{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/511 <br>KARAR NO\t: 2025/1502<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/12/2021<br>NUMARASI\t: 2020/325 E. - 2021/1040 K. <br>ASIL DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari satımdan kaynaklı)<br>KARŞI DAVA KONUSU  : Tazminat<br>Taraflar arasındaki asıl ve karşı davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı, davalı- karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının Ürdün vatandaşı olup Ürdün'de lavaş üretmek için bir lavaş makinası almak üzere davalı görüştüğünü ve tarafların 03.07.2019 tarihli sözleşmeyi imzaladıklarını, sözleşme gereğince davalının  50.000USD karşılığında bir adet otomatik lavaş makinası ile 2.300USD karşılığında bir adet soğutma tankını 70 gün içinde üretip montajını yapmayı ve teslim etmeyi, kullanıcılara da eğitim vermeyi taahhüt ettiğini, üretilecek cihazların teknik özelliklerinin  de sözleşmeye yazıldığını, sözleşmedeki ürün bedellerine karşılık davacının davalıya 09.07.2019 tarihinde 31.274,00USD ödediğini, davacının siparişlerin 70 gün içinde hazır olacağını düşünerek Ürdün'de lavaş üreteceği bir işyeri kiraladığını, ancak süresi içinde siparişe konu ürünler -makinalar teslim edilmediği için davalının tekrar Türkiye'ye gelerek davalı yetkilisi ile görüştüğünü,  davalının  süre talep etmesi üzerine 22.10.2019 tarihinde yapılan ek protokol ile 45 gün daha süre verildiğini,  ardından davalı  tarafından 06.11.2019 tarihinde 9.965,00USD daha ödeme yapıldığını, ancak bu sürede de sipariş konusu ürünler teslim edilmediğini,  ilk sözleşme tarihinden itibaren 8 ay geçmesine rağmen ürünlerin teslim edilmemesi üzerine davalının siparişin akıbetini sormak için 2020 Mart başında yeniden Türkiye'ye gelerek davalı şirket yetkilisi ile görüştüğünü,  davalının  ürünü hazır edemediğini, 60 günlük bir ek süre daha verilirse ürünü teslim edeceğini beyan ettiğini, bir protokol daha hazırlayarak altını kaşeleyip imzaladığını,  davalının bu protokolü tercüme ettirip incelediğinde  davalının ürünlerin 60 günlük süre sonunda davalıya İstanbul'da teslim edileceği, ancak bu süre içinde de teslim edilmemesi halinde uğranılan zarardan dolayı davalıdan hiç bir talepte bulunulmayacağı ve dava açılmayacağı gibi şartlar yazıldığını görünce, tek taraflı olarak davacı aleyhine hazırlanan bu protokolü davacının kabul etmediğini,  davacının  iki tarafın da haklarını gözeten bir protokol hazırlattığını,  ancak davalınınd bunu kabul etmediğini,  söz konusu protokollerin sunulduğunu, davacının davalının kötü niyetle hareket ettiğini gördüğünü ve İstanbul 34. Noterliğinin 06.03.2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiğini,  ihtara karşı davalının  gönderdiği cevabi ihtarnamede, ürünün Ürdün Akabe'ye gönderileceğini, mücbir sebeplerle Akabe'ye geç ulaşmasından kendilerinin sorumlu olmadığını, ürünün parçalarının Çin'den temin edildiğini, COVİD-19 salgını sebebiyle Çin'in fabrikaları kapatması sebebiyle parçaların temin edilemediğini, bu durumun da kendilerinden kaynaklanmayan bir durum olduğunu, ürünün  %60'lık kısmının hazır olduğunu bu sebeple fesih talebinin haksız olduğunu bildirdiğini, ancak sözleşmenin imzalandığı 03.07.2019 tarihinde COVİD-19 salgını olmadığını,  davacının peşinat miktarı olan 31.274,00USD'yi 09.07.2019 tarihinde davalıya ödediğini, 22.10.2019 tarihinde yapılan ek protokol ile 45 günlük ek süre verildiğini, ayrıca davalıya 06.11.2019'da da 6.965 USD daha ödeme yapıldığını, ek sürenin de 06.12.2019 tarihinde dolduğu halde yine ürünün teslim esilmediğini, TTB'nin yazısına göre coronavirüsün ilk defa 29.12.2019 tarihinde Çin'in Wuhan şehrinde görüldüğünü, Dünya Sağlık Örgütü tarafından  pandemi kararının ise 11.03.2020 tarihinde ilan edildiğini, davalının edimini yerine getirmediği gibi, buna gerekçe olarak da sözleşme süresinden sonra ortaya çıkan bir salgını mücbir sebep olarak göstermeye çalışmasının da iyi niyetli olmadığını, davalının aylardır sipariş ettiği ürünleri alamadığını, bu sebeple üç kere Türkiye'ye gelmek zorunda kaldığını, yol ve otel masrafları olduğunu, aylar önceden gelecek makinaların kurulacağı işyerine kira ödemek zorunda kaldığını,   toplam (8x300) -2.400. JOD Ürdün Dinarı kira ödediğini ileri sürerek,  fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, 03.07.2019 tarihli sözleşme ile bu sözleşmenin eki olarak düzenlenen 22.10.2019 tarihli ek protokolün feshi ile davacının  davalıya siparişe konu ürünlerin bedeline karşılık ödediği toplam 41.239,00 USD'nin, ürünlerin son teslim tarihi olan 06.