{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/10 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1123<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/03/2023<br>NUMARASI\t: 2021/405Esas, 2023/83 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/09/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; \"...\" ibaresinin uzun yıllardır davacı şirket tarafından ticaret unvanı ve marka olarak kullanılmakta olduğunu, 1958 Yılından beri kalitesini ve ürün yelpazesini geliştiren, ülkemizde ... öncülüğünde başlayan iç çamaşır ve mayo üretim sektörü, 62 yıl boyunca, liderliğimizle büyük bir hızla gelişerek günümüzün dünya modasını belirleyen halini almış olduğunu, birçok yerde mağazalara sahip olduğunu, davacının ... markasını hem tescilli markası olarak hem de ticaret unvanının esas unsuru olarak kullanmakta olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde \"...\" ibareli markaların tescilli hak sahibi olduğunu, İstanbul Ticaret Odası'na bağlı, 1985 yılında kurulmuş olduğunu, ...com.tr alan adlı internet sitesi de söz konusu olup, bu alan adının da ODTÜ nic tr'den 1997 yılında tahsis edilmiş olduğunu, \"...\" ibaresi üzerinde hem tescilli marka sahibi hem ticaret unvandan kaynaklı hak sahibi hem de alan adı sahibi olduğunu, ... markasının Tanınmış Marka korumasına sahip olduğunu, bu koruma Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 17.10.2006 tarihinde T/01281 kod numarasıyla verilmiş olduğunu, davalı tarafın aynı isim ve aynı sektörde ticari işlerini yürütmeye çalışmasının  açıkça davacı şirketin markasına tecavüz teşkil etmekte olduğunu, Davacı şirket tarafından uzun yıllardır tescilli marka ve ticaret unvanı olarak kullanılan “...” ibaresi davalı tarafından taklit edilmek suretiyle kullanıldığını,  davalı yan tarafından davacıya ait ... markasının hem ticaret unvanı hem de marka olarak iş evrakları üzerinde kullanıldığı, bu durumun  sehven davacı şirkete gönderilen mailler sebebiyle öğrenilmiş olduğunu, ... unvanıyla, davacıya ait yukarıda anılan ... markalarını birebir davacı şirket sektöründe olduğu da açık bir şekilde belli olacak şekilde “DOKUMA, KUMAŞ\" ibaresi de eklenerek kullanmakta olduğunu, bu durumun tüketiciler nezdinde iltibas teşkil edeceği aşikar olduğunu, Davalının ticaret ünvanının davacı markası ile iltibas yaratması iddiası kapsamında terkini, marka hakkını ihlal ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, durdurulması, önlenmesi, tedbir kararı verilmesi, hükmün ilanını talep etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davalı şirketin, 10 yılı aşkın süredir kumaş üretim ve kot pantolon alanında tanınmış olup kendi markası adına pamuk, kot gibi çeşitli kumaşlardan pantolon tasarlayan, üreten ve ticaretini yapan global bir şirket olduğunu, davalı şirkete ait \"... şekil\" ibareli marka, davalı şirketin uzun yıllardan beri yaptığı yatırımlar, ulusal ve uluslararası ülkeler üzerinde oluşturduğu satış ve dağıtım ağı ve organizasyonu, reklam ve tanıtım faaliyetleri ile tanınan marka haline getirilmiş ve yurt dışına ithalat yapabilmek adına söz konusu markanın 24.01.2022 tarihinde tescil işlemi gerçekleşmiş olduğunu, davalının piyasaya sunmakta olduğu “...” markalı kumaş üretim ve kot pantolonu ürün tasarımları ile kısa sürede tüketici nezdinde belirli bir tanınırlığa ulaşmış olduğunu, 18, 24, 25, 35, 40 ve 42 sınıflarda Türk Patent Ve Marka Kurumu nezdinde korunmakta olduğunu, her ne kadar davalı şirket ile davacı şirketler benzer kodlarda korunmuş olsalar dahi üretim konuları bakımından bambaşka ürünler alanında ticari faaliyetlerini sürdürmekte olduğunu, davalı şirket, kot kumaşı yoğunlukta olmak üzere kumaş üretimi gerçekleştirirken, davacı şirketler dava dilekçesinde de belirttiği üzere \"iç çamaşır ve aksesuarları\" konusunda faaliyet göstermekte olduğunu, davalı şirketin, bu alanda herhangi bir üretimi olmadığı gibi ayrıca marka adı olarak iltibasa suret vermeyecek biçimde farklı olduğunu, nitekim, davalı şirkete ait \"...\" ile davacı şirketler adına tescilli olan markalar \"...\" \"...\" \"...\" \"...\" \"...\" \"... ...\" arasında hiçbir benzerlik bulunmamakta olduğunu davalı  şirkete  ait  resmi  website adresi https://....com olup bu site de incelendiği takdirde davalı şirket faaliyet alanı ile davacı şirketlerin faaliyet alanlarının birbiriyle ilişkilendirilemeyecek kadar farklı olduğu ve bu nedenle tüketiciler bakımından karıştırılmasının ihtimal olmadığını, Davacı tarafın iddiasına göre; davalı şirketin ticaret unvanının davacı şirketlerin sektöründe olduğu da açık bir şekilde belli olacak şekilde \"dokuma kumaş\" ibarelerinin de eklenmesi davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ve bu durumun tüketiciler nezdinde iltibasa yola açacağı ileri sürülmekte olduğunu, oysa davalı şirket 10 yılı aşkın bir süredir aynı unvan adı altında ticari faaliyette bulunmakta olup dava dilekçesinde de belirtildiği üzere \"sehven atılan bir e-mail\" üzerine fark edilmiş olduğunu, yani dava dilekçesinde iddia edildiği gibi eğer tüketici nezdinde iltibasa yol açacak nitelikte olmuş olsa idi davalının ticaret sicil gazetesine tescil edildiği tarih olan 05.05.2010 tarihinden beri sürekli olarak bu durum ile karşılanması gerekir olduğunu, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:<br>\"...  