{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/396 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1120<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/11/2022<br>NUMARASI\t: 2021/155 E. - 2022/768 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/09/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>DAVA DİLEKÇESİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 3.000.000,00 TL bedelli bonoya ilişkin icra takibi başlatılmış olduğunu, müvekkilinin böyle bir borcunun olmadığını, söz konusu taşınmazlara ilişkin İstanbul Anadolu 15. AHM'nin 2016/78 esas sayılı dosyasında görülmekte olan tapu iptali ve tescili davasında davalı ... ... söz konusu taşınmazları müvekkiline bedeli karşılığında sattığını ve bedellerin müvekkil tarafından kendisine ödendiğini beyan ettiğini, taraflar arasında 20/12/2014 tarihinde gayrimenkul satış sözleşmesinin imzalandığı, iş bu senet söz konusu sözleşmede belirtilen ve davalıya düzenleme, vade tarihi boş bir şekilde ve teminat olarak verilen 3 adet 3'er milyon TL'lik senetlerden bir tanesi olduğunu, kapora bedeli 500.000,00 TL'nin elden nakit olarak ödendiğini, müvekkilinin davalıya 25/12/2014- 26/12/2014- 29/12/2014- 01/02/2015- 01/03/2015- 01/04/2015- 01/05/2015 tarihleri arasında bedelli senetleri de bulunan 3 adet 3'er milyon TL'lik düzenleme tarihi ve ödeme tarihi boş olan senetleri düzenleyerek davalıya vermiş olduğunu, müvekkilinin teminat olarak verdiği senetlerin davacı tarafından sözleşmeye aykırı şekilde doldurulduğunu, atılan imzanın kötüye kullandığını, bu konuda Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, tüm bu sebeplerden ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takip yapması nedeniyle alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ...'nun müvekkili  ...'nun adeta öz evladı gibi olduğunu, davacının, davalının çocukları ile birlikte büyüdüğünü, bu nedenle ...ğlu ailesi ile iç içe geçmiş yakın ilişkileri bulunmakta, davacı taraf bankacı olduğundan ve vekil edenimiz ile kurduğu bu yakın ve güvene dayalı ilişkileri nedeniyle vekil edenin mali işlerini yakından takip etmekte olduğunu, ancak davacının, davalı müvekkilinin  güvenini kötüye kullandığını, davacının  müvekkiline 9.000.000.00 TI. borcu bulunmakta olduğunu, borcuna karşılık 3.000.000,00 TI. tutarlı 3 ader senct verdiğini, senetlerin vadesi gelmiş olmasına  rağmen borcunu ödemediğini, bunun üzerine müvekkilinin alacağına halel gelmemesi adına öncelikle 16.03.2016 düzenleme tarihli, 01.09.2020 vade tarihli ve 3.000.000,00 TL değerindeki senct bakımından davacı ...'ya 03.09.2020 tarihinde ödememe protestosu çektiğini, akabinde icra takibi başlattığını,  İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davacı borçlu tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle icra dosyası üzerinde cebri icra işlemlerine devam edildiğini, cebri icra işlemlerine devam ederken davacı borçlunun müvekkilini zarara uğratmak kastı ile üzerinde kayıtlı olan taşınmazların tamamını devrettiğinin tespit  edildiğini,  müvekkilinin  icra takibi ile alacağını tahsil edememiş olduğundan müvekkilini zarara uğratmak adına yapıları işbu tasarruf işlemlerinin iptali amacı ile davacı aleyhine İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/567 E. Sayılı dosyası nezdinde tasarrufun iptali davası ve İstanbul Anadolu 12. İcra Ceza Mahkemesinin 2020/346 E. sayılı dosyası nezdinde alacaklısını zarara uğratma kastı ile malvarlığını eksiltme suçundan dava ikame edildiğini, davacı borçlunun, vekil edeni tarafından işbu davaların açılmasından sonra hiçbir maddi doğruluğu olmayan iddialara dayanarak işbu davayı ikame ettiğini, davacı borçlu tarafından açıları işbu dava tamamen kötü niyetli olduğunu, zira davacı taraf icra takibine itiraz etmediği gibi haciz aşamasında dahi menfi tespit davası açmadığını, müvekkili tarafından tasarrufun iptali davası açıldıktan sonra müvekkili aleyhine dava ikame ettiğini, davacı tarafın asıl amacının müvekkili  tarafından açılan tasarrufun iptali davası sürecini uzatmak ve müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek olduğunu, tüm bu nedenlerle kötü niyete dayalı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesince; Takibe