{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/589 <br>KARAR NO\t: 2025/1504<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/12/2021<br>NUMARASI\t: 2019/971 E. - 2021/983 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 6 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>2019/978 ESAS SAYILI DOSYA<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, asıl davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uluslararası nakliyat ve kargo işi ile uğraştığını, davalı ile müvekkili arasında taşımacılık üzerine cari hesap ilişkisi bulunduğunu,  müvekkili davalı firmaya bir takım taşıma hizmeti sunduğunu, taşıma hizmetleri neticesinde müvekkilinin alacakları doğduğunu,  ödeme yapılmaması üzerine Bakırköy 11.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve  %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; davalının yurt içi ve yurt dışına ürün gönderdiğini, ... sektörünün öncü firmalarından olduğunu, Amerikadaki müşterisi ...'ye davacı UPS aracılığıyla gönderdiği ürünü davacının  kaybettiğini, Amerika'daki müşterilerinin ürün gelmedi demesi üzerine davacı ile  görüşüldüğünü, \"ürününüzü bulacağız veya parasını iade edeceğiz\" denilerek müvekkilinin  oyalandığını,  kaybettikleri ürünü bulacaklarını ya da ürün değerinde(5 bin dolar) borçlarını sileceklerini söylediklerini,  davacının yetkilileri ve avukaına inanan davalının  bu süre zarfında davacı şirkete olan bir kısım borçlarını ödemediğini, davacı tarafından başlatılan icra takibini görünce şok olan davalının  derhal takibe itiraz ettiğini,  davacı şirketin kaybettiği 5 bin USD  değerindeki ürünün tazmini  için  Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/978 Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, bu davanın bekletilmesi gerektiğini,  kötü niyet tazminatı isteminin hukuka aykırı olduğunu, davalının müşterisine bu süre zarfında mahcup olmuş ticari itibarı ağır şekilde zedelenmiş olduğunu, müşterisine gönderdiği ürün kaybedildiği için aynı ürünü tekrar imal edip yaklaşık bir ay sonra 24/12/2018 tarihinde ABD'deki ... adlı müşterisinin verdiği farklı bir adrese yine UPS aracılığıyla tekrar gönderildiğini,   davalının  kaybedilen ürünü gönderirken  davalı şirkete 460 USD   gönderi ücreti ödediğini, aynı ürünü tekrar gönderirken ise 625 USD ödediğini,  müvekkilinin gönderdiği ürünün 16'lı kasnak ...+ 2 tane NO 5 Cam + 2 tane kablo olduğunu,  davacı ürününün kaybedilmesi sebebiyle 5000 dolar ürün değeri+625 dolar gönderi ücreti olmak üzere toplamda  müvekkilinin 5625  USD maddi zarara uğradığını, kaybedilen ürünün davalıya 21/11/2018'de 1 dolar 5,3674 TL olduğunu, 5000  USD karşılığı 26.837,00 TL kayıp ürün bedeli olduğunu, ayrıca ürün kaybedildiğinden aynı ürün tekrar 24.12.2018 tarihinde 625 USD'ye  gönderildiğini, satış kurunda 1 dolar 5,3101 TL olduğundan 625 USD  karşılığı 3.318,81 TL gönderi zararı doğduğunu, toplamda 30.155,81 TL zarar oluştuğunu, esas değerli olan ürün16 kasnak avizenin davacı tarafından yurt içinde birçok firmaya da satıldığını,   davalıya ait bir güncel faturada ürün değerinin 29.500 TL olduğunun  göründüğünü, davalı zararı  31.000,00 TL olduğunu, öncesinde 39.000,00 TL olan takibin daha sonra UPS'in hatasını fark etmesi üzerine 31.000,00 TL'ye indiğini,  davalı müvekkilin kaybedilen ürününün bedeli ise 29.500,00 TL' olduğunu,  UPS'nin müvekkline  karşılıklı anlaşma teklif ettiğini, ancak verdikleri sözü tutmadıklarını savunarak,  asıl  davanın reddini istemiştir.Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;ekte sundukları iki konşimento ile davacının Amerikadaki müşterisine  ...'ye davalı kargo şirketi aracılığı ile  16'lı kasnak ...+ 2 tane NO 5 Cam + 2 tane kablo ürün gönderdiğini,  davalının ürünü kaybettiğini, davalının davacıyı beş ay boyunca \"ürününüzü bulacağız veya parasını iade edeceğiz\" denilerek oyaladığını,  ürün kaybedildiği için aynı ürünü tekrar imal edip yaklaşık bir ay sonra 24/12/2018 tarihinde ABD'deki ... adlı müşterisinin verdiği farklı bir adrese yine UPS aracılığıyla tekrar gönderildiğini,  davacı kaybedilen ürünü gönderirken davalıya  460 USD  gönderi ücreti ödediğini, aynı ürünü tekrar gönderirken ise 625  USD ödediğini, davacının 5000 USD ürün değeri+625 USD gönderi ücreti olmak üzere toplamda 5.625 USD  maddi zarara uğradığını, ürünün davalıya verilme tarihi 21/11/2018'de 1  USD'nin   5,3674 TL olduğu ve 5000  USD  karşılığı 26.837,00 TL kayıp ürün bedeli  zararı olduğunu, aynı ürün tekrar 24.12.2018 tarihinde 625 USD'ye gönderildiğinden 24.12.2018 tarihli efektif satış kurunda 1 dolar 5,3101 TL olduğundan 625 USD karşılığı 3.318,81 TL gönderi zararı doğduğunu,  toplamda 30.155,81 TL zarar oluştuğunu, esas değerli olan ürün 16 kasnak avizenin davacı tarafından yurt içinde birçok firmaya da satıldığını,   davalıya ait bir güncel faturada ürün değerinin 29.500 TL olduğunun  göründüğünü, bu olay sebebiyle  davacının Amerika'da ürün satma konusunda  itibarı sarsıldığını,   ticari itibarının  zedelendiğini, ürün kaybedilmesi olayından sonra ... adlı müşterisi bir daha davacı şirketten ürün almadığını, davacının sarsılan ticari itibarı karşılığında 10.000,00 TL manevi tazminat istemek gerektiğini ileri sürerek, 10.000,00 TL manevi tazminata faiz işletilmeksizin,  30.151,81‬ TL maddi tazminata faiz işletilmeksizin hükmedilmesii talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı  vekili, savunmasında özetle; davacının   ABD'ye  gönderdiği  ... ana kap, ... yavru kap olmak üzere ( 2 ) kaptan oluşan gönderisinin 21.11.2018 tarihinde teslim alınfığını,  ... takip numaralı air waybill/konişmento ile taşınan ana kapın hasarsız olarak alıcısına teslim edildiğini,  ... takip numaralı air waybill /konişmento ile taşınan yavru kabın ise taşıma esnasında hasar görüğünü,  teslim edilemediğini, 21.11.2018 tarihli ... takip numaralı air waybillden  açık bir şekilde anlaşıldığı üzere taşımayan alınan gönderinin ( 2 ) kap olduğunu,  müvekkilinin  sistem sorgu ekranı çıktısından açık bir şekilde görüldüğü üzere ... takip numaralı air waybill/konşimento içeriği gönderinin fiziki ağırlığının 4,5 kg olduğunu,  gönderi içeriği ürünün bedelinin / değerinin 60-$ olduğunu, hasar görmesi sebebiyle teslim edilemeyen, uzun süre ABD' deki hasarlı paketler deposunda bekletilen ve bekleme süresinin dolmasından sonra da imha edilen... takip numaralı yavru kap ile taşımaya alınan gönderinin fiziki ağırlığının 15 kg olduğunu,  davacı şirket tarafından tanzim olunan ve taşınan eşyayı takip eden taşımaya konu kargo / gönderi içeriği ürünün bedelinin 60. USD olduğunun invoice/fatura içeriği ile sabit olduğunu,  ... takip numaralı yavru kap ile taşımaya alınan gönderinin taşıma esnasında hasar görmesi sebebiyle