{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2025/1424 <br>KARAR NO\t: 2025/2499<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/11/2024<br>NUMARASI\t: 2024/792 E - 2024/796 K<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 09/10/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... Vakfı'nın bağlı kuruluşu ... Vakfı Yurtlar ve Sosyal Tesisler İktisadi İşletmesi ile davalı arasında, 30.11.2020 tarihinde, 01.01.2021 - 31.12.2021 tarihlerini kapsayan, elektrik enerjisi tedariki ve/veya elektrik enerjisi kapasitesi satışına ilişkin \"Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi\" imzalanmış ve bu kapsamda anılan sözleşme gereği  enerji tedarikine başlandığını,  müvekkilinin yapılan anlaşmaya göre, davalı şirket  01.01.2021 - 31.12.2021 tarihleri arasında sabit bir fiyat belirlemiş ve zamdan kaynaklı bir fiyatın uygulanmayacağının davacıya  taahhüt edildiğini,  taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 14.2 maddesi gereği e-mail üzerinden yapılan bildirimler tarafları bağladığı, yukarıdaki e-mailde, davalı şirket yetkilisinin  01.01.2021 - 31.12.2021 tarihleri arasında zamdan kaynaklı farklı bir fiyat uygulanmayacağının garantisinin müvekkiline verildiğini,  davalı tarafın aynı mailde  \"Sözleşmenin feshi halinde taraflar için cezai şart\"  konulduğunun müvekkiline bildirildiğini, davacı  ile  anlaşma yapan davalı şirketin , sözleşme şartlarına aykırı olarak daha ağır şartlar içeren bir teklifi mail yoluyla  davacı işletmeye 28/05/2021 tarihinde gönderildiğini, davalı tarafça  aralarındaki  sözleşmeye aykırı olarak 01/07/2021 tarihinden itibaren   \"farklı bir tarife\"  uygulayacağını bildirildiğini, müvekkilinin bu teklifi  kabul etmeyerek, eski tarifenin devam ettiğini, kaldı ki aralarında imzalanan sözleşmeye göre  davalı tarafın  31.12.2021 tarihine kadar \"ahde vefa\" ilkesi gereği tarifede değişiklik yapamayacağını belirtip, kendisine yapılan bu teklifi kabul etmediğini, müvekkilinin yukarıdaki haksız teklifi kabul etmeyince, davalı şirketin fesih bildirimini göndererek müvekkili ile yapmış olduğu sözleşmeyi haksız olarak  feshettiğini, tarafların 30.11.2020 tarihinde aralarında imzalamış olduğu sözleşmenin  davalı Enerjisa tarafından hazırlanarak davacıya  imzalanması için empoze edildiğini, davacıya  sunulan bu sözleşmenin  daha önceden davalı tarafından hazırlandığı için davacının  sözleşmede değişiklik yapması veya sözleşmedeki hak ve yükümlülükleri eşit şekilde düzenlemesinin  mümkün olmadığını, tarafların imzaladığı sözleşmenin 12.3 maddesi incelendiğinde \"Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 5. maddesindeki \"Haksız Şart\" niteliğinde olduğunu, koşulsuz şartsız feshetme yetkisi verilmiş, sözleşmenin davalı tarafça feshedilmesi halinde, davacının zarara uğrasa bile tazminat davası açamayacağı kararlaştırılarak, cezai şart talep etme yetkisinin elinden alındığını, davalı tarafın elektrik enerjisi satan konumunda olup, davacının  ise bu enerjiyi satın alan tüketici konumunda olduğunu beyanla  301.533,72 TL cezai şart, 16.946,49 TL iki fatura arasındaki fark zararı toplamı olan 318.480,21 TL'nin  tarafına ödenmesini , fazlaya ilişkin tüm istem ve hakları saklı kalmak kaydı ile 318.480,21 TL'ye  TBK ve TTK hükümleri gereğince avans faizi işletilerek  taraflarına ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının  dava dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici işlemi niteliğinde olduğunu, kendilerinin müvekkili