 TL harcın davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>2-Davacılar tarafından yatırılan ; 429,60TL ilk yargılama harcı, herbir davacıların talepleri yönünden toplam  242,10TL başvurma harcı ile 2.102‬,00TL Tamamlama Harcı, olmak üzere toplam 2.773,7‬0‬TL harcın davalılar ........ VE ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Davacılar tarafından yapılan bilirkişi ücretleri, posta, tebligat vb. masraflar toplam 20.523,65TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 20.503,12 TL yargılama giderinin davalılar ........ VE ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davacılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden kabul edilen maddi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.255,14 TL vekalet ücretinin davalılar ........ VE ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Davacı ........ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ........ VE ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya ödenmesine,<br>6-Davacı ........ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ........ VE ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya ödenmesine,<br>7-Davacı ........ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ........ VE ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya ödenmesine,<br>8-Davalı ........ .Tic.Ltd.Şti. Kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden ret edilen maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 244,39 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davalıya ödenmesine,<br>9-Davalı ........ AŞ kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden reddedilen miktar üzerinden AAÜT'ne göre hesaplanan 244,39-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ........ AŞ'e verilmesine,<br>Birleşen (Konya .... ATM nin ... Esas sayılı dosyası) yönünden<br>10-Alınması gereken 5.058,36 TL harçtan peşin alınan 252,92 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.805,44 TL harcın davalılar ........, ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>11-Davacı tarafından yapılan ilk yargılama harcı olan 345,12TL ile 4,50-TL yargılama masrafı olmak üzere toplam 349,62‬-TL'nin davalılar ........, ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>12-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan arabulucu ücretinin 6325 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince  1.560,00 TL'nin davalılar ........, ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>13-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden birleşen dosyada kabul edilen miktar yönünden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılar ........, ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>14-Davalı ........ Sigorta AŞ ile ........ .Tic.Ltd.Şti. kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden ret edilen maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalılara ödenmesine,<br>Birleşen (Konya .... ATM nin ... Esas sayılı dosyası) yönünden<br>15-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 584,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>16-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T  göre hesaplanan 100,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>17-Davacı tarafından yapılan sarfına mecbur kalınan ilk yargılama harcı olan 67,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>18-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,<br>19-Davacı tarafından dava başında depo edilen gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>20-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacı vekili ile davalı ........ Ltd.Şti.ne ayrı ayrı iadesine,<br>21-Davalı ........'ndan alınması gereken 7.528,74 TL harçtan peşin alınan 1.692,19 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.836,55 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>22-Davalı ........ tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>23-Davacı tarafından yapılan 5.847,00 TL istinaf başvuru gideri, 886,20 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 6.733,20 TL yargılama giderinin  davalılar ........, ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>24-Davalı ........ Ltd Şti. tarafından yapılan 2.338,80 TL istinaf başvuru gideri,  20,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 2.358,80 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davalıya ödenmesine,<br>25-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince;  (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 26/09/2025<br><br>\t\t\t\t<br>.....<br>Başkan<br>...<br>e-imzalı<br><br>.....<br>Üye<br>...<br>e-imzalı<br><br>.....<br>Üye<br>...<br>e-imzalı<br><br>.....<br>Katip<br>...<br>e-imzalı<br> <br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"59a4dc60a35aabf1","SID":"0ea81cb588d19b03"}}