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek döviz mevduat faiziyle birlikte tahsil tarihindeki efektif satış kuru üzerinden davalıdan tahsiline, ayrıca sipariş konusu ürünlerin kurulup çalıştırılması için kiralanan işyeri için ödenen 8 aylık kira bedeli olan 8 x 300 JOD -2.400. JOD (Ürdün Dinarı)'nın da tahsil tarihindeki efektif satış kuru üzerinden döviz mevduat faiziyle birlikte tahsiline, ürünlerin teslim edilmemesi sebebiyle ödenen meblağın iadesi için davalıya gönderilen ihtarname masrafına karşılık da 286,17 TL'nin  davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında proforma fatura ile alım-satım ilişkisi kurulduğunu, akabinde 22.10.2019 tarihinde bir ek sözleşme  akdedildiğini, işbu sözleşmenin detaylarının taraflarca yazılı olarak belirtilmediğini, bu durumda sözleşmesel boşluğun TBK u hükümlerine göre doldurulacağını, davalının spesifik özellikte olan ve alıcının ihtiyaçlarına göre tasarlanacak olan makinenin üretimini yapmayı,  davacının  da maliyetin %60'ını bir hafta içerisinde, ikinci ödemeyi de maliyetin %20'sini teşkil edecek şekilde sevkiyattan önce ve kalan %20 ödemeyi ise montaj esnasında yapılacağını taahhüt ettiğini, akabinde parça temini konusunda sıkıntı yaşayandavalının bu hususta davalıdan süre talebinde bulunduğunu,  22.10.2019 tarihinde bir ek sözleşme kontratı imzalandığını,  bu ek sözleşmeye göre davalının  45 gün içerisinde siparişi teslim etmeyi, davacının  sözleşme akit tarihinden itibaren bir hafta içerisinde bedelin %20'si olan 10.000 USD'yi ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini,  davacının ödeme edimini gününde yerine getirmeyerek temerrüde düştüğünü,  davacının  22.10.2019 tarihli sözleşmeye göre 29.10.2019 tarihinde ödemesi gerekir iken muaccel olan ödemesini 06.11.2019 tarihinde yaptığını,  bu sebeple davalının parcaları tamamlayıp ürünü teslime hazır hale getiremediğini, davalının makine imalatının %60'ını ek sözleşme tarihi olan 22.10.2019'a kadar  gerçekleştirdiğini, kalan kısım için de eksik parçaları temin etmek amacıyla Çin'den parça siparişi vermesi gerektiğini,   lakin  davacının ödemesi  geciktiği için bunu yapamadığını, alacaklının temerrüdünün oluştuğunu,  yapılan ödemenin üzerine siparişler verildiğini,  fakat Aralık 2019'da teslimi beklenen ürünler tüm dünyayı etkisi altına alan Covıd-19 salgınının Çin'i etkisi altına alması sebebiyle yurt içi giriş çıkışlar ve fabrikalar kapatıldığından sekteye uğradığını, davalının da  parçaların teminini sağlayamadığını,  davacının  tümedimlerini gününde yerine getirmiş gibi iş bu davayı ikame etmesinin kötüniyetli olduğunu, davacının kiraladığı işyerine ilişkin kira bedeli isteminin de haksız olduğunu savunarak asıl davanın reddini istemiştir. Karşı  davada davacı vekili, karşı dava dilekçesinde özetle;taraflar arasında proforma fatura ile alım-satım ilişkisi kurulduğunu, akabinde 22.10.2019 tarihinde bir ek sözleşme  akdedildiğini, işbu sözleşmenin detaylarının taraflarca yazılı olarak belirtilmediğini, bu durumda sözleşmesel boşluğun TBK hükümlerine göre doldurulacağını, davalının spesifik özellikte olan ve alıcının ihtiyaçlarına göre tasarlanacak olan makinenin üretimini yapmayı,  davacının  da maliyetin %60'ını bir hafta içerisinde, ikinci ödemeyi de maliyetin %20'sini teşkil edecek şekilde sevkiyattan önce ve kalan %20 ödemeyi ise montaj esnasında yapılacağını taahhüt ettiğini,pesifik olarak özellikleri karşı tarafın ihtiyaçlarına göre belirlenen bir makinenin  eser vasfında olduğunu  akabinde parça temini konusunda sıkıntı yaşayandavalının bu hususta davalıdan süre talebinde bulunduğunu, 22.10.2019 tarihinde bir ek sözleşme kontratı imzalandığını,  bu ek sözleşmeye göre davalının  45 gün içerisinde siparişi teslim etmeyi, davacının  sözleşme akit tarihinden itibaren bir hafta içerisinde bedelin %20'si olan 10.000 USD'yi ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini,  davacının ödeme edimini gününde yerine getirmeyerek temerrüde düştüğünü,  davacının  22.10.2019 tarihli sözleşmeye göre 29.10.2019 tarihinde ödemesi gerekir iken muaccel olan ödemesini 06.11.2019 tarihinde yaptığını,  bu sebeple davalının parcaları tamamlayıp ürünü teslime