{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>18. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1987 <br>KARAR NO\t: 2025/1301                                  <br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>3 NOLU KALEM <br>TARİHİ: 09/02/2022<br>NUMARASI\t: 2021/926 Esas, 2022/112 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:  11/09/2025<br>Taraflar arasındaki alacak davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan,  dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;                                            <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya \"borç\" açıklamalı olarak  toplam  236.650,00 TL gönderildiğini, davalının ise borcunu ödemediğini, davalı ile 13.01.2021 tarihli arabuluculuk görüşmesi yapılmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, 6098 sayılı T.B.K. 392. maddesine göre ödünç parada muacceliyetin ödeme talep edildikten 6 hafta sonra gerçekleştiğini, arabuluculuk görüşmeleri ile ödeme talebinin davalıya iletildiğini, 6 haftalık sürenin arabuluculuk tarihinden itibaren başladığını ve bu sürenin dolmasına rağmen davalının borcunu ödemediğini ileri sürerek; davalıya borç vermek suretiyle doğan alacağın davalıdan yasal faiziyle birlikte tahsilini talep  etmiştir.Davalı 07.04.2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının ödemediğini iddia ettiği 236.650,00 TL bedelin davacıya ödendiğini, buna ilişkin  ödeme dekontlarının mevcut olduğunu, bu dekontlara göre davacıya 283.300,00 TL borca karşılık geri ödeme yapıldığını, dolayısı ile davacının vermiş olduğu borcu geri almadığı yönündeki davasının yerinde olmadığını, davacı şirketin yetkilisi ile davalı arasında ilişki ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişkinin sonradan bozularak taraflar arasında husumet çıktığını,  huzurdaki  davanın kötü niyetli ikame edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki iddialarını tekrarla, davalının dekont sunduğu ödemeler dışında da davalıya para gönderildiğini, cevaba cevap ve istinaf başvuru dilekçesi ekinde sunduğu dekontlarda göre bu tutarın  817.000,00 TL olduğunu, ancak kendilerinin sadece borç açıklamalı olarak davalıya gönderdikleri 236.650,00 TL tutarındaki kısmı dava ettiklerini, davalının açıklamasız yaptığı ödemelerin diğer borçlara ilişkin olduğunu, bu borcun da arabuluculuk görüşmelerinden 6 hafta sonra muaccel olduğunu, davalının muaccel olmayan borçlara ilişkin yaptığı ödemelerin dava konusu yapılan borca ilişkin olduğuna yönelik ispat yükünün davalıda olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki savunmalarını tekrarla, müvekkili tarafından davacıya dava konusu borca karşılık 03/01/2017  ile 23/07/2018 tarihleri arasında 3 ayrı hesaptan toplam 283.650,00 TL açıklamasız olarak ödeme yapıldığını, TBK'nın 102. maddesindeki düzenlemeye göre bunun öncelikli olarak muaccel olan dava konusu borca ilişkin olduğunu, ödeme tarihleri ile borç tarihlerinin de uyumlu olduğunu, davacının şirketin tek yetkilisi olan dava dışı ... ile müvekkili arasında daha önce görülen davaların bu şahıs aleyhine sonuçlanması nedeniyle böyle bir dava açtığını ileri sürerek, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava,  ödünç olarak verildiği ileri sürülen paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekilinin dava dilekçesi ile davalıya \"borç\" açıklamalı olarak  toplam  236.650,00 TL gönderildiğini, davalının bunu ödemediğini, davalı ile 13.01.2021 tarihli arabuluculuk görüşmesi yapılmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, 6098 sayılı T.B.K. 392. maddesine göre ödünç parada muacceliyetin ödeme talep edildikten 6 hafta sonra gerçekleştiğini, ara buluculuk görüşmeleri ile ödeme talebinin davalıya iletildiğini, 6 haftalık sürenin arabuluculuk tarihinden itibaren başladığını ve bu sürenin dolmasına rağmen davalının borcunu ödemediğini ileri sürerek, davalıya borç vermek suretiyle doğan alacağın davalıdan yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği; davalının 07.04.2021 havale tarihli cevap dilekçesi ile davacının ödenmediğini iddia ettiği 236.650,00 TL bedelin davacıya ödendiğini, buna ilişkin ödeme dekontlarının mevcut olduğunu, bu dekontlara göre davacıya  283.300,00 TL borca karşılık geri ödeme yapıldığını, dolayısı ile davacının vermiş olduğu borcu geri almadığı yönündeki davasının yerinde olmadığını, davacı şirketin yetkilisi ile davalı arasında ilişki ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişkinin sonradan bozularak taraflar arasında husumet çıktığını, huzurdaki davanın kötüniyetli ikame edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, görevsiz mahkemece tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde hesap bilirkişisi ... ve nitelikli hesaplamalar uzmanı ...'den oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alındığı, 01/09/2021 tarihli bilirkişi  raporunda, davacının 2017 yılı itibarı ile 27.300,00 TL alacağının bulunduğu, 2018 yılı yasal defterlerinin ibraz edilmediği, ancak 2019 yılı  yasal defterlerindeki açılış maddesine göre davacının davalıdan 2018 yılı sonu itibarıyla 16.800,00 TL alacak bakiyesinin olduğu, 2019 yılı sonu itibarıyla da alacak bakiyesinin 16.800,00 TL olduğu, 2020 yılı cari kayıtlarına göre de davacının davalıdan 479.950,00 TL alacaklı olduğu, ancak davaya konu edilen 2018 yılında ait dava konusu alacakların 2020 yılına düzeltme kaydı olarak girildiği, 2020 yılına ait 479.950,00 TL alacağın 236.650,00 TL'sinin dava konusu alacak olduğu, bunun davalının yasal defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı tarafından \"borç\" açıklaması