{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:25/09/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:21/02/2024<br>DAVA:Genel Kurul Kararının İptali İstemli<br>GEREKÇE TARİHİ:25/09/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait taşınmazların Denizli Makine İhtisas ... tarafından yapılacak olan kamulaştırma işlemleri kapsamına girdiğini öğrenmeleri üzerine müvekkiline ait taşınmazların kamulaştırılmaksızın taraflarına yer tahsis edilmesi için Denizli Makine İhtisas ...'den talepte bulunduklarını ancak ...  Müdürlüğü'nün  24 Ekim 2022  tarih ve ... sayılı Yönetim  Kurulu kararı ile bu talepleri reddedildiği için 07/12/2022 tarihinde taraflarınca Denizli İdare Mahkemesine dava açılmış olup Denizli İdare Mahkemesince ... Esas numaralı dosya ile davalarının görüldüğünü, Denizli İdare Mahkemesi tarafından 26.12.2022 tarihinde davalarının görev yönünden reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, 24/10/2022 tarih ve ... sayılı Makine İhtisas ... Yönetim Kurulu kararının usule, yasaya, yönetmeliğe ve hakkaniyete aykırı olduğunu, iş bu karar her ne kadar Yönetim Kurulu kararı olarak görülse de ...'nin Müteşebbis Heyetince Yönetim Kurulunun yetkilendirilmesi ile  Müteşebbis Heyet kararı hükmünde olduğunu, davada görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olup dava açma süresi için ön görülen sürenin de 3 ay olduğunu, Denizli Valiliği Yatırım İzleme Komisyonu Başkanlığı İdari ve Mali İşler Müdürlüğünce taraflarına tebliğ edilen 05.09.2022 tarihli ... sayı numaralı evrak (ek) neticesinde ... Bölgesinin bölge sınırları içinde yer alan müvekkili şirkete ait Denizli İli ... Mah. ..., ...,  ..., ... ve  ... numaralı parsellerin 42.933,33 m2'lik kısmının kamulaştırılması için işlemlere başlanıldığını öğrenmeleri üzerine; 19.10.2022 tarihinde ...  Müdürlüğüne  sınırları içerisinde yer alan müvekkili şirkete ait taşınmazlar için ... Yönetmeliği madde 40/3 uyarınca bu taşınmazlarımızın kamulaştırılmadan taraflarına yer tahsis edilmesi hakkında talep dilekçelerini yatırımcı ön talep formunu ve ... Uygulama Yönetmeliğinin ekinde yer alan noter tasdikli taahhütnamelerini sunduklarını, bu hükümde belirtilen şartlara açıkça haiz olmalarına ve maddenin ekinde yer alan noter tasdikli taahhütnameyi sunmuş olmalarına rağmen davalı ... tarafından bölge sınırları içerisinde yer alan taşınmazlarının kamulaştırılmaksızın imar uygulamasına dahil edilme taleplerini içeren talep dilekçelerinin reddedildiğine ilişkin 14.11.2022 tarih ve ... sayı numaralı  cevabı yazının elden teslim alındığını, oysa ki yukarıda değindikleri ilgili yönetmelik maddesi gereğince bu hak yatırım yapmayı taahhüt eden yatırımcılara hukuken verilmiş bir haktır ki emredici hukuk normu olup, ...'ye takdir yetkisi tanınmadığını, öte yandan  ...'ler sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak,sanayi türlerinin belirli bir plan dâhilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla sanayi için yer tahsis edilmesiyle oluşturulan ve  Kanun hükümlerine göre işletilen mal ve hizmet üretim bölgeleri olmakla sanayinin geliştirilmesi amacıyla kurulurken halihazırda bu amaçla yatırım yapmak isteyen ve taahhütte bulunan yatırımcının talebinin reddinin ...'lerin kuruluş amacına da aykırı olduğunu ayrıca verilen cevapta tapuda hisse devrinin bölgenin kuruluşunun onaylandığı 12.12.2019 tarihinden sonra yapıldığı söylenmekte ve ret gerekçelerinden biri olarak gösterildiğini, oysa ki müvekkili şirkete kamulaştırma işleminin 05.09.2022 tarihinde bildirilmiş olup kamulaştırma onayının 21.04.2022 tarihinde Bakanlıkça yapıldığının görüldüğünü, yani kamulaştırma işlemlerine tapu devrinden 2 yıl sonra başlandığını, müvekkilinin arsasının da iş bu ... alanı içinde olduğu ancak bu tarihten sonra ortaya çıktığını, taşınmazların olduğu bölgenin Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar Ve Şehircilik Dairesi Başkanlığınca 1/25.000 ölçekli nazım imar planında sanayi alanı olarak planlandığını, müvekkili şirketin bahse konu taşınmazları sanayi alanında yatırım yapmak üzere geçmiş yıllarda satın aldığını, yine verilen cevapta Nace faaliyet kodunun 06.08.2021 tarihinde değiştirildiğinin belirtildiğini, bu tarih kodun değiştirildiği tarih olmayıp Maliye Bakanlığı Gelir İdare Başkanlığına şirketin Nace