hazır hale getiremediğini, davalının makine imalatının %60'ını ek sözleşme tarihi olan 22.10.2019'a kadar  gerçekleştirdiğini, kalan kısım için de eksik parçaları temin etmek amacıyla Çin'den parça siparişi vermesi gerektiğini,   lakin  davacının ödemesi  geciktiği için bunu yapamadığını, alacaklının temerrüdünün oluştuğunu, buna rağmen davacı karşı davalının haksız olarak ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini, eser sözleşmelerinde karşı tarafın ancak ve ancak müvekkiline tazminat ödemek suretiyle sözleşmeyi feshedebileceğini, verme borcunu zamanında yerine getirmemiş olan karşı davalının  karşı davacının edimini zamanında ifa etmesine engel olduğunu,  verme borcunu zamanından sonra ifa etmiş olan karşı davalı yüzünden  karşı davacının Çin'den ithal edeceği parçaları ücreti karşılığı sipariş etmekte geciktiğini,  bu sırada Çin'i ve akabinde tüm dünyayı etkisi altına alan KOVİD-19 salgını ortaya çıktığını, Çin fabrikalarının çoğu kapandığını, ülkeye giriş çıkışların da durdurulduğunu,  hal böyle iken Çin'den gelmesi beklenen parçaların bir türlü gelemediğini,  karşı davacının dava karşı davalı ile  aralarında yapmış olduğu akitten kaynaklı borcunu ifa etmesnin  imkansızlaştığını,  aşırı ifa güçlüğü sebebiyle  uyarlamanın bütün koşullarının gerçekleştiğini,  salgının halen devam ettiği Mart 2020'de karşı davalı tarafından müvekkiline bir ihtar çekildiğini, bu ihtara göre müvekkilinin edimini zamanında ifa etmemesinden kaynaklı sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, müvekkilinin Mayıs ayı itibariyle makinenin imalatını tamamlayıp teslime hazır hale getirdiğini, fakat karşı davalının  makineyi teslim almaktan imtina ettiğini, işbu makinenin boyutları takriben 70 metrekarelik bir alanı işgal etmekte olup müvekkil şirkete ait deponun çok büyük bir kısmını kapladığıı, makine yüzünden deponun büyük bir kısmının kullanılamadığını,  karşı davalının makineyi teslimden kaçındığını,  karşı davacının  kendi kusurundan kaynaklı bir gecikme olmamasına rağmen tüm kusur sanki  karşı davalıdaymış gibi bir tavır takınarak kötü niyetle hareket ettiğini, karşı davalının uğradığı zararın da tazmini gerektiğini, dava konusu ürün ticarethaneye özel hazırlanan eser vasfında bir makine olduğundan bahisle bir başka işletmeye satılmasının da mümkün  olmadığını,  üretim için kendi öz sermayesini kullandığını, karşı davacının karşı davalının  haksız eylemlerinden ötürü zarara uğradığını, halen zarara uğramaya devam ettiğini ileri sürerek,  fazlaya dair dava ve talep haklar saklı  kalmak  kaydıyla sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasına, makinenin karşı davalıya teslimine,  teslim ile sözleşme ile kararlaştırılan bakiye 11.061 USD tahsil tarihindeki efektif satış kuru üzerinden mevduat faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsiline, mahkeme aksi kanaate ise  karşı davacı tarafından eser niteliğindeki makinenin imalatı için karşı taraftan alınan bedel dışında karşı davacının öz sermayesinden kullandığı 5.000 USD'nin tahsil tarihindeki efektif satış kuru üzerinden mevduat faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsiline, imalatı tamamlanan eser için dava devam eder iken imalathanenin boşaltılmasını sağlamak amacıyla  tevdi mahali tayini ve mahal masrafının karşı davalı tarafından ödenmesine karar verilmesini, imalathanee karşı yan için imal edilen eserin yaklaşık 75 m2 alan kaplamasından sebep  yıl içinde imal ettiği makine sayılarının yer yoksunluğu sebebiyle ciddi anlamda azalması hasebiyle müvekkilin ticari defterleri ve kayıtları üzerinden tespit edilecek yoksun kalınan kar için şimdilik 1.000 TL tahsiline,  cevabi ihtarname bedeli olan 263,45 TLnin karşı davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davada davalı vekili, savunmasında özetle; süresinde verilmeyen cevapların ve süresinde açılmayan karşı davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, öncelikle davalı vekilinin cevap dilekçesinin yasal süre içinde verilmediğini, karşı davanın da süresi içinde açılmadığını bu sebeple süresi içinde verilmeyen cevapları ve açılan davanın karşı dava olarak nitelendirilmesini kabul etmediklerini, HMK 133 maddesi gereği süresi içinde açılmayan karşı davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava şartı olan arabuluculuk şartının da yerine getirilmediğini, davalı- karşı davacı tarafın, kendilerinin