{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/916 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1093<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/05/2025 (Ara Karar)<br>NUMARASI\t: 2025/61 Esas<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 24/09/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP:Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli 20/04/2025 tarihli dava dilekçesinde; Davacı müvekkilinin ... Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Doçent Doktor olarak görev yaptığını, müvekkilinin 24 yılı aşkın bir süredir hızlı okuma ve anlama teknikleri alanında bilimsel ve akademik düzeyde çalışmalar yaptığını, çalışmalarını 2007 yılında ''...'' adıyla bir kitap haline getirerek hızlı okuma ve anlama teknikleri alanınında özgün içerikler üreterek hızlı okuma konusunun ülkedeki öncülerinden birisi  olduğunu, davacının  2011 yılında ise işbu markasını çocuklar için ... adıyla kitap haline getirdiğini, Davacının 15 Ekim 2020 Tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvuruda bulunduğunu, ''...+ ...'' adlı markasının 2020 125977 tescil numarası ile 5 Nisan 2021 Tarihinde tescil edildiğini, işbu tescil belgesi ile 10 yıl boyunca 15 Ekim 2020 tarihinden itibaren markasının münhasıran kullanım hakkına sahip olduğunu, davacı adına tescilli bulunan ''...+ ...'' adlı marka 9 / 41 / 42 numaralı nice sınıflardaki mal ve hizmetleri ihtiva ettiğini, Davacının işbu markası ile hızlı okuma ve anlama teknikleri alanında Ülke çapında İnternet ortamı başta olmak üzere sosyal medya, kitap sektörü ve benzer diğer birçok alanda aktif olarak faaliyet gösterdiğini, Müvekkilinin sahip olduğu ''...+ ...''  adlı marka kapsamında okuma yazılımı sektöründe faaliyet göstermek üzere ... Limited Şirketi'nin kurucu ortağı olduğunu, İşbu şirket faaliyeti çerçevesinde, şirket tüzel kişiliği ile davacı müvekkili arasında davaya konu markanın ticari olarak kullanılması ve perakende olarak satışa çıkartılması için anlaşma yapıldığını, müvekkiline ait marka, bir okuma yazılımı geliştirilmek üzere ''... Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Ofisi'' (kısa adıyla...) tarafından gerekli şartları sağlayarak kabul aldığını ve neticesinde ... kuluçka bünyesine dahil edildiğini, ... Üniversitesi ve ... Senatosu'nun almış olduğu karar kapsamında müvekkiline ait markanın ihtiva ettiği bilimsel sistem lisans dersleri arasına alınarak üniversiteler bünyesinde okutulmaya başlandığını, Davalıların (..., ... A.Ş. Ve ... ... Satış İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.) müvekkilinin müspet markasının ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle marka hakkına açıkça tecavüz etmekte olduğunu, davalı gerçek kişi ..., bütün ticari faaliyetlerinde müvekkilin müspet markasının neredeyse aynısını hukuka aykırı bir biçimde kullanmakta olduğunu, diğer davalılar bakımından ise  ..., davalı ... Anonim Şirketi'nin tek pay sahibi ortağı  ve temsile yetkili tek gerçek kişisi olduğunu, ..., ... ... Satış ve İç Dış Ticaret Limited Şirketi'nin tek pay sahibi ve temsile yetkili tek gerçek kişisi olduğunu, bu kişiler tarafından yapılan reklam ve kampanya faaliyetlerinde müvekkilinin müspet markası olan ...'nin ayırt edilemeyecek kadar benzeri \" ...\" ifadesini bir marka edasıyla haksız, hukuka aykırı bir biçimde kullanılmakta olduğunu, davalıların bu markasal kullanımının herhangi bir hakka dayanmadığını ve müvekkilinin marka hakkına açıkça tecavüz etmekte olduğunu, Davalı ...'in, \"...