şirketten başka bir tüzel kişilikten sözleşme konusu hizmeti temin edemeyeceği nedeniyle sözleşme düzenlemelerinin müzakere etmeden kabul etmek zorunda kaldığını, sözleşme düzenlemelerinin taraflar arasındaki eşitliğe aykırı olduğunu iddia ederek feshe dayanak oluşturan sözleşme maddelerinin ve dolayısıyla fesih işleminin hukuka aykırı olduğunu iddia ettiğini, serbest tüketici konumunda bulunan davacı yanın elektrik enerjisinin tedariki bakımından müvekkili şirket haricinde başka bir tedarik şirketinden hizmet temin edemeyeceği, bu nedenle sözleşmenin müvekkili şirket ile müzakere etmeden imzalandığı, dolayısıyla da taraflar arasındaki sözleşmede yer alan birtakım düzenlemelerin geçersizlik arz ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının serbest tüketici konumunda bulunduğundan elektrik enerjisini kimden tedarik edeceğini serbestçe belirleyebilecek durumda olduğunu, yine davacının  serbestçe belirleyebileceği tedarik şirketi ile arasındaki sözleşmenin koşullarını da basiretli bir tacir olarak serbestçe müzakere edebilecek durumda olduğunu, zira, serbest tüketicilerin tarafı olduğu bahis konusu anlaşmalar, tüketicilerin tarafı olduğu ve EPDK onayına tabi tip sözleşmelerden farklı ve bu sözleşmelerdeki koşullarının taraflarca serbestçe müzakere edilerek belirlendiğini,dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmede serbestçe müzakere edilmeyen düzenlemelerin bulunduğu, bunların genel işlem şartları niteliğinde olması dolayısıyla geçersiz olduğu yönündeki davacı iddiaları asılsız olduğunu, tüm bu kapsamda, somut uyuşmazlık bakımından tacir sıfatıyla hareket eden davacının somut olayda taraflar arasında müzakere edilerek kabul edilen sözleşme düzenlemelerinin geçersizlik arz ettiğini ileri sürmesinin mümkün olmadığını ve kötü niyetli olduğunu, zira davacı yan sözleşmenin akdedilmesinden sonra geçen yaklaşık 6 ay boyunca söz konusu sözleşme düzenlemelerine herhangi bir hukuka aykırılık da atfetmediğini, müvekkili şirket tarafından dürüstlük kuralına aykırılık arz etmeyen, davacının da bilgisi dahilindeki bir sözleşme düzenlemesi çerçevesinde sözleşmenin feshedildiğinin bildirilmesi üzerine davacının hukuka aykırılık iddiasını ilk defa ileri sürdüğünü, basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü altında bulunan davacının sözleşmenin uygulanmasının üzerinden 6 ay gibi uzun bir süre geçtikten sonra hukuka aykırılık iddiasında bulunmasının kötü niyetli olduğunu. kaldı ki, dava konusu fesih süreci bakımından davalı şirketin, davacı tarafa her türlü iyi niyeti gösterdiğini, bu kapsamda davalı şirket tarafından davacıya halihazırda kullandığı ürünün ticari değerlendirmeler çerçevesinde kaldırılması nedeniyle başka bir ürüne geçirilmesinin teklif edildiğini ve o tarihteki ticari koşullara göre müvekkil şirket tarafından davacıya avantajlı bir teklif sunulduğunu, davacının müvekkili şirketin iyiniyetli yaklaşımına rağmen bu teklifi ısrarla değerlendirmediğini, davacının bahis konusu ettiği sözleşme maddeleri genel işlem koşulu niteliğinde olmamakla birlikte, bir şekilde bu nitelikte değerlendirilmeleri ihtimalinde dahi, sözleşmenin tüketicilerle imzalanan tip sözleşme niteliğinde bir sözleşme olmaması, yasal düzenlemeler çerçevesinde ikili anlaşmaların taraflar arasında müzakere edilerek imzalanan ticari anlaşmalar niteliğinde olması ve bahis konusu sözleşme maddesinin müvekkili şirkete sınırsız, ölçüsüz bir fesih imkanı vermemesi, feshi birtakım şartlara bağlaması ve dava konusu