arabuluculuk müracaatı üzerine yapılan arabuluculuk görüşmesindeki tutanakları kendi davası için de kullanmak istediğini, bu davadaki talepleri ile ilgili arabuluculuk görüşmesi olmadığını, bu sebeple aynı dosyada karşı dava olarak görülmesini kabul etmediklerini, davanın dava şartı eksikliği ve usul yönünden reddini talep ettiklerini, mahkeme karşı davayı süresi içinde ve dava şartını yeterli kabul ederse, bu davadaki taleplerin tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu, sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasının talep edildiğini, müvekkilinin  temerrüde düşen davalıya ek süre verip, erken ödeme yapmasına rağmen müvekkili  temerrüde düşmüş gibi gösterilmesinin  kabul edilemeyeceğini, basiretli bir tacir olarak sanayi sektöründe kaliteli hizmet sunduğunu beyan eden davalının 11.09.2019 tarihine kadar teslim etmesi gereken ve %60’ını peşin aldığı bir siparişin yedek parçalarını getirtmek için Ekim ayının sonunu beklemesinin hiçbir mantıklı ve geçerli izahı  olmadığını, Çin’den parça gelince imalat yapılacağı, aksi takdirde üretimin gecikeceği gibi bir hüküm olmadığı gibi, bu makinanın üretimi için yedek parçaların nereden temin edileceği müvekkilini bağlayan bir mesele  olmadığını,  davalının  sözleşmeye konu makineyi ilk defa üretmeye çalıştığın ve basiretli tacir gibi hareket etmediğini,  davalının Çin’den sipariş ettiği parçaların COVID-19 salgını sebebiyle getirilemediği savunması dahi davalı tarafın kötü niyetini açıkça gösterdiğini,  COVID-19 Pandemisinin 2019 yılı Aralık Ayının 29’unda ortaya çıktığını,  Çin ile seyahatlerin kısıtlanmasının 2020 Ocak ayı sonlarında olduğunu,  Dünya Sağlık Örgütünün ise bu salgını 11.03.2020 tarihinde Pandemi olarak ilan ettiğini,  11.09.2019 tarihine kadar üreteceği bir makinanın parçaları elinde olmayan veya bu tarihe kadar siparişini verip getirmeyen ve verilen 45 günlük sürenin dolduğu 06.12.2019 tarihine kadar da tamamlayıp teslim etmeyen davalının sözleşmenin uzatılmış süresinden dahi sonra ortaya çıkan bir salgını, edimini yerine getirmemesinin bahanesi olarak kullanmasınının kabul edilemeyeceini, müvekkilinin sözleşmeye konu makinaları zamanında alamadığı gibi, ödediği parasını da geri alamadığını, davalının haksız olarak aldığı bedeli ödememek için kendilerini alacaklı göstermeye çalıştığını savunarak, karşı davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava dilekçesi,cevap dilekçesi,dosyaya sunulu belgeler,17.08.2021 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede davacı-karşı davalının Ürdün vatandaşı olduğu, Ürdünde lavaş üretmek üzere,davalı-karşın davada davacı ile arasında, lavaş makinesinin üretimi  ve satışı konusunda 03.07.2019 tarihinde proforma fatura düzenlendiği, taraflar arasında düzenlenen proforma faturada ilk ödemenin alınmasından itibaren 70 iş günü içinde teslimatın yapılacağının kararlaştırıldığı,maliyetin %60'ının 1 hafta içinde ödeneceği,ikinci ödemenin ,maliyetin %20sini karşılayacağı ve bakiye bedelin montaj aşamasında ödeneceğinin kararlaştırıldığı,daha sonra taraflar arasında akdedilen 22.10.2019 tarihli sözleşmede bir önceki sözleşmenin güncellendiği,davacının 1 hafta içinde 10.000 USD ödeyeceği,davalının sözleşmenin güncellemesinden sonra 1 hafta içinde malı teslim edeceği hususlarının düzenlendiği,davacının davalının hesabına 09.07.2019 tarihinde 31.274,USD ,06.11.2019 tarihinde 9.965 USD olmak üzere toplam 41.239 USD ödemegönderdiği,bu hususta bir uyuşmazlık olmadığı,ancak davacı- karşı davalının makinenin zamanında teslim edilmemesi sebebiyle sözleşmeyi feshedip davalı-karşı davacıya ihtar gönderdiği, Milletler arası Mal Satışına ilişkin Viyana sözleşmesi(CISG) hükümlerinin olayımızda tartışılması gerektiği,taraflar arasında sözleşmenin niteliği gereği satım sözleşmesi olduğu, davacının işletmesinin Ürdünde olduğu,davalı- karşı davacının işletmesinin ise Türkiyede olduğu,CISG kapsamında tarafların sözleşmeden dönme hakkının bulunduğu,alıcının sözleşmeden dönebilmesi için sözleşmenin satıcı tarafından esaslı bir şekilde ihlal edilmesi gerekmekte olduğu,olayımızda 22.10.2019 tarihli güncellenen sözleşme kapsamında sözleşmeden itibaren mal tesliminin 45 gün içinde yapılacağının kararlaştırıldığı,satışa konu malın 06.12.2019 tarihinde alıcıya teslim edilmesi gerektiği,ancak teslimatın yapılmadığı,davacı-karşı davalı açısından esaslı