{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1196 <br>KARAR NO\t: 2025/1367<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/02/2022<br>NUMARASI\t: 2021/188 Esas - 2022/137 Karar <br>DAVA: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 25/03/2021<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:18/09/2025<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin ithal ettiği ürünler için yabancı ... ... şirketinin yine yabancı ülke banka hesabına 24/03/2020 tarihinde 36.221,37-Euro'nun swift işlemiyle davalı banka tarafından gönderildiğini, yazılı havale talebine yabancı şirketin unvanın doğru yazılmasına rağmen IBAN yanlış yazıldığından paranın asıl alıcıya iletilmediğini, aslında yabancı şirketin e-posta adresinden müvekkiline bildirilen IBAN'a gönderildiğini fakat 17/04/2020 tarihi saat 18:08'de yabancı şirketle kurulan irtibatta müvekkiline gönderilen e-postada dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği anlaşılan kişilerce tahrifat yapıldığı ve e-posta adresinin sanki alıcı firmaya aitmiş gibi gösterildiğini; durumdan davalı haberdar edilerek 20/04/2020 ve 04/05/2020 tarihinde sunulan yazılarla transfer işleminin iptal edilerek paranın iadesinin istenildiğini ancak sonuç alınamadığını, noterden davalıya gönderilen ihtarnameye verilen cevapta alıcı banka tarafından söz konusu tutar çekildiğinden ve dolayısıyla transfer işleminin iptal edilemeyeceğinin bildirilmesi sebebiyle müvekkilinin talebinin yerine getirilmediğinin bildirildiğini; davalının komisyon karşılığı müşterisine verdiği havale hizmetini yerine getirirken, havale alıcısına ait olmadığını gördüğü banka hesabına havale tutarını intikal ettirmemesi ve durumdan müşterisini haberdar etmesi gerektiğinden davalının işlemden sorumlu olduğunu ileri sürerek, 36.221,37-Euro'nun fazlaya ilişin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 Euro tutarındaki kısmının, davacı tarafından gönderilen ihtarnamedeki üç günlük ödeme süresinin dolduğu 05/06/2020 tarihinden itibaren, 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek oranda faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP : Davalı vekili, davacının kaşesini ve imzasını havi 24/03/2020 tarihli yurt dışına transfer talimatında ve müracaat formunda yazılı bilgilere göre transfer işlemi yapıldığını, davacının kendisine gelen e-postayı kontrol etmediği için kendi kusuruyla olayın gerçekleştiğini, talimat günü müvekkili tarafından para transfer işlemi için muhabir bankaya swift mesajı gönderildiğini, sonrasında davacının 20/04/2020 tarihli dilekçesiyle paranın yeni bildirilen IBAN'a gönderilmesinin istenildiğini, talebin aynı gün yurt dışındaki muhabir bankaya iletildiğini, muhabir bankanın 21/04/2020 tarihinde alıcının bankasından parayı iade etmesini talep ettiğini, muhabir bankanın 24/04/2020 tarihli cevabında, alıcı bankasının parayı 24/03/2020 tarihinde bildirilen IBAN'a geçtiği ve bildirime istinaden paranın İngiltere'deki alıcı bankasının hesap sahibinden iade istediği bilgisinin verildiğini, muhabir bankanın 29/04/2020 tarihinde İngiltere'deki alıcı bankasının para iade edilmediğinden değişikliğin gerçekleştirilemediğinin bildirildiğini; davacının olayın dolandırıcılık olduğunu ikrar ettiğini; yurt dışına yapılan havale işlemlerinde müvekkilinin yurt dışına ait bir IBAN'ı sorgulaması ile hesap sahibini tespit etmesinin mümkün olmadığını ve müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, taraflar arasındaki bankacılık hizmetleri sözleşmesinin 10.2. ve 10.4. havaleye ilişkin kuralların belirlendiği ve 10.5. maddesinde de yurtdışı para transferi işlemlerinde bankanın sorumluluğunun bankanın muhabir nezdindeki hesaplarına borç kaydedilmesiyle sona ereceğinin düzenlendiği; davacı şirket tarafından işlem yaptığı yabancı firmayla hesap numarasını teyit etmediği, e-posta yazışmalarındaki adreslerdeki değişikliği fark etmediği, basiretli bir tacir olarak gerekli özen ve dikkati göstermediği, davalı bankanın davacıdan aldığı ithalat işlemine ilişkin transfer talimatını müşterinin talimatıyla değişiklikleri de yaparak yurtdışı aracı ve alıcı bankalara aynen bildirdiği, aracı bankanın aktardığı tutarı da alıcı bankanın talimatta belirtilen IBAN' aktararak ödediği, işlem düzeninde davalı açısından hatalı ve eksik bir