{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/753 <br>KARAR NO\t: 2025/1377<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/12/2021<br>NUMARASI\t: 2020/306 Esas - 2021/871 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 2008 yılında imzalanan yetkili servis sözleşmesinin2014 yılına kadar uygulandığını, taraflar arasındaki yetkili servis sözleşmesinin 08.05.2014 tarihinde yenilenerek tekrar imzalandığını, ancak davalının yenilemeden altı ay sonra hiç bir neden göstermeden sözleşmeyi feshettiğini, anılan sözleşmenin 24/a maddesinde bu sözleşmenin süresinin 12 ay olduğunun belirlendiğini, buna rağmen haksız ve nedensiz fesihle sözleşmeyi sona erdiren davalının oluşan zarardan sorumlu olduğunu, TTK hükümlerine göre sözleşmenin iadeli taahhütlü mektup, noterden gönderilecek ihtar ve benzeri şekillerde feshi gerekirken, gönderilen elektronik posta ile sözleşmenin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin, davalı şirketin Diyarbakır'da ki tek yetkili servisi olmasına rağmen, sözleşmenin haksız feshi ile ciddi manevi zararlar da oluştuğunu, haksız fesihle oluşan hiç bir zararın giderilmediğini, zararlara ilişkin olarak gönderilen Diyarbakır 5.Noterliğinin 17.04.2015 tarihli ihtarında kısmi alacak talep edilerek davalının temerrüde düşürüldüğünü, müvekkilinin üçüncü kişilere verdiği servis hizmeti bedellerinin büyük kısmını davalıdan alamadığını, tamirde kullanılan parçaların büyük kısmının fesih nedeniyle müvekkilinin elinde kaldığını, müvekkilinin yetkili servis olarak kullandığı yerin kendi mülkü olduğunu, ancak davalı şirketin yetkili servisliğini yaptığından dükkanın davalıya tahsis edilmesi nedeniyle ayrıca bir kira geliri elde edilemediğinden  kira kaybına uğradığını, işletmenin davalı şirketin istediği şekilde dizayn edildiğinden işletmeye tadilat dolayısıyla birçok masraf yapıldığını, müvekkilinin teknik servis ücreti, tüketicilere davalı adına yaptığı ödemeler, davacının elinde kalan mal ve stok masrafları, işletmeye yapılan tadilat ve masraflar, davacının mahrum kaldığı kira geliri, müşterilere verilen hizmetler karşılığı oluşan parça başı yetkili servis ücreti kapsamında alacaklı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 100.000 TL'nin nen haklı olan davanın kabulüne yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, fesih şeklinin usul ve yasaya uygun olduğunu, fesih yetkisinin düzenlendiği sözleşmenin 24/a maddesine göre, müvekkilinin fesih için haklı bir nedeni bulunmasının gerekmediğini ve davacının fesih nedeniyle tazminat talep edemeyeceğini, bu düzenlemeye göre müvekkilinin onayladığı hak edişler dışında bir talepte bulunulamayacağını, basiretli bir tacir olan davacının sözleşmeyi imzalamasına rağmen, sözleşmenin 24. maddesine aykırı şekilde tazminat talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin fatura alacakları nedeniyle davacı aleyhine İstanbul Anadolu 13.İcra Müdürülüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığını, haksız itirazın iptali amacıyla İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1380 Esas sayılı dosyasında açılan davada alınan bilirkişi raporunda, müvekkilinin 19.911 TL alacaklı olduğunun belirlendiğini,  karar aşamasına gelen davanın uzatılması amacıyla bu davanın açıldığını, davacı lehine alacak belirlenmesi halinde takas ve mahsup gerektiğini, davacının ihtarda 200.000 TL talep etmesine rağmen, takibe yönelik itiraz dilekçesinde alacağının 150.000 TL olduğunu