{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/274 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1582 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:  İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO: 2020/51 Esas - 2022/670 Karar<br>TARİHİ: 04/10/2022 <br>DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 02/10/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yetkilisi ... ile boşanma davasının sürdüğü eşi ... ... müvekkili şirkette %95-%5 hissedarı olduğunu, müvekkili şirketin Sultangazide bir ... bayisi olduğu ve yine aynı ilçede ... mağzası olduğu, davalı tarafın başında bulunduğu şubede şirkete ait mallar spotçulara el altından satıldığını, tahsilat makbuzları ya da yapılan tahsilatlar müvekkil şirkete ulaştırılmadığını, depo sevk fişlerini sunulan mallar şirket merkezinden şubeye sevk edildiğini, şubece teslim alındığını, bir kısım faturalar muhasebeye ulaştırıldığını, bir kısmının müvekkili şirkete bildirilmediğini, toplam 740.495-TL değerindeki malı müvekkili şirket bilgisi haricinde satıldığını, davalı tarafın müvekkili şirket ... yetkili bayii olduğunu bu kanalla gelen 50.000-TL ödemeyi de teslim aldığını ancak şirkete tahsilatı ulaştırmadığını, davalı tarafın bütün malları müvekkili şirketin zararına sattığını, davalı tarafın müvekkili şirket yetkilisini şubeye yaklaştırmamak ve satışları faturasız ve zararına satması nedeniyle Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, davalı tarafın ayrıca şirket merkezi önünden alıp gittiği kendi kullanımında bulunan şirket aracı ile kaza yaptığını, aracı kaza yerinde terk edip gittiğini, müvekkili şirkete hem trafik cezası hem de araç tami bedeli yansıtılmasına neden olduğunu, 62.742,63 TL parça ve 11.387-TL işçilik masrafı oluştuğunu, kaskonun yatırması gereken meblağı davalı tarafın aracı bırakıp kaçmasından dolayı müvekkili şirkete yükletildiğini, yukarıda açıklanan nedenler davalı tarafıdan müvekkil şirkete verilen zararın tespiti ve tazmini ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ile dava ettiği görüldü.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesinde çok ciddi çelişki bulunduğunu, şöyle ki; davacının dilekçede bir yandan, 470.495-TL'lik malların davacı şirket bilgisi dışında satıldığını iddia ettiğini, diğer yandan da, da bu malların merkezden şubeye sevk edildiğini beyan ettiğini, diğer taraftan davacının dilekçesi ekinde delil olarak sunduğu belgelerde herhangi bir imza tarih vs. hiçbir şey olmadığı gibi, her zaman düzenlenebilecek türden yazılı belgeler niteliğinde olduğunu; sunulan diğer “depo sevk fişi” isimli belgelerin de şine davacı şirket çalışanlarına imzalatılmış her zaman düzenlenebilecek türden belgeler olduğunu; davacının iddialarının aksine, davalının yapılan satışların faturalarını davacı şirket muhasebecisi ...'ya teslim ettiğini; ayrıca yapılan tahsilatların da ...'a (davacı şirket yetkilisine) davacı şirket çalışanı ... tarafından imza karşılığı sürekli teslim edildiğini davalının, davacı şirketten sakladığı herhangi bir satışın bulunmadığını; dava konusu mağazanın kapanmasının zarara uğraması ile bir İlgi davalının çalıştığı mağazanın oldukça kar eden bir mağaza olduğunu; davalının çalıştığı mağaza fiilen ve hukuken davacı şirketin üzerine iken, davacı şirketin, sanki mağaza kapanmış gibi elektrik kapanışı verdiğini, mağazanın elektriğini kestirip, sonra da kaçak kullanım var diyerek şikayette bulunduğunu; ilgili elektrik kurumunun ise 11/10/2018 tarihinde mağazaya gelerek şirketin faal durumda olmadığını, kira sözleşmesinin sona erip ermediğine bakmadan, o anda ... olarak fiilen orada bulunan davalıya kaçak elektrik cezası kestiğini; halbuki davacı şirketin kaçak elektrik ihbarını yaptığı tarihte, davacı şirketin aynı adreste faaliyet gösterdiği gibi kira sözleşmesinin de hala devam etmekte olduğunu; davacı şirketin elektrik kurumuna ihbarda bulunduğu tarihte, mağazanın sahibinin hala davacı şirket olduğunu; davacının bahsettiği ... plakalı aracın kullanımının da davalı da olmayıp, davacı şirket yetkilisi ...'