{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/123 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1142<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 15/12/2021<br>NUMARASI\t: 2020/444 Esas, 2021/1361 Karar<br>DAVANIN KONUSU: SIRA CETVELİNE İTİRAZ <br>KARAR TARİHİ: 18/09/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eski ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu müflis ... ... Dağ. Paz. A.Ş.'den olan 15.742.562,25 TL alacağının sıra cetvelinin 36. kayıt numarası ile 4. sırasına kaydığının yapıldığını, davalı ... sözleşmesine bağlı olarak kiralanan Beykoz'daki villa ile ilgili olan alacaklarının karşılığı olarak müflis şirketten olan alacaklarını kayıt ettirmek için başvurmuş ise de, bu alacakların kefili olanlardan tahsilatlar yapıldığı gibi mevcut finansal kiralama sözleşmesi kapsamındaki gayrimenkulün dava dışı ... firması ile yapılan protokol gereği ödemelerinin yapılması ile alacağın temelini oluşturan gayrimenkulün devri yapılarak sözleşmeyle bağlı davalardan da tarafların karşılıklı vazgeçmeleri suretiyle kaydı yapılan alacaklının bir alacağının kalmadığını, hem müvekkiline hem de müvekkilinin yetkilisi ve yönetim kurulu başkanı olduğu müflis şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ ve ihtarların yapılmadığını, bu nedenle hukuken geçerli olmayan bir şekilde alacaklı beyanları ile alacak oluşturulması, bu alacaklara hukuka aykırı şekilde faiz işletilmesi, muaccel olmayan alacaklardan dolayı yüksek alacak rakamları oluşturularak müflis şirketin mahfına sebep olacak işlemler yapılmasının hatalı olduğunu belirterek gerçekte oluşmayan, mevcut olmayan ve zamanaşımına uğramış bulunan 17.08.2020 tarihli sıra cetvelinin 13 kayıt numararsıyla 4. sırasına kaydedilen 8.356.693,00 TL davalı alacağının terkini ile İİK'nun 235/3 maddesi gereğince bu alacağa tahsis edilen hissenin dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz eden müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın ilan tarihinden itibaren yasal süresinde açılmadığını, müvekkili şirketin, müflis şirket ile akdettiği finansal kiralama sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarını alamadığı için sözleşmeyi feshetmesinin akabinde müflis şirket aleyhine malın iadesi talebi ile açtığı İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/351 Esasında kayıtlı davada, işbu eldeki davanın davacı vekilinin müflis şirket vekili olarak vekalet sunarak beyanda bulunduğunu, bu durumun Avukatlık Kanunu uyarınca çatışan menfaatleri temsil yasağına aykırı olduğunu, bahsi geçen davada müflis şirket, müvekkilinin alacaklarını bizzat ikrar ve kabul ederek tüm itirazlarından açıkça feragat etmişken davacının itirazlarının kabul edilebilir olmadığını, kaldı ki davacı, müvekkili ile müflis şirket arasındaki finansal kiralama sözleşmesini kefil sıfatı ile imzaladığından borçlunun kabul ettiği borcu kefilin inkar etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı, müvekkilinin alacağının temelini oluşturan sözleşme konusu gayrimenkulün devredildiğini beyan etmiş ise de, işbu devrin alacağa mahsuben yapılıp yapılmadığını, alacak bakiyesini karşılayıp karşılamadığını yahut işbu devirden doğan/doğması muhtemel tapu harç, masraf ve vergi giderleri ile alacak doğup doğmadığını bilmesi/bilebilmesinin mümkün olmadığını, taşınmazın müvekkili şirkete iade edilmiş olması ile müflis şirketin sözleşmeden kaynaklanan borçlarının tamamının ödendiği sonucuna ulaşılamayacağını, müvekkili şirketin kira bedellerini alamaması sebebiyle feshettiği finansal kiralama sözleşmesi uyarınca müflis şirketten alacaklarının muaccel olduğunu ve iflas tarihi itibari ile alacağının mevcut olduğunu, bu nedenle düzenlenen sıra cetvelinin usul ve yasaya uygun olduğunu, zamanında müflis şirketin ortağı olan davacının öncelikle kendi alacağını ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, delilleri arasında bilirkişi incelemesine dayanan ve duruşmada da inceleme yapılmasını talep eden davacıya dava dışı müflis ve davalıya ait ticari