{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/2380 <br>KARAR NO\t: 2025/1439<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:19/10/2022<br>NUMARASI\t: 2020/183 Esas - 2022/661 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2025<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesi ile; 30.09.2013 tarihinde, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın çarpması neticesinde yere düşen müvekkilinin yaralandığını, araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniyle kaza tespit tutanağı düzenlenmediğini, kazaya ilişkin yapılan soruşturma neticesinde daimi arama kararı verildiğini, dava dışı araç sürücüsünün hızını yol durumuna göre ayarlamaması nedeniyle kusurlu olduğunu, müvekkili hakkında düzenlenen rapor ile %5 oranında malül olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin öğrenci olduğunu ve resmi geliri bulunmadığını, davalı sigorta şirketine yaptıkları başvurunun reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ve ıslaha tabi olmak üzere müvekkilinin kalıcı sakatlığı nedeniyle 100,00-TL maddi tazminatın davalının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 05.09.2022 tarihli dilekçesi ile; tazminat taleplerini 215.668,16-TL'ye artırdıklarını bildirmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; talebin zamanaşımına uğradığını, davacının, kazanın meydana gelmesinden 5 yıl 5 ay sonra şikayette bulunduğunu, kazaya plakası ve sürücüsü belirlenemeyen aracın neden olduğunun ve araç sürücüsünün kusurlu olduğunun ispatı gerektiğini, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmak suretiyle ve 1,8 iskonto oranı dikkate alınarak yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; kazanın 30.09.2013 tarihinde meydana geldiği, ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde 10.03.2020 tarihinde açıldığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması nedeniyle davalı tarafın talep artırım dilekçesine karşı sunduğu zamanaşımı definin de yerinde olmadığı, kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Adli Tıp Kurulu tarafından düzenlenen 10.03.2021 tarihli rapora göre, davacının sürekli iş göremezlik oranının %8.1 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 4 ay olduğunun belirlendiği, kusur ve hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen 15.08.2022 tarihli rapor ile, kazanın meydana gelmesinde, davacının %25 oranında, dava dışı plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün ise %75 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, davacının zararının, taleple bağlı kalınarak %5 maluliyet oranına göre 133.128,50-TL, %8.1 maluliyet oranına göre ise 215.668,16-TL olarak hesaplandığı, davacı vekili tarafından dava değerinin 215.668,16-TL'ye artırıldığı, kaza tarihi itibariyle teminat limitinin 250.000,00-TL olduğu, davacının, dava tarihi itibariyle temerrüde uğradığı ve işleyecek faizin yasal faiz olduğu gerekçesi ile;\"Davanın KABULÜ ile, 215.668,16 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminatın 10/03/2020 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE\" karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; davanın, kısmi dava olarak açıldığı ve ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığı, taleple bağlılık ilkesi gereğince tazminat hesabının dava dilekçesinde talep edilen % 5 maluliyet oranı üzerinden yapılması gerekirken talebin aşıldığı, maluliyet oranları arasındaki çelişki giderilmeksizin tazminat hesabı yapıldığı, maluliyet oranının yanlış yönetmelik hükümlerine göre belirlendiği, davacının, tazminata ve hükme esas alınan raporu düzenleyen heyet tarafından muayene edilmediği, davacı tarafça, yaralanmasına bir aracın sebebiyet verdiğinin ve trafik sigortası yaptırma zorunluluğu bulunduğunun somut delillerle ispatlanması gerektiği, kaza tarihi itibariyle düzenlenmiş herhangi bir tutanak bulunmadığı gibi müracaatın da olmadığı, kaza tarihinin üzerinden 5 yıl 5 ay geçtikten sonra şikayette bulunulduğu, davacının soyut iddiası dışında faili meçhul aracın varlığı ve kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğuna dair hiç bir delil, belge ve bilgi bulunmadığı, kusura yönelik bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olmadığı, kusur oranına yönelik ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından yeniden inceleme yapılması gerektiği, tazminat hesabı yapılırken, davacının askerde geçireceği süre ve askerlikten sonra iş aramak için geçireceği sürenin düşülmesi ve 1,80 teknik faiz uygulanması gerektiği hususlarına yöneliktir.Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.(1) Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemenin; gerekçeli kararını dayandırdığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına; denetime elverişli, gerekçeli, ayrıntılı, dosya kapsamına uygun bilirkişi heyet raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına, kaza sonrasında düzenlenen davacıya ait hasta epikriz raporu ile yaralanmanın trafik kazasına bağlı olduğunun tespit edilmiş olmasına, tazminat hesabının progresif rant yöntemi kullanılmak suretiyle yapılmış olmasında isabetsizlik bulunmamasına, davacının, maluliyeti nedeniyle askerlik süresi içerisinde de daha fazla efor sarf edeceği şüphesiz olmakla birlikte, hükme esas alınan tazminat hesabında 6 aylık askerlik süresinin tenzil edilmiş olması hatalı ise de, istinaf edenin sıfatına göre bu hususun kaldırma nedeni olmamasına göre davalı vekilinin bu hususlara isabet eden istinaf nedenleri yerinde değildir.(2) 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerlerinin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.Yine maddi ve  manevi tazminat istemlerinin bağlı olduğu zamanaşımı süreleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.) maddesinde de düzenlenmiştir.6098 Sayılı TBK'nın 72/1. maddesinde \"Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.