{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 09/10/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 05/03/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACILAR \t: 1- ......  0<br>\t\t2- ...... <br>\t\t3- ...... - <br>VEKİLLERİ\t: Av...Av...  Av...Av.... Av...<br>DAVALI\t: 1- ......  <br>VEKİLİ\t\t: Av....<br>DAVALILAR \t: 2- ......<br>\t\t  3- ...... <br>VEKİLLERİ\t: Av...Av...<br>DAVA\t: Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 09/10/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09/10/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; 29/11/2022 tarihinde müvekkili ......' ın yaya olarak seyir halinde iken davalı ...... idaresindeki ...... plakalı araç ile hızlı bir şekilde ve geçiş üstünlüğünü tanımayarak çarpması sonucunda müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, trafik kazası tespit tutanağına göre davalı ......' in kusurlu olduğunun sonucuna varıldığını, davalı hakkında açılan ceza davasının Konya .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında görülmeye devam ettiğini, müvekkilinin geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle müvekkili ...  için 2.000.000,00 TL manevi tazminat, müvekkilinin anne ve babası olan diğer müvekkilleri için 400.000,00'er TL manevi tazminat ile 400,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini karar verilmesi talep etmiştir.<br>Davalılar ...... ve ...... vekili cevap dilekçesiyle özetle; kazanın meydana gelişinde davalı ......'in kusurunun olmadığını, davacının bir geçiş üstünlüğünün bulunmadığını, kazada ağır bir yaralanmanın olmadığını, davacının normal hayatına ve eğitim öğretimine devam ettiğini, kazanın davacıların kusurları nedeniyle meydana geldiğini, davacılar davayı zenginleşme vasıtasıyla açtığını, müvekkilinin normal hızında gerektiği şartlarda seyir halinde iken davacının yaya yolunda değil araç yolunda yürümesi nedeniyle kaza meydana geldiğini, davacı ebeveynlerin gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediklerini, müvekkilinin olayda kusursuz olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ...... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacıların eksik evrak ile başvuruda bulunulduğunu, KTK 97.maddesideki dava şartının yerine getirilmeden huzurdaki  davanın açıldığını, bu sebeple davanın dava şartı sebebiyle red edilmesi gerektiğini, araç sürücüsü diğer davalı ......'in kazada kusurunun bulunmadığını, bu sebeple müvekkili sigorta şirketinin talep edilen tazminattan sorumlu olmadığını, davacıların geçici iş göremezlik, tedavi masrafları ve bakıcı gideri taleplerinin müvekkili şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacıların faiz taleplerinin de usul ve yasaya aykırı teşkil ettiğini, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında ...... plakalı sigortalı araç sürücüsü davalı ......'ın % 25 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde yaralanan davacı ... 'in yaralanmasının kalıcı sakatlık niteliğinde olmadığı, ancak bu yaralanma nedeniyle iyileşmesinin 4 aylık süre zarfına yayılacağı ve bu sürenin 1,5 aylık kısmında başkasının yardımına muhtaç olduğu, davacının kusur durumuna göre talep edebileceği geçici iş göremezlik zararının 7.702,57 TL, bakıcı gideri zararının 2.806,85 TL ve tedavi gideri zararının 250 TL olduğu, davalı ...... sürücü, davalı ......'in işleten ve davalı ...... Sigorta A.Ş.'nin ZMMS sigortacısı olarak oluşan bu zarardan müteselsilen sorumlu oldukları sonucuna varıldığından maddi tazminat davasının bu tutarlar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.  Sürekli iş göremezlik tazminatı istemi yönünden ise davacı ...  yaralanmasının kalıcı sakatlık niteliğinde olduğunu ispatlayamadığından bu istemin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.<br>Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri  gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )<br>Somut olayda, davacı ... 'in cismani zarara uğraması ve kazanın oluşmasında davalı tarafın da kusurlu olması nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunabileceği açıktır. Diğer davacılar ise ... 'in anne ve babası olup, manevi tazminat isteminde bulunabilmeleri için ... 'in yaralanmasının \"ağır bedensel zarar\" niteliğinde olması gerekir. Bedensel zararın ağır olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir. Kalıcı sakatlığı olmayan kişinin yakınlarının manevi tazminat isteminde bulunamayacağı şeklindeki katı yorum, hakkaniyet prensipleri ile bağdaşmayacaktır. Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2014/12300 E. 2016/10184 K. sayılı ilamında da bu husus benimsenmiştir. Davacı ... 