ihlal sebebiyle sözleşmenin sona erdirilmesi koşullarının oluştuğu,her ne kadar davalı- karşı davacı tarafça 29.10.2019 tarihinde ödenmesi gereken bedelin 06.11.2019 tarihinde ödenmiş olması sebebiyle gecikmenin meydana geldiği savunmasında bulunulmuş ise de 12.11.2019 tarihihne eklenen 45 günlük sürenen sonunde dahi satıcı tarafça makine tesliminin yapılmadığı,dolayısıyla ödeme yapılmadığı süreçte sadece davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanamayacağının kabulünün gerektiği, ve davalı-karşı davacının buna yönelik savunmasının yerinde görülmediği,ödemeyi takip eden 45 günlük sürenin sonuna tekabil eden 27.12.2019 tarihinde teslimatın yapılması gerektiği ancak bu tarihten sonra davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği,davacı-karşı davalı bakımından esaslı ihlal sebebiyle haklı şartların oluştuğu,davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanması sebebiyle ifası gerçekleşmiş olan edimlerin iade edilmesi yükümlülüğünün doğduğu, bu kapsamda davalı -karşı davacının, davacı-karşı davalıdan aldığı 41.239,00 TL bedeli iade etmesi gerektiği,ancak asıl davada davacı tarafça talep edilen sipariş konusu ürünlerin kurulup çalıştırılması için ödenen 8 aylık kira bedelinin tazmini talebiyle ilgili ispat yükünü davacı-karşı davalının yerine getiremediği,karşı dava bakımından yapılan değerlendirmede ise alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullandığı,dolayısıyla davalı-karşı davacı bakımından haklı sebeplerin oluşmaması sebebiyle davalı -karşı davacının uyarlama talebiyle satılan   malın yer kaplaması sebebiyle yoksun kaldığı karın ve cevabi ihtarname masraflarına yönelik talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"  gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile 41.239,00  USD'nin 27.03.2020  tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince uygulanacak faiz ile birlikte davalı - karşı davacıdan alınarak davacı - karşı davalıya verilmesine; karşı davanın reddine, karar  verilmiştir.  <br>Bu karara karşı, davalı-karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı- karşı davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin makine imalatı için parça ithalatını mütemadiyen Çin'den sağladığını,  fakat söz konusu parçaların temini için davacı şirketin 29.10.2019 tarihinde yapması gereken ödemeyi 06.11.2019 tarihinde yaparak sözleşmeyi ihlal ettiğinden üretimin geciktiğini, çünkü müvekkilinin sipariş veremediğini ve davacının geçikme sebebiyle alacaklı temerrüdüne düştüğünü, imzalanan 03.07.2019 tarihli proforma faturaya bakıldığında davacı şirketin de işbu faturaya imza attığı ve icabı kabul ederek akdin kurulmasını sağladığını, ancak işbu sözleşmenin detayları taraflarca yazılı olarak belirtilmemiş olduğundna  boşluğun  TBK ile doldurulacağını,  davacının  yapması gereken ödemeyi geç yapması sebebiyle geç sipraiş verildiğini,  ancak  Aralık 2019'da teslimi beklenen ürünlerin tüm dünyayı etkisi altına alan Covıd-19 salgınının Çin'i etkisi altına alması sebebiyle yurt içi giriş çıkışlar ve fabrikalar kapatıldığından sekteye uğradığını ve müvekkilinin  parçaların teminini sağlayamadığını,  edimi ifada güçlüğün mücbir sebeplerin varlığından kaynaklandığını, davacının orcun ifasından vazgeçtiğini müvekkiline derhal bildirmesi gerekli iken ilk derece mahkemesi tarafından bu hususta hiçbir değerlendirme yapılmadığını,  borçlunun temerrüdünden bahsedebilmek için edimini zamanında yerine getirmesinde alacaklının kusurunun bulunmaması şartı arandığını, fakat zamanında kararlaştırılan bedeli ödemeyerek temerrüde düşenin müvekkili değil karşı davalı olduğunu, müvekkilinin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğini,   karşı davalının  müvekkili ile aralarındaki sözleşmenin süresi 2019 Aralık ayında dolmuş olmasına karşın sözleşmeyi feshederek menfi zararını talep ettiğini Mart 2020 tarihinde müvekkiline bildirimde bulunduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E. 2014/40243 K. 2015/31243 T. 22.10.2015 tarihli kararının buna ilişkin olduğunu,  kararda da görüldüğü üzere karşı davalının borcun aynen ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklı zararını (hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla) talep edebileceğini, fakat karşı davalı şirket sürekli olarak müvekkil şirketten de makineyi teslim alacağını sözlü olarak dile getirmesine rağmen