hususun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, bankacılık hizmetleri sözleşmesinin uyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan maddelerinin dikkate alınamayacağını, genel işlem koşulu niteliğindeki 10.5. maddesinin yazılmamış sayılacağını; bankanın komisyon karşılığı müşterisine verdiği havale hizmetini yerine getirirken, havale alıcısına ait olmadığını gördüğü banka hesabına havale tutarını intikal ettirmemesi ve müşterisini haberdar etmesi gerektiğini; paranın suiniyetli 3. kişi tarafından iktisap edilmesi sebebiyle, davalının zararı tazmin etmesi durumunda olduğunu; davalının davaya emsal olarak gösterdiği mahkeme kararına yönelik bilirkişi tespitlerinin eksik olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE : Dava, banka havale işleminden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.<br>Bilindiği üzere bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. Bu nedenle bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Aynı zamanda tacir olan bankaların, 6102 sayılı TTK'nın 18/2. maddesi gereğince bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi zorunludur. Nitekim bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle birer güven kurumu olan bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. TBK'nın 386. (818 sayılı BK 306) maddesi uyarınca, ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. TBK'nın 570. maddesi uyarınca da usulsuz tevdide paranın yarar ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için, saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen veya transfer edilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde, ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Davacının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü, davalı bankadadır.Somut olayda davacı şirket, müşterisi olduğu davalı bankaya verdiği 24/03/2020 tarihli imzalı yurtdışı havale formuyla alıcının yabancı banka bilgilerini, swift numarasını ve IBAN'ını (Uluslararası Banka Hesap NumarasI) yazarak 36.221,37-Euro'nun mal satın aldığı ... ... firmasına havale edilmesini talep etmiştir. Davalı banka talep üzerine işlemi gerçekleştirmiştir. Sonrasında 20/04/2020 tarihinde davacının davalı bankaya başvurarak, söz konusu işlemde bildirilen IBAN numarasının yanlış bildirilmiş olduğunu ve işlemin iptal edilerek paranın iadesini talep etmiştir. Davacı bu yanlışlığı da havale alıcısı yabancı firmanın adresinden kendisine gönderilen 24/03/2020 tarihli e-postada belirtilen banka hesap numarasının dolandırıcılık kastıyla yanlış bildirilmiş olması şeklinde açıklamakta ve durumu dava dışı yabancı şirketten almış olduğu 17/04/2020 tarihli e-postayla öğrendiğini ifade etmiştir. Davalı banka, davacının kendisine yaptığı 20/04/2020 tarihinden sonra işlemin iptali ile paranın iadesi için gerekli girişimleri yapmış ise de, paranın hesaptan çekilmiş olması sebebiyle işlem iptali ve para iadesi sağlanamamıştır. Davacı da, söz konusu işlem kapsamında bir güven kurumu olan davalı bankanın havale alıcısına ait olmadığını gördüğü bir banka hesabına parayı intikal ettirmemesi gerektiğini ve bu nedenle sorumlu olduğunu belirterek söz konusu miktarının şimdilik 10.000-Euro'sunu talep etmektedir. Fakat söz konusu havale işlemi davalı tarafından, bizzat davacının yazılı-imzalı talimatı ve o talimattaki alıcı bilgilerine göre yerine getirilmiş, yani para davacının bildirdiği IBAN'a yatırılmıştır. Yargılama aşamasında alınmış bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği üzere, Türkiye Bankalar Birliği'nin açıklamalarına göre IBAN'ın alıcıya ait olup olmadığının davalı banka görevlileri tarafından görülmesi imkanı bulunmamaktadır.  Dolayısıyla davacının talimatına göre hareket etmiş davalı banka çalışanlarının paranın yanlış banka hesap numarasına gönderilmesi eyleminde bir dahlinin olmadığı, kasıt ve ihmal şeklinde kusurlarının bulunmadığı anlaşıldığından, talep açısından davalının bir sorumluluğundan söz edilemeyecektir. Bu tespitler karşından davacının diğer istinaf nedenlerinin sonuca etkili olmadığı anlaşıldığından, sonuç olarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış inceleme sonucunda, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 18/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"956ef84c4f78ff82","SID":"081acd759ad92899"}}