'in yaralanması kalıcı sakatlık niteliğinde değil ise de,  Konya Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından tanzim edilen 16/10/2023 tarihli rapor ile tespit edildiği üzere, yaralanmanın BTM ile giderilemez ve kişinin yaşamını tehlikeye sokacak nitelikte olması, vücuttaki kemik kırıklarının hayati fonksiyonlara etkisinin \"AĞIR\" derecede etkili olması, davacının iyileşme sürecinin 4 ay olması, yine bu sürenin 1,5 aylık kısmında başkasının yardımına muhtaç olması, diğer ifadeyle bu süreçte günlük ihtiyaçlarını dahi göremez durumda olması karşısında yaralanmanın ağır nitelikte olduğu kabul edilmiştir. Bu kapsamda, kazanın oluş şekli, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>DAVACI ......'IN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 7.702,57 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.806,85 TL bakıcı gideri tazminatı ve 250,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 10.759,42 TL tazminatın, davalı ...... Sigorta A.Ş. yönünden 29/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ...... ile davalı ...... yönünden ise 29/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin reddine,<br>DAVACILARIN MANEVİ TAZMİNAT DAVALARININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,<br>...... için 50.000,00 TL,<br>...... için 20.000,00 TL ve<br>...... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın 29/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...... ile davalı ......'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalılar ...... ve ...... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TBK 56/2 maddesi uyarınca zarar görenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine dair ağır bedensel zarar ya da ölüm şartlarının olayda bulunmadığını, kusur raporuna itirazlarının kabul edilmemiş olmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, davacı ...... lehine maddi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı ...... lehine hükmedilen manevi tazminatın çok yüksek olduğunu, 5718 sayılı MÖHUK md.48'e göre davacıların teminat göstermelerinin istenmemesinin hatalı olduğunu, davacıların adli yardım talebi hakkında daha önce zaten karar verildiğinden ve bu karar kesinleştiğinden, lehlerine usulü kazanılmış hak doğduğundan 23.09.2024 tarihli ara karar ile verilen adli yardım kararı ile davacılar lehine yargılama giderlerinden muafiyet sağlanmasının hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br>1-Davalıların Kusura itirazının incelenmesinde;<br>29.11/2022 tarihinde, sürücüsü davalı ...... olan ...... plakalı aracın, yaya olarak bulunan davacı ... ......'a çarpması sonucu davacı yayanın yaralandığı, kaza nedeniyle düzenlenen kaza tespit tutanağında, davacı yayanın 2918 sayılı KTK'nın 68/1-a maddesini , davalı sürücünün aynı yasanın 52/1-b maddesinin ihlal ettiği görüşünün bildirildiği, yaralanma nedeniyle açılan soruşturma dosyasında trafik bilirkişinden alınan 30/03/2023 tarihli raporda, kaza tespit tutanağına paralel şekilde rapor tanzim edildiği, mahkemece yapılan keşif sonucu adli trafik bilirkişinden alınan 29/09/2024 tarihli raporda, kazanın oluşumunda davalı sürücünün 2918 sayılı KTK'nın 52/1-b maddesini ihlal ettiği %25 oranında kusurlu olduğu, davacı yayanın aynı yasanın 68/1-a maddesini ihlal ettiği %75 oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, mahkemece hükme esas alınan raporun, kaza tespit tutanağı, soruşturmada alınan raporun incelendiği, tanık beyanlarının dikkate alınarak denetime elverişli şekilde ve açıklayıcı olarak hazırlandığı, raporun kaza tespit tutanağı savcılıkça alınan kusur raporu ve olayla uyumlu olduğu anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.<br>2-Davalıların Maddi Tazminat taleplerine yönelik istinaf itirazlarında;<br>6100 sayılı HMK'nın, Parasal sınırların artırılması başlıklı Ek Madde 1/2:<br>(Değişik:4/6/2025-7550/20 md.) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır. olarak düzenlenmiş olup, ilk derece mahkemesi karar tarihi olan 05/03/2025 tarihinin, değişiklik tarihinden önce olması, karar tarihi itibariyle de, ilk derece mahkemesi kararının tamamlanmış işlem olarak kabul edilmesi gerektiğinden, kesinlik sınırının belirlenmesinde karar tarihindeki 2025 yılı kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL esas alınmalıdır.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun \"İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar\" başlığı altında düzenlenen 341. Maddesinde; \"İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.<br>(2) Miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi (karar yılı 2025 için) geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.<br>(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.<br>(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 40.000,00 Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz\" denilmektedir.