sözleşmede belirtilen sürenin dolmasından 3 ay sonra haksız olarak sözleşmeden döndüğünü, karşı davadaki  tüm taleplerin rededildiğini, bunun haksız olduğunu, taraflar arasında proforma fatura ile alım-satım ilişkisi kurulduğunu, akabinde 22.10.2019 tarihinde bir ek sözleşme  akdedildiğini, işbu sözleşmenin detaylarının taraflarca yazılı olarak belirtilmediğini, bu durumda sözleşmesel boşluğun TBK u hükümlerine göre doldurulacağını, davalının spesifik özellikte olan ve alıcının ihtiyaçlarına göre tasarlanacak olan makinenin üretimini yapmayı,  davacının  da maliyetin %60'ını bir hafta içerisinde, ikinci ödemeyi de maliyetin %20'sini teşkil edecek şekilde sevkiyattan önce ve kalan %20 ödemeyi ise montaj esnasında yapılacağını taahhüt ettiğini,pesifik olarak özellikleri karşı tarafın ihtiyaçlarına göre belirlenen bir makinenin  eser vasfında olduğunu  akabinde parça temini konusunda sıkıntı yaşayandavalının bu hususta davalıdan süre talebinde bulunduğunu,  22.10.2019 tarihinde bir ek sözleşme kontratı imzalandığını,  bu ek sözleşmeye göre davalının  45 gün içerisinde siparişi teslim etmeyi, davacının  sözleşme akit tarihinden itibaren bir hafta içerisinde bedelin %20'si olan 10.000 USD'yi ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini,  davacının ödeme edimini gününde yerine getirmeyerek temerrüde düştüğünü,  davacının  22.10.2019 tarihli sözleşmeye göre 29.10.2019 tarihinde ödemesi gerekir iken muaccel olan ödemesini 06.11.2019 tarihinde yaptığını,  bu sebeple davalının parcaları tamamlayıp ürünü teslime hazır hale getiremediğini, davalının makine imalatının %60'ını ek sözleşme tarihi olan 22.10.2019'a kadar  gerçekleştirdiğini, kalan kısım için de eksik parçaları temin etmek amacıyla Çin'den parça siparişi vermesi gerektiğini,   lakin  davacının ödemesi  geciktiği için bunu yapamadığını, alacaklının temerrüdünün oluştuğunu, buna rağmen davacı karşı davalının haksız olarak ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini, eser sözleşmelerinde karşı tarafın ancak ve ancak müvekkiline tazminat ödemek suretiyle sözleşmeyi feshedebileceğini, verme borcunu zamanında yerine getirmemiş olan karşı davalının  karşı davacının edimini zamanında ifa etmesine engel olduğunu,  verme borcunu zamanından sonra ifa etmiş olan karşı davalı yüzünden  karşı davacının Çin'den ithal edeceği parçaları ücreti karşılığı sipariş etmekte geciktiğini,  bu sırada Çin'i ve akabinde tüm dünyayı etkisi altına alan KOVİD-19 salgını ortaya çıktığını, Çin fabrikalarının çoğu kapandığını, ülkeye giriş çıkışların da durdurulduğunu,  hal böyle iken Çin'den gelmesi beklenen parçaların bir türlü gelemediğini,  karşı davacının dava karşı davalı ile  aralarında yapmış olduğu akitten kaynaklı borcunu ifa etmesnin  imkansızlaştığını,  aşırı ifa güçlüğü sebebiyle  uyarlamanın bütün koşullarının gerçekleştiğini,  salgının halen devam ettiği Mart 2020'de karşı davalı tarafından müvekkiline bir ihtar çekildiğini, bu ihtara göre müvekkilinin edimini zamanında ifa etmemesinden kaynaklı sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, müvekkilinin Mayıs ayı itibariyle makinenin imalatını tamamlayıp teslime hazır hale getirdiğini, fakat karşı davalının  makineyi teslim almaktan imtina ettiğini, işbu makinenin boyutları takriben 70 metrekarelik bir alanı işgal etmekte olup müvekkil şirkete ait deponun çok büyük bir kısmını kapladığıı, makine yüzünden deponun büyük bir kısmının kullanılamadığını,  karşı davalının makineyi teslimden kaçındığını,  karşı davacının  kendi kusurundan kaynaklı bir gecikme olmamasına rağmen tüm kusur sanki  karşı davalıdaymış gibi bir tavır takınarak kötü niyetle hareket ettiğini, karşı davalının uğradığı zararın da tazmini gerektiğini, dava konusu ürün ticarethaneye özel hazırlanan eser vasfında bir makine olduğundan bahisle bir başka işletmeye satılmasının da mümkün  olmadığını,  üretim için kendi öz sermayesini kullandığını, karşı davacının karşı davalının  haksız eylemlerinden ötürü zarara uğradığını, halen zarara uğramaya devam ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Asıl dava, sözleşmeden dönme sebebiyle ödenen bedelin iadesine ve zararın tazmini istemine; karşı dava, sözleşmenin ifa güçlüğü sebebiyle  uyarlanması, bakiye sözleşme bedelinin ödenmesi,  makinenin imalatı için öz sermayeden harcandığı iddia edilen 5000 USD'nin, yoksun kalınan  karın