ın da bilgisi dahilinde, tarafların müşterek kızı ... ...'da olduğunu; diğer taraftan davacı şirketin, ... ...'ın kızının yaptığı kaza neticesinde iddia ettiği tutarda tamir bedeli ödemesi yapmamış olduğunu; aksine davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu üzere, 15/03/2019 tarihinde ...'e 10.000-TL ödeme yaptığını; davacının, kızı ...'nin yaptığı kazayı davalının üzerine atarak gerçekte yapmadığı masrafları davalıdan talep etmeye çalıştığını; iddia etmekte ve “davanın reddine” karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 04/10/2022 tarih ve 2020/51 Esas - 2022/670 Karar sayılı kararında;\"...Gaziosmanpaşa 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/390 E., Gaziosmanpaşa 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/725 E., Küçükçekmece 4.Aile Mahkemesi’nin 2018/848 E. sayılı,İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/1133 E. sayılı dosyaları, Ticaret Sicil kayıtları, banka kayıtları, tanık beyanları ve dayanılan diğer deliller celp edilip incelenmiş, tüm dosya kapsamı ile rapor alınmış ve tüm deliller toplanmıştır.Dava, davacı şirketin hissedarı/ortağı bulunan davalının, şirkete verdiği zarar iddiası ile zararın tespiti ile şirket üzerinden elde edilen haksız kazançların davalıdan tahsiline ilişkindir.İhtilaf, davalının şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, zarar var ise davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti konularından kaynaklanmakta olup , alacak miktarlarının tespiti için davaya konu ve takibe konu   belgelerin incelenmesi hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren haller olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususların bilirkişiye tespit ettirilmesi mümkündür. Mahkememizce öncelikle tanıkların dinlenilmesine karar verilmiş ve 22/06/2021 tarihi duruşmasında davalı tanığı ... ; \"... Ben davacı ... Dayanıklı Ltd.Şti'nde 2016 Mayıs ve 2018 Eylül tarihleri arasında muhasebeci olarak çalıştım, davalı ... ...'da işten dolayı tanımaktayım, ayrıca şirket ortağıdır, ... Dayanıklı beyaz eşya satmaktadır, benim çalıştığım dönemde Konsept Plus Mağaza açıldı, Türkiye'nin en büyük metrekareye sahip mağazası idi, bu mağaza açıldığında ortak olduğu şirkette bu mağazayı işletmek için işe başladı, mağazanın yapım aşamasında ... hanım merkez ofis de idi, 1-2 ay burada kaldı, kaldığı süre içerisinde ... hanımın şirketin çalışanlarını, sigortasını, alış-satışlarını ve muhasebe işlerini takip etmek için benimle birlikte konuya hakim olmak için inceleme yaptı, bu süre içerisinde ... bey ... hanımla şirket ile ilgili gizli ya da değil hiç bir şeyin paylaşılmamasını benden istedi, bizim muhasebe ve satış için kullandığımız için bir program vardı, bu program ... şirketi ve ...  