{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   1. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/1448 - 2025/1236<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>1. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2025/1448 <br>KARAR NO\t: 2025/1236<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>Başkan          :<br>Üye               :<br>Üye               :  <br>Katip             :<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 26/04/2023<br>NUMARASI\t: 2019/... Esas, 2023/... Karar<br><br>DAVACI\t: ... KURUMU \t  <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>DAVALILAR\t: 1 -... ŞİRKETİ \t  <br>VEKİLLERİ\t: Av.   <br>\t  Av. <br>\t\t2 -... ANONİM ŞİRKETİ \t  <br>VEKİLİ\t: Av.<br>FERİ MÜDAHİL\t: ... ANONİM ŞİRKETİ \t  <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>\t  Av. <br>DAVANIN KONUSU\t: 3093 Sayılı Kanun Gereğince Ödenmesi Gereken TRT Payının Eksik Ödendiği İddiasına Dayanan Alacak ve Gecikme Cezası<br>DAVA TARİHİ                  \t: 26/12/2017<br>DAİRE KARAR TARİHİ \t: 29/09/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29/09/2025<br><br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK'nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili ilk derece mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili kuruma devamlı ve düzenli gelir sağlamak amacıyla 3093 sayılı TRT Gelirleri Kanunu düzenlendiğini, elektrik enerjisi hasılatından ayrılacak paya ilişkin ayrıntılı düzenlemenin yasanın 4/c maddesinde yapıldığını, bu madde de 26/07/2008 tarihinde düzenleme yapıldığını, bu değişiklik sonucunda dağıtım bedeli, iletim bedeli, perakende satış hizmetlerine ilişkin bedellerin, belediye tüketim vergisi ve elektrik enerjisi fonunun TRT payı matrahı dışına çıkartıldığını belirterek müvekkili kurumun davalılardan vadesinde ödenmeyen 11.747.694,70 TL ana para ve 13.246.123,08 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 25.173.817,78 TL alacağı olduğunu belirterek 25.173.817,78 TL'nin dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı .... A.Ş vekili ilk derece mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; TBK'nun 146. maddesi uyarınca her alacağın 10 yıllık zaman aşımına tabi olup, iş bu davanın zaman aşımına uğradığını, dava konusu taleplerin .... A.Ş. ve ... A.Ş. olarak, 6102 sayılı TTK'nun 159 vd.maddelerinde yer alan kısmi bölünme yöntemi ile sağlanan hukuki ayrışma öncesine ilişkin dönemlere ait olup, bu döneme ilişkin perakende faaliyetine ilişkin her türlü alacak-borç hak ve yükümlülüğün ... A.Ş.'ye geçtiğini, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, ayrıca 3093 sayılı yasanın 4/c maddesinde 2008 yılında yapılan değişiklik ile iletim, dağıtım, perakende satış hizmetlerine ilişkin bedelle katma değer vergisi, diğer vergileri, fon ve paylar ile benzeri kesintilerin TRT payı hesaplaması dışında tutulduğunu belirterek, 2008-2010 dönemi için yasal değişlikten dolayı, 2007-2008 döneminde ise iş bu bedellerin enerji tüketimi oluşturmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>Davalı ... A.Ş. vekili ilk derece mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket aleyhine açılacak davalarda İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, ayrıca müvekkili şirketin nihai tüketiciye elektrik tedarik eden tüzel kişi olmadığı gibi dava dilekçesinde iddia edildiğinin aksine ... A.Ş.'nin özelleştirme ile müvekkili şirket tarafından devralınmasının müvekkili şirkete taraf sıfatını yükleyemeyeceğini, zira özelleştirme sonrası, özelleştirilen şirketin tüzel kişiliğinin korunduğunu, özelleştirme işlemine dayanılarak hissedara husumet yöneltilmesinin ticaret hukukunda egemen olan sermaye sorumluluk ilkesine aykırı olacağını, müvekkilinin davacı ile herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığını, bu nedenle müvekkiline husumet yönetilmesinin mümkün olamayacağını belirterek, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, ayrıca talep edilen alacağın zaman aşımına uğradığını, bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, davacı kurum tarafından TRT payının hesaplanmasına esas olan matraha dahil edilmeye çalışılan bedellerin enerji bedeli olmadığını, müvekkili şirketin nihai tüketiciye elektrik tedarik eden tüzel kişi konumunda olmadığını belirterek esastan da davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br> Fer'i müdahil ... A.