uyuşmazlık bakımından bu şartların da somut olarak gerçekleşmesi karşısında, davacının taleplerinin bu nedenlerle de reddi gerektiğini,taraflar arasında imzalı sözleşmenin feshine dayanak teşkil eden 12.3. maddesinde, davalı şirketin haklı bir neden ileri sürmek zorunda olmaksızın ve tazminat ödemeksizin sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğu düzenlendiğini,davacı her ne kadar 12.6. maddesi uyarınca cezai şart isteminde bulunmaktaysa da feshe dayanak oluşturan madde davacının cezai şart ve tazminat isteminin istisnasını teşkil ettiğini, ilgili maddede açıkça davalı şirketin tazminat ödemeksizin sözleşmeyi feshedebileceği düzenlendiğinden; işbu sözleşmenin ticari sözleşme niteliğinde olduğu ve yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde geçerli, tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu göz önünde bulundurularak davacının zararın tazmini ve cezai şartın ödenmesi yönündeki istemleri reddedilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 14.2. maddesi incelendiğinde, söz konusu maddenin, davalı şirketin e-mail yoluyla yapacağı bildirimler ile bağlı olduğu şeklinde yorumlanamayacağının görüleceğini, bahis konusu maddede, davacının portal ismi verilen bir elektronik sistem üzerinden sunulan hizmetlerden yararlandırılacağı, bu portalda davacının işlem yapma yetkisi verdiği kişi tarafından ve/veya GSM numarası/e-posta üzerinden yaptığı tüm işlemlerin davacıyı bağlayacağını, GSM hattı/e-posta adresinde değişiklik yapılması halinde bu değişikliğin bildirilmesi gerektiğini, bildirim yapılıncaya kadar da önceki GSM hattı/e-posta adresi üzerinden yapılan işlemlerin davacı tarafından yapıldığının kabul edileceğinin düzenlendiğini, davacı taraf, taraflar arasındaki sözleşmedeki edimler arasında dengesizlik bulunduğunu, sözleşmenin müzakere edilmeden imzalandığını iddia ettiğini,davacı tarafın işbu iddiaları gabin ve irade sakatlığına yönelik iddialar olduğunu, böyle bir durumda ise sözleşmenin geçersizlik yaptırımına tabi olacağının açık olduğunu, zaten davacı da dava dilekçesi kapsamında sözleşmeye geçersizlik atfettiğini, davacının işbu iddiaları herhangi bir şekilde gerçeği yansıtmamakta ise de bir an için bu iddiaların kabul edildiği ihtimalde, taraflar arasındaki sözleşmesel  ilişkinin geçersizliğinin cezai şartın da geçersizliği sonucunu doğuracağının aşikar olduğunu, cezai şart düzenlemesinin geçerliliği asıl sözleşmenin geçerliliğine bağlı olduğunu, cezai şart, asıl borca (sözleşmeye) bağlı; fer'i nitelikte borç yaratıldığını, asıl borcun (sözleşmenin) geçersizliği cezai şartın da geçersizliği sonucunu doğurduğunu, bu çerçevede, bir şekilde davacının geçersizlik iddialarının kabulü ve bu çerçevede müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen feshin geçersizliğine hükmedilmesi halinde, cezai şartın da geçersiz kabul edilmesi ve davacının cezai şart isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek,davanın esastan reddine, neticeten ve her halükarda davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesini  talep etmiştir.Mahkemenin görevsizlik kararının davacı vekili tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 09/11/2022 tarihli ve 2022/2349  E.  2022/2897 K.sayılı ilamı ile davacı istinafının reddine karar verilmiştir.Yargılamaya görevli mahkemede devam edilmesi sonrası bu kez  mahkemece;\"1-Davanın kısmen kabulüne,2-301.533,72 TL'nin dava tarihi olan 16/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-14.052,48TL'nin dava