defter ve dayanaklarının incelenmesi için bilirkişi ücretini yatırmak amacıyla süre verilmiş ise de, davacı tarafından süresinde ücretin yatırılmadığını, verilen ihtarat gereği davacının bilirkişi delilinden vazgeçtiği ve dosya kapsamı itibariyle davasını kanıtlayamadığı  gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müflis şirket ile davalı arasında yapılan finansal kiralama sözleşmenin konusunu oluşturan Beykoz'da bulunan taşınmaz davalıdan satın alınarak devri gerçekleştirildiğinden bu satış bedelinin de ilgili borçtan mahsup edilmesi gerektiğini, mahkemeden bu hususa ilişkin belgelerin toplanması ve incelenmesi için İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasına müzekkere yazılması talep edilmişse de, müzekkere yazılmadan ve yargılamanın seyri açısından asli önem teşkil eden işbu belgeler incelenmeden karar verildiğini, zira söz konusu taşınmaz devrinin gerçekleştiğini ve protokol imzalanmak suretiyle alacak verecek kalmadan sözleşmenin sona erdirildiğini, ayrıca mahkeme tarafından iflas dairesinden taşınmaz satışına ilişkin belgelerin istenmesi taleplerinin de gözardı edildiğini, yine borcun ödendiğini gösterir belge ve evrakların taraflarca sunulması ve bu doğrultuda dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi için süre verilmesi taleplerinin de reddedildiğini, sonuç olarak çok önemli deliller dikkate alınmadan hukuka aykırı hüküm kurulduğunu, dava dosyası kapsamında gerekli ve yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dava, iflas sıra cetvelinde yer alan davalı alacağının terkini ve bu alacağa tahsis edilen hissenin dava masrafları da dahil olduğu halde davacıya verilmesi istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.2004 sayılı İİK'nun 235. maddesinde, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabule elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, iflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. Md). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.Müflis ... ... Dağ. Paz. A.Ş.'nin İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/167 Esas sayılı dosyasında 04/12/2019 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği ve iflas tasfiyesinin İstanbul Anadolu 3. İcra Dairesinin ... İflas sayılı dosyasından yürütüldüğü, davacının 15.742.562,25 TL olarak kayıt talebinde bulunduğu alacak bedelinin tamamının kabul edilerek 17/08/2020 tarihli sıra cetvelinde 36 kayıt numarası ile 4. sıraya alındığı, davalının ise 8.356.693,00 TL olarak kayıt talebinde bulunduğu alacak bedelinin tamamının kabul edilerek aynı sıra cetvelinde 13 kayıt numarası ile 4. sıraya alındığı, tebliğ gideri yatırdığı anlaşılan davacı tarafa sıra cetveli ve alacak hakkındaki kararın 11/09/2020 tarihinde tebliğinin yapıldığı, buna göre ise tebliğ tarihinden itibaren yasal 15 günlük süresinde 18/09/2020 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık iflas sıra cetvelinde yer alan davalı alacağının terkin edilmesine ilişkin şartların bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.\"...Davalı alacağının gerçek bir hukuki ilişkiye dayanmadığı ve muvazaalı oluşturulduğu iddiasına dayalı kayıt terkin davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davalının bu alacağın varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecek nitelikteki delillerle ispatlaması gerektiği tartışmasızdır. Ne var ki, davacının iddiası gerçek bir alacağın bulunmadığı değil, alacağın bulunduğu fakat sona erdirildiği noktasında ise, kural olarak ispat külfetinin yer değiştirdiği kabul edilmeli, bir diğer ifade ile ödeme gibi sebeplerin varlığını ispat yükü davacıya yüklenmelidir. Dairemizin yerleşik uygulaması (29.04.2013 tarih ve 1989 E., 2755 K sayılı ilamında olduğu üzere) bu yöndedir...