\" denilerek mülga 818 sayılı BK'nın 60. maddesinde olduğu gibi üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüştür.6098 Sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/1.) maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada \"kısa süreli zamanaşımı\" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür.Mutlak nitelikteki \"uzun süreli zamanaşımı\"nın başlangıç tarihi ise zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Burada on yıllık sürenin başlangıç anı, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlanmıştır. Olağan zamanaşımı süresi iki yıllık olan kısa zamanaşımı süresidir. Diğer bir anlatımla  iki yıllık  zamanaşımı süresi  on yıllık süre ile sınırlıdır. Zarar ve zararın  sorumlusu olan kişi öğrenildiği takdirde davanın kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Zarar veren eylemin işlenmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra zarar ve zararı veren kişi öğrenilmiş olsa bile tazminat istemi, zamanaşımı def'î ile karşılaştığında reddedilir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/12/2017 tarih ve 2017/3-2786 E., 2017/2016 K. Sayılı kararı).TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise \"ceza zamanaşımı süresi\"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda  ceza kanunları uyarınca  suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre  ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir.Eldeki davanın, dava dilekçesinde, belirsiz alacak ya da HMK'nın 107. maddesinden bahsedilmeksizin fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava niteliğinde açıldığı, dava dilekçesinde bahsedilen ıslah ile artırılma yönündeki talebin kısmi dava yönünden de mümkün olduğu ve bu beyanın belirsiz alacak olarak değerlendirilemeyeceği, davacı vekilince talep edilen tazminat miktarının yükseltildiği 05.09.2022 tarihli dilekçede tazminat miktarının HMK m.107 gereğince artırıldığının bildirilmiş olmasının davanın niteliğini değiştirmeyeceği, kısmi davada, zamanaşımının yalnızca dava edilen kısım için kesildiği, henüz açılmayan (saklı tutulan) ve daha sonra ıslahla arttırılan bölüm için zamanaşımının işlemeye devam ettiği, eldeki davada uygulanması gereken zaman aşımı süresinin kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89.ve 66.madde hükümleri uyarınca 8 yıl olduğu, davacı vekilince ıslah dilekçesinin 05.09.2022 tarihinde sunulduğu, davalı vekilince süresi içerisinde ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı definin ileri sürüldüğü, kazanın meydana geldiği 30.09.2013 tarihinden ıslah dilekçesinin sunulduğu 05.09.2022 tarihine kadar 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının yaralanması yönünden değişen veya gelişen bir durumunun bulunmadığı, bu hali ile ıslah ile artırılan kısım bakımından zamanaşımı süresinin dolduğu göz önüne alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile, zararın, maluliyet raporu ile öğrenildiği ve zamanaşımı definin yerinde olmadığı gerekçesi ile tam kabulüne karar verilmesi hatalı olup, davalı vekilinin bu hususa isabet eden istinaf talebi yerindedir.(3) Kabule göre de; haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.Somut olayda, davaya konu kazanın meydana geldiği 30.09.2013 tarihinde Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin yürürlükte olması nedeni ile, ilk derece mahkemesince, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen yeni bir rapor alınmasında isabetsizlik yok ise de, dava dilekçesinde, davacının maluliyet oranının %5 olduğunun belirtildiği, maluliyet oranına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmamış olduğu, kaza tarihindeki Yönetmelik hükümlerine göre tespit edilen maluliyet oranının % 8.1 olması nedeniyle, dava dilekçesindeki %5 maluliyet oranının davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu göz önüne alınarak, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda %5 maluliyet üzerinden yapılan hesaplama ile belirlenen tazminata hükmolunması gerekirken, talep aşılarak % 8.1 maluliyet oranı üzerinden belirlenen tazminata hükmolunması doğru değildir.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülen istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ne var ki; Dairece tespit edilen hukuka aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü gereğince davanın kısmen kabulü ile 100,00-TL sürekli iş göremezlik zararının 10/03/2020 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle reddine karar vermek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurmak gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,<br>1/İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/10/2022 tarih ve 2020/183 Esas 2022/661 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, (HMK.m.353/1-b/2)a/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine,b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,c/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/10/2022 tarih ve 2020/183 Esas- 2022/661 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,a/Davanın KISMEN KABULÜ ile, 100,00-TL sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminatın 10/03/2020 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin zamanaşımının dolmayı nedeniyle REDDİNE,b/Alınması gereken 615,40-TL karar harcının, davacı tarafça yatırılan 54,40-TL peşin harç ve 737,00-TL ıslah harcından mahsubu ile arta kalan 176,00-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,c/Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ç/6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11,13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,d/Davacı tarafça yapılan ‭29,20-TL başvuru harcı, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 214,50-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.743,70-TL yargılama masrafının davanın red ve kabul oranına göre belirlenen 1,00-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı yan üzerinde bırakılmasına,e/Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. madde hükmü gereğince belirlenen 100,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,f/Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3. madde hükmü gereğince belirlenen 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 3/Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.01/10/2025<br><br><br><br><br><br> <br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"746c4eba530ffd5e","SID":"4b0f27771194d636"}}