{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/1304 <br>KARAR NO\t: 2025/1325<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/12/2024<br>NUMARASI\t: 2024/46 Esas -  2024/896 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/09/2025<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile; 16.10.2016 tarihinde müvekkilinin, yolcu olarak bulunduğu davalıya zorunlu trafik sigortalı ... plaka sayılı aracın park halindeki ... plaka sayılı araca çarpması ile meydana gelen kaza neticesinde yaralandığını, müvekkilinin zararlarından davalının sorumlu olduğunu, bilirkişi incelemesi ile gerçek zararın belirlenecek olması nedeniyle belirsiz alacak davası açtıklarını belirterek 1.200,00-TL geçici iş göremezlik, 1.500,00-TL sürekli iş göremezlik, 100,00-TL tedavi gideri ve 200,00-TL geçici iş göremezlik dönemi bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 3.000,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında sunduğu 08.10.2019 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin sürekli iş göremezlik zararı için 101.368,70-TL, geçici iş göremezlik zararı için 8.372,83-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19.07.2024 tarihli dilekçe ile, sürekli iş göremezlik tazminatını 310.000,00-TL'ye artırdığını bildirmiştir.Davalı sigorta şirketi tarafından davaya karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır.İlk derece mahkemesinin, davanın kısmen kabulü ile; 101.368,70-TL sürekli iş görmezlik tazminatı, 8.372,83-TL geçici iş görmezlik tazminatı olmak üzere toplam 109.741,53-TL tazminatın 29.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 100,00-TL tedavi gideri ve 200,00-TL bakıcı gideri tazminat taleplerinin reddine dair verdiği karara karşı davacı vekilinin istinaf talebi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Dairemizin 28.12.2023 tarihli 2021/187 Esas ve 2023/2187 Karar sayılı ilamı ile; \"...davacının, TRH 2010 Tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplamasının yapılması için bilirkişiden ek rapor alıp (davacı yararına oluşan usuli kazanılmış haklara riayet edilmek suretiyle) oluşacak sonuca göre  karar verilmesi...\" için mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiş, Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde, ilk derece mahkemesince; istinaf mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda aktüer bilirkişiden alınan ek raporda, kaldırma kararından evvel düzenlenen rapor tarihindeki verilerin esas alınması halinde davacının geçici iş göremezlik nedeniyle maddi zararının 8.372,83-TL, sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi zararının 155.498,82-TL olacağı, güncel veriler esas alınarak yapılan hesaplama sonucu; geçici iş göremezlik nedeniyle maddi zararının 8.372,83-TL, sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi zararının 1.229.692,68-TL olacağının bildirildiği, iyileşme süresi içerisinde ve sonrasında başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmayan davacının, bakıcı gideri nedeniyle maddi zararının bulunmadığının bildirildiği, davacının talep edebileceği tazminat belirlenirken, ilk aktüer rapor tarihindeki verilere göre yapılan hesabın esas alınması gerektiği, buna göre davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik zararının 155.498,82-TL olduğu, ancak, davacı tarafça istinaf kaldırma kararı öncesinde yapılan yargılamada davası ıslah edildiğinden, yerleşik Yargıtay uygulamaları gereği ıslahtan sonra talep artırım yapılamayacağından, iş bu davada talep artırım konusu yaptığı bedel yönünden kabul kararı verilemeyeceği, davacının iş bu davada 101.368,70 TL sürekli iş görmezlik tazminatı, 8.372,83 TL geçici iş görmezlik tazminatı olmak üzere toplam 109.741,53 TL maddi tazminat talep edebileceği, davalının, başvuru tarihi olan 20.03.2017 tarihi göz önüne alındığında 29.03.2017 tarihinde temerrüde uğradığı ve temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceği, davacı tarafından tedavi giderlerine ilişkin dosyaya bir kayıt, belge ve delil sunulmadığından, bakıcı gideri yönünden ATK raporu ile davacının iyileşme süresi içerisinde bakıcıya muhtaç olmadığı tespit edildiğinden bu kalemlere ilişkin tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesi ile; \"1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;101.368,70 TL Sürekli İş Görmezlik Tazminatı, 8.372,83 TL Geçici İş Görmezlik Tazminatı olmak üzere Toplam 109.741,53 TL maddi tazminatın 29.