yetkili servisleri ile entegre bir programımız vardı, bu programı öğrenmemesini istedi, çünkü ... hanım işe başladığında tartışmaların başladığını biliyorum, benim önümde de tartıştılar, ... hanım iş yerinde çalışmaya ancak sigortalı olarak gösterilen kişiler olduğunu gördü, bunlardan birisi ... beyin yeğeni , diğeri ise ablası idi, satış yapılmayan birilerine fatura kesildiğini, reel olmayan kâr gösterildiğini öğrendi, ... bey kredi kartından taksit yapıp komisyon karşılığında para veriyordu, bu çekilen kredi kartlarında farklı müşterilerin satışları ile ilişkilendiriyordu, ... beyin kendi adına kayıtlı yerleri kiraya verdiğini biliyorum, ... Dayanıklı adına olan iş yerleri de vardı, bunlarda kiraya verilmiştir, ... hanım bunların ne kadar kiraya verildiğini de bilmiyordu, mülk değeri fazla olan yerlerin daha cüzzi miktarlarda kiraya verildiğini, cüzzi kısmının bankadan diğer kira kısmının ise gayriresmi olarak elden alındığını muhasebeci olarak biliyorum, yukarıda belirttiğim şekilde yeni şube açıldıktan sonra da ... hanım ile birlikte ben de yeni açılan mağazaya geçtik, mağazanın bütün işleri ile ... hanım ilgilendi, ilk başlarda çok fazla problem olduğunu görmedim, zaten haftalık mağazanın raporlarla birlikte tüm tahsilatı ... beye veriliyordu, ... bey bir mağaza aktivitesinde gözümüzün önünde hatta çalışanların önünde ... hanımı tartakladı, bunun sebebi de ... hanımın çok fazla işe karışmasını istememesinden kaynaklanmaktadır, işten çıkmama aylar kala biraz önce bahsettiğim firmalar ile entegre olan sistemi ... bey merkezden erişim engeli koydu, bu nedenle işlerimizi yapamıyorduk, depoda bulunan malları satamadığımızdan  teşhir ürünlerini satmak zorunda kalındı, biz böyle yapınca ... bey mağazaya gelerek bize malları yok pahasına sattığımız iddia ederek mağaza önünde bağırdı, biraz önce bahsettiğim kredi kartından para çekimlerinde haftada en az 30.000-TL para çektiği oluyordu, ... bey şubeye gelerek şube denetiminde bulunuyordu, tüm raporları biz kendisine veriyorduk, ancak ... bey ... hanımın raporları incelemesini istemiyordu...\" beyan ettiği görüldü.Mahkememizin 22/06/2021 tarihi duruşmasında davalı tanığı ... ... ; \"... Davalı ... ... benim kız kardeşimdir, davacı şirketin diğer ortağı olan ...'da kız kardeşimin eski eşidir, 2017 yılında ... bey Konsept mağaza açtı, 1000 metre kare genişliğinde büyük bir mağaza idi, bu hatta bildiğim kadarıyla şirketin 3. mağazası idi, bu mağazada kız kardeşim işi öğrenmek için çalışmaya başladı, ama tüm imza yetkisi ... beyde idi, kız kardeşim üniversiteyi yarım bırakmıştı, ancak muhasebe sertifikaları vardı, işleyişe dahil olunca hukuka uygun olmayan yasal olmayan şeyleri görmeye başladı, benim yanımda ... beye sigortalı bir çok kişi olduğunu, ancak çalışanların daha az olduğunu, neden böyle yaptığını sordu, o da işlerine karışmamasını sadece orada oturması gerektiğini söyledi, kendi aralarında şirket ile ilgili kavgalar başladı, kardeşim bazı şeyleri kabul etmiyoruz, yasalara uygun olması gerektiğini söylüyordu, bende bu şirketin ortağıyım yasalara uygun olmayan işler yapılmasını kabul etmediğini söylediğini biliyorum, bir gün benim orada bulunduğumuz bir sırada yani yeni açılan mağazada bir cumartesi günü ... beyin gelip mağazanın önünde hırsızlar malımı çalışıyorsun, spota mal satıyorsunuz, sahte mal satıyorsun ve aşağılayıcı bir çok kelimeler kullandı, daha sonra savcılık aşamasında faturanın sahte olmadığını kendisi de beyan etti, yeni açılan mağaza 10 yıllığına kiralanmıştı ve çok güzel işlemekteydi ancak orayı kapattılar, bu kapatma olayından dolayı kardeşim suç duyurusunda bulunmuştur, soruşturma devam etmektedir, 1000 metre karelik şubede kız kardeşim son zamanlarda tek başına çalışmaktaydı, içeride müşteri olduğunda mecburen kapıyı kilitli tutmaktaydı, ... bey ... hanımın aldığı koruma kararına rağmen mağazaya istediği zaman girebilmekteydi, şuan bildiğim kadarıyla boşaltılan mağazayı ... bayisi alarak işletmektedir, cirolarınında çok yüksek olduğunu biliyorum...