<br>İstinaf konusu maddi tazminat toplamı, davalılar aleyhine hükmedilen 10.759,42 TL'ye ilişkin olup, kesinlik sınırı (40.000,00 TL) altına kaldığından, miktar açısından karar kesin olduğundan, kararın kesin olması halinde ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarih 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararının kıyasen uygulanması yoluyla Dairemizce de karar verilebileceğinden, HMK nın 352. maddesi uyarınca davalılar ...... ve ...... vekilinin, maddi tazminata yönelik  istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>3-Davacının yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olmadığı, TBK'nın 56/2.maddesi şartlarının oluşmadığı, manevi tazminatın miktarına ilişkin incelemede;<br>Türk Borçlar Kanunun \"Manevi Tazminat\" başlığı altında düzenlenen 56. Maddesinde, \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.<br>Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.\" denilmektedir.<br>Yaralanma durumunda yakınların manevi tazminat isteminde bulunabilmesi için yaralanmanın maluliyet derecesinde ya da sabit iz bırakacak nitelikte olması ya da bu tür yaralanma biçimi olmasa bile uzun süre yatakta tedavi görme hali ya da parçalı kemik kırığı yaralanması yada benzer  nitelikte olması  durumunda yaralanan kişinin anne babası veya çocukları ve eşine manevi tazminat verilebileceği benimsenmiştir. Bu tür durumlarda \"yakınları\" ibaresi geniş tutulmamaktadır. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/12300 ESAS, 2016/10184 KARAR; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/11929 Esas, 2011/4037 Karar sayılı ilamları)<br>Bedensel zarar kavramına, \"ruhi bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı\", \"ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü\" gibi hallerin de girdiği kabul edildiğine göre; eğer bir kimsenin cismani zarara maruz kalması sonucunda, onun ana, baba, eşi, çocukları gibi çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü ağır bir şekilde haleldar olmuşsa onlar da manevi tazminat talep edebilirler. Çünkü bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı vardır ve zararlarının niteliği itibariyle onların da ihlal edilen normun (TBK 56) koruma amacı içinde bulunduklarının ve hukuka aykırılık bağının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Başka bir anlatımla, böyle hallerde, yansıma yoluyla değil, doğrudan doğruya zarara maruz kalma söz konusudur. Nitekim aynı husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2014 gün ve 2013/21-2219 Esas 2014/411 Karar sayılı kararında da açıkça ifade edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 05.06.2015 Esas 2013/21-2215 Karar:2015/1487)<br>Davacı ... ......'ın olay tarihinde 7 yaşında olduğu, yaya haldeyken araç çarpması sonucu, sol ortiba tabanında ve frontal kemikte parçalı kırık, sağ ayak 1,2,3. Parmaklarda kırık  olduğu, ayağın 20 gün alçı-atele alındığı, sol gözünde kısıtlılık olduğu,  16/10/2023 tarihli ATK rapornda, yaralanmanın kişinin yaşamını tehlikeye soktuğu ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek düzeyde olduğunun bildirildiği, davacı anne ve babanın, küçük yaşta olan davacı ... 'in yaralanması ve tedavi süreci içinde ona refakat edecek olması nedeniyle onlar yönünden manevi tazminat şartlarının yukarıda anlatıldığı biçimde oluşması sebebiyle davacı anne ve baba için de manevi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.<br>Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.<br>Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, meydana gelen olayın ve davalının fiilin niteliği, olayın oluş yer ve şekli, olayın işlenme şekli, oluşan sürekli ve geçici maluliyet durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, davacılar için belirlenen manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete göre fazla  olmadığı anlaşılmakla, bu sebeplere yönelik davalı taraf itirazının reddine  karar verilmiştir.<br>4-Teminata itiraz;<br>Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair 1951 tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesi hükümlerine göre de, mülteciler bulundukları akit Devlet ülkesinde mahkemelere serbestçe ve kolayca müracaat etme hakkına sahip ve adli yardım ve teminat akçesinden muafiyet dahil, mahkemelere müracaat bakımından vatandaş gibi muamele görürler (Söz.md.16). Aynı sözleşme, bu sözleşmede öngörülen, daha müsait hükümler saklı kalmak üzere her akit devletin mültecilere genel olarak yabancılara tanıdığı rejimi bahşedeceğini öngörmüştür (Söz.md.7).