\" (Yargıtay 23. HD'nin 2014/1306 Esas 2014/2005 Karar sayılı ilamı).Somut olayda davacının iddiası gerçek bir alacağın bulunmadığına değil alacağın bulunduğu fakat sona erdirildiğine yönelik olduğundan ispat külfeti davacı üzerinde olup bu durumda davacının, davalının alacağının son bulduğuna ilişkin sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekir. Bu anlamda Mahkemenin ispat yükünün davacı üzerinde olduğuna yönelik kabulü yerindedir. Mahkemece, davalı ve dava dışı müflise ait ticari defterlerin üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ise de, kesin süre içinde bilirkişi ücretinin yatırılmaması sebebiyle ihtarat gereği davacının bilirkişi delilinden vazgeçtiği sonucuna varılarak dosya kapsamı itibariyle de davacının davasını ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun \"Sürelerin belirlenmesi\" başlıklı 90. maddesinin \"(1) Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. (2) Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.\" hükmünü içermektedir. Aynı kanununun \"Kesin süre\" başlıklı 94. maddesi ise \"(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.\" şeklinde düzenlenmiştir. Hakimin, tayin ettiği sürenin kesin olmasına karar vermesi durumunda kesin sürenin hukukî sonuç doğurabilmesi için buna ilişkin ara kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının da ilgili tarafa ihtar edilmiş olması gerekir. Kesin süreye ilişkin ara kararın verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hâkimin de bağlı olduğu ve dolayısıyla hâkimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. İster kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir (YHGK'nun 2017/3-3179 Esas 2021/806 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davalının, dava dışı müflisten alacağının olup olmadığı ve var ise miktarının belirlenmesi için Mahkemenin 10/03/2021 tarihli celsesinde davalı ve dava dışı müflis şirketin ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş ise de, davacı taraf bilirkişi ücretini yatırmadığı gibi inceleme gününde de hazır bulunmadığından inceleme yapılamamıştır. Ancak bu ara karar bilirkişi ücretinin yatırılması için kesin süre verilmemesi ve ihtarat da yapılmaması sebebiyle usulüne uygun olmadığından Mahkemenin 15/09/2021 tarihli celsesinde bu hususlar da gözetilerek aynı ara karar yeniden tesis edilmiştir. Davacı taraf yine bilirkişi ücretini yatırmadığı gibi inceleme günü de hazır bulunmamıştır. Hakim tarafından tayin edilen kesin süreye ilişkin 15/09/2021 tarihli ara kararın yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulduğu -davacının da aksine bir iddiasının bulunmadığı-, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olduğu ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının da davacı vekiline ihtar edildiği gözetildiğinde kesin süreye bağlanan hukuki sonucun doğacağı şüphesizdir. Bu nedenle kesin süre içerisinde yapılması gereken işlemi yapmayan davacının artık bu işlemi yerine getirmesine yasal olarak imkan bulunmamaktadır. Davacı vekili istinafında, davalı ve dava dışı müflis şirket arasında taşınmaz devri gerçekleştikten sonra protokol imzalanmak suretiyle alacak verecek kalmadan sözleşmenin sona erdirildiğini belirterek bu hususa ilişkin bilgi ve belgelerin toplanmadığını ileri sürmüştür. Oysa yargılama aşamasında istinaf dilekçesinde belirttiğinin aksine davacı vekilinin  bu anlamda bir bilgi ve belge teminine yönelik müzekkere yazılması talebi olmadığı gibi davacı vekili cevap dilekçesinde karşı beyan dilekçesinde ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu ileri sürerek söz konusu bilgi ve belgelerin (finansal kiralamaya konu malın devrine ilişkin belgeler, buna ilişkin yapılan anlaşmalar, yapılan tahsilatlar) davalı tarafından sunulması gerektiğini savunmuştur. Bu nedenle Mahkemece eksik inceleme söz konusu olmadığı gibi az yukarıda açıklandığı üzere ispat yükü de davacı üzerinde olup mevcut delil durumuna göre davacı davasını ispatlayamadığından Mahkemece tesis edilen karar isabetli olmuştur.<br>Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret  Mahkemesinin 2020/444 Esas, 2021/1361 Karar sayılı ve 15/12/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/09/2025<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"97f4fba30517ccce","SID":"fd04b9cdc30f73ac"}}