teslim edilemediğinin tespit edildiğini, yapılan incelemeler sonucunda davacıya gönderilen   e-mailde \" Sayın Müşterimiz, ... takip numaralı gönderiniz ile alakalı olarak ülke UPS araştırması başlatılmış ve bu hasar araştırması sonuçlanmıştır, Hasar raporuna göre yaşanmış olan hasarın kaynağı yetersiz paketleme ' gönderici hatası ' olarak belirlenmiştir. Gönderici kaynaklı yanlış paketlemeden hasar oluştuğu için tazmin ödemesi yapılamamaktadır. Yaşanan bu olumsuzluk için üzüntülerimizi iletmek isteriz \" denilerek sözü edilen gönderi ile ilgili davacı şirketin  bilgilendirildiğini,  21.11.2018 tarihli taşımaya konu iki kap ürün  bulunduğunu,  bunlardan ... ana kabın hasarsız olarak gönderi alıcısına teslim edildiğini,  ... yavru kabın ise hasarlı olduğundan teslim edilemediğini, hasarlı gönderi deposunda bekleme süresi dolduğundan 2019 yazında imha edildiğini, gönderi içeriği ürünün 5.000 USD olduğu iddiasının dayanaksız olduğunu, 24.12.2018 tarihli taşımanın, sözü edilen 21.11.2018 tarihli taşıma ile hiç bir ilgisi bulunmadığını, 24.12.2018 tarihli H978 223 4512 takip numaralı konşimento ile taşınan gönderinin alıcısı, ... ise de anılan gönderi içeriği ( 1 ) kap olduğu gibi teslim adresinin de farklı bir adres olduğunu, bunun taşıma ücretinin istenmesinin de hatalı olduğunu,  bir an için davacının iddialarının doğru olduğunu yani  21.11.2018 tarihinde yapılan taşıma içeriği ( 2 ) kap gönderinin kayıp edildiği kabul edilse bile; hasar gören  ana kabın fiziki ağırlığının 4,5 KG,  yavru kabın fiziki ağırlığının ise  15 KG olduğunu, dolayısı ile her ikisinin toplam ağırlığının 19,5  KG olduğunu, Montreal Sözleşmesi 22.maddesinde, hasar / kayıp sebebiyle taşıyıcının sorumlu olduğu tutarın, gerçek zararı aşmamak üzere, kayıp edilen / hasar gören eşyanın her bir KG'ı için 19 SDR karşılığı olduğunun hüküm altına alındığını, dolayısı ile 21.11.2018 tarihinde yapılan taşımaya konu eşyanın tamamının kayıp edildiğinin kabulü halinde dahi taşıyıcı davalı müvekkilinin  azami sorumluluğunun davacı yanın tanzim ettiği taşınan ürünün faturasında ürün bedeli 60 USD  yani gerçek zararı olduğunu, davacının gümrük vergisi  kurumlar vergisi ödememek için sattığı malın değerini bu şekilde gösterdiği kabul edilse bile  davalının  sınırlı sorumluluğu cihetine gidilebileceğini,  taşınan eşyanın brüt ağırlığı 19,5 kg olduğundan,  davalının  azami sorumluluğunun Montreal Sözleşmesinin 22.maddesine göre 19,5 kg x 19 SDR = 370,50 SDR olabileceğini, Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatları gereği hüküm tarihindeki, Merkez bankasınca belirlenen kur karşılığı olacağını,  21.11.2018 tarihinde taşımaya alınan ... ana kap hasarsız olarak gönderi alıcısına teslim edildiğini, ... yavru kabın ise hasarlı olduğu için teslim edilemediğini,  taşıyıcı müvekkili şirketin sorumluluğunun yavru kabın ağırlığı olan 15 kg nazara alınmak suretiyle hesaplanacağını, bu halde de taşıyıcı müvekkili şirketin Montreal sözleşmesinin 22.maddesine göre azami sorumluluğunun 15 kg x 19 SDR = 285 SDR'nin hüküm tarihindeki Merkez bankasınca belirlenen kur karşılığı Türk lirası olacağını,  07.12.2018 tarihli e-mail içeriğinde belirtildiği üzere... yavru kap ile  taşınan gönderinin hasar görmesinin sebebinin de yetersiz paketleme olmakla ve gönderen kaynaklı olmakla, taşıyıcı müvekkil şirketin Montreal Sözleşmesi