beyan ettiğini, bu davada ise 100.000 TL alcak talep edildiğini, alacak miktarının bilinmesi nedeniyle belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını,  zararın somutlaştırılmadığını, talep edilen alacaklar ile uğranılan zararlar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, davacının işletmesine yaptığı masraflara ilişkin kanıt sunmadığını, kaldı ki bu masrafların davacının takdiri ile yapıldığını, davacının çalışacağı işletmeye ilişkin masrafların müvekkilince üstlenilmediğini, davacının imzaladığı sözleşme kapsamında yer kiralayabileceği gibi kendi mülkünü de kullanabileceğini, davacının bağımsız tacir olarak faaliyet gösterdiği yerin kirasının müvekkilinden istenemeyeceğini, parça başı yetkili servis ücreti elde kalan parçalar için istenen zarar ile illiyet bağı da bulunmadığını, kaldı ki sözleşmenin 24/d maddesinde istenecek tazminatların belirlendiğini ve başka bir tazminat talep edilmeyeceğinin kararlaştırıldığını, tanık dinlenmesine muvafakatlerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Yargı yetkisini, Anayasa'nın 9 maddesine göre Türk Milleti adına kullanan mahkememizce  uyuşmazlık konusu hakkında yapılan yargılama sonucunda sunulan deliller , yetkili servis sözleşmesi , ihtarnameler iddia ve savunmalar hep birlikte değerlendirildiğinde davanın sözleşmenin tek taraflı feshi nedeni ile uğranılan zararların tazminine ilişkin alacak davası olduğu, davacı ile davalı arasında 08/05/2014 tarihli yetkili servis sözleşmesi imzalandığı ve sözleşme süresinin 12 ay olarak belirlendiği ve sözleşmenin sona ermesinden 1 ay sonra taraflardan birinin sözleşmenin sona ermesini istemesi ve bunu yazılı olarak bildirmesi durumunda sözleşmenin süre sonunda sona ereceğinin kararlaştırıldığı, yine aynı sözleşmenin 24/d maddesinde sözleşmenin feshedilmesi durumunda davalı yetkili servisin davacı ... tarafından onay verilmiş hakedişleri dışında herhangi bir hakediş, tazminat  veya uğradığı ve uğrayacağı kazanç kaybının telafisi talebinde bulunamayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin her iki tarafça imzalandığı ve tarafların da tacir olduğu, davacının sözleşmeyi sözleşmenin 24/a bendi uyarınca mail yolu ile 24/10/2014 tarihinde tek taraflı olarak feshettiği, sözleşmenin feshedildiğinin davacı tarafça davalıya gönderilen Diyarbakır Noterliğinden düzenlenen ... yevmiye nolu ihtarname ile ikrar edilmiş olduğu ve sözleşmenin feshedilme şeklinin sözleşmenin feshini düzenlenen 24/a maddesine uygun bir şekilde yapıldığı, davacının işbu dava ile somut talebinin sözleşmenin feshi nedeni ile parça başı servis ücreti nedeni ile uğranılan zararlar, mal ve stokların elinde kalması nedeni ile uğranılan zararlar ve işyerinin servis olarak faaliyet göstermesi için işyerinde yapılan tadilat ve tadilat masrafları ve sözleşmenin feshi nedeni ile servisin kapalı olduğu döneme ilişkin kazanç kaybı zararları ve kira kaybı  olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafından her ne kadar yukarıda belirtilen zararların tazmini davalıdan talep edilmiş ise de  taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 24/d maddesinde belirtildiği üzere davacının sözleşmenin feshi nedeni ile davalıdan hakedişleri dışında herhangi bir tazminat veya kazanç kaybı talebinde bulunamayacağının kararlaştırıldığı, ayrıca sözleşmenin feshinden sonra davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul Anadolu 7 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1380 