konu senet incelendiğinde nakden alındığına yönelik kayıt mevcut olduğu, bu nedenle senedin teminat amaçlı olduğuna ilişkin ispat yükünün aksini iddia eden davacıya ait olduğu, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekmekle birlikte, davacının takip konusu senedin teminat senedi olduğuna ilişkin, iddiasını ispata yarar yazılı bir delil sunamadığı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanan davacı tarafa yemin teklifinde bulunma hakkının mahkememizce hatırlatılması üzerine davacı vekilinin dahili davalılara yemin teklifinde bulunduğu, davacı tarafın yemin teklifinde bulunması üzerine dahili davalılar ..., ..., ...,  ... ve ...  katıldıkları 12/10/2022 tarihli celsede \"İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takibe konu senedin davacı ... tarafından muris ...'na teminat senedi olarak verilmediğine, söz konusu senede ilişkin davacı ...'nun ...'na borcu bulunduğuna  dair namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim.\" şeklinde yemin ettikleri, dolayısıyla davacınını ispat külfetini yerine getiremediği; dahili davalılardan ... ve ...'nun ise katıldıkları 18/05/2022 tarihli celsede  açılan davayı kabul ettikleri yönünde imzalı beyanda bulundukları, davayı kabul de tıpkı feragat gibi davanın esasına ilişkin ve talep sonucunun kabulü nedeniyle HMK 308-309 md kapsamında davayı sona erdiren inşai kurucu irade beyanı niteliğinde olup, tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;  dahili davalılar ... ve ...'nun davayı açıkça kabul beyanları da dikkate alınarak,\"1-)Davanın KISMEN KABULÜ ile, kabul beyanı doğrultusunda davacının İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasına konu 3.000.000 TL bedelli senet nedeniyle dahili davalılar ... ile ...'na miras hisseleri oranında borçlu olmadığının tespitine, diğer dahili davalılar yönünden davanın REDDİNE,<br>2-)Davacının  kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın red edilen yönünün de kabul edilmesi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede açıkça belirtildiği üzere söz konusu 3.000.000.00 TL lik senetler vadesi ve miktarları açıkça belli olan senetlerin teminatı olarak verildiğini, bu senetler ödendiğinde 3.000.000.00 TL'lik senetler müvekkiline geri verilmesi gerekirken, davalı tarafından kötü niyetli olarak müvekkile iade edilmediğini, müvekkilinin davalı ile söz konusu sözleşme dışında hiçbir hukuki, ticari alacak borç ilişkisi bulunmadığını, icra takibine konu senet incelendiğinde belirtilen kısımlar sonradan doldurulduğunun çıplak gözle dahi anlaşılacağını, söz konusu davada ispat açısından tanık dinlenmesi gerekli olduğunu, yazılı delil başlangıcının olduğu yerde iddialar tanık dahil her türlü delil ile ispat olunacağını, mahkeme tanık dinlenmesi taleplerini reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama aşaması devam ederken davalı ... vefat ettiğini, davalının mirasçıları davaya dahil edildiğini,  davaya dahil edilen mirasçılardan bir kısmı davayı kabul ederken bir kısmı dava konusu ile ilgili hiçbir bilgileri olmamasına rağmen yalan yere yemin ettiklerini, mahkemece deliller toplanmadan dahili davalılara yemin teklifi için süre verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/78 Esas sayılı dosyasında görülen tapu iptali ve tescili davasında davalı ... söz konusu taşınmazları müvekkiline bedeli karşılığında sattığını beyan etmesi karşısında bu satış nedeniyle alacaklı olduğu müvekkiline bir de borç vermesinin hayatın olağan alkışına aykırı olduğunu, bu durumda ispat külfetinin yer değiştirmesi gerektiğini beyanla istinaf isteminin kabulü ile mahkemece verilen kısmen kabul kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada  ...'nun vefat etmesi üzerine mirasçılar davaya dahil edildiğini, dahili davalılar ... ve ...'nun davayı kabul etmeleri nedeniyle işbu davalılar bakımından davanın kabulüne diğer dahili davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davayı kabul beyanında bulunan dahili davalılar İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/567 E. sayılı dosyasında davalı tarafta olup kabul beyanında bulunarak kendi lehlerine menfaat elde etmeye