tahsili ve  tevdi mahalli tayini  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamının incelenmesinde;  taraflar arasında, 03.07.2019 tarihli proforma fatura başlıklı belge ile ticari ilişki kurulduğu,  bu sözleşmede  davalı-karşı davacının  52.3000 USD karşılığında  otomatik lavaş ekmeği üretim  hattı ve soğutma tankı  imal etmeyi üstlendiği,  sözleşmede ürünün ebatlarının ve teknik özelliklerinin belirtildiği,  ödemenin %60'ının bir hafta  içinde, %20'sinin sevkıyattan önce,  kalan %20'sinin ise montaj esnasında ödeneceğinin kararlaştırıldığı,  ürünün   ilk ödemenin alınmasından itibaren  70 iş günü  içinde yüklemeye hazır hale getirileceği, teslimin CIF şeklinde olacağı  hususlarının kararlaştırıldığı,  taraflar  arasında daha  sonra ek protokol olarak adlandırdıkları   22.10.2019 tarihli ''sözleşme kontratı'' başlıklı belgenin düzenlendiği, bu belge ile  yukarıda yer verilen sözleşmenin  güncellendiği, buna göre  alıcının bir hafta içinde, toplam miktarın %20'si olan 10.000 USD'yi bir hafta içinde ödeyeceği, satıcının da sözleşme güncellemesine istinaden 45 gün içinde siparişi teslim edeceğinin kararlaştırıldığı, davacı alıcının ilk olarak 09.07.2019 tarihinde 31.274 USD, 06.11.2019 tarihinde ise 9.965 USD ödeme olmak üzere toplam 41.239 USD ödeme yaptığı, ürünün alıcıya teslim edilmemiş olduğu,  davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacıya gönderilen 06.03.2020 tarihli ihtarname ile  sözleşmeye uyulmaması sebebiyle 03.07.2019 tarihli sözleşmenin feshedildiği, ödenen 41.239 USD'nin iadesinin talep edildiği,  davalı-karşı davacının 23.03.2020 tarihli cevabi ihtarnamesi ile  Covid-19 salgını sebebiyle  Çin'den parçaların  temin edilemediği, bu durumun kendilerinden kaynaklanmadığı,  ürünün %60'lık kısmının hazır olduğu, feshin haksız olduğu hususlarının bildirildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmelerde uygulanacak hukuka ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Davacı  Ürdün'de  yerleşik bir gerçek kişi  davalı ise Türkiye'de yerleşik bir şirkettir. Bu nedenle eldeki dava yabancılık unsuru içerdiğinden uyuşmazlığa uygulanacak hukukun 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun(MÖHUK) hükümlerine göre tespit edilmesi gerekir.MÖHUK'un 24/4 maddesine göre, tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde sözleşmeden doğan ilişkiye, o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukukun uygulanması gerekir.  Dava konusu sözleşmelerde davalının Türkiye'de satıcı konumunda olup sözleşmede nitelikleri belirtilen  lavaş  ekmeği üretim makinesi ve soğutma tankı yapmayı üstlendiği, üretimin Türkiyede yapıldığı, bu haliye MÖHUK 24/4 uyarınca Türk Hukukunun  sözleşmeye uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte 01.04.1980 tarihli Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (CISG), başka bir ifadeyle Viyana Satım Sözleşmesi de  TBMM tarafından  onaylanarak kabul edildiğinden  iç hukuk kuralı haline gelmiş olup bu hükümlerin uygulanmasında da bir sakınca bulunmamaktadır. Nitekim mahkemece bu kapsamda inceleme  yapılarak karar verilmiştir. CISG'nin mahkemece yer verilen hükümlerinin yanı sıra TBK'nın 207.maddesi uyarınca, satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. 211.maddede ise satıcının temerrüdü hâlinde, borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümlerin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. TBK'nın 112. maddesinde ise,  borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlunun, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir.125/2  maddede alacaklı ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından hemen vazgeçtiğini bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme halinde taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulacakları ve  daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilecekleri düzenlenmiştir. Yani TBK'nın 125. maddesi gereğince alıcının sözleşmeden dönme hakkı bulunmaktadır (Yargıtay 11. HD. 07.12.2021 tarih 2020/4345 E. 2021/6919 K. sayılı ilamı). Somut olayda  dava konusu makinenin 03.07.2019 tarihli sözleşmede ilk ödemenin alınmasından itibaren 70 gün içinde yüklemeye hazır hale getirileceği kararlaştırılmıştır. İlk ödemenin 09.07.2019 tarihinde yapıldığı, ancak  belirlenen sürede makinenin yapımının tamamlanmadığı,  tarafların bunun üzerine 22.10.2019 tarihli sözleşmeyi