faaliyet kodunu gösteren talep dilekçesine istinaden gönderilmiş bir  cevap olduğunu, müvekkili şirketin yönetmelikte yer alan şartları yerine getireceğini gerekli yatırımı süresi içinde yapacağını; yapılacak olan imar uygulaması neticesinde kendisine tahsis edilecek olan yerde  unvanında da yer aldığı üzere ... nolu NACE kodu ile faaliyet alanı olan  Makine imalatı üzerine yatırımda bulunmayı taahhüt ettiğini, davalı ... tarafından bölge sınırları içerisinde yer alan taşınmazlarının imar uygulamasına dahil edilip taraflarına yer tahsisi yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle öncelikle davalarının kabulüne, Denizli Makine ... Yönetim Kurulunun 24.10.2022 tarih ve ... sayılı  Yönetim Kurulu kararının iptaline, müvekkili şirkete ait dava konusu taşınmazların kamulaştırılmaksızın  imar uygulamasına dahil edilerek müvekkili şirkete Makine İhtisas ... sınırları içerisinden yer tahsisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan işbu dava TTK'nun 445. Maddesi gereği ... Genel Kurul kararlarına karşı iptal davası açmak için belirlenen 3 aylık hak düşürücü süreden sonra açılmış olup bu sebeple davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf her ne kadar Türk Borçlar Kanunu'nun 158. Maddesine göre altmış günlük ek süreden yararlanarak davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığını iddia etse de bu iddiasında haksız olduğunu, zira Türk Borçlar Kanunu 158.Maddesinde “Dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek slire içinde haklarını kullanabilir.” denildiğini, görüldüğü gibi altmış günlük ek süreden yararlanabilmek için açılan davanın HMK'nin 114/1-b maddesi gereğince davanın görevsizlik sebebiyle reddine karar verilmiş olmasının gerektiğini, ancak somut olayda adli yargıda açılması gereken bir dava idari yargıda açılmış olup, burada görevsizlik değil yargı yolunun caiz olmaması durumunun söz konusu olduğunu, öyle ki HMK 114/1.Maddesinde dava şartı olarak görev ve yargı yolunun caiz olmaması hususlarının ayrı bentlerde sayıldığını, yani görev ve yargı yolunun caiz olmamasının ayrı anlama geldiğini ve ayrı dava şartı olarak düzenlendiğini, TBK'nun 158. Maddesinde davacının altmış günlük ek süreden yararlanmasının koşulunun aynı yargı kolunda olup da görevsiz mahkemede açılmış davalar için geçerli olduğunu, müvekkilinin kendi alanı içinde bulunan 72 adet parselden oluşan ... m2 özel mülkiyete konu taşınmazların kamulaştırma işlemine esas teşkil etmek üzere kamu yararı kararı verilmesini Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından 21.07.2020 tarih ve ... takip kodlu yazı ile talep ettiğini, Bakanlık Makamının 23.07.2020 tarih ve ... kayılı Olur'u ile uygun görüldüğünü, akabinde kamulaştırılma çalışmalarına başlanıldığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, sektörde de araştırıldığında davacı tarafın makine alanında imalat yapmadığının görüleceğini, davacı tarafın kamulaştırma tarihi itibari ile makine üretimi alanında faaliyet gösterme etkisinin bulunmadığını, davacı tarafın makine alanında faal olarak çalışmadığının davacı tarafın 19.10.2022 tarihli dilekçedeki kendi beyanı ile de sabit olduğunu, davacı tarafın rant sağlamak amacıyla tamamen kötü niyetle hareket ederek bölgenin ... olacağını duymasının ardından  ... 'nin kuruluş tarihi olan 12.12.2019 tarihinin hemen ardından 19.02.2020 tarihinde dava konusu taşınmazları satın aldığını, kaldı ki yanlızca NACE faaliyet kodunun değiştirilmiş olmasının makine alanında faaliyet gösterdiğinin kanıtı olmayıp davacının kapasite raporu veya diğer somut delillerle kamulaştırma talebine olur verildiği tarihten önce de makine alanında çalıştığına dair diğer somut deliller ile ispatlaması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Mahkemece \" ...davacının, Denizli Merkez İhtisas ...  24/10/2022 tarihli ... nolu  Müteşebbis Heyeti Kararın  iptaline karar verilmesi istemiyle bu davayı açtığı, 4562 sayılı ... Kanunu'nun 5. maddesi gereğince ...'lerin özel hukuk tüzel kişisi oldukları, TTK'nun 11. maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmemeleri nedeniyle de aynı Kanunun 16. maddesi gereğince tacir olarak kabul edilemeyecekleri, gerek TTK'da gerekse 4562 sayılı Yasada ...'