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,Fazlaya dair taleplerinin REDDİNE\" karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; davanın, belirsiz alacak olarak açıldığı, belirsiz alacak davalarında hem bedel artırım dilekçesi hem de ıslah dilekçesi verilebileceği, hükmolunan tazminata avans faiz işletilmesi gerektiği ve davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu hususlarına ilişkindir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.(1) 6100 sayılı HMK'nin 107/1. maddesi “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir” hükmünü içermektedir. Somut olayda dava dilekçesinin incelenmesinde; davacı vekili bedensel zarar nedeniyle maddi tazminata ilişkin davayı belirsiz miktarlı olarak açmış, harca esas değer başlığı altında taleplerinin belirsiz alacak davası olduğunu belirtmiştir. Dairemizin kaldırma kararından önce alınan aktüerya raporundan sonra davacı vekilince 08.10.2019 tarihli dilekçeyle, maddi tazminat talebi artırılmış, Dairemiz kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi ek raporunda davacının zararının daha yüksek belirlenmesi üzerine davacı vekilince 19.07.2024 tarihli dilekçeyle dava değeri yükseltilmiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 12.12.2024 tarihli 2024/5290 Esas ve 2024/12969 Karar sayılı ilamında da yer verildiği üzere; \"...Cana gelen zararlarla ilgili tazminat davalarında zararı ve kapsamını “öğrenme” olgusu güç ve çetin bir iştir. Örneğin, ceza mahkemesinde belirlenen kusur oranları, hukuk mahkemesinde yeniden yapılacak inceleme sonucu değişebildiğine göre (BK m.53), bu hususta dahi kesin bilme ve öğrenmeden sözetmek olanaksızdır. Bunun gibi, beden gücü kayıplarında da, kişi bir uzman hekim dahi olsa, kendi beden zararını kesin bilemeyecek; bunun için sağlık kurullarının raporlarına gereksinim duyulacaktır. Ayrıca bedensel zararlarda zamanla gelişen ve değişen durumlar varsa, bunlar yargılamanın ilerleyen aşamalarında, giderek ilk dava sonuçlandıktan sonra bile ortaya çıkabilecek; bu gibi durumlarda sağlık kurullarından yeni raporlar alınması ve yeni bir zararın hesaplanması gerekecektir. .İşte, tazminat davalarındaki başlangıçtaki belirsizlik ve bilinemezlik nedeniyle, davaya belirsiz alacak davası olarak başlanılması ve son aşamada (hüküm verilmeden önce) harcın tamamlatılması en doğru ve gerçekçi bir uygulama olacaktır. Böyle bir uygulama için yasal engeller bulunmamaktadır.  Harç tamamlama işlemi bir ıslah olmadığı gibi yatırılan harç da bir ıslah harcı değildir.Özellikle, ölüm ve bedensel zararlar nedeniyle açılan davalarda, tazminatın kesin miktarının, kanıtların toplanmasından, kusur ve hesap raporlarının verilmesinden sonra öğrenilebileceğinden bu gibi belirsiz alacak davasında dava değerinin artırılması (harç tamamlama işlemi) bir ıslah  işlemi değildir.  Belirsiz alacak davasının anlam ve işlevi; tazminat ve alacağın miktarı kesinlik kazanıncaya kadar dava değerinin artırılabilmesi ve tazminatın ve alacağın miktarı kesinlik kazanınca talebe son şeklinin verilebilmesidir.Buna göre belirsiz alacak davalarında dava değerinin artırılmasına ilişkin birinci dilekçenin bedel artırım dilekçesi ikinci dilekçenin ıslah dilekçesi olduğunun kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda tazminat miktarının yükseltilmesine ilişkin iki dilekçe verilmesi \"bir davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabilir\" ilkesine aykırılık teşkil etmeyecektir...