Ş. vekili ilk derece mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı tarafından iddia edilen alacağın zaman aşımına uğradığını, davacı kurumu tarafından TRT payının hesaplanmasına esas olan matraha dahil edilmeye çalışılan bedellerin enerji bedeli olmayıp, müvekkili şirketin sadece tahsiline aracı olduğu bedeller olduğunu ve tahsil ettikten sonra mevzuat uyarınca ilgili kuruma aktarıldığını, bu bedellerin müvekkili şirketin gelir kalemiymiş gibi matraha dahil edilmesinin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, bu bedellerin tüketilen aktif enerjinin karşılığı da olmadığını, ayrıca gecikme zammı talebinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:  <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; davanın; elektrik faturalarındaki TRT payı alacağının eksik hesaplandığı iddiası ile açılan alacak davası olduğu, davalı ... A.Ş. yönünden; 3093 sayılı yasının 4.maddesinin \"c\" bendinde, nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişilerin TRT payını faturalarında ayrıca göstererek, bu kapsamdaki bedelleri TRT'ye intikal ettirmeleri gerektiği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 30/03/2022 tarihli yazısında, davalı ... A.Ş.'nin herhangi bir lisansının bulunmadığının belirtildiği gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, davalı ... A.Ş yönünden; öncelikle Reaktif Enerji Bedeli (REB), Elektrik Enerjisi Fonu (EEF) ile Belediye Tüketim Vergisi (BTV) bedellerinin, TRT payı gibi bağımsız elektrik faturası kalemleri olduğu ve amaçlarının farklı kurumlara ödenmek üzere bedeller olduğu, TRT payının Aktif Enerji Bedeli üzerinden hesaplanarak faturalara eklendiği, bu nedenle TRT payı gibi bağımsız elektrik faturası kalemlerinden olan Reaktif Enerji Bedeli (REB), Elektrik Enerjisi Fonu (EEF) ile Belediye Tüketim Vergisi (BTV) bedellerinin TRT payı hesaplamalarına dahil edilmesinin uygun olmadığı, ayrıca davalı enerji şirketi tarafından tüketicilerden tahsil edilmeyen bu bedeller üzerinden TRT payı talep edilmesinin mümkün olmadığı, Reaktif Enerji Bedeli (REB), Elektrik Enerjisi Fonu (EEF) ile Belediye Tüketim Vergisi (BTV) bedelleri dahil edilmeden yapılmış olan ve 01/10/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere davacının davaya konu 2007-2008-2009 ve 2010 yıllarına ait eksik ödenen TRT payının 4.656.943,27 TL olduğu, bu bedelin davalının temerrüt tarihi olan 27/03/2017 tarihinden dava tarihine kadar 6183 sayılı yasada belirtilen gecikme zammı oranında hesaplanan gecikme faizinin 1.476.811,34 TL olduğu gerekçesiyle bu miktarlar üzerinden davanın kabulüne yönelik karar verilmiştir. <br>İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN: <br>İstinaf yoluna davacı vekili, davalı ....A.Ş vekili, Fer'i müdahil ... A.Ş. vekili başvurmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu kararın belirtmiş olduğu 3 temel gerekçe yönünden yasaya, hukuka ve emsal içtihatlara aykırı olduğunu, 26.07.2008 tarihinden önceki dönemlerde Reaktif Enerji Bedeli, Elektrik Enerjisi Fonu ve Belediye Tüketim Vergisinin TRT payı matrahına dahil edilmesi gerekirken, bu hususun gözardı edildiğini, hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, sunmuş olduğu emsal Yargıtay, Danıştay içtihatları, ayrıca elektrik piyasasında düzenleyici ve denetleyici tek yetkili kurum olan EPDK kararları ve doktrinsel olarak tarafından yine dosyaya sunulan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından hazırlanmış olan Uzman Görüşü ile sabit olduğu üzere Reaktif Enerji Bedeli, Elektrik Enerjisi Fonu ve Belediye Tüketim Vergisinin TRT payına dahil edilmesi gerektiğini, davalılar tarafından yapılan kısmi ödemelerin ferilerden mahsubu yerine doğrudan anaparadan mahsup edilmesi sonucu, ana para ve gecikme faizi alacağının eksik hesaplandığını, TRT Elektrik payı alacağının 3093 sayılı Yasadan kaynaklandığından, dosyada mübrez