{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/746 - 2025/1081<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2023/746 \t\t                                          (KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2025/1081<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/03/2023<br>ESAS-KARAR NO\t: 2022/304 E - 2023/132 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 03/10/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 06/10/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>\tİDDİANIN ÖZETİ<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 04/03/2021 tarihli Makine Satış Protokolü kapsamında \"1 adet 610204 Marını Top Tower 4000 P (320 Ton/Saat) Asfalt Plenti, 1 adet 0021 Tekfalt Emulfalt 15 Emülsiyon Plenti ve 1 adet DC94343 ... Asfalt Dist ... plaka sayılı 2013 model\" aracın satışı karşılığında toplam bedel olarak 910.548,60 Euro ödenmesinin kararlaştırıldığını, protokol ile satışa konu makine ve ekipmanlar için davalı tarafından 2.250.000,00 TL peşinat  ve 500.000,00 TL 08/03/2021 tarihli peşin ödeme, 16/03/2021 tarihinde 1.000.000,00 TL vadeli ödeme ve kalan tutarın ise 4 adet vadeli çek ile ödemesinin yapılmasının kararlaştırıldığını, sözleşmenin 10. maddesinde \"Tüm ödemelerin yapılması ile birlikte tüm hesap 910.548,60 Euro'ya denkleştirilecek ve artı ya da eksi oluşacak kur farkı kazançlı taraf tarafından karşı tarafa defaten ödenecektir.\" hükmünün bulunduğunu,  protokolün yapıldığı tarihte Euro kurunun 8,95 TL olarak alındığının protokolde belirtildiğini, 20/06/2021 tarihli çek için kur farkından kaynaklanan artış nedeniyle 16.502,34 Euro,  20/07/2021 tarihli çek için 13.628,78 Euro, 20/08/2021 tarihli çek için  12.539,14 Euro, 20/09/2021 tarihli çek için 14.103,20 Euro bakiye alacağın bulunduğunu, protokol kapsamında müvekkili şirketin  tahsil etmesi gereken miktarın 910.548,60 Euroya denk gelmesi gerekirken peşinat ödemeleri ve çek ödemeleri ile beraber tahsil edilen tutarın 848.318,61 Euroya denk geldiğini, müvekkili şirketin 62.229,99  Euro daha kur farkından kaynaklanan alacağının bulunduğunu, noter ihtarına rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını belirterek HMK109.maddesi uyarınca şimdilik 1.000,00 Euro'nun temerrüt tarihi olan 29/12/2021 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında sunulan ıslah dilekçesi ile toplam talep 62.105,72 Euro'ya çıkarılmıştır. <br>\tSAVUNMANIN ÖZETİ<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; peşin ödemeler için kur farkı talep edilemeyeceğini, davacının da yalnızca vadeli çekler için kur farkını talep ettiğini, çekin ödeme vasıtası olup TL üzerinden düzenlenen çeklerle ödeme yapılması nedeniyle davacının kur farkı talebinin yerinde olmadığını, faturaların kur farkı alacağı saklı tutulmadan TL üzerinden düzenlendiğini, satış bedelinin tamamı üzerinden faturaların düzenlenmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>\tMahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapılan taşınır mal satış protokolünde mal  bedelinin  910.548,60 Euro olarak kararlaştırıldığı, protokolün 10. maddesinde Euro kuru 8,95 TL olarak alınarak  ödemelerin farklı tarihlerde TL  nakit ve  4 adet farklı vadeli TL olarak düzenlenen çeklerle ödeneceğinin belirlendiği,    aynı maddede \"protokol yapılırken Euro kur'unun 8,95 TL olarak alındığı  ve de  <br>tüm ödemelerin yapılması ile birlikte tüm hesabın 910.548,60 Euro'ya denkleştirileceği ve artı ya da eksi oluşacak kur farkının, kazançlı tarafça, karşı tarafa defaten ödeneceğinin\" kararlaştırıldığı,  malın davalıya teslim edildiği, davalı tarafın belirlenen TL bedelleri ödediği ancak  kur farkından kaynaklanan ve davacı satıcının noter ihtarı ile talep ettiği Euro bedelinin ödenmediği, her ne kadar dosyaya davalı tarafında Yargıtay 11 . Hukuk Dairesinin ve 19. Hukuk Dairesinin içtihatları sunularak ödeme için çeklerin TL olarak düzenlendiği ve  bu nedenle artık çek ödemeleri için  kur farkı talep edilemeyeceği belirtilerek talebe itiraz etmiş ise de söz konusu içtihatların sözleşmesinde  kur farkı