\" adlı ifadeyi müvekkilinin markası ile aynı / benzer hizmetlerde tescil ettirmek istediğini ve 9 / 35 / 42 nice sınıflarında yapılan tescil başvurusunun reddedildiğini, davalıların müvekkiline ait markayı (yazı, görsel işaret vb) kasten, ağır kusur ile tecavüz etmiş bulunduklarını, davalı yanın, aynı mal ve hizmet sektöründe tescil edilmiş bir markanın yalnızca kelime sıralanışını değiştirerek taklit ettiğini, dijital ürünlerin maddi ürünlere kıyasla çok daha kolay şekilde karıştırıldığını, davalılar tarafından yapılan markasal kullanımın, ortalama tüketici zihninde karışıklık yarattığını,  asli olarak süper okuma unsurunu esas alındığını, tüketicilerin dikkati markaların başlangıç kısımlarında toplandığını, bu doğrultuda tüketicilerin süper ve okuma kelimelerine odaklandığını,  hızlı kelimesinin başlı başına ayırt ediciliği zayıf tali nitelikte bir unsur olduğunu, Davalı tarafların ''...com'' adlı İnternet sitesindeki ve sosyal medya platformlarındaki kullanımlarda da Süper Hızlı Okumanın marka gibi öne çıkarıldığı hatta tüketicinin dikkatini çekebilmek adına büyük punto ve fontlarda kullanıldığını, davalı taraf ... ve davalı tüzel kişiler, müvekkilime ait markayı ''...'' şeklinde ayırt edilemeyecek kadar benzerini İnternet sitesi üzerinden kullanmak suretiyle marka hakkını açıkça ihlal ettiklerini, Bir diğer tecavüz fiili ise ''superhizliokuma'' kullanıcı adlı Instagram sosyal medya merci üzerinden gerçekleştirildiğini, davalı yanın, ürettiği içerik ve videolarda müvekkile ait bulunan markanın ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle aynı sektördeki kullanıcı kitlesinin yanılmasına neden olduğunu, davacı müvekkilinin mütecavizler sebebiyle zarara uğradığını, ... markası bireysel ve kurumsal kullanıcılar tarafından lisanslama yoluyla kullanılabilen bir yazılımı ihtiva ettiğini ve bu doğrultuda geliştirilmeye devam ettiğini, bu yazılım sayesinde öğrenciler ve kurumlar her yıl lisans bedelini ödemek suretiyle yazılımı satın almakta ve lisans süreleri boyunca bu yazılımı kullanmakta olduklarını ileri sürerek ihtiyati tedbir taleplerinin öncelikle teminatsız şekilde kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, davacı müvekkiline ait markaya tecavüz oluşturan ''...'' ifadesinin geçtiği her türlü hukuka aykırı kullanımının ivedilikle tespiti ve durdurulmasını, haksız markasal kullanım kapsamında belirtilen ifadenin geçtiği İnternet sitelerine ve sosyal medya platformlarına erişim engeli getirilmesine karar verilmesini, bu nedenle davalıların müvekkilinin marka hakkına tecavüz eylemlerinin tedbiren derhal durdurulması, internet satış platformlarından kaldırılması ve ticaret unvanına ayırt edici eklerine ilavesini ve ayrıca işbu tecavüzün ülke çapında gerçekleşiyor olması sebebiyle tecavüz eylemlerini engelleyici tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: <br>İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2025/61 Esas 12/05/2025  tarihli ara kararıyla; \"... yaklaşık ispat şartı dikkate alınarak, alınan bilirkişi rapor içeriği de dikkate alındığında yaklaşık ispat şartının da sağlanamadığı, tedbir talebinin yargılamayı gerektirdiği  ve esası çözer nitelikte verilebilecek bir tedbir kararının ölçülülük ilkesi uymayacağı,  yargılamanın devamında değişen delil durumuna göre ihtiyati tedbir talep edilmesinin de mümkün olduğu...\" gerekçesiyle davacı vekilinin tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF TALEBİ: <br>Davacı vekilinin 29/05/2025 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmenin dava dosyası ile çeliştiğini, bilişim uzmanı bilirkişi tarafından yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmelerde davacının müspet markasının ihtiva ettiği ... ifadesinin basılı materyallerde, haber sayfalarında ve dijital ortamda açıkça esas unsur olarak kullanıldığının görüldüğünü, ''...'' ifadesi şeklinde bir alan olmadığı gibi bu ifade, müvekkilinin geliştirmek için hayatını adadığı bilimsel temellere dayalı olan ve müvekkili dışında kimsenin kullanamayacağı özel bir ölçme ve değerlendirme yöntemini içeren dijital ürüne ait organizasyonun ve markanın adı olduğunu, bilirkişiler bu tespitinin