tarihi olan 16/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verdiğinden,bu kararı davalı vekilinin istinaf etmesi üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonrası  2024/1054 E.  2024/2735 K.sayılı 17/10/2024 tarihli ilamı ile \"Mahkemenin 28/09/2023 tarihli kısa kararında  hükmün 1 nolu bendinde \" 306.261,68 TLnın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine \" karar verildiği,gerekçeli kararda hükmün 1 nolu bendinde HMK 304.madde kapsamında tashih işlemi yapılarak \" 301.533,72 TL nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine \" karar verildiği,bu düzeltmenin basit bir hesap hatası olmadığı,kısa karar ile gerekçeli karar arasında 4.727,96 TLlık fark ortaya çıktığı,hükümdeki bu hatanın tashih ve tavzih yoluyla  giderilemeyeceği anlaşılmakla ,tashih kararının usule uygun olmadığı,kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkinin mahkemece giderilmesi gerektiğinden, davalının istinaf talebinin kabulü ile  HMK 355 ve HMK 353/1a-6.maddeleri gereği karar kaldırılarak dosyanın mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmiştir.İstinaf iade kararından sonra ;Mahkemece bu kez; davaya konu taraflarca imzalanan 30/11/2020 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesine istinaden  davalı şirkete 01/01/2021 tarihinden itibaren elektrik  verilmeye başlandığı,  sözleşme süresinin elektrik enerjisinin verildiği tarihten itibaren itibaren 12 ay olduğu, sözleşmenin 12.3. maddesine göre taraflardan birisinin sözleşmenin bitiş tarihinden itibaren 30 gün öncesine kadar sözleşmeyi feshedebileceğinin hüküm altına alındığı, aynı sözleşmenin 12.6.1 maddesinde ise taraflardan birinin haklı bir sebep olmaksızın sözleşmeyi feshetmesi halinde sözleşmeyi fesheden taraf sözleşmeye göre hesaplanacak cezai şartı diğer tarafa ödemekle yükümlü olduğunun hüküm altına alındığı, bu iki maddenin kendi içinde çelişkili olduğu, davalı Enerjisa tarafından davacı ... Vakfına gönderilen 01/12/2020 tarihli mailde taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında 2021 yılı boyunca sabit fiyat tarifesinin uygulanacağı ve zamdan kaynaklı farklı bir fiyat uygulanmayacağı buna rağmen sözleşmenin  feshedilmesi halinde fesheden taraf 12.6.2. Maddesine göre hesaplanacak cezai şartı diğer tarafa ödemekle yükümlü olduğunun hatırlatılmasına rağmen bu defa yine davalı Enerjisa tarafından davacı vakfa gönderilen 28/05/2021 tarihli mailde 01/07/2021-31/12/2022 tarihleri için yani sözleşme kapsamında olan 2022 yılının ikinci altı ayı ile birlikte 2023 yılının 12 ayını kapsar şekilde yeni fiyat tarifesi teklifinde bulunduğu, söz konusu teklifin 0/11/2020 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesindeki birim fiyatlardan yüksek olduğu, bu haliyle 01/12/2020 tarihli mailde sabit fiyat bilgilendirilmesi yapıldığı halde 28/05/2021 tarihli mailde sözleşme dönemi içerisinde olan 01/07/2021 ila 31/12/2021 tarihleri arasının zamlı tarife uygulanacağı bildiriminde bulunulduğu, davacı yanca tarife değişikliğinin kabul edilmemesi üzerine davalı elektrik şirketinin sözleşmeyi feshettiğine ilişkin fesihnameyi davacıya gönderdiği, tebliğden itibaren 30 gün süre tanındığı, sözleşmenin 12.3 maddesinin dayanak yapıldığı anlaşılmakla taraflar arasında düzenlenen elektrik tedarik sözleşmesinin süresinden önce davalı yanca haklı bir sebep olmaksızın fesih edildiği, sözleşme feshinin sözleşme hükümlerine uygun olmadığı, bu nedenle davacı vakıf tarafından sözleşmenin 12.6.1 maddesine göre