{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/319 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1318<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18.11.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/685 E. - 2022/954 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 02.10.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 02.10.2025<br><br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.11.2022 tarih 2021/685 E. - 2022/954 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı ...A.Ş. arasında 23/06/2015 tarihli 4.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi ile 09/12/2019 tarihli 7.500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, ve şirkete kredi kullandırıldığını, bu sözleşmeye diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imza attıklarını, Bornova 4. Noterliği’nden gönderilen 29/07/2021 tarihli 22320 yevmiye numaralı kat ihtarı ve hesap özeti ile aynı noterlikten gönderilen 02/07/2021 tarihli 20076 yevmiye numaralı kat ihtarı ve hesap özetinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen ödeme yapılmaması üzerine müvekkilinin alacağının muaccel hale geldiğini, davalılar hakkında İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nden 28/07/2021 tarihli 2021/246 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararının alınmasının ardından 05/08/2021 tarihinde davalılar hakkında İzmir 17. İcra Müdürlüğü’nün 2021/8498 sayılı dosyasında nakdi ve gayri nakdi alacağın tahsili amacıyla tahsilinde tekerrür olmamak kaydıyla icra takip işlemlerinin başlatıldığını, itirazın üzerine takibin durduğunu, davalıların itiraz dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, anlaşmanın sağlanamadığını ve bu hususun 30/09/2021 tarihli son tutanak ile taraflarca imza altına alındığını, davalıların itirazlarının haksız olduğunu, davalı borçluların kefaletlerinin geçerli ve hukuka uygun olduğunu, faize yapılan itirazın haksız olduğunu, genel kredi sözleşmesinin faiz hükümlerini düzenleyen maddelerinde müvekkili bankanın uygulanacak faiz oranlarını günün koşullarına göre belirleme yetkisine sahip olduğu, gerek cari faiz oranlarında gerekse gecikme ve temerrüt faizi oranlarında ortaya çıkan artışların müşteriye aynen yansıtılacağı hususunun açıkça ifade edildiğini, takibin usul ve yasanın ön gördüğü şartlara sahip olduğunu, itirazın takibi uzatmak maksadıyla yapıldığını, müvekkilinin alacağının kredi kullandırım belgeleri ve müvekkili bankanın defter ve kayıtları ile sabit olduğunu belirterek, davalıların itirazlarının iptaline, alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı ... vekili, alacağın tamamının zaman aşımına uğradığını, söz konusu kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bu nedenle müvekkilinin TBK’nın 582. maddesi uyarınca kefil olarak sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, TBK’nın 583. maddesine göre kefalet sözleşmesinin yazılı yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağının, kefilin el yazısı ile belirtilmesinin ve eş rızası alınmasının da kefaletin geçerlilik şartlarından olduğunu, ancak bu koşulların sağlanmadığını, bu nedenle de temel ilişki bakımından geçerli ve mevcut bir borcun bulunmadığını, müvekkili yönünden temerrüt oluşmadığı için faiz işletilemeyeceğini, işletilen faiz miktarının da hatalı olduğunu, inkar tazminatı isteğinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddi istenilmiştir.<br>\tDiğer davalılar yönünden usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermedikleri görülmüştür. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tevdi üzerine alınan 10.06.2022 tarihli rapor göz önüne alınarak davacı banka ile davalılardan ....A.Ş.arasında 23.06.2015 tarihli ve 4.000.000,00 TL bedelli, 09.12.2019 tarihli 7.500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, söz konusu  sözleşmelere diğer davalıların müteselsil kefil sıfatı ile imza attıkları, verilen kefaletin geçerli olduğu, davacı tarafından yapılan kat ihtarının yerinde olduğu gibi davacı yanca talep konusu edilen faiz oranının da talep edilebilir olduğu anlaşılmakla yapılan değerlendirme neticesinde asıl borçlu şirketin kat ihtaratında belirtilen sürede ödeme yapmaması sebebiyle 05.07.2021 tarihi itibariyle diğer davalılar-müteselsil kefiller yönünden isse kat ihtaratının tebliğ edilemediği ve bu nedenle temerrütlerinin takip tarihi itibariyle oluşacağı kanaatiyle kazandırılan rapor hükme esas alınarak davalı kredi asıl borçlusu yönünden tam, diğer davalılar yönünden ise kısmen kabul yönünde karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kefiller yönünden mahkeme değerlendirmesinin yerinde olmadığı, bu kapsamda red kararı yönünden başvuru yapıldığı, davacı ile kredi asıl borçlusu arasında imzalanan sözleşmelere diğer davalıların müteselsil kefil sıfatı ile imza attıkları, alınan kefaletin geçerli olduğu, krediler sebebiyle yapılan hesap kat ihtarının yerinde olduğu gibi bu kat ihtarının tebliğine yönelik noter ihtarnamelerinin tarafların sözleşmedeki adreslerine gönderildiği gibi harici başka tespit edilen adreslere de gönderildiği, bu kapsamda davacının kat ihtarının tebliği yönünde işleminin yerinde olduğu gibi bütün adrese gönderilen ihtarnameler göz önüne alındığında üzerine düşen sorumluluğu fazlasıyla yerine getirdiği, mahkemenin İİK 68/b maddesine göre yaptığı kefillere yönelik değerlendirmenin yerinde olmadığı bildirilerek bila ikmal tebliğ edilse bile kefiller yönünden adrese gönderilen bildirimin ulaştığı tarihte kefillerin temerrüde düştükleri belirtilerek bu tarihten itibaren faiz hesabı yapılması gerekirken aksi yöndeki değerlendirmenin yerinde olmadığı belirtilerek hükmün kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili, mahkemece verilen kararın eksik incelemeye dayalı ve hatalı olduğu, bilirkişi raporuna itirazın değerlendirilmediği, raporun denetime elverişli olmadığı, müvekkilinin müteselsil kefil sıfatına sahip olmadığı, çünkü ortada geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığı, TBK 582.maddeye aykırı olarak ortada mevcut ve geçerli bir borç bulunmadığından aynı yasanın 583.maddesine göre davacı tarafça alındığı belirtilen kefaletin geçerli olmadığı, işletilen faizin yerinde olmadığı, müvekkilinin temerrüde düşürülmediği, icra inkar tazminatının yasal koşulları sağlamadığı, bununla birlikte müvekkili yönünden hesaplanan vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı olduğu belirtilerek hükmün kaldırılması istenmiştir. <br>\tGEREKÇE :Dava,  istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davalı kredi asıl borçlusu yönünden tam, diğer davalılar yönünden ise kısmen kabul kararı verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavalı... vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde adli yardım talebine yönelik talepler kapsamında isteminin incelenmesinde, adı geçen davalının yapılan GİB sorgusunda üzerinde kayıtlı menkul ya da gayrimenkul mal olmadığı gibi gelir getirici herhangi bir faaliyetin olduğuna dair de tespitin yapılamadığı, bunun yanında adı geçen yönünden istinaf istemine konu karara ilişkin yatırması gereken harç miktarı davalının gelirine dair elde edilen veriler karşısında oldukça yüksek bulunduğundan talep konusu istinaf istemlerinin incelenmesine geçmeden evvel bu yönden dosya ele alınmakla adı geçen davalı yanın istinaf istemli adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek istinaf talepleri yönünden incelemeye geçilmiştir. <br>\tDavacı ile davalılardan ... A.Ş. arasında imzalandığı sabit olan yukarıda bahsedilen iki adet genel kredi sözleşmelerine ilişkin borç ödenmemesi sebebiyle davacı tarafça kredi hesapları 30.06.2021 tarihinde kat edilerek Bornova 4.Noterliğince tebliğe çıkarılmakla birlikte davalı şirketler ve...  yönünden adreste bulunmama sebebiyle, diğer davalı ... yönünden ise bila ikmal tebliğ olunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 28.maddesine göre, sözleşmede belirtilen adresin yasal ikametgah adresi olduğu ve buraya yapılan tebliğlerin şahısa yapılmış sayılacağı yönündeki kabul ve taahhüt hükmü göz önüne alınmakla birlikte söz konusu maddedeki bu yönden taahhüdün kefillere ilişkin olmadığı ve ancak kredi sözleşmesinin doğrudan muhatabı olan davalı ... .. AŞ'ye ilişkin olduğu anlaşılmakla adı geçen kredi asıl borçlusu şirketin adresine ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılmakla birlikte ihtarda verilen 1 günlük süre göz önüne alındığında adı geçen davalı şirketin 05.07.2021 tarihinde temerrüde düşmesine karşılık müteselsil kefil-diğer davalılar yönünden sözleşme adresi yönünden ikmalen yapılan tebligat olmadığından kefillerin temerrüde düştüklerinden söz edilemeyeceği aksi iddia edilmekle birlikte İİK 68/b maddesindeki hükümden kredi asıl borçlusunun muhatap alınması gerektiği, (Yargıtay 19 HD'nin 2017/4167 esas ve 2019/2686 karar sayılı ilamı) diğer davalılar-müteselsil kefiller yönünden başkaca adreslere tebligat çıkartılmış ve ancak bila ikmal tebliğ olma olgusuna yönelik davacı yan sorumluluğu yerine getirildiği belirtilmiş ise de bu adreslere yönelik  ikmal ile sonuçlanan bir tebliğin olmadığı, kaldı