\" beyan ettiği görüldü.Tüm deliller toplandıktan sonra, bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler Mali Müşavir  ..., Sözleşme Hukuku Uzmanı Prof.Dr. ..., Muhasebe ve Finans Uzmanı  ... tarafından hazırlanan 07/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda; \"...Davacı şirketin ticari defterleri incelemeye sunulmamıştır...Davacı tarafından dava dosyasına sunulmuş olan belgelerden (delillerden) hareketle, davalının kusurlu olarak hukuka aykırı davranışlarda bulunmak suretiyle davacı şirkete ait dava konusu mağazayı ve davacı şirketi zarara uğrattığı yönünde bir kanaate ulaşılamadığı;Davacı, davacı şirketin hangi zararlara uğradığını detaylı olarak açıkladığı, hangi zararı hangi belge ile ispat ettiğini detaylı olarak açıkladığı ve davacı şirket defterlerini de incelemeye sunduğu ve Mahkemece kurulumuza, Şirketler Hukuku alanında uzman bir nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi, yani “Ticaret Hukuku Nitelikli Hesaplamaları Uzmanı Bilirkişi” de atandığı takdirde, davacının iddia ve talepleri doğrultusunda yeniden inceleme ve değerlendirme yapılmasının mümkün olabileceği...\" sonuç ve mütalaa ettikleri görüldü.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün, 02/02/2021 tarihli cevabi yazısı ile gönderilen, davacı şirket sicil kayıtları incelendiğinde,  ortaklarının, ... ve ... ... olduğu  görülmüştür. Mahkememizin, 22/06/2021 tarihli celsenin 3 nolu ara kararı ile davacı şirketin defter ve belgelerinin incelenmesine karar verildiği, “…Davacı vekiline, müvekkilinin,  bilirkişi incelemesine esas olacak ticari defter, kayıt ve belgelerini inceleme gün ve saatinde ibraz etmek üzere TTK 'nun 83 ve HMK 'nun 219/2 ve 222. maddeleri  gereğince  süre verilmesine, inceleme günü defter ve belgelerini hazır etmedikleri takdirde  defter ve belgelerinin ibrazından  kaçınmış  sayılacaklarına  karar verileceği hususunun…” huzurda bulunan  davacı vekiline ihtar edildiği, inceleme günü bilirkişi hazır olmasına rağmen davacı şirketin hazır olmadığı, verilen kesin süre içerisinde defter ve kayıtlarını sunmadıkları görülmüştür. Tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan,  Mahkememizce, kesin süreye ilişkin verilen ara kararda, davacı şirketin  defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılacağı, verilen kesin süre içerisinde defter ve kayıtların ibraz edilmesi, ibraz edilmemesi durumunda  doğuracağı sonuç açık bir şekilde anlatılmış ve bu husus davacı vekiline ihtar edilmiştir, bilirkişi incelemesi, uyuşmazlık konusu vakıaya ilişkin iddianın ispatı ile doğrudan ilgilidir ve davacı yanca defter ve belgeler sunulmamıştır,  dava dosyasına sunulan diğer belgelerle de, davalının kusurlu olduğu, hukuka aykırı davranışlarda bulunmak suretiyle davacı şirketi zarara uğrattığı hususunun tespit edilemediği, HMK 190. Maddede hükmü kapsamında davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile, ''1- Davacının davasının reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin %95 oranında hissedarının ..., %5 oranında hissedarının ise davalı ... ... olduğunu, davacı şirketin merkezinin \"... Mah. ... Cad. No:138/A Sultangazi/İstanbul\" adresindeki ... Bayi iken, şirketin şubesinin ise \".... No:539/A Sultangazi/İstanbul\" adresindeki ... Mağazası olduğunu, Davacı şirketin merkez mağazası dava dışı ... tarafından yönetilmekte iken, şube mağazasının sevk ve