hükümlerine göre hasar sebebiyle her hangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının manevi tazminat talep etmesinin de hukuki dayanağı bulunmadığını, yavru kabın  gönderen davacının kusuru ile yetersiz paketleme sebebiyle hasar görmüş olduğundan teslim edilemediğini, hasar sebebiyle taşıyıcı müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını savunarak,  birleşen davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Asıl dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine, birleşen dava maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; asıl davada davalıya ait emtianın davacı tarafından taşındığı, uyuşmazlığın davacı tarafından önceki taşımalarda taşınan davalıya ait emtianın zayi olup olmadığı, bu davada takas mahsup savunmasının bulunmadığı, taşıma hizmetinden kaynaklanan cari hesap alacağı bulunup bulunmadığı, birleşen dosya yönünden ise davacının yurtdışında bulunan müşterisine 21/11/2018  ile 24/12/2018 tarihlerinde ürün imal edip gönderip göndermediği, ilk gönderilen ürünün alıcıya hasarsız teslim edilip edilmediği, hasarın var ise bu hasarın ürünün bir kısmında mı yoksa tamamında mı olduğu, davalının ilk teslim nedeni ile ayıplı hizmetin olup olmadığı, ürünlerin hasarlı çıkması halinde sorumluluğun kime ait olduğu, davacının bu 2 gönderim sebebi ile zararının olup olmadığı, buna göre maddi ve manevi tazminat talebinde haklı olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır.Bakırköy 11.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 39.451,17 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce yapılan yargılamada bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.Alınan bilirkişi raporuyla davacı ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının cari hesap alacağının bulunduğu, asıl dava davacısının, dava tarihi itibari ile 30.481.17 TL asıl alacak, 1.917,96 TL işlemiş faiz talebinde bulunabileceği, birleşen dosya davacısının ispat külfetini tam yerine getirmediği. tek taraflı yazı kaydına itibar edilecek olursa, 9.172,68 TL takas mahsup talep edebileceği belirtilmiştir. Ancak usule uygun bir takas mahsup talebi bulunmadığından bu husus dikkate alınmamıştır.Birleşen dava yönünden birleşen dosya davacısının kayıp ve kayıp konusu taşıma bedeli gözetilerek 7.498,25 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. 2 adet 19,5 kg ve 15 kg olarak belirtilen ürünlerin alıcısına davacı yanca teslim edilemediği ve kaybolduğu kanaati oluşmaktadır. Kayıp yoksa asıl dava davacısının teslimle taşımanın sona erdiğini ispatlaması gerekmektedir. Teslim sabit olmadığından davalı birleşen dosya davacısının tazmin talebinin 7.498,25 TL yönünden haklı olduğu değerlendirilmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; asıl dava yönünden asıl alacağın 30.481,17 TL, işlemiş faizin 1.096,82 TL olduğu, yargılama aşamasında söz konusu asıl borcun ödendiği, buna göre yapılan ödemelerin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınarak asıl davanın kısmen kabulüne karara verilmiştir. İcra inkar tazminat talebinin ise alacak miktarının alınan bilirkişi raporlarıyla tespit edilmesi ve likit olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Birleşen dosya yönünden maddi tazminat talebi  7.498,25 TL yönünden kabul edilmiş olup manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığından, kişilik hakkına saldırı veya ticari itibarın sarsılmasına ilişkin somut bir delil bulunmadığından manevitazminat talebinin reddine karar verilmiştir.