{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/173 <br>KARAR NO\t: 2025/1131<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/11/2021<br>NUMARASI\t: 2019/879 Esas -  2021/970 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/09/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacıların, davalılar ... Sanayi A.Ş ve ... Havayolları A.Ş.’nin hissedarları olduğunu ve aynı zamanda kurucusu muris ...’ın kızları olduğunu,  Muris ... özel durumu sebebiyle yurtdışına çıkacak olması ve şirketleri idare etmekte zorlanacağı gerekçesiyle, bu şirketlerdeki hisselerini emaneten oğlu ...’a devrettiğini,  bu devir bila bedel ile yapıldığını, ...’ın Türkiye’ye dönmesi ve şirket işleri ile ilgilenebilecek durumda olması halinde ... bu hisselerini aynen ...’a iade edeceğini, ...'ın çoğunluk hisse sahibi olarak gözükmesine rağmen kendi hisselerinin %97 sinin gerçekte babası ...'a ait olduğunu, bu hususun ... tarafından tanzim olunmuş 01/03/2005 tarihli beyannamelerle sabit olduğunu, bu beyannamelere ... tarafından yapılan itirazlarla ilgili olarak Büyükçekmece Başsavcılığının 2014/19165 soruşturma numaralı dosyası kapsamında Adli Tıp Kurumu başkanlığınca yapılan inceleme neticesinde bahse konu belgedeki imzaların ...’ın el ürünü olduğunun tespit edildiğini,  Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesine 2015/1102 E. Sayılı dosyasıyla ... üzerinde görülen şirket hisselerinin %97’sinin muris ...’a ait olduğu ve tereke defterine kaydedilmesi gerektiği ve bu hisselerin idaresi için kayyum atanılması amacıyla dava açıldığını, dolayısıyla ...’ın gerçekte sahibi olmadığı hisse çoğunluğuna dayanarak toplantıyı açması ve kararlar alması usul ve yasaya aykırı olduğundan, gerek ... Sanayi A.Ş.'nin, Gerekse ...Yolları A.Ş'nin 02.10.2019 Tarihinde yapılan olağan genel kurulu toplantısında alınan kararların öncelikle yürütmesinin TTK. 449. maddesi gereğince  geri bırakılmasına ve durdurulmasına tedbiren karar verilmesine ve bu tedbir kararının ticaret sicil gazetesinde yayımlanmasına, yargılama sonucunda her iki anonim şirket olağan genel kurul kararlarının butlan hükmünde olduğunun tespitine, bu mümkün olmadığı taktirde her iki şirket genel kurul kararlarının iptaline, şirketler, yürütmesi tedbiren durdurulan genel kurul kararları nedeniyle yönetimsiz kalmış olmakla, temsil edilemeyen durumda olduğundan şirketlere tedbiren yönetim kayyumu atanmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacıların dava dilekçesindeki tüm iddialarının asılsız olduğunu, davacıların huzurdaki davayı açmada  hukuki menfaatinin bulunmadığını,  kesin ve inandırıcı delil ibraz edemediklerini,  alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu, davacıların her ikisi  de anılan şirketlerde yönetim kurulu üyeliği dahi yapmadıklarını, yönetimde hiç yer almadıklarını, şirket işleyişi hakkında en ufak bir fikir sahibi dahi olmadıklarını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Davalı şirketlerin 30/06/2014 tarihinde yapılan genel kurulunun iptali için Bakırköy 1 ATM nin 2014/810 esas sayılı dosyasıyla dava açıldığı bu dosyada bilirkişi incelemesi yapıldığı bu inceleme de de alınan bilirkişi raporunda 1996 yılından 2013 yılına kadar yapılan tüm genel kurul toplantı tutanak ve hazirun cetvellerinde ...'ın hissesinin bulunmadığı ...%99,5 oranında hissedar olduğu anlaşılmıştır. Davalı şirketlerin ticaret sicişldeki kayıtlı hisse durumlarını dikkate alındığında genel kurulun toplantı ve nisabında hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır.  Şirketin 1996 yılından bu tarafa yapılan genel kurullarında mevcut hisse durumuna göre toplantı gerçekleşmiştir. Davacılar da bu durumu hiç dile getirmemişlerdir. Aradan geçen bu süre sonrasında bu durumun dile getirilmesi TMK'nın 2. Maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Dava konusu uyuşmazlık genel kurul kararlarının yok sayılması ve iptaline ilişkindir. Mevcut genel kurulda şirketin mevcut hisse durumuna göre gerçekleşmiştir. İptali talep edilen genel kurulun yapılmasında ve alınan kararlarda yok sayılmasını gerektirir ve iptali gerektirir bir durum söz konusu değildir. Genel kuruldaki hisse durumunu da şirketin kayıtlı hisse durumu dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.  