ile gönderilen bu paranın geri ödeme zamanı belirlenmediğinden geri ödeme talebinin 13/01/2021 tarihli son tutanağı ile davalıya bildirildiğinden bunun 6 hafta sonrası olan 24/02/2021 tarihinde alacağın muaccel olacağı, davalı tarafında ödeme muacceliyet tarihinden önce yapıldığından  bunun davaya konu edilmeyen başka borçlara ilişkin olacağı, mahkemece dava konusu alacağın daha önce muaccel olduğu kabul edilirse, dosya kapsamına göre bunun hangi borca ilişkin olduğunun tespit edilemeyeceği kanaati bildirilmiş, davacı vekili bilirkişi raporuna karşı 06/09/2021 tarihli beyan dilekçesi ile rapora göre 24/02/2021 tarihi itibarıyla muaccel olmuş 236.650,00 TL alacaklarının sabit olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmiş, Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesince tarafların tacir olmaları nedeniyle görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş,  dosyanın görevli mahkemeye tevzi edilmesinin ardından Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da davalı tarafça yapılan ödemelerin başka borçlara ilişkin olarak yapıldığını ispat yükünün davalıda olduğu, ancak bu ispatın sağlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Konuya ilişkin yasal  düzenlemeler; Ödünç sözleşmesi; 6098 s.TBK.nun 386.m.sinde :”Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir.” Şeklinde düzenlenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) “Karz akdi” başlıklı 306. vd. maddesindeki yasal düzenlemeye göre ; “Karz, bir akittir ki onunla ödünç veren, bir miktar paranın yahut diğer bir misli şeyin mülkiyetini ödünç alan kimseye nakil ve bu kimse dahi buna karşı miktar ve vasıfta müsavi aynı neviden şeyleri geri vermekle mükellef olur.” şeklindedir. Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün veya tarih belirlenmemiş ise; 6098 .TBK.nun 392.m.si (yürürlükten kalkan 818 s.B.K.312.m.si) hükmüne göre :”- Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.” Şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla ödünç sözleşmesinde muaaceliyet tarihi bu hükme göre belirlendikten sonra zamanaşımı işlemeye başlayacaktır.6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 102. maddesinde de “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel bir borç için yapılmış sayılır“ hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu icra takibine dayanak banka dekontunda borç/ödünç olarak verildiğine ilişkin hiç bir açıklama ve şerh bulunmaması halinde  banka havalesi ile gönderilen havalenin 6098 s.TBK.nun 102.m.si hükmü uyarınca bir borcun ödemesi olarak gönderildiği kanuni karinedir.  Havale, kural olarak bir borç ödeme vasıtasıdır. Dekontta başka amaçla havale yapıldığına dair bir açıklama yazmaksızın yapılan havale bir borcun ödendiğine karine teşkil eder. Bunun aksini ileri süren davacı ispatla yükümlüdür.Somut olayda, davacı tarafından sunulan banka dekontlarının açıklama kısmında \"borç\" ibaresi yer almakta olup, yukarıda bahsedilen karine uyarınca davalı tarafın kabulüne göre taraflar arasındaki ödünç sözleşmesinin varlığında tereddüt bulunmamakla birlikte, davalı borcun ödendiğini, davacı ise ödemenin davalının diğer borçlarına ilişkin olduğunu iddia etmektedir. Dosya kapsamına göre dava konusu alacağın davacı tarafından \"borç\" açıklaması ile gönderilen bu paranın geri ödeme zamanı belirlenmediğinden geri ödeme talebinin 13/01/2021 tarihli arabuluculuk son tutanağı ile davalıya bildirildiğinden bunun 6 hafta sonrası olan 24/02/2021 tarihinde alacağın muaccel olacağı kabul edilse de, 2020 yılına ait davacı defterline göre tespit edilen 479.950,00 TL alacağın 236.650,00 TL'sinin dava konusu alacak olduğu, ancak bunun da davacının 2018 defterine işlenmediği, düzeltme yapılarak 2020 defterlerine işlendiği, borç olarak gönderilen bu miktar  dışlandığında davacının defterlerine göre davacının davalıdan 243.300‬,00 TL alacağının kaldığı, bu tutarın 2020 yılındaki işlemlere ilişkin olup olmadığının bilirkişi raporundan anlaşılamadığı, davacı tarafından cevaba cevap dilekçesi ekinde sunulan dekontlarda gözüken EFT'lerin bir kısmında borç ödemesi açıklamasının bulunduğu, \"borç \"açıklaması bulunan ve davaya konu edilen  havaleler dışındaki diğer transferlerde herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, bunlara ilişkin davalı defterlerinde de bir kayıt bulunmadığı, bu itibarla söz konusu  EFT' lerin davacı defterlerine kayıtlı olsa bile bu hususun tek başına davacının alacağı bulunduğunu ispat etmeyeceği, buna göre davacının dava konusu alacaktan başka alacağının bulunduğu ispat edilemediği gibi davalının 03/01/2017 ile 23/07/2018 tarihleri arasında 3 ayrı hesaptan toplam 283.650,00T L tutarındaki havalelerin davacının borç açıklamalı  olarak yaptığı EFT'ler ile uyumlu olduğu, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın davasını ispat ettiği, davalı tarafın ödeme iddiasını 6100 s.HMK.nın 200 vd. maddelerinde sayılı nitelikte delil ve belgelerle ispat edemediği, bu itibarla İDM nin davanın reddine dair kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı tarafın istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; davacının istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca oybirliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,  3.Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin olarak yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye‭‭ 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,   Dair, HMK m. 361 uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 11/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"98892b60322059dd","SID":"e2e9553ea96fa7cc"}}