esas sayılı dosyasından cari hesaba dayalı açmış olduğu itirazın iptali davasında davacı ve davalının ticari defter ve kayıtlarının incelendiği ticari defter ve kayıtların birbirleri ile uyumlu olduğu ve davalı ... Şirketinin davacı ...'dan cari hesaptan kaynaklı 19.911,50 TL alacaklı olduğu ve mahkemece bu bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkememizce davalının sözleşmenin feshi nedeni ile uğramış olduğunu iddia ettiği kira kaybı, tadilat masrafları , elde kalan stok bedelleri ve diğer talepleri yönünden ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılması için davacının adresinin bulunduğu Diyarbakır Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'nden  talimat yolu ile rapor alınmış olup, davacının ticari defter ve kayıtlarını da incelemeye ibraz etmediği ve dosya kapsamına göre davacının sözleşmenin feshi nedeni ile uğramış olduğunu iddia ettiği zararını ispatlayamadığı, ticari defter ve kayıtlar incelenmeksizin mahkememizce davacının sözleşmenin feshi nedeni ile işyerindeki tamirat ve tadilat masraflarını, elde kalan stok bedellerini, işyerinin feshi nedeni ile kapalı kaldığı süre boyunca uğramış olduğu kazanç kaybını tespit etmesi mümkün değildir.  Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 08/05/2014 tarihinde  imzalanan 12 ay süreli yetkili servis sözleşmesinin davalı tarafça sözleşmenin 24/a maddesi uyarınca feshedildiği, fesih şeklinin sözleşmeye uygun bir şekilde yapıldığı, sözleşmenin 24/c maddesinde davalının işbu sözleşmeyi sözleşmenin 24/a bendindeki süre şartına bağlı olmaksızın her zaman ve derhal tek taraflı olarak feshedebileceğinin kararlaştırıldığı ve yine sözleşmenin 24/d maddesinde ise sözleşmenin feshedilmesi halinde davacının davacı tarafından onay verilmiş hakedişleri dışında herhangi bir hakediş, tazminat , uğradığı ve/veya uğrayacağı kazanç kaybının telafisi talebinde bulunamayacağının hükme bağlandığı tarafların tacir olduğu dikkat alındığında taraflarca imzalanan işbu sözleşme hükümleri uyarınca davacının davalıdan herhangi bir hakediş veya kazanç kaybı talebinde bulunamayacağının sabit olduğu, davacının diğer talepleri yönünden ise ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ve mahkememizce bilirkişi incelemesi yapılması yönünden ara karar oluşturulmuş ve talimat yazılmış  ise de davacının ticari defter ve kayıtlarını incelemeye ibraz  etmediği bu hali ile iddiasını ve alacak kalemleri ve tutarını ispat edemediği... \"  gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.  <br>Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Servis sözleşmesinin usul ve yasaya aykırı olarak feshedilmesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, buna göre, müşterilere yönelik parça başı servis ücreti nedeni ile 30.000 TL, servisin faaliyet göstermesi için gerekli olan mal ve stokların elde kalması ve değer kaybı olarak 20.000 TL, müvekkiline ait iş yerinin servis olarak faaliyet göstermesi için iş yerinde yapılan tadilat ve tamirat masrafı için 30.000 TL, servis sözleşmesinin feshedilmesi ile müvekkilimin yeni iş kurması için gerekli olan süre boyunca iş yerinin kapalı kalmasından kaynaklanan iş yeri kira kaybı karşılığı 20.