olan emsal yüksek Mahkeme içtihatlarında da vurgulandığı üzere vadenin yasada tayin edildiği durumlarda ayrıca temerrüde düşürme zorunluluğu olmayacağını, davalıların temerrüde düşürülmediği iddiasıyla dava tarihi olan 14/12/2017 tarihinden itibaren ana paraya gecikme faizi hesaplanmış olmasının yasaya, emsal içtihatlara aykırı olduğunu, 2008 tarihi öncesi reaktif enerji bedeli, elektrik enerjisi fonu ve belediye tüketim vergisinin trt payı matrahına dahil edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, yasa hükümlerinin lafzı ve gai yorumu, emsal mahkeme kararları ve doktrinsel açıklamalardan da görüleceği üzere Reaktif Enerji Bedeli, BTV ve EEF üzerinden TRT payı alınmasına 26.07.2008 tarihi itibariyle son verildiğinden, işbu davada 2007 ila 26/07/2008 tarihleri arasındaki döneme tekabül eden alacakların hesabında farklı usulün uygulanması gerektiğini, istinafa konu kararda, 26.07.2008 tarihinde 3093 sayılı Kanunda yapılan değişikliğin geçmişe yürütüldüğünü,\t3093 sayılı TRT Gelirleri Kanunun değişmeden önceki halinde detaylı olarak açıklandığı üzere TRT payı matrahı ile ilgili olarak \"KDV hariç her türlü vergi, fon ve paylar\" açık hükmü bulunduğundan, sistem kullanım bedellerinden TRT payı alınması, yeni Kanunun yürürlüğe girdiği 26.07.2008 tarihinden itibaren kaldırıldığını, Kanunun önceki halinde, sistem kullanım bedellerinden TRT payı alınmayacağına dair hüküm bulunmadığını, bu hususun yoruma kapalı olduğu gibi yorum yoluyla da genişletilemeyeceğini, davaya konu alacağın ilişkin olduğu dönemde meri olan 818 sayılı borçlar kanunu (md.84) gerekse dava tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı türk borçlar kanunu (md.100) hükümleri gereği yapılan kısmi ödemelerin öncelikle faiz alacağından mahsup edilmediği için anapara tutarının da yanlış hesaplandığını, gecikme zammı oranında faizin hesaplanması, kanunda öngörülen vade tarihlerinin esas alınması ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri gereği kısmi ödemelerin öncelikle faiz alacağından mahsup edilmesi gerektiği şeklindeki itirazlarının kararda dikkate alınmadığını, davalının söz konusu dönemde tahakkuk ettirdiği TRT payı anapara toplamı 160.448.533,78 TL'olduğu, yapılan ödemeler tutarı ise 153.643.627,11-TL olduğu, bu nedenle her ne kadar davalının Kurumuna 6.804.906,67-TL anapara borcu var gibi görünse de dava konusu dönemde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md.100 vd. (818 Sayılı Eski Borçlar Kanunu'nun 84. vd.) gereği 2007 - 2010 dönemlerinde aylar itibariyle yapılan toplam 160.448.533,78 TL ödemenin 4.942.788,04-TL'si faiz borcuna 148.700.839,07-TL'si anapara borcuna mahsup edildiğini ve kalan 11.747.694,70-TL TRT payı anaparaya 25.02.2011 vade tarihinden 14.12.2017 tarihine kadar 13.426.123,08-TL gecikme zammı oranında gecikme faizi hesaplandığını, toplam bakiye 25.173.817,78-TL alacağının kaldığını, davalı/borçlunun yükümlülüğünün yasadan kaynaklandığı için ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek olmadığını, temerrüt tarihi ve buna göre hesaplanan gecikme zammı hesabının hatalı olduğunu, 3093 sayılı Kanunda TRT enerji payının vade tarihi aynı zamanda temerrüt tarihi olduğunu ve anılan yasa gereği borçlu şirketin yükümlülüğünün 3093 sayılı yasadan kaynaklandığını, temerrüde düşürülmesine gerek bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı ....A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu edilen TRT payının şüpheden uzak biçimde bir kamu alacağı olduğunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 102.maddesi ve yine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 114.maddesi uyarınca da zamanaşımı süresinin 5 yıl olarak düzenlendiğini, söz konusu alacağın takibinin İcra ve İflas Kanunu’na göre yapılması, bu alacağın doğumu ile sahip olduğu kamu alacağı niteliğini değiştirmediğini, ayrıca 3093 sayılı Kanun’un gerekçesinde söz konusu alacak “TRT VERGİSİ” şeklinde nitelendirildiğini, bu nitelikteki bir alacağın genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi ve genel zamanaşımı süresine tabi tutulmasının mümkün olmadığını, zamanaşımı iddianın değerlendirilmediğini, öncelikle davanın zamanaşımı defii nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, husumet itirazlarının hiç dinlenmediğini ve davanın kabulüne karar verildiğini, dava konusu taleplerin, ... A.