Mevcut hisse durumuna göre hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlığı aynı mahiyette olup, davalı şirketlerin 30/06/2015 tarihli genel kurulda alınan kararların yok hükmünde sayılması ve iptale ilişkin Bakırköy 1 ATM 2014/810 esas sayılı dosyasında da red kararı verilmiş ve karar yargıtay 11. Hukuk dairesinin 2016/2540 esas ve 2017/4996 karar sayılı ilamıyla onanmıştır. Mahkememizin 2017/780 esas sayılı dosyasında verilen karardan da görüleceği üzere,  davalı şirketlere ait hisselerin %97’lik oranının davacıların murisleri ...’a ait olduklarına ilişkin bir tespit söz konusu olmayıp, davacıların temsilci vasıtasıyla genel kurula katılmalarının engellenmesi nedeniyle iptal kararı verilmiştir. Dolayısıyla anılan mahkememiz kararının da davacıların iddiasını ispatlar nitelikte bir karar olmadığı, tüm bu hususlar dikkate alındığında dava konusu genel kurul kararlarının iptali veya butlanı şartlarının oluşmadığı, ilamların ispat gücüne ilişkin HMK. m. 204 hükmünde yer alan “ilamlar… sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar” yönündeki hüküm de dikkate alınarak davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadan görevlendirilerek rapor düzenleyen bilirkişiler, dava konusunu ve talep gerekçelerimizi hiçbir surette inceleme gereği dahi duymadan bir rapor düzenlemiş ve bu rapora da kapsamlı biçimde anılan gerekçelerle itiraz edildiğini ancak Mahkemece bu haklı itirazların dikkate alınmadan davanın reddine karar verildiğini, karar gerekçesi, bilirkişi raporunun birebir aynısı olarak açıklanmış ve bilirkişilerin eksik ve yanılgılı değerlendirmeleri ne yazık ki mahkeme ilamına dönüştüğünü, bilirkişi raporları, takdiri delil olmakla, mahkemenin hukuki nitelemeyi kendisinin yapması ve bilirkişilerin hukuki görüş bildirmesi de hukuken yasak olduğundan, mahkemenin hukuki değerlendirmeyi yaparak sonuca ulaşmasının esastır ve hukuki zorunluluk olduğunu,  mahkemece, aynen gerekçeye yazılarak ilamlaştırılan bilirkişi raporunda, dava dilekçemiz içerisinde anlattığımız vaka anlatımlarını detayıyla rapora aynen kopyalandığı halde, yukarıda tekrar izah etmek amacıyla bildirdiğimiz iptal gerekçelerini hiçbir surette dikkate almadığı veya dikkate almaktan kaçındığı ve mahkemenin de anılan dava gerekçeleri ve rapora itirazları dikkate almadan ve değerlendirmeden hüküm kurduğunu bu haliyle, mahkemece yanılgılı ve eksik inceleme yapıldığı açıkça ortada olup örnek vermek gerekirse; raporun sonuç kısmında c bendine yazılı \"HMK 204. Madde gereği mahkeme ilamlarının sahteliği ispat oluncaya dek kesin delil sayılması gerektiği\" yazılı iken, hakkında rapor düzenlenmesi istenen 2016 yılı genel kurulu hakkında verilen Bakırköy 7 Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/780 E. Sayılı dosyasından verilen mahkeme ilamına dayanak gerekçelerimizin neden mahkemece kabul görmediği açıklanmamış, davaya dayanak en önemli gerekçelerimiz mahkeme kararında hiçbir surette değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunu, davadaki ve işbu istinaf dilekçe de gerekçe olarak sunulan taleplere ilişkin ileri sürülen gerekçelerin değerlendirilmesinin de hukuki bilgi ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle mahkemece değerlendirilmesi hukuki bir zorunluluk olup, davaya gerekçe ettiği bu hususun hiçbir surette değerlendirilmeksizin kurulan hüküm de hukuka ve usule aykırı olduğunu, iş bu dava ile iptalini talep etmiş olduğumuz genel kurul belgelerden de açık olduğu üzere davalı şirketlerin \"2016 yılı Olağan Genel Kurulları\" dır ve belirttiğimiz üzere \"2016 yılı Genel Kurulları\" daha önce yapılmış ve iptal talepli açmış olduğumuz Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/780 E. Ve 2019/430 K. Nolu karar ile yürütmesi tedbiren durdurulmak suretiyle iptal edilmiş ve fakat bu karar da henüz kesinleşmediğini o halde, 2016 yılına ait, yürütmesi tedbiren durdurulmuş olsa da halen iptal kararı kesinleşmediği için cari ve yürürlükte bir  genel kurul olduğu halde, işbu davamıza konu edildiği üzere aynı şirketler için aynı döneme ait  derdest ve yeni bir genel kurul gerçekleştirilmesi de mümkün olmadığını, bu gerekçenin davada haklılığını açıkça ortaya koyduğu halde, mahkemece hiçbir şekilde gerekçesinde dahi neden bu gerekçenin kabul görmediği izah edilmeksizin ve tartışılmaksızın karar verilmesi, açıkça usule ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu genel kurul kararlarının butlanla malül olup olmadığı ya da kararların iptali sebebinin bulunup bulunmadığı  noktasındadır.Davalı şirketlerin, 2016 yılı olağan genel kurulu, davacı tarafın katılımı ile 02/10/2019 tarihinde yapılmıştır.Davacı tarafça, davalı şirketin 2016 yılı olağan genel kurulunda alınan kararların butlanına, olmadığı taktirde iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 445. Maddesinde, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği, düzenlenmiştir. TTK'nın 447. Maddesine göre de, genel kurulun, özellikle; (...) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,(...) kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmıştır. Genel kurul kararlarının butlanı ve iptali davasına konu, davalı şirketlerin 02/10/2019 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının; 1. Maddesi toplantı başkanlığının oluşturulması, 2. Maddesi faaliyet raporunun okunması, 3. Maddesi finansal tabloların onaylanması, 4. Maddesi ibra, 5. Maddesi zararın geçmiş yıl zararı hesabına alınması, 6. Maddesi yönetim kurulu başkanı seçilmesi, 7. Maddesi, yönetim kuruluna ücret ödenmemesi, 8. Maddesi yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri uyarınca yetki verilmesi, 9. Maddesi ise şirket adresinin taşınmasına ilişkindir.Davalı şirketlerin 2016 yılı olağan genel kurullarının daha önce 28/06/2017 tarihinde yapıldığı ve bu genel kurul kararları ile eldeki davaya konu genel kurul kararlarının aynı olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı şirketlerin 2016 yılı olağan genel kurullarının daha önce 28/06/2017 tarihinde yapılan genel kurul kararları ile ilgili olarak Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/780 esas sayılı dosyasında iptal davası açılmış ve bu dosyada 02/05/2019 tarihinde \"uyuşmazlıkta tek bir pay sahibinin pay miktarı ne olursa olsun salt toplantıya haksız olarak alınmaması halinde bu aykırılığın genel kurul kararına etkili olup olmadığının aranmaksızın söz konusu genel kurul kararının iptali gerektiği\" gerekçesiyle davanın kabulü ile 28/06/2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline, TTK'nun 449.maddesi gereğince 28/06/2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların geri bırakılmasına ve tedbiren durdurulmasına ve bu tedbir kararının ticaret sicil gazetesinde yayınlanmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı tarafça istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul BAM 14. HD'nin 21/04/2022 Tarih ve 2019/1971 E- 2022/487 K sayılı kararı ile HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, işin esasına dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. Bu aşamadan sonra söz konusu dosyanın akıbetine ilişkin dosyada bir bilgi bulunmamaktadır.Davacı tarafça, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/780 E. Ve 2019/430 K. sayılı karar ile verilmiş iptal kararı henüz kesinleşmemiş olduğundan, şu an itibarı ile ortada  ... Sanayi A.Ş. Ve ... Havayolları A.Ş. Şirketlerinin 2016 yılı dönemine ait  2 adet Genel Kurulu bulunmakta olduğunu ileri sürmüştür. Ancak anılan mahkeme kararı ile tespit edilen aykırılığın yeni bir genel kurul kararı giderilebilmesi için söz konusu mahkeme kararının kesinleşmesine gerek yoktur. Ayrıca, davalı şirketlerin genel kurullarının iptali yönünden Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/780 E. Ve 2019/430 K. Nolu karar ile verilmiş tedbir ile genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması halinde yönetimin seçimine ilişkin karar uygulanamayacak ise de yürütmesi durdurulan seçim kararından önce görevde bulunan yönetim kurulunun genel kurul çağrısı yapabilecektir. Dolayısıyla davacı tarafın iptal edilen genel kurul kararının yürütmesinin durdurulması sebebiyle dava konusu genel kurulların yapılamayacağı ve yönetimin genel kurul çağrısı yapmaya yetkisi bulunmadığı yönündeki iddiaları yerinde değildir. TTK'nın 409/1. Maddesine göre, olağan olağan genel kurul toplantısı her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılacak ise de, bu süre düzenleyici nitelikte bir süre olup, anılan süreden sonra yapılan genel kurul kararlarının sırf bu nedenle geçersiz kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  11/09/2025<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3d74a6026b4497fd","SID":"ef04bac3f2142d42"}}