imzalayarak ilk sözleşmeyi güncellediği, buna göre  alıcının bir hafta içinde 10.000 USD ödeyeceği,  sözleşmenin güncellenmesinden itibaren  45 gün içinde makinenin  teslim edileceği  kararlaştırılmıştır. Davacı alıcı 10.000 USD'lik ödemeyi  bir hafta geçtikten sonra 06.11.2019 tarihinde yapmıştır. İkinci sözleşme tarihinden itibaren  45 gün geçmesine ve makinenin 27.12.2019 tarihinde teslimi gerekmesine rağmen makineninn halen davacı alıcıya teslim edilmediği  anlaşılmaktadır. Bunun üzerine davacı alıcının yaklaşık iki ay sonra 06.03.2020 tarihli ihtarname ile  sözleşmeleri feshetmiş olup satıcının borcu belirlenen sürede ifa etmemesi sebebiyle feshin haklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda tarafların aldığı geri vermesi gerekmekte  olup mahkemece davacı alıcının  sözleşme gereği ödediği bedelin davalı satıcıdan tahsiline karar verilmesi yerinde olmuştur. Her ne kadar davalı satıcı, davacı alıcının bir hafta süre geçtikten sonra 06.11.2019 tarihinde ödeme yapması sebebiyle geç sipariş verimek zorunda kalındığını ve alıcı temerrütünün   oluştuğunu ileri sürmekteyse de,  bu tarih üzerine 45 gün eklendiğinde  de malın teslim edilmediği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı  satıcı, Covit 19'un mal sipariş edilen Çinden   geç sipariş edilmesine alıcının sebep olduğunu,  Çin'de hasatlık sebebiyle  giriş çıkışların yasaklandığını ve malzemelerin temin edilemediğini,  alıcının kusuru bulunduğunu,  salgın hastalığın mücbir sebep olduğunu  savunmuş ise de,  basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunan davalı satıcının bunu öngörebilmesi, buna göre alternatif yollardan  mal temin edebilmesi gerektiğinden bu hususun mücbir sebep olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili,  davacının borcun ifasından vazgeçtiğini  TBK'nın 125.maddesine göre derhal davalıya bildirmediğini, sözleşme süresinin Aralık 2019 da dolmasına rağmen  2020 yılı Mart ayında sözleşmeyi feshettiğini ileri sürmüştür. TBK'nın 125.maddesine göre alacaklı,  borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler.Somut olayda davacı alıcı 06.03.2020 tarihinde sözleşmeden dönerek ödediği bedelin ve uğradığı diğer zararların tazminini istemiştir. Taraflar arasındaki güncellenen sözleşme tarihine göre 45 sonrası olarak belirlenen teslim tarihinin  07.12.2019 davacının ödeme yaptığı tarihten başladığı kabul edildiği takdirde 27.12.2019 tarihinde teslimi gerekmektedir.  Davacı alıcının yaklaşık 2 ay sonra sözleşmeden döndüğü görülmektedir. Ancak taraflar arasında bu sürede bir kısım görüşmelerin yapıldığı, gerek davacı imzalı mal teslim ek sözleşmesinden gerekse davalı imzalı  tadil niteeliğinde ek sözleşme  adlı belgelerden anlaşılmaktadır. Bu belgeler anlaşma sağlanamadığından hazırlayan tarafından imzalanmış, diğer tarafça imzalanmamıştır. Bu belgelerde teslim tarihinin Mayıs ayı olarak belirtildiği ancak anlaşma sağlanamadığı görülmektedir. Bu durumda davalının iddia ettiği gibi iki ay süre sonra davacının sözleşmeyi feshetmesi, arada görüşmelerin devam ettiğini nazara alındığında dürüstlük kuralına aykırı aykırı görülmemiştir. Kaldı ki davalı taraf  bu sebeple  bir zarara uğradığını da ispatlayamamıştır. Bu açıklamalara  göre somut olayda, davalı satıcı sözleşmede kararlaştırılan  teslim süresinde üretmek ve davacıya teslim etmek edimini üstlendiği makineyi davacıya süresinde teslim edememesinde kusurlu olmadığını ispat edememiştir. Bu nedenle davalının karşı davada ileri sürdüğü taleplerinin hukuki dayanağı bulunmadığından asıl davanın kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmende bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı-karşı davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı-karşı davacı vekilinin asıl ve karşı davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı- karşı davacı vekilinin asıl ve karşı davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı- karşı davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, asıl dava bakımından bakiye 14.507,60 TL, karşı dava bakımından bakiye 534,70 TL olmak üzere toplam 15.042,30 TL istinaf karar harcının davalı- karşı davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı-karşı davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 26/09/2025<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5fe65b4bfedf0c88","SID":"c296dc60344cad3e"}}