kararlaştırılmayan ödemelere ilişkin olduğu, somut olayda protokolde kur farkı talep edilebileceği açıkça kararlaştırıldığından itirazın yerinde olmadığı, bilirkişi raporu ile her bir ödemenin yapıldığı tarihteki TL /Euro kuru nazar alınarak ödemelerinin Euro karşılığı tespit edilerek bulunan fark bedelin 62.105,72 TL olduğu ve noter ihtarı ile davalının temerrüde  düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kabulü ile, 62.105,72 Euro'nun 03/01/2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca Euro mevduat üzerinde 1 yıl vadeli olarak açılan mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ\t\t<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; protokole konu 30.000,00 Euro bedelli 1 Adet DC 94343 ürün kodlu, ... Plakalı ve 2013 Model ... Asfalt Distürbitörünün taşıt niteliği taşıyan bir ürün olduğunu,  2008-32/34 sayılı Tebliğ’in 8/9 maddesinde “Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür. (Ek Cümle: RG 19.04.2022-) Ancak sözleşme konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunludur.” şeklindeki düzenleme gereğince ilgili ürünün bedelinin ve bundan kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden belirlenmesinin hukuken mümkün  olmadığını, bu ürün için talep edilen kur farkı alacağının reddi gerektiğini, müvekkili tarafından yapılan toplam 3.750.000,00 TL peşin ödeme için kur farkı talep edilemeyeceğini, kaldı ki dava dilekçesinde sadece vadeli çekler için kur farkı alacağı talep edildiğinden tüm ödemeler için hesaplama yapılarak karar verilmesinin talep aşımı olduğunu, yine TL üzerinden düzenlenen çeklerle yapılan ödemeler için kur farkı talep edilemeyeceğini, aynı görüşün bilirkişi raporunda da paylaşıldığını, TL üzerinden düzenlenen faturalarda kur farkı alacağının saklı tutulmadığını, toplam sözleşme bedeli 8.149.410,00 TL olmasına rağmen yalnızca 5.899.410,00 TL'lik fatura kesildiğini, aradaki fark olan 2.250.000,00 TL için fatura kesilmediği için bu miktara yönelik kur farkının oluşmayacağını, davacının kur farkı adı altında herhangi bir fatura da düzenlemediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tUYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>\tUyuşmazlık, davacının kur farkı alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tDava, alacak istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>\tÖncelikle mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı incelenmiştir. <br>\t6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Buna göre; mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da  yasa yolu incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, yasa yolu incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması ve gerekçe ile hüküm arasında uyumluluk halinde bulunması durumunda mümkün olabilir. <br>\tSomut olayda, mahkeme kararının gerekçe kısmında alacağın 62.105,72 TL olduğu belirtilirken hüküm fıkrasında 62.105,72 Euro üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olup yasada tanımlanan şekilde uygun bir gerekçe kısmının ve gerekçe ile hüküm uyumluluğunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br>\tBu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya, talebe ve savunmaya uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulması gerekirken, Anayasa ile HMK'nın 297. ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve gerekçeden yoksun, gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki içerecek şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle re’sen  kaldırılması gerekmiştir. <br>\tKaldırma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.\t<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/304Esas, 2023/132Karar ve 14/03/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 355.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 03/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. \t\t\t\t<br><br>Başkan <br> ¸e-imza<br><br>Üye <br> ¸e-imza<br><br>Üye <br> ¸e-imza<br><br>Katip<br> ¸e-imza<br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ee166f9a55846308","SID":"24f3d51ccc24d8b0"}}