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL talep edildiğini, sözleşmede müvekkiline tazminat hakkı tanınmadığı belirtilmesine karşın, herkesin kendisine tanınan hakları kullanırken iyi niyetli davranması gerektiğini, müvekkilinin 2008 yılından itibaren verdiği servis hizmetinden memnun kalan davalının sözleşmeyi 08.05.2014 tarihine yenilediğini, ancak yenileme tarihinden 5 ay gibi kısa bir süre sonra hiçbir haklı neden göstermeden sözleşmenin feshi ile müvekkilinin zarara uğratıldığını, tek taraflı fesih hakkı tanınsa bile bu hakkın iyi niyet kurallarına uygun kullanılması gerektiğini, aksi halde karşı tarafın uğrayacağı zararın tazmini gerektiğini, Mahkemece taleplerine uygun olarak oluşan zararların keşfen belirlenmesi için  Diyarbakır mahkemesine talimat yazıldığını, mahallinde yapılan inceleme  neticesinde düzenlenen 08.09.2021 tarihli raporda, davacının 2008-2014 yıllarına ait ticari defterlerinin bulunmaması nedeniyle dosyanın bilirkişiye verilmediği, bilirkişi tarafından akdin feshi nedeniyle iş yerinde kalan stoklar ve müşterilere verilen hizmet tutarları ile alacak, borç miktarının tespit edemediği, dava konusu olan, iş yerine ait tadilat masrafları, kira geliri kaybı, yeniden iş kurma süresi içerisinde uğranılan zararın tespiti konusunun ise bilirkişinin uzmanlık alanı dışında kaldığının belirtildiğini, mahkemenin ise bu raporu esas alarak davanın reddine karar verdiğini,Mahkemenin 06.04.2021 tarihli duruşmada, haksız fesih nedeni ile 2008-2014 yılları arasında müvekkilinin uğramış olduğu zararların tespiti için taraflara ait defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiş ise de, taraflara ait defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak inceleme ile, talep edilen tadilat tamirat masrafı ve kira gelir kaybının tespitinin mümkün olmadığını, bu konudaki talepler hakkında konusunda uzman bilirkişi tarafından inceleme yapılmasının istendiğini, yapılacak inceleme ile servis hizmetlerinin daha sağlıklı yapılabilmesi için iş yerinde müvekkilinin yaptığı tadilat ve tamirat masraflarının, sözleşmenin feshi ile müvekkilinin dava konusu iş yerinde, yeni bir iş yeri açılabilmesi için gereken süre, bu süre içerisinde mahrum kalınan kira bedelinin tespitinin mümkün olmadığı dikkate alınarak, mahkemece bu konularda uzman bilirkişi görevlendirilerek rapor alınmasının istendiğini, ancak mahkemenin bu talepler hakkında karar vermeden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdiğini, bilirkişi tarafından düzenlenen  08.09.2021 tarihli raporda ise, davacının 2008-2014 yılana ait ticari defterlerinin teslim edilmemesi nedeniyle, elde kalan stoklar nedeniyle meydana gelen zarar ile müşterilere verilen hizmet bedeli ve tutarlarının  tespit edilmesinin mümkün olmadığı, iş yerinde yapılan tadilat ve tamirat masrafları ile yeni iş yeri açılması için aradan geçen süre içerisinde uğranılan kira kaybı konusunda da her hangi bir belge ibraz edilmediği gibi tespiti istenilen konuların uzmanlık alanı dışında kaldığının bildirildiğini, oysa mahkemeden istendiği üzere servis hizmetlerinin daha sağlıklı yerine getirilebilmesi için iş yerinde yapılan tadilat ve tamirat masrafları ile yeni iş yeri açılabilmesi için aradan geçen süre ve bu süre içerisinde uğranılan kira kaybı konusunda, bildirilen tanıkların dinlenerek keşif yapılması ve alınacak rapor ile talebin değerlendirilmesi gerektiğini, Buna göre iş yerinde yapılan tadilat ve tamirat gideri ile yeni iş yeri açılabilmesi için arada geçen süre ve bu süre içerinde uğranılan kira kaybını konusundaki talep için talimat yazılarak tanıkların dinlenmesi ve konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmadan verilen kararın hatalı olduğunu, mahkemece