\" gerekçesiyle, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile davalının Bakırköy 11.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 30.481,17-TL asıl alacak ve 1.096,82TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 31.577,99TL üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren  değişen oranlarda  avans faizi uygulanarak davalı tarafından yapılan ödemelerin infaz aşamasında değerlendirilerek mahsup edilmek suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,  davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine, birleşen Bakırköy 6 ATM'nin 2019/978 esas sayılı dosyası yönünden maddi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile 7.498,25TL'nin birleşen dosya davalısı ... Kargo AŞ'den alınarak birleşen dosya davacısı ... ... İhracat .. Ltd.Şti'ne verilmesine,  manevi tazminat talebinin reddine karar  verilmiştir.  <br>Bu karara karşı, birleşen davada davalı vekilince  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 21.11.2018 tarihinde taşımaya alınan ... tayıma takip numaralı ana kabın gönderi alıcısına teslim edildiğini, hasarlı olduğu için teslim edilemeyen... tayıma takip numaralı yavru kabın, taşıma esnasında hasar görmesinin sebebinin, yetersiz ambalajlama / paketleme olduğunu, Montreal Sözleşmesine göre taşınan gönderinin, taşıyıcının veya adamının dışında yapılan yetersiz ambalajlama - paketleme sebebiyle hasar görmesi halinde taşıyıcının sorumlu olmadığını,  kaldı ki konşimentoda diğer taraf gönderen tarafından taşınan eşyanın teslimi esnasında özel fayda beyanında bulunulmadığını, konşimentoda taşınan ürünün değerininin belirtilmediğini,  aksine, taşımayı takip eden invoice' de proforma faturada  gümrük vergisinin tahakkukuna esas alınan bu faturada, taşınan ABD'deki müşterisine satılan ürünün değerinin 60 USD olarak gösterildiğini, dolayısı ile davacının azami gerçek zararının 60 USD olduğunu,  müvekkilinin  sorumlu olması halinde, davacının gerçek zararının azami .USD  olduğunu, Montreal Sözleşmesine göre bu tutardan fazlasını talep edemeyeceğini,  anılan faturanın nazara alınmayacağının kabulü halinde ise hasarlı olduğu için teslim edilemeyen yavru kabın ağırlığının 15 kg olduğunu,  müvekkilinin  azami sorumluluğunun 15 kg x 19 SDR karşılığı olduğunu, davacının iddiasının doğru olması, anılan gönderinin iki kabının da teslim edilmediğinin kabulü halinde ana kabın ağırlığı 4,5 kg olmakla, taşıyıcı müvekkil şirketin azami sorumluluğunun bu halde dahi 19,5 kg x 19 SDR = 370,50 SDR karşılığı olduğunu,  dava dilekçesindeki 24.12.2018 tarihinde aynı müşteriye gönderdiği farklı adreste teslimatı yapılan gönderi içeriği ürünün, aynı ürün olduğu iddiasının gerçeği yansıtmasının mümkün olmadığını, farklı adreste teslim edilen başka bir gönderi olduğunu, anılan gönderinin taşıma ücretini talep etmesinin hiç bir şekilde hukuki olmadığını, Montreal özleşmesine göre taşıyıcı dışında yapılan yetersiz ambalajlama / paketleme sebebiyle oluşan hasardan taşıyıcı sorumlu olmadığından huzurdaki davanın konusu taşıma esnasında husule gelen hasardan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, UMO sistemi çıktısında ana kabın brüt ağırlığının 4,5 kg, yavru kabın brüt ağırlığının 15 kg olduğu açık ve kesin bir şekilde görülmesine rağmen, davacının iddiası - beyanı nazara alınarak gönderi içeriğinde bulunduğu belirtilen ürünün 35,76 KG olduğu, her iki kabın teslimine ilişkin belge bulunmadığı iddia edilerek taşıyıcı müvekkil şirketin, Motreal özleşmesine göre sorumluluğunun 35,6-76 kg x 19 SDR = 679,44 SDR karşılığı 5.500,5-68.