çalıştığını, dahili davalılar menfaat birliği içerisinde olduklarını, beyanlarına güvenmenin mümkün olmayacağını, HMK 60'ta mecburi dava arkadaşlığı hükümlerine göre dava arkadaşlığında dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorunda olduğunu, mecburi dava arkadaşlığında tek bir dava olduğunu tek bir hüküm tüm dava arkadaşları hakkında verildiğini,  dahili davalıların kabul beyanının tek başına hukuki sonuç doğurması mümkün olmadığını, mahkemece bu hususlar gözetilmeden dosyada mevcut deliller değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğini, takibe konulan senet metni üzerinde senedin, teminat amacı ile verildiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını, Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre senedin teminat senedi olarak verildiğine ilişkin iddia yazılı delil ile ileri sürülecek ise sözleşmede kambiyo senedinin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıfta bulunulması gerektiğini, senet metninden anlaşılacağı üzere senedin düzenleme tarihi dâhil olmak üzere bütün zorunlu unsurları bizzat davacı tarafından doldurulduğunu, gayrimenkul satış sözleşmesi 20.12.2014 tarihinde düzenlenmişken takibe konu senet 16.03.2016 düzenleme tarihi olduğunu, farklı tarihlerin olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, geçmiş tarihli bir gayrimenkul satış sözleşmesi için 2 sene sonra teminat senedi verilmesi mümkün olmadığını, davacı taraf senedin teminat senedi niteliğinde olduğunu kanıtlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...  vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada  ...'nun vefat etmesi üzerine mirasçılar davaya dahil edildiğini, dahili davalılar ... ve ...'nun davayı kabul etmeleri nedeniyle işbu davalılar bakımından davanın kabulüne diğer dahili davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  davayı kabul beyanında bulunan dahili davalılar İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/567 E. sayılı dosyasında davalı tarafta olup kabul beyanında bulunarak kendi lehlerine menfaat elde etmeye çalıştığını, dahili davalılar menfaat birliği içerisinde olduklarını, beyanlarına güvenmenin mümkün olmayacağını, HMK 60'ta mecburi dava arkadaşlığı hükümlerine göre dava arkadaşlığında dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorunda olduğunu, mecburi dava arkadaşlığında tek bir dava olduğunu tek bir hüküm tüm dava arkadaşları hakkında verildiğini, dahili davalıların kabul beyanının tek başına hukuki sonuç doğurması mümkün olmadığını, dahili davalılar Bilal ve ...nun kabul beyanının tek başına hukuki sonuç doğurması mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, takibe konulan senet metni üzerinde senedin, teminat amacı ile verildiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını,  Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre senedin teminat senedi olarak verildiğine ilişkin iddia yazılı delil ile ileri sürülecek ise sözleşmede kambiyo senedinin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıfta bulunulması gerektiğini, senet metninden anlaşılacağı üzere senedin düzenleme tarihi dâhil olmak üzere bütün zorunlu unsurları bizzat davacı tarafından doldurulduğunu, gayrimenkul satış sözleşmesi 20.12.2014 tarihinde düzenlenmişken takibe konu senet 16.03.2016 düzenleme tarihi olduğunu, farklı tarihlerin olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, geçmiş tarihli bir gayrimenkul satış sözleşmesi için 2 sene sonra teminat senedi verilmesi mümkün olmadığını, davacı taraf senedin teminat senedi niteliğinde olduğunu kanıtlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...  istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraflar arasında 20.12.2014 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi yapıldığını, takibe konulan işbu senetlerin söz konusu sözleşmede belirtilen ve boş bir şekilde teminat olarak verilen senetlerden bir tanesi olduğunu iddia ettiğini, davada  ...'nun vefat etmesi üzerine mirasçılar davaya dahil edildiğini, dahili davalılar ... ve ...'nun davayı kabul etmeleri nedeniyle işbu davalılar bakımından davanın kabulüne diğer dahili davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davayı kabul beyanında bulunan dahili davalılar İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/567 E. sayılı dosyasında davalı tarafta olup kabul beyanında bulunarak kendi lehlerine menfaat elde etmeye çalıştığını, dahili davalılar menfaat birliği içerisinde olduklarını, beyanlarına güvenmenin mümkün olmayacağını HMK 60'ta mecburi dava arkadaşlığı hükümlerine göre dava arkadaşlığında dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorunda olduğunu, mecburi dava arkadaşlığında tek bir dava olduğunu tek bir hüküm tüm dava arkadaşları hakkında verildiğini, dahili davalıların kabul beyanının tek başına hukuki sonuç doğurması mümkün olmadığını, dahili davalılar Bilal ve ...nun kabul beyanının tek başına hukuki sonuç doğurması mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, takibe konulan senet metni üzerinde senedin, teminat amacı ile verildiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını, Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre senedin teminat senedi olarak verildiğine ilişkin iddia yazılı delil ile ileri sürülecek ise sözleşmede kambiyo senedinin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıfta bulunulması gerektiğini, senet metninden anlaşılacağı üzere senedin düzenleme tarihi dâhil olmak üzere bütün zorunlu unsurları bizzat davacı tarafından doldurulduğunu, gayrimenkul satış sözleşmesi 20.12.2014 tarihinde düzenlenmişken takibe konu senet 16.03.2016 düzenleme tarihi olduğunu, farklı tarihlerin olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, geçmiş tarihli bir gayrimenkul satış sözleşmesi için 2 sene sonra teminat senedi verilmesi mümkün olmadığını, davacı taraf senedin teminat senedi niteliğinde olduğunu kanıtlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı  ...  istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraflar arasında 20.12.2014 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi yapıldığını, takibe konulan işbu senetlerin söz konusu sözleşmede belirtilen ve boş bir şekilde teminat olarak verilen senetlerden bir tanesi olduğunu iddia ettiğini, davada  ...'nun vefat etmesi üzerine mirasçılar davaya dahil edildiğini, dahili davalılar ... ve ...'nun davayı kabul etmeleri nedeniyle işbu davalılar bakımından davanın kabulüne diğer dahili davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  davayı kabul beyanında bulunan dahili davalılar İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/567 E. sayılı dosyasında davalı tarafta olup kabul beyanında bulunarak kendi lehlerine menfaat elde etmeye çalıştığını, dahili davalılar menfaat birliği içerisinde olduklarını, beyanlarına güvenmenin mümkün olmayacağını HMK 60'ta mecburi dava arkadaşlığı hükümlerine göre dava arkadaşlığında dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorunda olduğunu, mecburi dava arkadaşlığında tek bir dava olduğunu tek bir hüküm tüm dava arkadaşları hakkında verildiğini, dahili davalıların kabul beyanının tek başına hukuki sonuç doğurması mümkün olmadığını, dahili davalılar Bilal ve ...nun kabul beyanının tek başına hukuki sonuç doğurması mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, takibe konulan senet metni üzerinde senedin, teminat amacı ile verildiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını, Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre senedin teminat senedi olarak verildiğine ilişkin iddia yazılı delil ile ileri sürülecek ise sözleşmede kambiyo senedinin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıfta bulunulması gerektiğini, senet metninden anlaşılacağı üzere senedin düzenleme tarihi dâhil olmak üzere bütün zorunlu unsurları bizzat davacı tarafından doldurulduğunu, gayrimenkul satış sözleşmesi 20.12.2014 tarihinde düzenlenmişken takibe konu senet 16.03.2016 düzenleme tarihi olduğunu, farklı tarihlerin olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, geçmiş tarihli bir gayrimenkul satış sözleşmesi için 2 sene sonra teminat senedi verilmesi mümkün olmadığını, davacı taraf senedin teminat senedi niteliğinde olduğunu kanıtlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  \t<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Davacı vekili dava dilekçesi ile davalı ile arasındaki taşınmaz satımına ilişkin 3.000.000,00 TL bedelli 3 adet senedin davalıya teminat amaçlı verildiğini taşınmaz bedelinin davalıya ödendiğini belirterek menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mütevefa davalı ...'nun mirasçılarından, dahili davalılar ... ve ...'nun katıldıkları 18/05/2022 tarihli duruşmada, gayrımenkul satış sözleşmesinden haberdar olduklarını, bizzat şahit olduklarını, dava konusu senedin teminat olarak sözleşme kapsamında verildiğini, davacının muris babalarına borçlu bulunmadığını beyan ettikleri anlaşılmıştır.İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında alacaklı davalı tarafından borçlu aleyhine bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.Takibe konu bononun, keşide tarihinin 16/03/2016, vade tarihinin 01/09/2020 tarihi  bedelinin 3.000.000,00 TL, keşidecinin davacı lehtarın davalı olduğu ve senet üzerinde nakden kaydının bulunduğu görülmüştür.6102 Sayılı TTK 776/b bendinde, bono veya emre yazılı senedin \"kayıtsız ve şartsız belli bir bedeli ödemek vaadini\" içermesi gerektiği düzenlenmiştir. Yerleşik  Yargıtay kararlarında da, senedin teminat senedi olduğunun bunu ileri süren tarafça yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, senet üzerindeki teminat içindir vb ibarelerin  (doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir) yeterli olmadığı, hangi ilişkinin teminatı olduğunun senet üzerinde yada ayrı bir yazılı belgede belirtilmedikçe sadece senedin teminat için verildiğine dair ibarenin senedin kayıtsız şartsız belli bir bedelin ödenmesi vaadini etkilemeyeceğinden, senedin geçersizliği sonucunu doğurmayacaktır. Senedin teminat  senedi olduğunun anlaşılması halinde ise, teminat altına alınan  hususun  gerçekleşmesi halinde  senet takip konusu yapılabileceğinden,  senedin teminat fonksiyonunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti gerekecektir. Davacı ile davalı müteveffa ... arasında düzenlenen 20/12/2014 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesinde; 3 adet 3.000.000,00 TL. Toplam 9.000.000,00 TL bedelli vadesi boş senedin teminat olarak ...'na verildiği ve sol tarafta ayrıntısı verilen senetlerin ödendikten sonra teminat senetlerinin ...'ya iade edileceğinin belirtildiği, davacı tarafça ayrıca sözleşmedeki vadelerde ödeme yaptığına ve senetleri (taksit) teslim ettiğine dair mütevefa davalı ... imzalı tutanaklar ibraz ettiği anlaşılmıştır.Davalı vekilinin bu belgeleri kabul etmediği, vekil edeni tarafından düzenlenmediğini, asıllarının ibrazını talep ettiklerini beyan ettiği anlaşılmıştır.Davacı vekilinin 05/10/2021 tarihli dilekçe ekinde belge asıllarını sunduğu, mahkeme kasasına alındığı dosya kapsamından anlaşılıyorsa da, mahkemece belge asıllarındaki imzaların davalı tarafça kabul edilip edilmediğinin tekrar açıklattırılarak, inkar edilmesi halinde davalıların murisinin imza örneklerinin toplanmak suretiyle imza incelemesi yapılması gerekirken, mahkemece adi yazılı satış sözleşmesi, tapu kaydı, davacı tarafça sunulan ödeme belgeleri ve \"zabıt\" başlıklı belgelerin hiç değerlendirilmediği anlaşılmıştır.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından   davalı müteveffa ... ile arasındaki taşınmaz satımına ilişkin 3.000.000,00 TL bedelli 3 adet senedin davalıya teminat amaçlı verildiğini, taşınmaz bedelinin davalıya ödendiğini, icra takibine konu bononun bu teminat amaçlı verilen bonolardan bir tanesi olduğunu ileri sürdüğü, davacı tarafından ispat zımnında  adi yazılı satış sözleşmesi, tapu kaydı, davacı tarafça sunulan ödeme belgeleri ve \"zabıt\" başlıklı belgeler sunulduğu anlaşılmakla, mahkemece sunulan deliller incelenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine, davalıların istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2022 tarih, 2021/155 E. 2022/768 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Davalıların istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,4- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,6- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/09/2025<br>\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a54071ce0665d5d","SID":"2530ad90afebb2ac"}}