yetersiz rapor ile verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, taraflar arasında düzenlenen yetkili servis sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen 08.05.2014 tarihli sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın feshedilmesi nedeniyle uğranılan zarar talep edilmiştir. İstinaf incelemesinin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için öncelikle sözleşmenin uyuşmazlığa ilişkin hükümlerinin tespiti ve davacının her bir kalem alacağını sözleşme ve yasa kapsamında, feshin haklı olup olmadığı da belirlenerek değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraflar arasında 2008 yılından itibaren servis hizmetine ilişkin bir sözleşme ilişkisi bulunduğu dosyadaki beyanlardan anlaşılmaktadır. Ancak taraflar arasındaki dosyada bulunan yazılı sözleşme 08.05.2014 tarihlidir. Bu sözleşmede davacı yetkili servis davalı ise servis veren olarak yer almaktadır. Sözleşmenin 3. maddesine göre, işbu sözleşme üretici firma tarafından üretilen ürünlerin bölge dahilinde garanti içi ve garanti dışı bakım ve onarımını merkez servis ürününün ve markalarına duyulan güvene layık bir biçimde ifası amacıyla, zamanında ve noksansız bir şekilde kaliteli hizmet sunarak, tüketiciyi memnun etmek için tüm servis hizmetlerinin gerçekleştirilmesi konusunda karşılıklı hak ve yükümlülüklerin düzenlenmesi amacıyla imzalandığı belirlenmiştir. Sözleşmenin 5 ve devamı maddelerinde hizmetlerin verilme şekli ve süresi, tarafların yükümlülükleri, yetkili servis personel yükümlülüğü, gizlilik ve rekabet yasağı, yedek parça temini ve kullanımı, raporlamalar, hizmet bedelleri ve ödemeler düzenlenmiştir. Uyuşmazlık bakımından önemli olan sözleşme hükümlerinden birisi süre ve sözleşmenin feshini düzenleyen 24.maddesidir. Anılan maddede; \"a) İş bu sözleşmenin süresi, sözleşme imza tarihinden itibaren 12 (Oniki) aydır. Taraflardan birinin sözleşmenin sona ermesinden bir ay öncesinde, sözleşmenin sona ermesini istemesi ve bunu yazılı olarak bildirmesi durumunda sözleşme, süresi sonunda sonra erecektir, aksi takdirde işbu sözleşme süresi aynı şartlarla 12 (Oniki) ay daha uzatılmış kabul edilecektir.b)...'in belirlemiş olduğu yetkili servis standartlarına uygun olmayan, yapılan ziyaretlerde ve denetlemelerde görülen olumsuzluklarda ... sözleşmeyi tek taraflı fesih edebilir.c)..., iş bu sözleşmeyi ve/veya sözleşme eklerini, sözleşmeden doğmuş hakları saklı kalmak koşulu ile 24-a bendindeki süre şartına bağlı olmaksızın her zaman derhal ve tek taraflı olarak fesih edebilir.d)İş bu sözleşmenin ve/veya sözleşme eklerinin fesih edilmesi durumunda Yetkili Servis, ... tarafından onay verilmiş hakedişleri dışında, herhangi bir hakediş, tazminat, uğradığı ve / veya uğrayacağı kazanç kaybının telafisi talebinde bulunmayacağını iş bu sözleşme ile beyan ve kabul eder.e)Yetkili Servis sözleşmenin sona ermesinden itibaren, ...'in Yetkili Servisi olduğuna dair kendisine vermiş olduğu her türlü belge, levha, reklam vs.yi derhal kaldıracaktır. ... markasını, unvanını, ismini, bu sözleşme gereği servis verdiği diğer markaları ve isimleri, ... amblemini, logosunu ya da kelimesini ve/veya benzerini hiç bir şekilde, hiçbir yerde ve hiçbir surette kullanmayacaktır.f)Yetkili Servis, sözleşmenin fesih edilmesinden sonra, iş bu sözleşme kapsamında kullanılan ve/veya ...'e ait olan, tüm reklam malzemesi, kimlik, doküman, belge, vb evrakı ve müşteriye ait tüm ürünleri eksiksiz ve tam olarak