cezai şart talep edebileceği, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 30/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği 306.261,68 TL cezai bedelin oluştuğu, aynı şekilde cezai şart ile birlikte taraflar arasındaki sözleşmenin 12.6.1 maddesinde cezai şart ile birlikte doğrudan ve dolaylı, müsbet ve menfi tüm zararların talep hakkının saklı tutulduğu, davacının ise dava dışı şirket tarafından 2021 yılı Temmuz ayına ait zarar talebinde bulunduğu, bilirkişi tarafından ayrıca zarar hesabının yapıldığı, hesaplanan zararın 14.052,48 TL olduğu, davacı vekili dava dilekçesinde 301.533,72 TL cezai bedel ve dava dışı elektrik şirketi tarafından kesilen fatura bedeli 16.946,49 TL dolaylı zarar talebinde bulunduğu, yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde davacı vakfın haksız fesih nedeniyle 306.261,68 TL cezai bedel talep hakkının olduğu taleple bağlılık ilkesi gereğince 301.533,72 TL cezai bedel ve bilirkişi tarafından hesaplanan 14.052,48 TL dolaylı zarar tazminatı yönünden davacının alacağını ispatladığı gerekçesi ile;\"1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-301.533,72 TL'nin dava tarihi olan 16/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 3-14.052,48TL'nin dava tarihi olan 16/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar vermiştir.Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; arabuluculuk dava şartının usule uygun yerine getirilmediği itirazlarının değerlendirilmediğini,tüketici mahkemesinde açılan davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği,buna dair kararın istinaf aşamasında onandığı,yargılamanın devamında  görevli mahkemece  davacıya arabuluculuk  son tutanağını ibraz için süre verildiği,davacı tarafça sunulan arabuluculuk son  tutunağının ilk dava açılmadan önceki tarihi içermeyip dava tarihinden sonraki bir tarihi içerdiğini,bu nedenle görevsizlik  kararana konu  dava öncesi yapılan arabuluculuk başvurusu olmadığını,bunun tamamlanabilir bir şart olmadığını ve davanın bu nedenle reddi gerektiğini,ayrıca davalının söz konusu olayda sözleşmeyi fesih hakkının bulunduğunu ve haklı fesih nedeniyle davacının cezai şart ve zarar talebinde bulunamayacağını,tarafların tacir olduğunu ve sözleşmedeki fesih  şartının geçersizliğinden ve  sözleşmenin haksız feshedildiğinden bahsedilemeyeceğini,davacının tacir tacir sıfatıyla hareket ettiğini,sözleşmenin 12.3.kaddesinde davalıya tazminatsız fesih hakkı tanındığını,davacı tarafça dilekçe teatisinden sonra sunulan delillere göre hesaplama yapılmasının ve hükme esas alınmasının hatalı olduğunu,cezai şart tutarına ek olarak ayrıca zarar tutarına da hükmedilemeyeceğini,sözleşmede e-mail üzerindenyazışmaların davalı şirketi bağlayacağı yolunda hüküm bulunmadığını,mahkemece feshin hangi koşullarda yapılacağının  değerlendirilmediğini,cezai şartın fahiş olup olmadığının tartışılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dosya kapsamına göre taraflar arasında 30.11.2020 tarihinde ( 01.01.2021 - 31.12.2021 tarihlerini içerir) \"Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi\" imzaladığı,sözleşmeye göre  davalı şirketin 01.01.2021 - 31.12.2021 tarihleri arasındaki dönem bakımından sabit bir fiyat belirlediği gibi,ayrıca zamdan kaynaklı bir fiyat farkının uygulanmayacağının e-mail yoluyla  davacıya  taahhüt edildiği, sözleşmenin 14.2. maddesi gereği e-mail üzerinden yapılan bildirimlerin tarafları bağladığı açıktır.Buna rağmen  davalı şirketin daha ağır şartaları içerir