idaresinin ise davalı ... ...'a bırakıldığını, akabinde 04/10/2018 tarihinde davalı ... ... tarafından dava dışı ...'a boşanma davası ikame edildiğini ve sonrasında davalının sevk ve idaresine bırakılan şube ... Mağazası'ndaki malların davalı tarafça spotçulara satılmak suretiyle yağmalandığını, yapılan tahsilatların da şirket uhdesine teslim edilmediğini, Bu hususta davacı şirket bünyesinde yapılan araştırmada davalı tarafın 2018 yılı Eylül ayında 113.809,00 TL, 2018 yılı Ekim ayında 155.565,00 TL ve faturası bulunmayan 201.085,00 TL olmak üzere toplamda 470.495,00 TL değerindeki şirket mallarını davacı şirketin bilgisi olmadan ve kayıt tutulmaksızın haricen satmış olduğunun tespit edildiğini, satıştan elde etmiş olduğu meblağı da davacı şirketin hesabına dahil etmediğini, ayrıca davalının davacı şirketin ... yetkili bayisi olduğundan bu kanalla gelen yaklaşık 50.000,00 TL tutarlı ödemeyi de teslim aldığını ancak davacı şirket uhdesine teslim etmediğini, bu yönüyle davalı tarafın müvekkile açıkça zarar vermek ve şirketten haksız menfaat elde etmek niyetinde olduğunu,Davacı şirketin %95 oranında hissedarı olan ve şirketin yönetimi hususunda yetkili olan dava dışı ...'ın söz konusu kötü niyetli iş ve işlemlerini tespit etmesi sonrasında, şirketin mal varlığını korumak ve şirket zararına davalının faaliyet yürütmesini engellemek adına girişimde bulunmaya çalıştığını, ancak davalı tarafça şirketin şubesi olan ... Mağazası'na davacı şirket yetkilisi ...'ın sokulmadığını, fiili müdahaleye izin verilmediğini ve her fırsatta davalı tarafça kolluk personeli mağazaya çağrılarak davacı şirketin yetkilisi ...'ın şirket yönetimi üzerindeki denetim ve tedbir almasının önüne geçildiğini, davacı şirketin yetkili ortağı ...'ın aylarca şirketin denetimini sağlayamadığını, bu süre içerisinde davalı tarafça şirketin şube kasasından istediği miktarda paralar alındığını, nitekim davalı tarafın fiillerinin suç teşkil etmesi sebebiyle yargılama aşamasında davacı şirket yetkilisince Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulduğunu, Davalı tarafça şirketin şubesi olan ... Mağaza'sının zorunlu hiçbir masrafının karşılanmadığını, kaçak elektrik kullanıldığını, bu nedenle davacı şirketin kaçak elektrik cezası ve kira faizi ödemek zorunda kaldığını, yine davalı tarafça davacı şirket adına kayıtlı şirket aracı ile kaza yapıldığını, aracın olay yerinde terk edildiğini, bu nedenle davacı şirketin hem trafik cezası hem de araç tamir bedeli ödemek zorunda kaldığını, Davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalının yönetimine tahsis edilen ... Mağazası'nın usul ve kaidelere göre yönetilmemesi, davacı şirketin zararına iş ve işlemlere girişilmesi, ürünlerin faturasız satılması, ürün satışından elde edilen gelirik şirket bünyesine dahil edilmemesi sebebiyle ... tarafından ... Mağazasının kapanışının verilmek zorunda kalındığını, Davalı tarafça dinlenen tanıkların beyanlarının yanlı ve kurguya dayalı olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, davalı tanıkları ile davacı şirket yetkilisi ... arasında boşanma davasının açılmasından önceye dayanan husumet mevcut olduğunu, tanıkların objektif olmasının beklenemeyeceğini, beyanlarının hükme esas alınmasının usule, yasaya ve hukuka uygun olmayacağını,Mahkemece davacı müvekkilin tanıklarının dinlenilmesi mümkün iken ve yargılamayı uzatma gayesi bulunmamakta iken davacı tanıkları dinlenilmeden, yalnızca davalı tanıkları dinlenilerek, yargılamanın adil ve hakkaniyete dayalı çözümü yolu seçilmeyerek davalı lehine hüküm