formları ile birlikte 5 (beş) iş günü içerisinde ...'e tutanak ile teslim edecektir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından gönderilen 27.10.2014 tarihli elektronik posta ile herhangi bir neden gösterilmeksizin feshedildiği anlaşılmıştır. Anılan ihtarda 20.10.2014 tarihi itibariyle davalı tarafından ürünlere müdahale yetkisinin tek taraflı olarak kaldırıldığı, kullanılan belgelerde ... Bilgisayar Sistemleri AŞ ve ... markasının kaldırılması talep edilmiştir. Belirtilen yazı özü itibariyle bir fesih iadesi olup, tek taraflı varması gereken bir irade beyanıyla ortaya konulan feshin hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafa ulaşması yeterlidir. Davalı feshinde herhangi bir neden ileri sürmemiş olup, dosya kapsamındaki açıklamalarından feshin sözleşmenin 24/c maddesi uyarınca yapıldığı savunulmuştur. Davacı esas itibariyle feshi kabul etmiş ve keşide ettiği Diyarbakır 5.Noterliğinin 17.04.2015 tarihli ihtarı ile sözleşmenin haksız şekilde feshedildiği, fesih nedeniyle uğranılan 200.000,00 TL zararın tazmini talep etmiştir. Bu ihtara karşı davalı tarafından gönderilen Üsküdar 1. Noterliğinin 28.04.2015 tarihli cevabi ihtarda halen yetkili servis gibi ... marka ve logosunun kullanıldığı, haksız rekabet oluşturan bu eylemlerin sona erdirilmesi istenmiştir. Davalı tarafından gönderilen 15.05.2015 tarihli ihtarda da haksız rekabet oluşturan hallerin sona erdirilmesi istemiştir. Tüm bu açıklamalarda taraflar arasında 12 ay süreli olarak yürürlükte olan 08.05.2014 tarihli sözleşmenin esasen 08.05.2015 tarihinde sona ereceği ancak sözleşmenin davalı tarafından 27.10.2014 tarihli elektronik posta ile 20.10.2014 tarihinden itibaren feshedildiği ve fesihte herhangi bir gerekçe bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmede davalıya önel verilmeksizin fesih hakkı tanınmıştır. Bu açıdan davalı sözleşmeyi herhangi bir tarihte feshedebilir. Ancak bu durumda fesih nedeniyle uğranılan zararların giderilmesi gerektiği gibi feshe bağlı olmayan alacakların da ödenmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmede, davalının önel vermeksizin feshi halinde istenecek tazminat türü belirlenmiş ve bunun dışında tazminat talebinde bulunulmayacağı kabul edilmiştir. Sözleşmenin bu hükmü geçerli olup, tacir olan davacı serbest iradesi ile imzaladığı sözleşmenin sonuçları ile bağlıdır. Bu itibarla mahkemece sözleşmenin 24/d maddesi kapsamında tazminat talep edilemeyeceğine ilişkin kabulü yerinde olup, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.  Diğer yandan davacının her bir kalem alacağının ayrı ayrı değerlendirilerek talep şartlarının oluşup oluşmadığı da Dairemizce incelenmiştir. Dava dilekçesinde somut bir açıklama yapılmaksızın sözleşmenin devamı süresince yapılan ve davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan müşterilere yönelik parça başı yetkili servis ücreti, davacının elinde kalan mal ve stoklara ilişkin masraflar, davacının kendi dükkanında davalı şirketin servisini yapması nedeniyle işletme için yapılan tadilat ve masraflar ve davacının mahrum kaldığı kira kayıplarının karşılığında 100.000,00 TL talep edilmiştir. Talebin soyut ve her bir istek kalemi için istenen miktarın anlaşılmaması nedeniyle mahkemece talebin açıklanması için davacıya süre verilmiştir. Davacı vekili 23.12.2020 tarihi açıklama dilekçesinde, parça başı servis ücreti için uğranılan zararların tespiti için her iki tarafın ticari defterlerinde inceleme