{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>HUKUK  4.DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1404 <br>KARAR NO: 2025/1042<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2023/29 Esas, 2023/454 Karar <br>KARAR TARİHİ: 05/06/2023<br>DAVA: Yargılanmanın Yenilenmesi<br>KARAR TARİHİ: 08/10/2025<br>KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süresi içinde istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonucunda,<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı iflas idare memuru dava dilekçesinde özetle; <br>mahkemenin 2014/431 Esas ve 2015/692 Karar sayılı nihai kararına karşı iflas idaresince temyiz yoluna başvurulduğunu, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/6165 Esas ve 2022/5307 Karar sayılı ilamı ile temyiz talebinin reddine karar verildiğini, bu şekilde mahkememiz kararının kesinleştiğini, mahkememizce müflis şirketin iflasıyla birlikte İİK'nun 194. maddesi mucibince ikinci alacaklılar toplanmasından 10 gün sonrasına kadar durma kararı verilmesi gerekirken bunun yapılmadığını, iflas ile birlikte yetkisi kısıtlanan ve davaları takip yetkisi ortadan kalkan müflis şirket yetkilisi...'ın huzuruyla davanın görüldüğünü ve karara bağlandığını, oysa mahkemece davanın İİK'nun 194. maddesi gereği ikinci alacaklılar toplanmasından 10 gün sonrasına kadar durmasına karar verilmesi, ikinci alacaklılar toplanmasının üzerinden 10 gün geçtikten sonra davayı takip yetkilisi olan iflas idaresinin davaya katılımını sağlayıp iflas idare memurlarının huzuruyla davanın görülüp karara bağlanması gerektiğini, aynı şekilde Yargıtay'ca süresinde yapılmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunun reddine karar verilmesinin, beraberinde iflas idaresinin davaya hiç dahil edilmeden tüm yargılama sürecinin devam ettirilip sonuçlandırıldığı anlamına gelmekte olduğunu belirterek HMK'nun 375/1-c maddesi gereğince vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması halinin yargılamanın iadesi sebebi ile hüküm altına alındığını, ikinci alacaklılar toplantısı yapılmadan ve iflas idaresi davaya dahil edilmeden yargılamaya devam edilip dosyanın karara bağlandığını belirterek yargılamanın iadesi talebinin kabulüne, mahkememizin 2014/431 Esas ve 2015/692 Karar sayılı kesinleşmiş kararının kaldırılarak usulüne uygun olarak iflas idare memurlarının dosyaya dahil edilmesi ile yargılamanın yapılarak davamızın ve tüm taleplerimizin kabulüne, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalılara tahmiline karar verilmesini iflas idaresi adına talep etmişlerdir.<br>Davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ: <br>Mahkemece; \"Açıklanan bu maddi ve hukukî olgular ışığında uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerekmektedir. Yargılamanın yenilenmesi istemine konu davada davacının, yargılama sırasında iflasına karar verilen davacı şirketin iflas idaresinin davaya hiç dahil edilmeden tüm yargılama sürecinin devam ettirilip sonuçlandırıldığını ileri sürerek HMK'nun 375/1-c maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesini talep ettiği görülmektedir. Oysa ki, mahkememizin 08/07/2015 tarihli,  2014/431 Esas ve 2015/692 Karar sayılı hükmünün davacı müflis şirket iflas idare memurunca temyiz edildiği, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 10/11/2022 tarihli, 2021/6165 Esas ve 2022/5307 Karar sayılı ilamı ile; \"Dosya arasında bulunan Kayseri 5. İcra Dairesi'nin 26/07/2019 tarihli yazısında, davacı müflis şirketin 26/07/2019 tarihinde düzenlenen ikinci alacaklılar toplantısında, isimleri tespit edilen avukatların iflas idaresine seçilmek üzere icra hukuk mahkemesine bildirilmesine karar verildiği, ilgili mahkemece Av. ..., Av. ... ve Av. ...'ın iflas idaresine üye olarak seçildiği bildirilmiştir. Bahsi geçen 26/07/2019 tarihli ikinci alacaklılar toplantısı tutanağı dosya arasına getirtilmiştir. Mahkemece, bu yazıya istinaden adı geçen avukatlara sırasıyla 01/10/2019, 30/09/2019 ve 30/09/2019 tarihlerinde gerekçeli karar tebliğ edilmiştir. Bu durumda, yasal temyiz süresi söz konusu tebligatların yapıldığı tarih itibariyle başlar. Somut olayda, hüküm az yukarıda adı geçen iflas idaresi memurlarınca, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre içerisinde temyiz edilmemiş olup, temyiz dilekçesi yeni atanan iflas idaresi memurları tarafından süresi geçirildikten sonra 18/07/2021 tarihinde sunulmuştur. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01/06/1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.\" gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında bu nedenle anılan hususun yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilemeyeceği açıktır. Dolayısıyla somut olay ve dosya kapsamına göre yukarıda açıklanan nedenler doğrultusunda, mahkememizce davacı tarafından ileri sürülen yenilenmesi sebeplerinin HMK'nun 375. maddesinde sayılan sebeplerden olmaması nedeni ile HMK'nun 379/1-c ve 379/2. maddeleri uyarınca davanın esasına girilmeden yargılamanın iadesi isteminin reddine\"  kararı vermiştir.