kurulmasının hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararında davanın reddine karar verilmiş ise de söz konusu kararda kanuna ve hukuka aykırı olarak lehe yalnızca 1.000,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, söz konusu davanın maddi tazminat istemli olarak Asliye Ticaret Mahkemelerinde ikame edilmiş olduğunu, dava tamamiyle reddedildiğinden lehe en az 9.200,00 TL ve mahkemenizin takdirinde olmak üzere  Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde yazılı miktarların üç katına kadar vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı şirketin ortağı olan davalının iddia edilen eylemleri sebebiyle şirketi zarara uğrattığı iddiası ile uğranılan maddi zararın tespiti ve tahsili talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava dışı ... ile davalının davacı şirketin ortakları olduğunu, davalının davacı şirkette % 5 hissesinin, diğer ortağın % 95 hissesinin bulunduğunu, taraflar boşanma aşamasında olduklarını, davalının yönetiminde bulunan şubeye sevk edilen malların davalı tarafından şirketin bilgisi dışında faturasız olarak davalı tarafından satıldığını ve bedelinin şirkete ulaştırılmadığını, şirket bayisi tarafından davalıya iletilen ödemenin şirkete ulaştırılmadığını, şubenin giderlerini ödemediğini ve bu sebeple davacı şirketin kira faizi ve kaçak elektrik kullanımından dolayı ceza ödediğini, davalının şirketin aracı ile kaza yaptığını ve kaza sonucunda davacının onarım masrafları ve trafik cezası ödediğini, davalının bu eylemlerini sebebiyle zarara uğradığını iddia etmiş ve zararın tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davacı vekili tarafından dava dilekçesinde dayanılması ve davacı iddialarının aydınlatılması için zorunlu olduğunundan davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor düzenlenmesine karar verilmiş, ancak davacı tarafından bilirkişi inceleme gün ve saatinde ticari defter ve kayıtların sunulmaması sebebiyle davacının iddialarına ilişkin bilirkişi heyeti tarafından tespit yapılamadığı anlaşılmakla Mahkemece ispat edilemeyen davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından Mahkemece HMK'nın 145 maddesi uyarınca tanıklarının dinlenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Hem basit yargılama usulü hem yazılı yargılama usulünde 6100 Sayılı HMK'nın 119/1-e-f maddesi uyarınca davacı, dava dilekçesinde, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini açıkça göstermek zorundadır. HMK'nın 129/1-d-e maddesi uyarınca aynı zorunluluk cevap dilekçesi için de geçerlidir. Basit yargılama usulüne tabi iş bu davada HMK'nın 317/1 maddesi uyarınca dava ve davaya cevap verilmesi dilekçe ile olur ve aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre de taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler. HMK'nın 318 maddesi uyarınca  taraflar dilekçeleriyle birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek, ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayacak bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorunda olup, 319 maddesi uyarınca iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın  genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar. Bu hükümler dikkate alındığında taraflar ancak dilekçelerinde dayanılan vakıalara dayanabilir ve bu vakıaları dilekçelerinde belirtilen delilleri ileri ispat edebilirler. Bunun yanında Kanun koyucu tarafların dilekçelerinde gösterilmemiş delillerin, ön inceleme duruşması da dâhil olmak üzere sonradan ikame edilmesine, ancak 145. maddede belirtilen şartların mümkün olması halinde