yapılması gerektiği belirtilerek 30.000,00 TL; servisin faaliyet göstermesi için gerekli olan mal ve stokların elde kalması nedeniyle uğranılan zararın bilirkişi ve tanık beyanları ile tespiti ile 20.000,00 TL; iş yerinin servis olarak faaliyet gösterebilmesi için yapılması gereken masrafların tanık beyanları ve bilirkişi incelemesi ile tespiti ile 30.000,00 TL; servis sözleşmesinin feshi ile servisin kapatılmasına sebebiyet verildiğinden servisin kapalı kaldığı süre içerisinde uğranılan zararlar için 20.000,00 TL talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince yazılan talimat üzerine düzenlenen bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinin ibraz edilmediği açıktır. Aynı taraflar arasında ... Bilgisayar Sistemleri AŞ tarafından İstanbul Anadolu 7.ATM tarafından 2017/1380 Esas sayılı dosyasında açılan cari hesap alacağı davasında mahkemece, tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmiş, ... AŞ'nin sonuç olarak 19.911,50 TL cari hesap alacağı bulunduğu belirlenerek, 20.10.2020 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosyadaki bilirkişi raporundan davalı kendi ticari defterlerine göre borçludur. Bu nedenle davacının yukarıda belirtilen alacak kalemleri arasında yer alan servis hizmeti ve stoktaki malzemeye ilişkin incelemenin diğer iki istek kaleminden ayrı olarak yapılması gerekmektedir. Davacının esasen bir cari hesap alacağı olan parça başı servis ücretinin usulüne uygun şekilde düzenlenmiş belge ve ticari defterlerle ispatlanması gerekmektedir. İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında tarafların sözleşme sonundaki ticari defter ve cari hesapları incelenerek borç alacak miktarı belirlenmiştir. Bu davada, davacı ticari defter ve belge sunmadığı gibi, servis hizmeti verdiğine ilişkin herhangi bir belge ve sevk irsaliyesi sunmamıştır. Tüm istek kalemleri yönünden HMK'nın 190 ve TMK'nın 6.maddesine göre ispat yükü kendisinde olan davacının servis hizmet sözleşmesi kapsamında parça başı servis hizmeti verdiğini kanıtlayamaması karşısında mahkemece bu istek kalemi yönünden davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Mahkemece yapılan inceleme yeterli olup, başka bir inceleme ve araştırma yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Sözleşmenin fesih nedeniyle stokta kalan malzeme için uğranılan zarar yönünden yapılan incelemede, bu istek kalemi yönünden de HMK'nın 200 ve devamı maddelerine göre iddianın belge ile ispatlanması gerekmektedir. Davacı, usulüne uygun ticari belgeleri ile servis sözleşmesi kapsamında davalıdan fazladan almış olduğu malzemenin bulunduğunu ve bu malzemenin sözleşme sonrası kullanılamaması nedeniyle zarara uğradığını ispatlamalıdır. İspat yükü kendisine düşen davacı buna ilişkin hiçbir kanıt sunmadığından mahkemece yapılan inceleme yeterli olduğu gibi bu istek kalemi yönünden davanın reddine karar verilmesinde de yasaya aykırı  bir yön bulunmamaktadır. Davacı dava ve açıklama dilekçesinde servis hizmetlerini kendisine ait dükkanda yaptığını ve bu dükkanın tadilatı için yapılan tadilatlar nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüştür. Mahkemece anılan bilirkişi raporunda bilirkişinin bu konunun uzmanı olmadığına ilişkin rapor düzenlediği anlaşılmaktadır. Çözümü hakimlik bilgisi dışındaki bir konuda tarafların talebi üzerine veya mahkemece resen bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilebilir. Ancak bilirkişi incelemesi yapılması için