{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1170<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/05/2023<br>NUMARASI\t: 2020/417 Esas, 2023/457 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 08/10/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası 4.000.000-USD tutarında bir senet nedeni ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin herhangi bir kişiye herhangi bir tarihte borçlanmak suretiyle böyle bir senet imzalamadığını, takip konusu senedin daktilo ile düzenlendiğini, hayatın olağan akışına göre 85 yaşında böyle bir borç altına girme yönünden bağlayıcı bir hukuki ehliyeti olmayan emekli bir kişi tarafından imzalanması mümkün olmadığı gibi senet vadesinin 9 yıl sonrasına yazılmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığını ileri sürerek, takibin ve takip konusu senedin iptaline, takip konusu senet nedeni ile müvekkilinin takip alacaklısına borçlu olmadığının tespitine, takip konusu tutarın %20'den aşağı olmamak üzere takip başlatmada ki kötü niyeti de nazara alınarak tazminata mahkum edilmesine, yine takip başlatmada ki haksızlığı ve kötü niyeti de nazara alınarak dava konusu tutarın %15 oranında avukatlık ücretine mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yaşı gereği bononun tanzim tarihinde hukuki ehliyeti bulunmadığı iddia edildiği ancak borçlanma ehliyetinin bulunmadığına ilişkin hiçbir somut belge ortaya konulmadığını, oysa ki Eyüp Devlet Hastanesi tarafından senedin tanzim tarihinde düzenlenen \"Akli Meleke Muayene Formunda  \"SB İstanbul Eyüp Devlet Hastanesi'nde Psikiyatri Polikliniği'nde yapılan psikiyatrik muayene neticesinde akıl hastalığı veya zayıflığı tespit edilmemiş olup, tasarrufa ehil olduğu kanaatine varıldığını, dava konusu bonoda davacının keşideci, müvekkilinin senede ciro yoluyla hamil olduğunu, davacının kendi imzasını inkâr etmediğini, senedin metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 1926 doğumlu davacıın bononun düzenlendiği 18/02/2011 tarihinde 85 yaşında olduğu, ciro zincirinde yer alan imzanın davalının babası ...'a ait olup olmadığı yönünden yapılan incelemede;  nöroloji uzmanı bilirkişiden alınan raporda ... yazısında titreklik mevcut olduğu, ancak imzada her hangi bir titreklik mevcut olmadığı, bilirkişilerin açıkça imzada herhangi bir titrek hareketin bulunmadığına dair tespiti kapsamında davalı vekilinin el titremesine ilişkin savunmasına itibar edilmediği,  Mahkemece alınan bilirkişi raporu, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu ve ceza yargılamasında alınan ATK raporu ile anılan imzanın davalının babası ... a ait olmadığı dolayısıyla davalının meşru hamil olmadığının kabul edildiği, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi  2021/273 E, 2023/153 K, sayılı dosyasında düzenlenen Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 18/01/2023 tarihli raporu ve Mahkemece alınan raporlar ile tüm dosya içeriğine göre; dava konusu bononun mutat matbu bonolardan olmayıp üst ve sol kenarı forme kesim olmadığı, daktilo ile oluşturulmuş olduğu, üst kısımdaki boşluğun çok dar olduğu, senet metin bölümünün üst kenar  ile ''...'' yazısı arasına sıkıştırılarak yazılmış olduğu,  davalının yüksek miktarlı bir senette önceki cirantalardan hiç birini tanımaması, davacının yaşı ve senedin vadesi birlikte değerlendirildiğinde söz konusu senedin başka amaçla atılmış bir imzadan faydalanılmak sureti ile oluşturulmuş sahte bir senet olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında davalıya borcu bulunmadığının tespitine; davacı vekilleri kötü niyet tazminatına üst sınırdan hükmedilmesini talep etmiş ise de davacının % 20 oranından daha fazla zarara uğradığı ispatlanamadığı gerekçesiyle İcra takibi kötü niyetli başlatıldığından alacağın TL karşılığı % 20 oranında (5.566.342,56-TL) kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine; davalının takip ve dava öncesi kötü niyetli olduğu ve yargılama aşamasında ikinci cevap dilekçesi ekinde sunulan sonradan sahte olarak düzenlendiği kabul edilen belge ile kötü niyetini yargılama aşamasında da sürdürdüğü gerekçesiyleHMK'nın 329/1 fıkrası uyarınca davalının kötü niyetli olduğu anlaşılmakla takdiren vekalet ücretinin % 10'u  2.783.171,28 TL nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine; HMK'nın 329/2 fıkrası uyarınca kötü niyetli davalının takdiren 3.000,00 TL disiplin para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme'nin kararının yegane gerekçesinin İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/273 E, 2023/153 K.sayılı kararı olduğunu, ceza mahkemesinin  karararının, hukuk  mahkemesini bağlamayacağı ilkesine riayet edilmediğini, ceza mahkemesi kararının sonucunun beklenmesini talep ettiklerini, sundukları uzman görüşlerinin hiçbir biçimde dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, senedin sahteliğine ilişkin mahkemenin bizzat yaptığı hiçbir inceleme ve tespit olmadığını,  ceza dava dosyasında da keşidecinin imza sahteliğine ilişkin bir tespit olmamasına rağmen, yanlış değerlendirme ile senedin iptali kararı verildiğini,  ciranta ...'ın imzasının sahte olduğu varsayımının da senedin sahteliğine yol açmadığını, imzası taklit edilen kişi dışındaki bir kimsenin, senetteki diğer imzaların sahteliğine dayanarak senedin sahte olduğu iddiasında bulunamayacağını, münhasıran hayatın olağan akışına aykırılık gerekçesi ile hüküm tesisinin olanaksız olduğunu, son ATK raporunda senedin sahteliğine işaret edecek yazı, imzadan faydalanma olup olmadığına ilişkin kesin bir tespit yapılamadığı belirtilmesine rağmen, mahkemenin hiçbir gerekçe göstermeden sahte senet kanaatine ulaştığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:<br>Dava,  menfi tespit talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine  kısmen kabulüne  karar verilmiştir. Karar davalı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu bonoya ilişkin olarak yapılan ceza yargılaması sonucunda İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin,  2021/273 E., 2023/153 K.sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçundan  4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, nitelikli dolandırıcılık suçundan  9 yıl  hapis ve 405.000-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davalının kararı istinafı üzerine İstanbul  Bölge Adliye Mahkemesi 35. Ceza Dairesi'nin 2023/1404 E., 2023/1294 K.sayılı kararı ile  istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un esastan reddine karar verildiği, davalının temyizi üzerine Yargıtay 11.Ceza Dairesi'nin 2024/1235 E, 2025/5155 K. Sayılı kararı ile, resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden temyiz isteminin reddine; kamu kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden eksik inceleme nedeniyle kararın bozulmasına karar verildiği, dolayısıyla davaya konu bonoda sahtecilik yapıldığının ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davaya konu bono nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 1.901.184,30 TL harçtan, peşin alınan 475.297,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.425.887,30 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/10/2025<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c57f2a7b3544f67c","SID":"5a4f634290667b5a"}}