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı, davanın konusunun yönetim kurul kararının iptali olup TTK'nun 4 ve devamı maddelerinde sayılan mutlak  ticari davalardan olmadığı, özel kanunlar gereğince bu nevi kararların ticari iş olarak kabul edilebileceğine ilişkin bir hükmün bulunmadığı, bu nedenle ...'lerin tacir olmayıp taraf olduğu davalarda diğer tarafın tacir olup olmadığına bakılmaksızın uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hallerde yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde yürütülmesinin gerektiği anlaşıldığından Mahkememizin görevsizliğine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça müvekkili kurum aleyhine açılan ve 24.10.2022 tarih ve ... sayılı Yönetim kurulu kararının iptali talep edilen davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, ... , Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının “onayı” ile kurulan, dolayısı ile TTK m. 16/1 gereğince kuruluş kanunlarına göre özel hukuk hükümlerine göre yönetilen ve hatta ticarî şekilde işletilen (Devlet tarafından kurulmuş) özel hukuk tüzel kişisi olup, sadece basit bir özel hukuk tüzel kişisi değil, aynı zamanda tüzel kişi tacir sıfatına haiz olduğunu, bu nedenle davalı ... ’ne karşı açılacak olan davalarda Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu belirterek istinaf talebinin kabulü ile Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas ... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava;  davalı ...'nin müteşebbis heyeti kararının iptali istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf edenin sıfatı ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>...  (...) organları, 4562 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilmiş olup, bunlar; Müteşebbis Heyeti, Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu ve Bölge Müdürlüğü’dür. <br>Müteşebbis heyetin niteliği ise, aynı Kanun'un 7. maddesinde açıklanmıştır. Bu yasa hükmüne göre müteşebbis heyeti; ...'nin oluşumuna katılan kurum ve kuruluşların yetkili organlarınca, mensupları arasından tespit edilecek üyelerden oluşur. Müteşebbis heyetinin görevleri ise; ...'nin kuruluş amacını gerçekleştirmek için gerekli kararları ve tedbirleri almak, yer seçimi raporunda belirtilen hususları yerine getirmek, kanun, yönetmelik, kuruluş protokolü ve benzeri düzenlemelerle verilen görevleri yapmak, yönetim ve denetim kurulu çalışmalarını ve hesaplarını ibra etmek, ...'ye ait para ve diğer kaynakları kuruluş amacına uygun kullanmaktır.<br>Müteşebbis heyetin 4562 sayılı Kanun'da bir organ olarak yer alması ile yukarıda açıklanan ve ancak bir genel kurulun tasarrufta bulunabileceği görevleri yapmaya yetkili olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, müteşebbis heyetin aldığı kararların genel kurul kararı niteliğinde olduğu ve bu kararlar aleyhine genel kurul kararlarında olduğu gibi iptal davası açılabileceği  kabul edilmelidir.<br>5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. <br>01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir.  <br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15/06/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair ilamında: \" ... 4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca  ...'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir.  Öte yandan ...'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır.  Bu sebeple ...'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmıştır...\" belirtilmiştir.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı tacir olup uyuşmazlık davacının ticari işletmesinden kaynaklansa da davanın 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre mutlak ticari dava kapsamında kalmamasına, davalı ...  Başkanlığı'nın ilgili yasa ve kendi kuruluş statüsüne göre özel hukuk tüzel kişisi olması dikkate alındığında davalının tacir sıfatına sahip olmamasına, ticari bir davaya vücut vermeyen iş bu uyuşmazlığın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde ilgili kanun, uygulama yönetmeliği ve ... kuruluş satatüsü hükümleri çerçevesinde ele alınıp görülmesi gerekmesine, ilk derece Mahkemesinin görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar vermesinin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olarak karar verildi.25/09/2025<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35e25faf171f0591","SID":"584233a57b7f31d7"}}