<br>Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.                    <br>İSTİNAF SEBEP VE GEREKÇESİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/431 Esas sayılı davasının, müvekkili şirket hakkında 06/02/2015 tarihinde iflas kararı verilmesini takiben İİK md. 194 gereği ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar durdurulması gerekirken iflas kararı ile yetkisi sona eren... huzurunda yargılamaya devam edilerek 08/07/2015 tarihinde dosyanın karara çıkartıldığı, HMK md. 375/1-c uyarınca \"vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görüldüğü\" anlamına geldiğini, yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, ikinci alacaklılar toplanmasından 10 gün sonrasına kadar durma kararı verilmeyerek yargılamanın yetkisiz... huzurunda devam ettirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, vekil veya temsilci olmayan kişi huzurunda yargılamaya devam edilmesinin HMK m.375/1-c anlamında yargılamanın yenilenmesi sebebi olduğunu, 06/02/2015 tarihli iflas kararından 08/07/2015 tarihli yargılamanın yenilenmesine konu davanın reddi kararına kadar geçen süredeki tüm işlemlerin usulsüz ve hukuka aykırı olmasının değerlendirme dışı bırakılarak yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verildiğini, iflas kararından sonraki süreçte müvekkili şirket usul ve yasaya uygun şekilde temsil edilmediğini, aleyhine verilen karara karşı hukuki dinlenilme, savunma ve adil yargılanma hakkı kısıtlandığını, yargılamanın yenilenmesine konu 2007 yılında açılan davanın, hukuka aykırı şekilde kesinleştirilerek hem müvekkili şirketin hem de uyuşmazlık konusu inşaatta hak sahibi olan şahısların telafisi mümkün olmayacak şekilde zarara uğramasına neden olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER :<br>Tapu Kayıtları, dosyada mevcut diğer bilgi ve belgeler.<br>İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : <br>HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, HMK'nın 375/(1)-c bendi uyarınca yargılamanın iadesi isteğine ilişkindir.<br>Bilindiği üzere yargılamanın iadesi, yargılama sırasında ağır hatalar ve eksiklikler olması durumunda kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş kararlara karşı Kanun’da sınırlı olarak sayılan sebeplerin varlığı halinde öngörülen olağanüstü bir kanun yolu olup 6100 saylı HMK’nin 374 ila 381. maddelerinde düzenlenmiştir.<br>Davacının Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/530 Esas, 2008/279 Karar sayılı dava dosyası ile kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat talebinde bulunduğu, 25.06.2008 tarihinde verilen kararın Yargıtay Hukuk 15. Dairesinin 2010/39 Esas ve 2010/2126 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma sonrasında yapılan yargılamada Kayseri Asliye Ticaret 2. Mahkemesinin 2011/266 Esas ve 2012/144 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiği verilen bu kararınında Yargıtay Hukuk 23. Dairesinin 28.06.2013 tarih 2013/3250 Esas, 2023/4500 Karar sayılı ilamı ile kararın bozulduğu, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.07.2015 tarih ve 2014/431 Esas ve 2015/692 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiği, bu arada davacı şirketin Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/978 Esas, 2015/101 Karar sayılı 06.02.2015 tarihli kararı ile iflasın açılmasına karar verildiği, Yargıtay Hukuk 23. Dairesinin 2015/8533 Esas, 2016/5056 Karar sayılı ilamı ile davacı şirketin iflasına karar verilmesi nedeniyle İİK m.194 gereğince ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonra işlemeye başlayacak temyiz süresinin beklenmesi için kararın geri çevrildiği, geri çevirme sonrasında şirketin iflasına karar verildiği ancak kararın henüz kesinleşmediği, karar düzeltme aşamasında olduğu, bu itibarla ikinci alacaklılar toplantısının yapılmadığının anlaşılması nedeniyle süreç beklenerek ikinci alacaklılar toplantısının yapılması ve on gün sonra işlemeye başlayacak temyiz süresinin beklenmesi için Yargıtay Hukuk 23. Dairesinin 28.09.2017 tarih 2017/467 Esas ve 2017/2424 Karar sayılı ilamı ile ikinci kez geri çevrildiği, <br>Müflis... Ltd. Hakkında Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/978 Esas ve 2015/101 Karar sayılı ilamının temyiz incelemesinden sonra 18.04.2019 tarihinde verilen iflas kararının kesinleştiği,<br>Yargıtay Hukuk 6. Dairesinin 10.11.2022 tarih 2021/6165 Esas ve 2022/5307 Karar sayılı ilamı ile davacı müflis şirket iflas idaresi memuru tarafından davanın temyiz edildiği, müflis şirketin 26.07.2019 tarihinde düzenlenen ikinci alacaklılar toplantısında isimleri tespit edilen avukatların iflas idaresine seçilmek üzere icra mahkemesine bildirildiği, bu kişilerin iflas idaresine üye seçildiği, mahkemece bu kişilere de gerekçeli kararın tebliğ edildiği, temyiz süresinin tebligatının yapıldığı tarih itibariyle başlayacağı sonraki tarihlerde yapılan alacaklılar toplantısında atanan yeni iflas idare memurlarına yapılan tebligatın temyiz