-TL sı olduğu, 24.12.2018 tarihinde yapılan ikinci gönderinin ikame gönderi olduğunun tespit edilmesi halinde bu tutara 625.-$  karşılığı 3.672.-TL sının eklenmesi gerektiği, taşıyıcı müvekkil şirketin bu halde sorumluluk tutarının 9.172,68.-TL sı olduğu iddia edildiğini, bu bilirkişi raporunna  23.02.2021 tarihli dilekçeleri ile tafsilatlı olarak itiraz edilmesine rağmen ek raporda bu itiraz dilekçeleri yok sayılarak ek rapor tanzim ediliğini, ek rpaorda hiç bir itirazlarının irdelenmediğini, gerekçeli kararda sundukları cevap dilekçesinin  bile kısacık özetlendiğini,  müvekkilinin sistem sorgusu çıktısında, ana kap kargonun ağırlığının 4,5 kg olduğu, hasarlı olduğu için teslim edilemeyen, hasarlı kargolar bölümüne  alınan ve sonrasında ABD gümrüğü tarafından imha edilen yavru kabın ağırlığının 15,00 kg olduğu açık ve kesin bir şekilde anlaşılmakta olup, her iki kabın da kayıp olduğunun kabulü halinde dahi hesaplamada nazara alınacak olan ağırlığın 19,5 kg olduğunu,  hesaplamanın bu şekilde yapılacağı tartışmasız iken, davacı yanın iddia ettiği / ibraz ettiği ajanda fotokopisinde belirtilen 35,76 kg ağırlık nazara alınarak hesaplama yapılmasının  hatalı olduğunu, ve  raporda aynen \" ...6 - Kayıp olgusu karşısında, davalı - karşı davacının ikame ürün gönderdiği ve bunun için ayrıca 625 USD taşıma bedelini katlandığı tespit edilecek olursa ,...\" olursa denilmesine ve bu hususa yönelik bir tespit bulunmamasına, keza 1-21.11.2018 tarihinde yapılan gönderi iki kap olmasına rağmen ikame ürün gönderdiği iddia edilen gönderinin bir kap olduğu nazara alındığında ve sonraki gönderinin başka bir adrese gönderildiği kesin / sabit olmasına rağmen anılan gönderi için ödendiği iddia olunan 625. USD karşılığının, Montreal sözleşmesi hükümlerine göre yapılan hesap edilen tutara ilave edilerek tanzim olunan   bilirkişi raporuna itibar ile hüküm tesis edilmesinin hakkaniyeti / adaleti, hukukiliğinin söz konusu olmadığını,  ek ve kök bilirkişi raporlarının Montreal Sözleşmesi hükümlerine tamamen aykırı olmasına, taşıma ile ilgili belgeler dururken, davacı yanın ibraz ettiği ajanda fotokopisinde belirtilen ağırlığa göre  hesaplama yapılmasına, ortada ikame taşıma olmamasına, ihtilaflı taşımanın iki kap gönderi olmasına, iddiaya göre ikame taşma olduğu belirtilen taşımanın ise bir kap olmasına, dolayısı ile aynı ürün olmalarının imkansız olmasına rağmen, keza, Montreal Sözleşmesinde taşıyıcının ikame taşıma ücretinden sorumlu olduğu yönünde bir hüküm bulunmamasına rağmen anılan taşımanın ücreti olduğu iddia olunan 625 USD  karşılığının, Montreal sözleşmesi hükümlerine göre hesap edildiği belirtilen tutara ilave ederek  taşıyıcının sorumlu, diğer taraf taşıtanın olduğu idida olunan tutar belirtilen bilirkişi raporuna itibar ile keza, anılan bilirkişi raporunda, diğer taraf taşıtanın ispat külfetini yerine getiremediği açık bir şekilde belirtilmesine rağmen, anılan kök ve ek rapora itibar ile ittihaz olunan istinafa konu ilk derece Mahkemesi kararın hukuka