Ş. ve ... A.Ş. olarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 159 ve devamı maddelerinde yer alan kısmi bölünme yöntemi ile sağlanan hukuki ayrışma öncesine ilişkin dönemlere ait olduğunu, bu döneme ilişkin perakende faaliyetine ilişkin her türlü, alacak- borç, hak ve yükümlülüğünün ... A.Ş.’ye geçtiğini, heyette hukukçu bir bilirkişinin de bulunmasının en baştan beri talep edildiğini, ancak bu talebinin hiç bir rapor için kabul edilmediğini, .... A.Ş'de TTK 176/2. Maddesinde belirtilen durumların hiç birisinin olmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin iddia edilen alacaktan sorumlu olmasını gerektirir bir husus olmadığını, yerel mahkemece asıl alacak tutarına gecikme zammı işletilmesine karar verdiğini, hiçbir suretle haksız talebin kabulü anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın gecikme zammı talep etmesinin de mümkün olmadığını, bu kapsamda dosya kapsamında sunulan bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamaların da kabulünün mümkün olmadığını, zira TRT payı amme alacağı ve vergi niteliğinde olmakla birlikte tüm düzenlemelerin Vergi Usul Kanununa tabi olduğunu, Vergi Usul Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre, gecikme zammı uygulanmasının kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi ve yerel mahkemece \"Reaktif Enerji Bedeli (REB), Elektrik Enerjisi Fonu (EEF) ile Belediye Tüketim Vergisi (BTV) bedellerinin, TRT payı gibi bağımsız elektrik faturası kalemleri olduğu ve amaçlarının farklı kurumlara ödenmek üzere bedeller olduğu, TRT payının Aktif Enerji Bedeli üzerinden hesaplanarak faturalara eklendiği, bu nedenle TRT payı gibi bağımsız elektrik faturası kalemlerinden olan Reaktif Enerji Bedeli (REB), Elektrik Enerjisi Fonu (EEF) ile Belediye Tüketim Vergisi (BTV) bedellerinin TRT payı hesaplamalarına dahil edilmesinin uygun olmadığı\" görüşlerine katıldığını, “Reaktif enerji bedeli” aslında bir enerji bedeli değil, sadece kusurlu davranışı gösteren aboneye uygulanan bir “cezalandırma” terimi olduğunu, bir başka ifade ile reaktif enerji bedeli, aslında “güç faktörlerinin kompanzasyonu hususundaki” yükümlülüklerini yerine getirmeyen tüketicilere uygulanan bir çeşit ceza olduğunu, dolayısı ile aynı zamanda reaktif enerjinin bir tüketim olmadığını, bu nedenle bu bedelin TRT matrahına eklenmesi talebinin kabulünün mümkün olmadığını, Belediye Tüketim Vergisi bir enerji tüketimi değil, “enerji tüketiminden belli bir oranda alınan paylarla oluşturulan bir kesinti” olduğunu, Belediye Tüketim Vergisi, “elektrik enerjisi satış tarifeleri” üzerinden sanayi için %1, meskenler için %5 olarak belediye hizmetlerine kaynak oluşturmak adına yapılan kesintilerdir. Bu payın üzerinden alınacak %2 oranındaki TRT payının da esasen “Elektrik enerjisi satış tarifeleri” üzerinden zaten tahakkuk ve tahsil edilmiş olması nedeniyle BTV üzerinden bir kere daha tahakkuk ve tahsil edilmesinin “mükerrerlik” arz ettiğini, Elektrik Enerjisi Fonu, elektrik enerjisi sektöründe ülke menfaatleri bakımından teşvike layık, fakat mali zorlukları ve fiyatları nedeniyle bir türlü gelişemeyen (Örn: yenilenebilir enerji, çevrenin korunması) birtakım alt sektörlerin desteklenmesi ve bu şekilde gelişmesinin sağlanması için kurulmuş bir fon olduğunu, Elektrik enerjisi satış tarifeleri üzerinden tahakkuk ettirilmesi gereken TRT payının, bu kalem matrah üzerinden zaten ayrı bir kalem halinde tahakkuk ve tahsil edildiğini ve davacı tarafa ödendiğini, Elektrik Enerjisi Fonu üzerinden tahakkuk ettirilecek TRT payının, elektrik enerjisi satış tarifeleri üzerinden davacı taraf lehine zaten tahakkuk ve tahsil edilen TRT payı ile mükerrer mahiyette olduğunu, Elektrik Enerjisi Fonunun bir enerji tüketimi değil, “enerji tüketiminden belli bir oranda alınan paylarla oluşturulan bir fon” olduğunu, müvekkili şirketçe davacıya karşı bütün sorumlulukların yerine getirildiğini ve bütün borçların