süresini etkilemeyeceği ve yeni bir temyiz hakkı vermeyeceği belirtilerek süresinden sonra yapılan temyiz talebinin reddine karar verildiği, verilen kararın 10.11.2022 tarihinde kesinleştiği,<br>Müflis ... Ltd. Şti. vekilinin 04.01.2023 tarihinde Kayseri Asliye Ticaret 1. Mahkemesinin 2014/431 Esas ve 2015/692 Karar sayılı dosyasından verilen kesinleşmiş kararın, 26.07.2019 tarihinde yapılan toplantının ikinci alacaklılar toplantısı olmadığı, tutanakta bu şekilde yazılmasının hukuken ikinci alacaklılar toplantısı anlamına gelmeyeceği, yeniden alacaklılar toplantısı mahiyetinde olduğu, esas ikinci alacaklılar toplantısının 02.04.2021 tarihinde yapıldığı belirtilerek yargılamanın iadesi talebinde bulunulduğu, Kayseri Asliye Ticaret 1. Mahkemesinin 2023/29 Esasına kaydı yapılan bu dilekçesinin yapılan yargılaması neticesinde davanın esasına girilmeden yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verildiği, davacının verilen bu kararı istinaf ettiği,<br>Yargılamanın yenilenmesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur (Baki, Kuru: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt V, s. 5165). <br>Yargılamanın iadesi sebepleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 375. maddesinde (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun m. 445) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Bir başka anlatımla, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemez (Kuru, s. 5171).<br>Yargılamanın iadesi, 6100 sayılı HMK'nun 374. maddesinde de belirtildiği üzere kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenilebilir. Dolayısıyla, bir karar henüz kesinleşmemiş ise 6100 sayılı HMK'nun 375. maddesinde sayılan sebeplerden biri mevcut olsa bile, hüküm kesinleşmeden önce yargılamanın iadesi yoluna gidilemeyecektir.<br>6100 sayılı HMK'nun 375. maddesinde yargılamanın iadesi sebepleri; “(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir: <br>a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. <br>b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hakimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. <br>c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. <br>ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. <br>d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmi makam önünde ikrar edilmiş olması. <br>e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. <br>f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. <br>g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. <br>ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması. <br>h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. <br>ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. <br>i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması (Eklenmiş ibare RGT: ... RG No: ... Kanun No: 7145/19) veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. <br>(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hallerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.” şeklinde belirtilmiş, 376. maddede ise taraflar dışında üçüncü kişilerin hükmün iptalini istemesi durumu düzenlenmiştir.<br>Mahkemece 25.11.1942 tarih ve 41-23 E.K sayılı Yargıtay içtihadı birleştirme kararı ile temyiz talebinin süreden reddi halinde temyiz kararına karşı iade-i muhakeme talep olunamayacağına karar verildiği, ayrıca iflas idaresi üyelerine mahkeme kararının 01.12.2019, 30.09.2019 ve 30.09.2019 tarihlerinde tebliğ edildiği, yasal 15 günlük süre içerisinde temyiz talebinde bulunulmadığı, müflis davacı şirket vekilinin istinaf dilekçe ekinde verdiği iflas idaresi üyelerinin istifa dilekçe tarihleri de 05.12.2019 tarihi olduğu, diğer bir ifade ile iflas idaresi üyelerinin görevleri devam ederken gerekçeli kararın tebliğ edildiği, davacı vekilinin ileri sürdüğü itirazların esasen süresi içerisinde temyiz edilmekle temyize konu sebepler olduğu yargılamanın iadesine konu olmayacağı, talebinin HMK m.374 ve devamı maddelerinde yargılamanın iadesi sebeplerinden hiçbirisine uygun olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf talebinin reddi kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1-Davacı vekilinin başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan peşin yatan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80- TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kullanılmayan gider avansı var ise; 6100 Sayılı HMK' nun 333. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 59. Maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra başvuranlara iadesine,<br>6-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1, 361/1, 362/1-a ve 365/1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya hükmü veren İlk Derece Mahkemesi'ne veya temyiz edenin bulunduğu yer Bölge  Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe  ile Yargıtay nezdinde temyiz kanun  yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08.10.2025\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8b9ee2b426886e48","SID":"31632c3d811a22c2"}}