izin vermiştir. Bu maddeye göre taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir. Tarafların HMK'da belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerine ilişkin kurala getirilen istisnanın, dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil bildirmeyen, ön inceleme aşamasında veya çıkarılacak davetiye üzerine delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafın tahkikat aşamasında delil bildirme hakkının olduğu şeklinde anlaşılması mümkün değildir. Bu kapsamda delilin sonradan sunulması, o delile daha önceden ulaşılamamasına ya da o delilin varlığı hakkında mazur görülebilir bir bilgisizliğe, bir engellemeye vs. dayanıyorsa mümkündür. Tarafın salt ihmâlkârlığı, yeterince araştırmaması, davayı uzatma amacı, davayı önemsememesi, kötüniyeti gibi hususlarla o delili sunmaması hâlinde sonradan delil sunulması kabul edilemez, artık o delilden vazgeçmiş sayılır (Oğuz Atalay, Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, 15. Bası, İstanbul, 2017, s.1760). (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/05/2025 tarih, 2024/9-208 esas ve 2025/328 karar sayılı ilamı)Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacı vekili tarafından 20/01/2020 tarihli dava dilekçesinde açıkça \"tanık\" deliline dayanılmadığı, dava dilekçesi eki olarak ayrıca bir delil dilekçesi sunulmadığı, gerek ön inceleme duruşmasına kadar gerek ön inceleme duruşmasında tanık dinletme talebine ve HMK’nın 145.maddesinde belirtilen istisnai hallerin mevcudiyetinin ve şartların oluştuğunun iddia ve ispat edilmediği, tahkikat aşamasında geçildikten sonra 23/03/2021 tarihli duruşmada tanıklarının hazır edileceği ve dinlenmesi talebinde bulunduğu ve aynı tarihte tanık listesi sunulduğu, davalı vekili tarafından davacının tanık dinletme talebine muvafakat edilmediği görülmüştür. Basit yargılama usulünün uygulandığı iş bu davada davacı tarafından dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmaması, dava açıldıktan yaklaşık bir yıl sonra tanık dinletme talebinde bulunulması ve tanık deliline daha önceden ulaşılamaması gibi bir durumun söz konusu olmaması dikkate alındığında ihmalkarlık sebebiyle tanık bildirilmediği anlaşılmakla HMK'nın 145 maddesi hükmü uyarınca sonradan tanık dinletme talebinin kabulü mümkün değildir. Bunun yanında davacı tarafından iddia edilen davalının eylemleri, kusuru, davacının zarara uğrayıp uğramadığı ve zarar miktarı tanık delili ile ispat edilecek vakıalardan olmayıp, ancak yazılı delil ile ispat edilecek hususlardan olduğundan tanıkların dinlenip dinlenmemesinin de sonuca bir etkisi bulunmadığından davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Mahkeme karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücreti kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğinden ve 3/1 maddesi uyarınca tarifede yazılı miktarın üç katı kadar vekalet ücreti takdirini gerektirecek bir durum söz konusu olmadığından Mahkemece davalı lehine reddedilen 1.000,00 TL dava değeri üzerinden vekalet ücreti takdirine karar verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.  Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacı ve davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı ve davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,  3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacıdan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davalıdan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.     <br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f518db918ae4e281","SID":"6ca9b1198fb15863"}}