uygun olmadığını,  bu itibarla da istinaf itirazlarının  kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yavru kabın hasar görmesinin nedeni, yetersiz ambalajlama olduğundan davanın reddine,  bu taleplerinin  kabul görmemesi  ve taşıyıcının sorumlu olduğunun kabulü halinde ise taşıtan diğer tarafça anılan gönderi içeriği ürünün 60 USD  olduğu belirtilmiş olmakla, taşıyıcı müvekkili şirketin 60 USD'den  sorumlu olduğuna, bu taleplerinin de  kabul görmemesi halinde yavru kabın ağırlığının 15 kg olduğunun kabulü ile 15 kg x 19 SDR karşılığı ile hüküm kurulmasına,  bu taleplerinin  de kabul görmemesi halinde  anılan iki kap gönderi ağırlığı 19,5 kg olmakla, 19,5 kg x 19 SDR karşılığı ile hüküm kurulmasına, karşı tarafın bu tutarları aşan talebinin reddine karar verilmesini talep  etmiş,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, birleşen dava hakkında verilmiş olan kararın kaldırılmasına ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Asıl dava taşıma hizmeti sebebiyle doğan fatura ve açık hesap alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine;  birleşen dava, taşımaya konu emtianın kaybından doğan maddi ve manevi zarar istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl davacı-bieleşen davalı  vekili tarafından birleşen davada kurulan hükme yönelik istinaf isteminde bulunulmuş olup asıl davalı-birleşen davacı tarafındna herhangi bir istinaf başvurusunda bulunulmadığından, istinaf incelemesi birleşen dava yönünden yapılmıştır. Birleşen davada davacı; birleşen davalı şirket aracılığı ile Amerka'da yerleşik müşterisine ''16'lı kasnak ...+ 2 tane NO 5 Cam + 2 tane kablo''  ürün gönderdiğini,  davalının ürünü kaybettiğini,  aynı üründen  daha sonra yeniden göndermek zorunda kaldığını, bu sebeple  5000 USD ürün değeri ve yenşden gönderilen ürünün gönderi bedeli  olan 625 USD  olmak üzere toplamda 5.625 USD  maddi zarara uğradığını, ayrıca maenvi zararı bulunduğunu ileri sürmüştür.Birleşen dava davalı  vekili ise; davacının   ABD'ye  gönderdiği  ... ana kap, ... yavru kap olmak üzere ( 2 ) kaptan oluşan gönderisinin 21.11.2018 tarihinde teslim alındığını, sistem sorgu ekranı çıktısına göre  ... takip numaralı air waybill içeriği gönderinin fiziki ağırlığının 4,5 KG olduğunu,  gönderi içeriği ürünün bedelinin  60 USD olduğunu, hasar görmesi sebebiyle teslim edilemeyen,  uzun süre ABD'deki hasarlı paketler deposunda bekletilen ve bekleme süresinin dolmasından sonra da imha edilen... takip numaralı yavru kap ile taşımaya alınan gönderinin fiziki ağırlığının 15 kg olduğunu, yavru kap ile taşınan ürünün davacının yetersiz ambalajı sebebiyle hasar gördüğünü, müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını,  gönderi içeriği ürünün 5.000 USD olduğu iddiasının dayanaksız olduğunu, 24.12.2018 tarihli taşımanın  ilk taşıma ile ilgisi olmadığını, buna ödenen taşı ücretinin talep edilemeyeceğini,   21.11.2018 tarihinde yapılan taşıma içeriği ( 2 ) kap gönderinin kayıp edildiği kabul edilse bile hasar gören  ana kabın fiziki ağırlığının 4,5 KG,  yavru kabın fiziki ağırlığının ise  15 KG olduğunu, 15 KG'lık yavru kabın zayi olduğunu, iki kabın ise toplam ağırlığının 19,5  KG olduğunu, Montreal Sözleşmesi 22.maddesinde, hasar / kayıp sebebiyle taşıyıcının sorumlu olduğu tutarın, gerçek zararı aşmamak üzere, kayıp edilen / hasar gören eşyanın her bir KG'ı için 19 SDR karşılığı olduğunu savunmuştur.  