ki kefiller yönünden sözleşmede başka adreslere çıkarılacak tebligatların usulüne uygun tebliğ edilmesi halinde tebligatın geçerli olacağına yönelik bir hüküm de bulunmadığı anlaşılmakla  müteselsil kefil-diğer davalılar yönünden usulüne uygun sözleşme adresine yapılan bir tebliğ olmadığından mahkemece bu hususta yapılan değerlendirme yerinde görülmekle adı geçen davalıların temerrüt durumlarının takip tarihi itibariyle oluştuğunda bir tereddüt bulunmadığından belirtilen yönden davacı yan istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. <br>\tTaraflar arasındaki sözleşmenin imza tarihinde yürürlükte olan 6098 Sayılı Yasanın 581 ve devamı maddesinde belirtilen kefalet sözleşmesi kefilin alacaklıya karşı borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmakla birlikte her ne kadar aksi iddia edilmiş ise de  müteselsil kefil-diğer davalılar yönünden ortada kefalet sözleşmesinin dayandığı sözleşmesel ilişkinin TBK 582.madde kapsamında mevcut ve geçerli bir borç için yapıldığı, davalı... vekilince gerek cevap dilekçesinde gerekse  istinaf talebinde kendisi yönünden yapılan kefaletin adı geçen yasanın 583.maddesinin aksine geçerli bir kefalet sözleşmesi koşullarını barındırmadığı belirtilmiş olmakla bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde adı geçen davalı... yönünden sözleşmelerde sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve niteliği gereği müteselsil ibaresinin ayrıca ve el yazısıyla yazıldığı görülmekle bu yönden ileri sürülen savunmasının yerinde olmadığı gibi dosya kapsamına kazandırıldığı anlaşılan ticaret sicil kayıtlarına göre davalı...'ın sözleşmelerin imza tarihlerinde kredi asıl borçlusu şirketin ortağı ve temsilcisi olduğu göz önüne alındığında söz konusu yasanın 584/3 maddesi gereğince kefaleti için ayrıca eş rızasının aranmasına gerek olmadığı anlaşılmakla mahkemece adı geçen... yönünden yapılan değerlendirmenin yerinde ve isabetli olduğundan bu yönden davalı... vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.<br>\tDavalı... vekilince, dosya kapsamına kazandırılan raporun eksik ve hatalı olduğu gibi raporda yapılan hesaplamaların da yerinde olmadığının belirtilmesinin yanı sıra raporun oluşturulmasına esas hiçbir inceleme yapılmadığı, ticari defter ve kayıtların incelenmediği belirtilmiş ise de bahse konu kredilerden kaynaklı borcun varlığı sabit olmakla birlikte ödeme olgusunun ispatının  ileri süren tarafta olduğu, somut olayda gerek kredi asıl borçlusu gerekse müteselsil kefiller yönünden borcun ödendiğine yönelik herhangi bir savunma olmadığından bilirkişinin kazandırılan bilgi ve belgeler haricinde şirket ticari kayıtlarının incelenmesi ile sonuca gitmesi gerektiğine yönelik iddia soyut nitelikte olduğundan bu yönde inceleme yapılmaması durumu yerinde görüldüğü gibi raporun yeterli teknik incelemeyi içerdiği, denetime elverişli olduğu ve hesaplama ve içerik kanaatlerinin de somut olaya uygun olduğu anlaşılmakla birlikte faiz hesabı da dahil olmak üzere bilirkişinin sonuç kanaati yerinde görülmekle belirtilen yönden davalı... vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>\tBir diğer ileri sürülen istinaf incelemesine yönelik yapılan inceleme neticesinde her ne kadar davalı... yönünden mahkemece hükmedilen icra inkar tazminatının yerinde olmadığı belirtilmiş ise de yapılan yargılama neticesinde takip tarihi itibariyle haklılık durumunun değerlendirmesi gereken işbu yargılama konusu itirazın iptali istemi yönünden yapılan adı geçen tarafından yapılan itirazın yerinde olmadığı gibi ödeme emrinin tebliği tarihi itibariyle likit nitelikte olan borcun varlığının bilinebilir olgusu göz önüne alındığında bu yönden istinaf istemi yerinde olmadığı gibi adı geçen... yönünden mahkemece kısmen kabul miktarına göre aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesine yönelik değerlendirme ve hesaplamasının da yerinde olduğu, bunun yanında davalı yönünden kısmen red tutarı üzerinden verilen vekalet ücretinin de yerinde ve isabetli olduğu anlaşılmakla bu yönlerden de ileri sürülen davalı... vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekili ve davalı... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı banka harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, yatırdığı istinaf harçlarının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t3-Davalı ... adli yardımdan faydalandığından harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından istinaf başvurusu nedeniyle yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"22ca0518c118e964","SID":"a05a7bf003764da0"}}