\" Buna göre, davacı vekilinin 08.10.2019 tarihli dilekçesinin bedel artırım dilekçesi, 19.07.2024 tarihli dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak kabulü gerekirken, ıslah talebinden sonra bedel artırım dilekçesi sunulamayacağı gerekçesi ile 19.07.2024 tarihli dilekçenin göz ardı edilmesi hatalı olup, davacı vekilinin, bu hususa yönelik istinaf talebi yerindedir.Bundan ayrı; Dairemiz kaldırma kararı öncesi verilen, davanın kısmen kabulüne ilişkin kararı, davacı tarafın istinaf talebi üzerine ve davacı yararına kaldırılmış olup, tazminatın, karar tarihine en yakın veriler esas alınarak belirlenmesi ve davacının 19.07.2024 tarihli dilekçesindeki talep miktarı da gözetilerek karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesinin, davacının usuli kazanılmış hakkına riayet edilmeden, aktüer bilirkişi kök rapor tarihindeki verilere göre yapılan hesaplama ile belirlenen tazminat miktarının istenebileceğine yönelik gerekçesi de doğru değildir. (Bkz. Yargıtay 4. HD'nin 15.04.2025 tarihli 2025/4024 E. - 2025/5891 K. sayılı ilamı)(2) Davacının yolcu olarak bulunduğu, davalıya zorunlu trafik sigortalı ... plaka sayılı aracın otomobil olduğu ve kullanım amacının ruhsat kaydına göre yolcu nakli/hususi olduğu görülmekle, ilk derece mahkemesince takdir olunan tazminata yasal faiz işletilmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin faiz türüne ilişkin istinaf istemi bu nedenle yerinde değildir. (3) 6100 sayılı HMK'nın 326/2 maddesinde \"Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.\" düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda, davanın maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği göz önüne alındığında, reddedilen kısım yönünden davalı taraf yararına vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamasına göre davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf talebi de yerinde değildir.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ne var ki Dairece tespit edilen hukuka aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü gereğince, davacı yararına oluşan usuli kazanılmış haklara riayet edilmek suretiyle, davacı vekilinin 19.07.2024 tarihli dilekçesi göz önünde bulundurularak, davanın kısmen kabulü ile, 310.000,00-TL sürekli iş görmezlik tazminatı ile 8.372,83-TL geçici iş görmezlik tazminatı olmak üzere toplam 318.372,83-TL maddi tazminatın 29.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesin, bakıcı gideri ve tedavi giderine yönelik taleplerinin reddine, karar vermek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,<br>1/İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/12/2024 tarih ve 2024/46 Esas 2024/896  Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda (1) nolu bentte  açıklanan nedenlerle  HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE,a/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan  istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,c/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/12/2024 tarih ve 2024/46 Esas- 2024/896 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,a/DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; 310.000,00-TL sürekli iş görmezlik tazminatı ile 8.372,83-TL geçici iş görmezlik tazminatı olmak üzere toplam 318.372,83-TL maddi tazminatın 29.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,-Davacının bakıcı gideri ve tedavi giderine yönelik taleplerinin REDDİNE,b/Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 21.748,05-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 31,40-TL peşin harç, 370,00-TL ıslah harcı, 5,00-TL ıslah harcı, 714,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.120,4‬0-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 20.627,65‬‬‬-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA; c/Davacı tarafından yapılan 31,40-TL başvurma harcı, 148,60-TL istinaf başvuru harcı, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 1.011,80-TL posta ve tebligat gideri, 1.349,00-TL ATK gideri olmak üzere toplam 6.540,80-TL yargılama giderinin, davanın kabul-ret oranına göre hesap edilen 6.534,64-TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE; kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,ç/Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT m. 13/1 gereğince davanın kabul edilen kısmı üzerinden belirlenen 50.000,00-TL vekâlet ücretinin, davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,d/Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT m.13/2 gereğince davanın reddedilen kısmı üzerinden belirlenen 300,00-TL vekâlet ücretinin, davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,3/6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.18/09/2025<br><br><br><br><br> <br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b4c8b02758f0cfe2","SID":"ff2c998d025c3905"}}