bir vakıanın iddia edilmesi yeterli olmayıp yasa ve sözleşme hükümlerine göre bu vakıanın bilirkişi raporu ile ispat edilebilmesi ve bu ispat neticesinde bu talebin yasa ve sözleşme kapsamında hüküm altına alınabilecek nitelikte olması gerekir. Aksi halde mahkemece hükmedilemeyecek bir alacağın belirlenmesi sadece tarafların meraklarını giderme amacına yönelik olacaktır. Bu bakımdan talep edilen alacağın yasa ve sözleşme  kapsamında haklı olup olmadığının değerlendirilmesinden sonra, alacak hakkını ise miktarının değerlendirilmesi ve belirlenmesi gerekmektedir. Davacı bağımsız bir tacir olarak kendi nam ve hesabına ticari faaliyette bulunmaktadır. Tarafların beyanına göre, 2008 yılından itibaren süre gelen bir yetkili servis hizmeti sözleşmesi bulunmaktadır. Sözleşmede, davalının davacıya karşı belirli bir edim üstlendiğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca sözleşmede davacının temin edeceği ve faaliyet göstereceği yere ilişkin bir standartta öngörülmemiştir. Bağımsız bir tacir olan davacının, üstlendiği sözleşme gereği yerine getirmek için iş yeri kiralaması veya uygunsa kendine ait iş yerini kullanması ve bu iş yerinden sözleşmenin ifası amacıyla  zorunlu olarak yapılması gereken giderleri yapması gerekmektedir. Sözleşme kapsamında davacının uhdesinde olan bu giderlerin davalıdan tahsilini talebe olanak veren bir sözleşme hükmü bulunmadığı gibi, sözleşmenin 24/d maddesinde de bu tür bir talebin ileri sürülemeyeceği kabul edilmiştir. Bu bakımdan mahkemece yapılan inceleme yeterli olup, sonuçta hükmedilmeyecek bir tazminatın tanık beyanı ve bilirkişi raporu ile belirlenmesinde hukuki bir yarar bulunmadığından, davacı vekilinin bu talebe yönelik istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir. HMK'nın 26. maddesine göre mahkeme tarafların talepleri ile bağlıdır. Davacı dava dilekçesinde esas itibariyle sözleşmenin ifası kapsamında kendisine ait dükkanı kullanamayarak dükkandan mahrum kaldığı kira gelirini talep etmiştir. Açıklama dilekçesinde ise sözleşmenin fesih ile servisin kapatılmasına  sebebiyet verildiğinde servisin kapalı kaldığı süre içerisinde uğranılan zarar istenmiştir. Burada talep edilen zarar esas itibariyle dava dilekçesinde talep edilen mahrum kalınan kiradır. Davacı, fesih nedeniyle yeni  bir servis sözleşmesi imzalanması için gereken makul süreye yönelik bir tazminat talebinde bulunmamış, kendi dükkanının servis yeri olarak kullanılması ve fesih nedeniyle bir süre dükkanını kiraya verememekte uğrayacağı zararları talep etmiştir. Yukarıda maddede belirtilen açıklamaya göre, bağımsız tacir olan davacı, servis hizmeti kapsamında başka bir yer kiralayabileceği gibi kendi dükkanını da kullanabilir. Kendi dükkanını kullanması nedeniyle kira tazminatı talep edemeyeceği gibi sözleşmenin fesih üzerine bu dükkanı bir süre kiraya verilememesi nedeniyle uğranılan zararları da talep edemez. Yukarıda belirtildiği üzere sözleşmenin 24/d maddesi de bu tür bir tazminatın istenmesine olanak vermemektedir. Bu bakımdan yukarıda da belirtildiği üzere, talep edilemeyen bir alacağın belirlenmesi için yargılama yapılması ve değer belirlenmesi için tanık dinlenmesi ve bilirkişi raporu almasında hukuki bir yarar bulunmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce  taraflara tebliğine,5-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br><br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dbc69c3513f68bb0","SID":"b8b23b8e6d04dcd3"}}