Uyuşmazlığa konu havayolu ile yapılan kargo taşımasında her iki ülkenin de Konvansiyon'a taraf olması nedeniyle, somut olayda Montreal Konvansiyonu hükümleri, Konvansiyon'da yer almayan hükümler açısından da iç hukuk kuralları uygulama alanı bulacaktır. Montreal Konvansiyonu'nın 18. maddesi uyarınca, hava yolu taşımasını yapan birleşen davalı hasarın hava yolu taşıması sırasında meydana gelmesi halinde sorumlu olacaktır. Montreal Konvansiyonu 22/3.maddesinde ise \"kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun, taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda, gönderen kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcın kargonun tahrip olması, kaybolması yada kargoya hasar gelmesi her kilogram için sorumluluğu 17 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır.\" denilerek, taşıyıcının sorumluluğu ve sorumluluk sınırları düzenlenmiştir. Taşıyıcının Konvansiyon kapsamındaki sorumluluğu kural olarak sınırlı sorumluluktur. Ancak, gönderenin, taşımaya konu emtia için özel bir fayda beyanında bulunduğu ve gerektiğinde ek ücret ödediği hallerde, taşıyanın gerçek zarardan sorumlu olacağı düzenlenmiştir.Öte yandan,  Montreal Konvansiyonu'nun 18/2.b maddesi uyarınca gönderenin, emtiayı kusurlu ve yetersiz ambalajlamasından kaynaklanan hasarlardan, hava yolu taşımacısı sorumlu değildir. Ancak taşıyanın, tedbirli bir taşıyan gibi nezaret yükümlülüğü bulunmaktadır.Mahkemece bilirkişi kök ve ek raporları uyarınca birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de eksik inceleme ile karar verildiği görülmektedir. Şöyle ki; Öncelikle birleşen davada davalı vekilince cevap dilekçesinde sunulan beyanları, savunmaları ve kök rapora itirazları mahkemece dikkate alınmadığı gibi  ek raporda bilirkişilerce de dikkate alınmamış, birleşen davalının ürünün ağırlığına ilişkin sunduğu sistem çıktıları da nazara alınmamıştır.  Yine ilk derece mahkemesince ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarında Konvansiyon hükümleri kapsamında birleşen davalının ürününün ağırlığına,  ürünün bedeline, ambalajlamanın yetersiz olduğuna yönelik itirazları ve savunmaları hakkında   da hiç bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan karar verilmiştir. Bu haliyle birleşen davada verilen hüküm istinaf denetimine elverişli  olmayıp mahkemece birleşen davalı vekilinin savunmaları, sunduğu delilleri ve  bilirkişi kök raporuna yönelik itirazlarının bulunduğu 23.02.2021 tarihli dilekçesindeki itirazları nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılması, gerekirse yeniden bilirkişi raporu alnarak  sonucuna  göre bir karar verilmesi  için istinafa konu  kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Hüküm bütünlüğünün korunması bakımından, asıl ve birleşen davalara ilişkin kararın kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davalra bakımından verdiği istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;\t<br>1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, <br>2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince birleşen davada davalıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Birleşen davada davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 26.09.2025 <br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d27e4954e3bd0d49","SID":"11333ce0bdde08c3"}}