ödendiğini, ek bilirkişi raporunda; yer alan \"DEĞERLENDİRMELERİMİZ\" başlıklı hesaplamada fonlar ve reaktif enerji bedeli dahil edilmediği ifade edilmesine rağmen 2007 yılında Fonlar Dahil Reaktif enerji bedeli hariç hesaplama yapıldığını, bu sebeple hesaplamanın hatalı olduğunu, 2008, 2009, 2010  yıllarında hem fon hem de reaktif hariç hesap yapıldığını, 2007 yılında ise fonların dahil edildiğini, yapılan bu yanlış sonucu bilirkişi tarafından 976.289,73 TL fazla hesap yapıldığını bu hususta rapora itiraz ettiğini, itirazlarının reddedildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br> Fer'i müdahil ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; hüküm altına alınan alacağın zamanaşımına uğradığını, dava dosyasına sunulan zamanaşımı def'ileri dikkate alınmadan hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu edilen ve hüküm altına alınan alacağın kamu alacağı niteliğini haiz olduğunu, kamu alacağının genel zamanaşımı sürelerine tabi olmasından bahsedilemeyeceğini, bilirkişi heyetinin temerrüt tarihi bakımından yaptığı tespitin yerinde olmadığını, dava dosyası kapsamında bu hususa tarafınca itiraz edilmesine rağmen bu hatalı tespit doğrultusunda hüküm tesis edildiğini,  temerrüt olgusunun gerçekleştiğinden bahsedilebilmesi için ihtarın muhatabına ulaşması şart olduğundan, davalı şirket yönünden bu tarihte temerrüt olgusunun gerçekleştiğinden söz edilebilmesi için tebligat durumunun açık biçimde ispatlanması gerektiğini,  fakat bu husus dava dosyası kapsamında belirsizlik olduğunu, dava dosyasında yukarıda belirtilen tarihte davalı şirkete tebligat yapıldığını gösterir hiçbir delil olmadığını, bilirkişi raporunda matrahın belirlenmesi bakımından yapılan hesaplamada hatalar bulunduğunu, bilirkişi raporunda reaktif enerji bedeli, elektrik enerjisi fonu ve belediye tüketim vergisinin hiçbir dönem bakımından matraha dahil edilmemesi gerektiği yönünde görüş bildirilmekle birlikte, hesaplamanın 2007 yılına ait kısmında, kök raporda olduğu gibi söz konusu bu bedellerin matraha dahil edilerek hesaplama gerçekleştirildiğini, bilirkişi raporunda matrah hesabı bakımından yapılan tespit ve değerlendirmelere katılmakla birlikte yapılan rakamsal hesaplamaların ve kök raporda mahsup edilen 160.448.553,78-TL'lik ödemenin ek raporda herhangi bir şekilde dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, gecikme zammının hüküm altına alınmasının hukuka aykırı olduğunu, TRT payının amme alacağı ve vergi niteliğinde olduğunu, tüm düzenlemelerin Vergi Usul Kanununa tabi olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE: <br>Taraflar arasındaki dava, 3093 sayılı Kanun gereğince ödenmesi gereken TRT payının eksik ödendiği iddiasına dayanan alacak ve gecikme cezası istemine ilişkindir.<br>Dosyaya yansıyan bilgi, belge ve delillere göre; davalı tarafın zamanaşımı defi yönünden yapılan değerlendirmede; TRT katkı payının 3093 Sayılı ... Gelirleri Kanunu kapsamında alındığı, Kurumun 3093 Sayılı ... Gelirleri Kanunu'nun 4 üncü maddesinin (c) bendi kapsamındaki katkı payına ilişkin alacağı, yine aynı Kanun'un 5/c maddesindeki özel düzenleme gereğince, sadece gecikme zammı oranının hesaplanmasına ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun hükümlerindeki orana atıfta bulunmakta, katkı payı alacağı yönünden ise 2004 sayılı İcra İflas Kanunu hükümlerince takip ve tahsili gereken alacaklar niteliğinde genel bir alacak olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 125. Maddesi gereğince on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2017  tarih ve 2015/... Kar. Sayılı ilamı benzer doğrultudadır), dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığından davalı ve fer'i müdahil tarafın bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir.<br>Davacı tarafın katkı payı alacağına yönelik yapılan değerlendirmede;<br>Benzer bir olayda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi'nin 11/02/2021 tarih ve 2019/... Kar. Sayılı İlamında;\"...Davacı vekili, dava konusu şirketin 2007-2010 yılları arasında TRT paylarını müvekkiline eksik ödediğini iddia etmiş olup ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere, 3093 sayılı Kanunun 4/c maddesindeki düzenleme dikkate alındığında, davalı şirketin gelirleri arasında yer alan Reaktif Enerji Bedeli, Elektrik Enerji Fonu ve Belediye Tüketim Vergisi üzerinden TRT payı tahakkuk ettirilmesinin mümkün olmadığı (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2012/... Karar ve 2011/... Karar sayılı ilamları), bu nedenle dosya kapsamından davalı şirketin ödemesi gereken bir TRT katkı payı bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, gerekçeli, mevzuata uygun ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.\" şeklinde karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 26/04/2022 tarih ve 2022/... Kar. Sayılı ilamı ile onandığı görülmüştür.<br>Yine benzer bir olayda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 18.03.2025 tarih, 2024/...karar sayılı ilamında; ''...hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu yapılan döneme ilişkin olarak  3093 sayılı Kanun gereğince Reaktif Enerji Bedeli, Elektrik Enerji Fonu ve Belediye Tüketim Vergisi üzerinden TRT payı tahakkuk ettirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla..'' şeklinde karar verilmiştir.<br>Reaktif enerji bedelinin kurumun bir geliri olmakla birlikte nihai tüketiciye satılan enerji türü olmadığı, Enerji Fonu'nun 3096 sayılı kanundaki düzenleye istinaden çıkarılan yönetmelik kapsamında fonun gelir kaynakları arasına alınan ve elektrik enerjisi satış tarifesinden kesilip fona aktarılan bir pay olduğu, Belediye Tüketim Vergisinin nihai tüketiciye satılan tüketim bedeli üzerinden kesilen, belediye hizmetleri payından oluşan ve belediyeye aktarılan bir pay oyduğu, davalı şirketin gelirleri arasında yer alan Reaktif enerji Bedeli, Elektrik Enerji Fonu ve Belediye Tüketim Vergisi üzerinden TRT payı tahakkuk ettirilemeyeceği Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2013 tarih ve 2012/... Kar. Sayılı ilamı ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 26/04/2022 tarih ve 2022/... Kar. Sayılı ilamının da benzer doğrultuda olduğu anlaşılmaktadır.<br>Dosya kapsamında aldırılan üçüncü heyet asıl raporu ve ek raporunun dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, hesaplamaların denetlenebilir olduğu, itirazları karşılar mahiyette olduğu görülmekle mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararında bir isabetsizlik yoktur.<br>Açıklanan nedenler ile davacı vekili, davalı ....A.Ş vekili ve fer'i müdahil ... A.Ş. vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde değildir. Retleri gerekir.<br>Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M  : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekili, davalı ....A.Ş vekili ve fer'i müdahil ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, esastan REDDİNE,<br>2-a)Davalı ... A.Ş'nin istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 418.996,77 TL istinaf karar harcından peşin alınan 104.749,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 314.247,57 TL<br> harcın istinafa gelen davalı ... A.Ş.'den alınarak Hazine'ye irat kaydına, <br>     b)Fer'i müdahil ... A.Ş.'nin istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın istinafa gelen fer'i müdahilden alınarak Hazine'ye irat kaydına, <br>          c)Davacının istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40  TL istinaf karar harcının peşin alınan 325.156,68  TL harçtan mahsubu ile bakiye 324.541,28 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, <br><br>3-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, HMK'nın 333. maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,<br>4-Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>5-Kararın taraflara tebliğine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde, Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.29/09/2025<br>\t\t\t\t<br>Başkan                        Üye                                    Üye                                                    Katip<br>e-imzalıdır\t       e-imzalıdır\t       e-imzalıdır\t                    e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f2f1b91ad536b2f3","SID":"33b5e70c462f4fba"}}