hatalı olduğunu, eğitim sektöründeki bir ifadenin jenerik olup olmadığı hususu dosyadaki bilirkişilerin uzmanlık alanı içerisinde olmadığını, bilirkişi raporunda müvekkili markasının fiili kullanımının ... olarak gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, bütünsellik ilkesi gereği markalar bir bütün olarak değerlendirilmeye tabi tutulmak zorunda olduğunu, salt görsel değerlendirmeye tabi tutularak ... unsurunun markanın tescil kapsamı içerisinden çıkartılarak değerlendirilmeye tabi tutulmasının ve markanın daraltılmasının hukuka aykırı olduğunu,  müvekkili markasının bilirkişi raporunda yalnızca logoya indirgenerek incelenmesinin hatalı olduğunu, İşitsel ve anlamsal benzerlik bağlamında hiçbir değerlendirmeye yer verilmediğini, bilirkişi raporunun sonuç ve kanaat kısmında davalı tarafın kullanımlarının “markasal kullanım” niteliğinde olduğu açıkça kabul edildiğini, kullanımın tanımlayıcı nitelikte olduğu sonucuna varılmasının raporun kendi içinde çelişen iki ayrı değerlendirme içerdiğini ortaya koyduğunu, müvekkili markasının 09 (yazılım/dijital içerik), 41 (eğitim hizmetleri) ve 42 (yazılım hizmetleri/teknik danışmanlık) sınıflarında tescilli olduğunu, bilirkişi raporunda yalnızca 41. sınıf (eğitim hizmetleri) kapsamında değerlendirme yapıldığını, ancak 09. Ve 42. sınıfta yer alan emtia/hizmetler yönünden hiçbir analiz yapılmadığını beyanla ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini  talep etmiştir.<br>DELİLLER:<br>Dosyada mübrez marka tescil belgesinden; 2020/125977 kod numaralı \"...\" ibareli markanın 09, 41, 42. sınıf emtia/hizmetlerde 15/10/2020 tarihinden itibaren ON YIL süreyle 05/04/2021 tarihinde davacı adına tescil edildiği tespit edilmiştir.İlk derece Mahkemesince alınan 11/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;\"... Davacı yana ait davaya mesnet unsurlu markanın markalaştırılabilmesinin sebebi markanın asli unsurunun SOS unsuru olması ve markanın ayırt edici şekil unsuru ile birlikte PLUS unsurunu ihtiva etmesi olmak ile birlikte, markada yer alan ...  unsurunun tanımlayıcı / aksi kanaat hasıl olsa dahi marka korumasının zayıf mahiyette olduğunun kabul edilebileceği bir unsur olduğu, bu eksende davalı yanın gerçekleştirdiği anlaşılan ve \"...+şekil\" ve  \"...\" unsurlu markasal kullanımların davacı yana ait ilgili markadan  kaynaklanan hakları ihlal eder mahiyette olduğunun değerlendirilemeyeceği, zira davacı markasının asli unsurunun ve markada var olan şekil unsurunun markaları birbirinden uzaklaştırdığı kanaati heyetimizde mevcut olmak ile birlikte marka ve markasal kullanımda müştereken yer alan unsurlarının tanımlayıcı mahiyette / marka koruması dar olan unsurlar olduğu kanaatinin de heyetimizde hakim olduğu, bu eksende davalı yanın davacı yana ait markaya tecavüz teşkil eder herhangi bir kullanımının tespit olunamadığına,...\" dair rapor sunulduğu görülmüştür. <br>GEREKÇE: <br>Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasıdır.Mahkemece davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının \"...+şekil\" ve  \"...\" unsurlu markasal kullanımların davacı yana ait ilgili markadan  kaynaklanan hakları ihlal eder mahiyette olmadığına dair görüş bildirildiği, Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ihlal iddiasına konu davalı kullanımlarına yönelik ihtiyati tedbir uygulanması bakımından aşama itibariyle yaklaşık ispat koşulunun mevcut olmadığı, HMK’nın 389. maddesindeki yasal koşulların bulunmadığı, tedbire ilişkin kararın yargılamanın devamı süresince delil durumuna göre her zaman değiştirilmesinin mümkün olduğu dikkate alındığında  tedbir amaçlarına, usul ve yasaya, hak ve yarar dengesine göre, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.24/09/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"514eddbed43008f1","SID":"f457376288950834"}}