Huzurdaki dava kayden 30.12.2021 tarihinde açılmıştır. Davalının  ticari sicile  2010 yılında kayıt olduğu ayrıca  “....com” internet web sitesinin 30.04.2010 tarihinde  kayıt olunduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacının dava açmadan önce gönderdiği ihtar dahi 2021 tarihli olup, davacı yaklaşık 11 yıl bekledikten sonra dava açtığı gözetilerek sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı ve davanın reddinin gerektiği anlaşılmıştır. ...  Toplanan deliller, Bilirkişiler  ..., ..., ...'ın  29/01/2023 tarihli bilirkişi raporlarının HMK 266 madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu olduğu denetim ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu anlaşılmış, somut olayda davacı iddiasının aksine marka hakkının ihlal edilmediği, davalı eyleminin haksız rekabete neden olmadığı, Davacıya ait “...com.tr” internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde “...” adıyla “iç çamaşır / mayo” vb. tekstil ürünleri alanında faaliyet gösterdiği, Davalıya ait “....com\" internet sitesinin içeriklerinde “...” adıyla “dokuma kumaş üretimi” vb. tekstil ürünleri alanında faaliyet gösterdiği, bilirkişilerce yapılan  incelemeler neticesinde davalının davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilemediği, bu sebeple davalının kullanımının TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, Davalının ticaret unvanının ticaret siciline kayıt tarihi keza alan adı oluşturulup ticari faaliyette bunduğu tarih itibarıyla davacının 11 yıl süre ile  sessiz kalınması nedeni ile dava açma hakkını yitirdiği, somut olayda davalının unvan ve alan adı oluşturulurken kötüniyetli olduğunun da ispat edilmediği, dolayısıyla MK 2 gereğince davacının  sessiz kalmak suretiyle unvan terkini davası açma hakkını  yitirdiği , somut olayda marka ihlali ve haksız rekabetin yasal unsurlarının dahi oluşmadığı gözetilerek -Davanın reddine,\" Şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:<br>Davacılar vekili istinaf isteminde; sessiz kalma yoluyla hak kaybının şartları burada oluşmadığını, başvuru sahibi başvuruyu yaparken kötü niyetli davranmışsa, sessiz kalarak hak kaybına karşı savunma yapamayacağını, Müvekkilinin ... ibarelerini uzun yıllardır başta tekstil sektörü olmak üzere bifiil, aralıksız bir şekilde kullanmakta olduğunu,  unvanı ve Türk Patent nezdinde tescilli tanınmış seri markalarıyla sektörde faaliyet gösterdiğini, sektöründe tanınmış bir marka haline geldiğini,Müvekkili Şirketin davalı şirketten dava açıldığı tarih itibariyle haberdar olduğunu, ticaret sicile kaydedildiği an itibariyle davalıdan haberdar olunmadığını, davalı ile alakalı olarak mailler gelmesi üzerine işbu dava ikame edildiğini,Markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davalının müvekkili şirketin prestijinden ve tanınmışlığından yararlanma amacı güttüğünü, Davalının marka kullanımının TTK uyarınca haksız rekabet, SMK uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, haksız rekabet için iltibas tehlikesinin bulunması bile yeterli kabul edilDİĞİNİ, davalının kusurlu olduğunu, markaya tecavüzün koşullarının da oluştuğunu, ... ibarelerinin Türkiye çapında müvekkili şirkete ait olduğu ve müvekkili şirket ile özdeşleştiğini, TMK 2.maddesinin dikkate alınması gerektiğini,  müvekkili şirketin öncelik hakkı sahibi olduğu ... markalarının TPMK'da tescilli olduğunu, unvanının da tescilli olduğunu, unvanlarda ... ibaresi ortak olduğunu ve iltibasın açık olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. \t<br>GEREKÇE<br>Davacılar, ticaret unvanı ve marka haklarına dayalı olarak davalının ticaret unvanının terkini, marka tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile hükmün ilanına karar verilmesini talep etmişlerdir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davalının \"...PAZARLAMA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ\" şeklindeki ticaret unvanının 05/05/2010 Tarihinde ticaret sicile tescil edildiği, davalının ....com ibareli internet alan adının ise 30/04/2010 tarihinde oluşturulduğu, davanın yaklaşık 11 yıl sonra   30/12/2021 tarihinde açıldığı, davalının kötüniyetli olduğunun davacı yanca ispat edilemediği, mahkemece sessiz kalma yolu ile hak kaybı oluştuğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu dikkate alınarak davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul  ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;<br>1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.25/09/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"13bc5a71a861f9dc","SID":"d101f1726e20aa70"}}