{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/726 - 2025/1003<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/726 <br>KARAR NO\t: 2025/1003<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10.01.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/304 Esas 2023/12 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 18.09.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 03.10.2025<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tAsıl davada davacı vekili, 08.11.2015 tarihinde plakası tespit edilemeyen bir aracın yaya konumundaki küçük ...'ye çarparak olay yerinden uzaklaştığını, kaza neticesinde ...'nin yaralandığını, tazminat sorumlusu davalı ... yapılan başvurusunun sonuçsuz kaldığını, kazaya karışan aracın tespit edilemediği için kaza tarihi olan 08.11.2015 tarihinde geçerli olan teminat tutarları dahilinde ... sorumluluğunun bulunduğunu, fazlaya dair her türlü dava ve talep hakları saklı kaymak kaydıyla, sigortacısı tespit edilemeyen aracın neden olduğu trafik kazası nedeniyle 100,00 TL geçici maluliyet, 100,00 TL bakıcı gideri, 100,00 TL daimi maluliyet olmak üzere 300,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 27.04.2019 tarihli dilekçesi ile dava değerini 22.370,02 TL'ye yükseltmiş ve temerrüt tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini istemiştir.<br>\tBirleşen Mahkemenin 2022/981 Esas sayılı davasında davacı vekili, 08.11.2015 tarihinde plakası tespit edilemeyen bir aracın davacıya çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, kaza nedeniyle mahkemenin 2022/304 Esas sayılı dosyasında davalı aleyhine dava açıldığını ve 300,00 TL maddi tazminat talebinde bulunulduğunu, aktüer bilirkişiden alınan 26.04.2019 tarihli raporda uğranılan toplam 22.370,02 TL olarak hesaplandığını ve bu tutar üzerinden ıslah edilip karara bağlandığını, hükme karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı doğrultusunda 10.05.2022 tarihli duruşmada ek rapor alınmasına karar verildiğini ve 20.06.2022 tarihli ek raporda sürekli iş göremezlik zararının 2022 yılı verilerine göre 57.405,79 TL olarak hesaplandığını, önceki kararda sürekli iş göremezlik zararının 20.541,23 TL'lik kısmının hüküm altına alındığını, bakiye kısım olan 36.864,56 TL'lik kısım için ek dava açma zorunluluğu doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ek davanın mahkemenin 2022/304 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, 36.864,56 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 14.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, bu dosya 15.11.2022 tarihli kararla asıl dava ile birleştirilmiştir.<br>\tDavalı vekili, davacı tarafından maluliyeti sebebiyle tazminat talebine ilişkin olarak dava öncesinde davalı kuruma başvuru yapıldığını, ancak söz konusu kazaya ilişkin kusur oranının tespitine yarayacak belgeleri sunulmadığını, usulüne uygun başvuru şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen taşıtın cinsinin, plakası ve sürücüsünün tespit edilemediğinin ispatı gerektiğini, kusur oranının tespitinin Adli Tıp Kurumu tarafından yapılması gerektiğini, davacının kaza tarihinde 18 yaşından küçük olduğundan ve gelir elde edemeyeceğinden, maluliyet tazminatının 18 yaşın ikmalinden itibaren hesaplanması gerektiğini, davacının kaza tarihinde 15 yaşında olduğunu, anne ve babasının gözetiminde olan davacı küçüğün herhangi bir gelir elde etmediğinden geçici iş göremezlik tazminatı talep edilemeyeceğini, bakıcı giderine bağlı maddi tazminat isteklerinin reddi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödenmiş rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek ödenecek tazminattan mahsup edilmesini, ... sorumluluğunun kaza tarihinde poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, ... aleyhine karar verilmesi halinde ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz oranlarına hükmedilmesi gerektiğini, tazminata konu olayın haksız fiilden kaynaklandığını, davalı kurumun haksız fiilin gerçekleşmesinde taraf olmadığını, sorumluluğunun kanundan kaynaklandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, 11.06.2019 tarihli ve 2016/896 Esas, 2019/528 Karar sayılı kararla davanın kabulü ile 22.370,02 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 14.06.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline ilişkin olarak verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 24.02.2022 tarihli ve 2019/2653 Esas, 2022/459 Karar sayılı kararı ile hükmün kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada dava ve birleşen davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, 17.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğu, davacı ...'nin % 75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 08.08.2018 tarihli raporda davacının % 8,1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiği, iyileşme süresinin 4 ay olduğunun belirtildiği, önceki kararın davacı tarafça istinaf edilmediğinden davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu ve ıslah dilekçesiyle fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığı, 20.06.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak asıl davanın kabulü ile 22.270,02 TL geçici ve daimi iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 14/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 100,00 TL bakıcı giderinin temerrüt tarihi olan 14/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, 08.11.2015 tarihinde plakası tespit edilemeyen aracın davacıya çarparak olay yerinde uzaklaştığını, asıl davada alınan 26.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda toplam zarar belirlendiğini ve taraflarınca ıslah hakkı kullanıldığını, daha sonra Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda aktüer bilirkişiden 20.06.2022 tarihli ek rapor alındığını, bu raporda belirlenen sürekli iş göremezlik tazminatının 36.864,56 TL’lik fark bulunduğundan birleştirme talepli ek dava açıldığını, yargılamanın 6 yıldan uzun süre devam ettiğini, davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığı gerekçesiyle 2022 yılı güncel verilerine göre hesaplanan bakiye tazminatın talep edilemeyeceğine karar verildiğini, ıslahın dava niteliğinde olmadığını, ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmamış olmasının feragat anlamına gelmeyeceğini, ilk açılan dava dilekçesinde bu hakların saklı tutulmuş olmasının talep için yeterli olduğunu, 2022 yılı verilerine göre hesaplanan bakiye sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talep etme hakkı bulunduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, kaza tarihi 08.11.2015 tarihi olduğundan 