yeni teklifi  mail yoluyla 28.05.2021 tarihinde davacıya göndermiştir.Daha sonra davacının yeni teklifi kabul etmeyeceğini bildirmesi üzerine davalı tarafça sözleşmenin    feshedildiği anlaşılmıştır.Sözleşmenin haksız feshi halinden 12.6.1 maddesine göre cezai şart  ve zarar talep edebileceği  belirtilmiştir.Sözleşmenin farklı fiyat teklifinin karşı tarafça kabul edilmemesi nedeniyle davalı tarafça feshedilmesi durumunda ortada haksız bir feshin bulunduğu kabul edilmelidir.TBK’nın 138 nci maddesi ile düzenlenen  aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan madde de belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar;sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır.Dava konusu olayda davalının başlangıçta seçme özgürlüğü varken  serbest iradesiyle sözleşmedeki yükümlülüğünü  belirlediği, ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda döviz,faiz vs araçlarda dalgalanmaların bulunduğu, davalının, bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına rağmen davaya konu sözleşmeyi imzaladığı , işlem temelinin çökmesinden bahsetmenin olanaklı olmadığı, bu nedenle yukarıda belirtilen tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olayda uyarlama koşullarının bulunmadığı,kaldıki davalı tarafça sözleşmenin uyarlanmasına dair bir davanın da açılmadığı görülmüştür.Diğer yandan sözleşmenin haksız feshedilmesi nedeniyle ceza bedelinin  son bir yıl içinde en yüksek kullanım yapıldığı aya ait fatura bedelinin iki katı olarak belirlendiği, davalı elektrik şirketi ... Elektrik Perakende Satış A.Ş. tarafından, davacı şirket adına son 1 yılda düzenlenen en yüksek tutarlı fatura mart 2021 dönemine ait 15.04.2021 son ödeme tarihli 153.130,84 TL tutarlı fatura olduğu, sözleşme gereği ceza bedelinin : 153.130,84 x 2 = 306.261,68 TL olduğu, yine  sözleşmenin 12.6.1. maddesinde, \"Cezai şart talep etme hakkı olan tarafın, sözleşmenin feshi nedeniyle cezai şart ile birlikte doğrudan ve dolaylı, müsbet ve menfi tüm zararları talep hakkı saklıdır.\" hükmü  gözetilerek davacı şirketin uğradığı zararı talep  edebileceği, davacı şirket tarafından sadece temmuz 2021 dönemine ait zarar talep edilmekle, yeni elektrik tedarikçisi İpragaz Elektrik arasında 07/2021 dönemine ait sunulu fatura sebebiyle  sadece 07/2021 dönemine ait zarar hesabı yapılarak, feshedilen sözleşmedeki enerji birim fiyatı ile yeni sözleşmedeki enerji birim fiyatlarına göre hesaplanan faturalar arasındaki fark tutarı olarak  davacı zararının 14.052,48 TL olduğu bilirkişi ek raporu ile hesaplanmakla,bilirkişi ek raporunun taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmıştır.Arabuluculuk hususunda ise,görevsizlik kararı sonrası görevli mahkemede verilen ara kararla verilen süre içinde arabuluculuk başvuru ve anlaşamama son tutanağının sunulduğu,bunun usul ekonomisi açısından güncel Yargıtay kararları kapsamında görevsizlik kararı sonrası tamamlanabilir bir husus olduğu kabul edileceğinden,davalının buna dair istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Yine davalı şirket yönünden hükmedilen cezai şart tutarının davalı şirketin mahvına yol açmayacağı da açıktır.Bu itibarla,ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 21.557,69 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 5.389,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.168,27 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca  gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2581bb9b457e0e82","SID":"49355871bc9a33d2"}}