<br>Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca 28.7.1951 tarihinde kabul edilen 29.8.1961 tarihli 359 sayılı kanunla onaylanması uygun bulunan ve Bakanlar Kurulunun 5.9.1961 tarihli kararıyla onaylanan “Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme” hükümlerine göre, mülteciler bulundukları ülkede genel olarak yabancılara tanınan haklardan yararlanırlar. Aynı sözleşme gereğince taraf devletler, ülkelerinde bulunan ve muteber bir seyahat belgesine sahip olmayan her mülteciye hüviyet belgesi verirler. (Söz. md. 27) 12.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre, bu kanun hükümleri uyarınca yetkili olan hukukun vatandaşlık esasına göre tayin edildiği hallerde, aksine hüküm olmadıkça vatansızlar ve mülteciler hakkında yerleşim yeri, bulunmadığı hallerde mutad mesken, o da yok ise dava tarihinde bulunduğu ülke hukuku uygulanır. (5718 s. MÖHUK. md. 4/a)MÖHUK 48/2 m gereği karşılıklılık esasına göre teminattan muaf olunabilir. Geçici koruma yönetmeliğine göre de adli yardım vs düzenleme dışında teminattan muafiyet öngörülmemiş olup bu hususta yasal düzenleme bulunmamaktadır.<br>Ancak 2010 yılından sonra Suriye`deki iç karışıklıklar ve çatışmalar nedeniyle yaşanan insani krizin büyümesi sonucunda 29/04/2011 tarihinde bu ülkeden Türkiye’ye yönelik ilk toplu nüfus hareketinin gerçekleştiği, ülkeye gelen Suriyelilerin önce “misafir” şeklinde tanımlandığı, Ekim 2011 tarihinden itibaren ise İçişleri Bakanlığı’nın 1994 sayılı Yönetmeliği’nin 10. maddesi gereğince “geçici koruma statüsüne” alındığı, sonrasında 30/03/2012 tarih ve 62 sayılı “Yönerge” ile Suriyelilerin “geçici koruma” altında olduğu kabul edilmiştir.<br>Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun “Geçici Koruma” başlıklı 91. maddesinde; “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir.” hükmüne yer verilirken, bu maddeye dayanılarak hazırlanan ve 22/10/2014 tarihinde yürürlüğe giren Geçici Koruma Yönetmeliği'nde, “geçici koruma”; “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak veya bu kitlesel akın döneminde bireysel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen ve uluslararası koruma talebi bireysel olarak değerlendirmeye alınamayan yabancılara sağlanan koruma” şeklinde tanımlanmıştır.<br>Somut dosyamızda suriye uyruklu  davacıların Geçici Koruma Kaydının olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla yukarıdada izah edildiği üzere teminattan muafiyet statüsünde bulunduğu anlaşılarak, istinaf yersizdir.<br>5-Davalıların İhtiyati Haczin kaldırılması talebi yönünden yapılan değerlendirmede;<br>Davalılar vekili 08/08/2025 tarihli talep  dilekçesi ile ilk Derece Mahkemesince  ara karar ile verilen  ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmişlerdir.<br>İİK'nın ihtiyati haczin kaldırılması başlıklı 266. maddesi ile \"Borçlu, para veya mahkemece kabul edilecek rehin veya esham yahut tahvilat depo etmek veya taşınmaz rehin yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartı ile ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden istiyebilir. Takibe başlandıktan sonra bu yetki, icra mahkemesine geçer.\" düzenlemesi getirilmiştir.<br>Bu itibarla, istinaf incelemesinde olan dosyada ihtiyati haczin kaldırılması talebinin dairemizce değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, talebin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Anlatılan nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut  delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, davalılar ...... ve ......  vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Hükmedilen maddi tazminat miktarı açısından karar kesin olduğundan HMK'nın 352.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda davalılar ...... ve ...... vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin  USULDEN REDDİNE,<br>2-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalılar ...... ve ...... vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,<br>-İhtiyati haczin kaldırılması talebinin Reddine,<br>3-Alınması gereken 6.147,90 TL harçtan peşin alınan 1.720,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.427,18 TL harcın davalı ......'ten tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>4-Alınması gereken 6.147,90 TL harçtan peşin alınan 1.720,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.427,18 TL harcın davalı ......'ten tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>5-Davalılar ...... ve ...... tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,<br> Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince;  (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 09/10/2025<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>e-imzalı <br><br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalı  <br><br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalı <br><br>...<br>Katip<br>...<br>e-imzalı  <br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f311c6a2da0ba03c","SID":"1fa29390c8218ff8"}}