{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/2247 <br>KARAR NO\t: 2025/1584<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 26/05/2022<br>NUMARASI\t: 2018/241 Esas - 2022/386 Karar<br>DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 03/10/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ     :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/09/2009 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Kırıkdağ köyü istikametine geldiği esnada ... mevkii denilen yerde aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek şarampole uçması sonucu tek taraflı, yaralanmak ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde araçta yolcu olarak bulunan ...'ın ağır şekilde yaralandığını, kazaya ilişkin olarak tanzim edilmiş olan Kaza Tespit Tutanağında araç sürücüsü ...'ın asli ve tamamen kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, davacının ise araçta yolcu olarak bulunması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde tamamen olduğunu, kazayla ilgili olarak Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde 2010/69 karar numarası ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini beyan ile, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, ...'ın sürekli iş göremezliği için 100,00-TL ve sürekli bakıcı giderleri için 100,00-TL olmak üzere toplamda 200,00-TL maddi zararın davalı ...'nın temerrüte düştüğü tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tazmin edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın 28/09/2009 tarihinde meydana geldiğini, dava tarihi olan tarihi 19/03/2018 ve şirkete başvuru tarihi olan 14/03/2018 dikkate alındığında ve kaza tarihi itibarı ile geçerli olan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/1 maddesi için öngörülen 8 yıllık zamanaşımı süresinin 28/09/2017 tarihinde sona erdiğini, davanın reddi gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın zararını usulen ispat etmesi gerektiğini ve yine davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, kusur durumu belirlenirken müterafik kusurun dikkate alınması gerektiğini, dava dilekçesindeki anlatımdan ve Trafik Kazası Tespit Tutanağından da anlaşılacağı üzere, söz konusu motosiklete kask gibi kazanın neden olacağı sonuçları engelleyecek gerekli önlemler alınmadan binildiğini, kazanın meydana gelmesinde illiyet bağının bulunduğunun düşünüldüğünü, olay haksız fiilden kaynaklandığından, davacının hükmedilecek tazminat bedeline avans faizi - temerrüt faizi uygulanması talebinin haksız olduğunu ve reddinin gerektiğini beyan ile, davalı şirkete aleyhine açılmış davanın zamanaşımı yönünden reddini, aksi durumda; kusur durumunun tespiti açısından ceza davası sonucunun bekletici mesele yapılmasını, davacı tarafa vefat sebebiyle SGK tarafından bağlanmış olan gelirlerin tespitini, davacının davasının ispatı halinde; davalı şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise  asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını talep  etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"davanın kabulü ile; (Poliçe teminat limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla) 150.000,00-TL sürekli maluliyet tazminatı, 150.000,00-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 300.000,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 29/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili kurum yönünden ıslah tarihi itibari ile zamanaşımı süresinin dolduğunu,  söz konusu bakıma muhtaç olduğu dönemin aslında bakıcı gideri sağlık gideri teminatından karşılanması gerektiğini ayrıca bakıcı gideri tazminatının brüt ücret üzerinden hesaplanması için bakıcı tutulduğunun ve SGK priminin yatırıldığının belgelenmesi gerektiğini, genel şartların  destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması ve  sürekli sakatlık tazminatının hesaplamasını düzenleyen maddelerin 4. bendinde;  hesaplamalarda iskonto oranı (teknik faiz), %1,65 olarak dikkate alınır… denildiğini, bu sebeple hesaplama yapılırken TRH 2010 tablosu ve iskonto oranı (teknik faiz), %1,65 olarak dikkate alınması gerektiğini aksi taktirde PMF yaşam tablosu kullanıldığını, olay tarihinde yürürlükte olan yasa maddeleri TTK'nın 1268. ve KTK' nın 109. maddeleri ile Sigorta Genel Şartları'nın C.8 maddesi uyarınca davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, devam eden maluliyet araştırılarak davacının muayenesinin yapıldığı yeni rapor alınması gerektiğini, maluliyet raporu Karayolları Motorlu Araçlar... Genel şartları A.5 (C) bendindeki şartları taşıması gerektiğini, müterafik kusur indirim sebeplerleri araştırılmadan, tartışılmadan verilen kararın hatalı olduğunu, hesaplanan tazminat tutarından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hesaplanacak tazminat üzerinden ayrıca hatır taşıması indirimine gidilmesi gerektiğini, ...'nın sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, kazaya karışan aracın türünün ve tescil belgesi araştırılması gerektiğini,  hükmedilmiş olan faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, kuruma başvuru şartı gerçekleşmemiş olması sebebiyle temerrütün söz konusu olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, yolcu olarak bulunan Yüksel'in ağır şekilde yaralandığını, Kaza Tespit Tutanağı’nda araç sürücüsü ...'