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlar’ın uygulaması gerektiğini, tazminat hesabında kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, kazanılmış hak gereği bozma öncesi ilk hesap tarihine göre hesaplama yapılması gerektiğini, kararın Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararın uyarınca kazanılmış hak korunarak ek rapor alınması gerektiğini, kaldırma kararı sonrasında alınan ek raporun 2022 yılı verilerine göre düzenlendiğini, raporun kaldırma kararına uygun olmadığını, davacı tarafça başvuru şartı yerine getirilmeden dava açıldığı için davanın usulden reddi gerektiğini, davacının Suriye uyruklu olup kimlik bilgilerinin konsolosluk aracılığıyla tespit edilmediğini, kazaya tespit edilemeyen aracın neden olduğunun ispatlanması gerektiğini, ceza dosyasında şikayetten vazgeçildiğini, durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerektiğini, davalı kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, tazminata başvuru tarihinden değil dava tarihinden itibaren faiz hükmedilmesi gerektiğini, davalının bakıcı giderinden sorumlu olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.\t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDavacı vekili asıl davada, 08.11.2015 tarihinde plakası tespit edilemeyen aracın davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, davalı ... tazminattan sorumlu olduğunu belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri, birleşen davada bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece Daire kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\t1-5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. 48/2 maddesinde ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-ğ maddesi uyarınca, teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.<br>Buna göre hâkim, yabancı davacının, vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.\t<br>Somut olayda, davacı vekili tarafından ibraz edilen Eskişehir 4. Noterliğinin 23/05/2016 tarihli ve 14571 yevmiye numaralı vekaletnamesine dayanak belgelerden Suriye vatandaşı olduğu anlaşılan davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususu Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorulması, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yönde araştırma yapılmadan karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>2-Mahkemece davacı ...'nin maluliyeti yönünden yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 08.08.2018 tarihli raporda davacının % 8,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, iş göremezlik süresinin 4 ay olduğu belirtimiş, mahkemece bu rapor esas alınarak karar verilmiştir. <br>Dairemiz tarafından istinaf incelemesi yapılarak zarar görenlerin maluliyet raporlarının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine belirlenmesi gerektiğine ilişkin kararların Yargıtay tarafından bozulması üzerine verilen direnme kararlarının incelenmesi neticesinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.2024 tarihli 2022/(17)4-655 Esas ve 2024/133 Karar ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.2024 tarihli 2022/4-299 Esas ve 2024/132 Karar sayılı ilamları ve Yargıtay'ın uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. <br>\tMahkemece, davacının kaza nedeniyle meydana gelen işgücü kaybı hususunda Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 08.08.2018 tarihli rapor hükme esas alınmış ise de, raporun 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası Grup 1 kabul olunarak düzenlendiği, ancak kaza 08.11.2015 tarihinde gerçekleşmiş olup maluliyet oranının tespiti açısından Yargıtay uygulamasına göre Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi gerektiği, öte yandan raporda davacının bakıcı ihtiyacı yönünden bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. <br>\tBu durumda davacının trafik kazası nedeniyle işgücü kaybı oranının kesin olarak belirlenmesi için kaza tarihinde Yargıtay tarafından uygulanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan maluliyet durumu, iş göremezlik süresi ve bakıcı ihtiyacı yönünden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\t3-08.11.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacı ...'nin 09/10/2000 doğumlu olup kaza tarihinde 18 yaşından küçük olduğu, davanın yaralanma nedeniyle bakıcı gideri ve sürekli iş göremezlik tazminatı yanında geçici iş göremezlik tazminatı talepleriyle açıldığı, Dairenin 24.02.2022 tarihli ve 2019/2653 Esas, 2022/459 Karar sayılı kaldırma kararında da vurgulandığı üzere Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre 18 yaşından küçük olanların fiilen çalıştıkları sabit olmadığı sürece kazanç kaybına uğramayacakları kabul edildiği, mahkemece geçici iş göremezlik tazminatı talebinin de kabul kapsamına alınmış olmasının doğru olmadığı, uğranılan zarar nedeniyle günlük işlerini yapamayan veya yapmakta zorlanan (daha fazla güç sarf eden) kişilerin de maddi tazminat (efor tazminatı) talep edebileceğinin kabulü gerektiği, davacı çocuk için kaza tarihinden itibaren efor kaybına uğrayacağı kabulü ile sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanması gereğine değinilmiştir. Ne var ki 20.06.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda kaldırma kararına aykırı olarak kaza tarihinden itibaren 4 aylık dönem için geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, sürekli iş göremezlik tazminatı başlangıcının ise 09.03.2016 tarihi esas alınarak hesaplama yapılmış olması doğru olmadığı gibi 11.06.2019 tarihli hükme karşı yalnız davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuş olduğu gözetilmeden hesaplama yapılmış olması da isabetsizdir. <br>\tBu durumda davacı ...'nin kaza tarihinde 18 yaşından küçük olduğu ve kazanç getiren bir işte çalıştığı kanıtlanamadığına göre geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerekeceğinin gözetilmesi, aktüer sıfatına haiz bilirkişiden 11.06.2019 tarihli hükme karşı yalnız davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulduğundan davalı lehine oluşmuş kazanılmış haklar nazara alınarak ilk rapor tarihi verileri esas alınarak sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri yönünden gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli rapor alınması, varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi için hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>\tDavacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\tYeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\t5-Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2023/5085 esasına yatırılan 55.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0f193b74e2c6fb3c","SID":"421e35c2e71280a9"}}