ın asli ve tamamen kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, müvekkilinin ise araçta yolcu olarak bulunması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde tamamen kusursuz olduğunu, davalının zamanaşımı itirazının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, İstanbul ATK İkinci İhtisas Kurulu  tarafından düzenlenen 01.07.2021 tarihli raporunda 20.05.2020 tarihli ve 30.11.2020 tarihli İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu raporunda sabit olduğu üzere  ve hiçbir çelişkiye mahal vermeyecek şekilde %80 olarak, 9 ay geçici iş göremezlik süresi ve müvekkilin sürekli bakıcı ihtiyacı olduğunun tespit edildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.   Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. -  2024/5474  K.,  2021/12907 E. ve  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri ve yeni tarihli muayene evrakları  incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda  hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474  K.,  2023/12136  E. -  2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/13398 E. - 2022/10498 K. sayılı kararları).   TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının sorumluluğunu sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K.  sayılı kararları).  Mahkemece sürekli iş göremezlik ve sürekli bakıcı gideri tazminatından davalıyı kaza tarihindeki geçerli ... sigorta  limiti ile sorumlu tutulmuş olduğu görülmekle bu yöne ilişkin istinaf yerinde görümemiştir.Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının yolcu olarak bulunduğu aracın otomobil olduğu nedenle aracın vasfına, davacı yolcunun emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura; sürücünün babası olması nedeni ile hatır taşıması indirimi yapılmasına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. KTK'nın 99.maddesine göre, ... Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Somut olayda; davalı  sigorta şirketine 14/03/2018  tarihinde başvuruda bulunulmuş, davalı 16/03/2018 tarihinde başvuruyu reddederek bu itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüştür. Sigortacı yönünden bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle 29/03/2018 olarak belirlenmesi  doğru olmamıştır. Ancak bu karara davacının istinafı olmadığından, mahkemece kabul edilen temerrüt tarihi davalının lehine olduğundan temerrüt tarihine ilişkin istinaf kabul edilmemiştir. KTK'nın 109/2.maddesine göre \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\"  hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış,  kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başlaması için zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi gerekmez.  Ancak zarar ve onun faili sonradan öğrenilmiş ise davanın, öğrenme tarihinden itibaren KTK 109/2 maddesine göre  2 yıllık süre içerisinde açılması gerekir.Somut olayda trafik kazası nedeni ile  davacının 21/07/2009 tarihinde yaralandığı, dosya kapsamından alınan 13/09/2017 tarihli engelli sağlık kurulu raporu ile zararın tam olarak tespit edildiği, bu durumda dava KTK'nın 109/2 maddesine göre zararın öğrenildiği 13/09/2017 tarihinden itibaren iki yıl içerisinde 19/03/2018 tarihinde davanın açıldığı görülmekle davalı vekilinin dava zamanaşımına; ıslaha karşı süresinde zamanaşımı defi ileri sürülmediğinden ıslaha karşı zamanaşımı defi yerinde değildir.  HMK'nın 352/1-d bendine göre istinaf dilekçesinde, başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin  gösterilmesinin gerektiği belirtilmiştir. Davacı vekilinin  istinaf dilekçesinde açıkça istinaf sebep ve gerekçesi  belirtilmediği anlaşıldığından  HMK'nın 352/1-d maddesi gereğince istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-d maddesi gereğince reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-d maddesi gereğince reddine,2-a-)İstinaf incelemesi esastan yapılmadığından davacının yatırdığı istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 20.493,00 TL harçtan peşin alınan 5.123,25 TL harcın mahsubu ile bakiye  15.369,75 TL harcın davalıdan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a07d9a1a6613be0b","SID":"a070301cfa192492"}}