{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/1398 <br>KARAR NO: 2025/1619 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/04/2025<br>ESAS NO: 2022/1447 <br>KARAR NO: 2025/377<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 25/09/2025<br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 22/04/2025 tarih ve 2022/1447 E - 2025/377  K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile 05/10/2021 tarihinde 630.000 KG inşaat demiri satın alınması noktasında anlaşma yapıldığını, 15/10/2021 tarihine kadar 630.000 KG inşaat demirinin davacının ...şantiyesine teslim edileceğini, aksi halde günlük %10 cezai şart ödeyeceğini kabul ettiğini, sözleşmeye göre 13/10/2021 tarihinde 3.126.690,00 TL ödenmesi, bakiye 1.340.010,00 TL'nin ise teslimden sonra ödeneceği noktasında anlaşıldığını, davalıya belirtilen ilk taksitin sözleşmeye uygun olarak ödendiğini ancak davalının peyder pey ve gecikmeli olarak teslimat yaptığını 19/11/2021 tarihi itibari ile şantiyeye teslim edilen demir miktarının ancak 438.390 KG olduğunu, davalının sözleşmeye göre cezai şart ve uğranılan zararın ödemesi gerektiğini belirterek şimdilik taraflar arasındaki sözleşme gereği taahhüt edilen şekilde malların tesliminin gerçekleşmemesi ve gecikmesi nedeniyle uğranılan zararlara karşılık 100.000,00-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile ödenmesine, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev, yetki ve derdestlik itirazında bulunduğu, dava dilekçesinin zorunlu unsurlarının bulunmadığını, davacının sözleşmeye göre 15/10/2021 tarihinde ödemesi gereken 1.340.010,00-TL tutarı ödemediğini, sözleşmeye aykırı hareket ettiğni ve kendisinin temerrüde düştüğünü ihtarnamelere cevap verildiğini, talebin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"...mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları kapsamında tarafların ve dava dışı ... A.Ş.'nin ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre dava dışı  Davacı ...A.Ş ile Dava dışı ... A.Ş. arasında 15.10.2021 tarihinden sonra, 06.02.2023 tarihine kadar ticari işlem gerçekleştirildiği, Davacının eksik aldığı ürünlere bağlı olarak fiyat farkından dolayı uğramış olduğu zararın 573.755,18-TL (1.933.333,58- 1.359.578,40) olacağı hesap edilmiştir. Özel şartta belirtilen toplam tutarın eksik teslim edilen malzemelerin toplam tutarı mı yoksa sipariş formunda belirtilen malzemelerin toplam tutarı mı olduğu anlaşılamadığı bu nedenle hesaplamanın terditli yapıldığı Eksik teslimin toplam tutarına göre: Davacının davalıdan eksik teslim aldığı malzemeler bedelinin % 10 olan 135.957,84-TL (1.359.578,40 x %10) cezai şart alacağı olacağı hesap ve tespit edilmiştir. Sipariş formundaki toplam tutara göre: Davacının davalıdan eksik teslim aldığı malzemeler bedelinin % 10 olan 446.670,00-TL (4.466.700,00 x %10) cezai şart alacağı olacağı hesap ve tespit edilmiştir. Sözleşmenin özel şartları incelendiğinde gününde teslim edilmeyen ürünler yönünden hesaplama yapılması gerektiği, davacının davalıdan eksik teslim aldığı malzemeler bedelinin % 10 olan 135.957,84-TL (1.359.578,40 x %10) cezai şart alacağı olacağı ve davacının eksik aldığı ürünlere bağlı olarak fiyat farkından dolayı uğramış olduğu zararın 573.755,18-TL olacağı  kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın KABULÜ ile 709.713,02 TL'ye 30/12/2022 tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Edim ifası hakkındaki tespitler gerçeği yansıttığını, davacı taraf, toplam 630.000 kg demir sipariş ettiğini, ancak yalnızca 438.510 kg teslim edildiğini iddia ederek, müvekkil şirketin edimini eksik ifa ettiğini beyan ettiğini, Mahkemece de işbu beyana itibarla ... aleyhine hüküm tesis edildiğini, ne var ki bu tespit, dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesinden uzak ve hatalı olduğunu, zira davacı şirket, 13.10.2021 tarihinde müvekkil lehine 3.130.115,50 TL ödeme yapmış; akabinde bu bedele tekabül eden 438.510 kg demirin teslimi sağlandığını, bu ifa, ödemeye uygun miktarda olup borcun eda edildiğini gösterdiğini, ancak müteakip ödeme olan 1.340.010 TL, 15.10.2021 tarihinde yapılması icap ettiği hâlde hiçbir surette gerçekleştirilmediğini, müvekkil şirketin teslimata devam etmemesinin sebebi, bizzat davacının edimini yerine getirmediğini, hal böyleyken, müvekkil aleyhine “eksik ifa” isnadı hukuken vaki olmadığını, dosyada mübrez ödeme dekontları ve teslimat evraklarıyla sabit olduğu üzere, ifa müvekkilin eda yükümlülüğü sınırında gerçekleştirildiğini, devamında teslimat yapılmaması ise davacıdan kaynaklanan temerrütten doğduğunu, bu yönüyle Mahkeme’nin “eksik ifa” kabulü isabetsiz olduğunu, cezai şartın uygulanması hatalı olduğunu, mahkeme, akitname mucibince belirlenen “toplam bedelin %10’u” oranındaki cezai şartı nazara alarak, müvekkil şirket aleyhine 135.957,75 TL cezai şart tatbikine karar verdiğini, ancak işbu karar, hem vakıaya hem de hukuk kaidelerine muhalif nitelikte olduğunu, cezai şartın tatbiki için tek başına sözleşmesel hüküm kafidir addedilemeyeceğini, borçlunun müterafik kusuru mevcut olmalı, alacaklı ise edimini ifa etmiş bulunması gerektiğini, hâlbuki somut olayda, davacı taraf 15.10.2021 tarihinde eda etmesi gereken 1.340.010 TL tutarındaki ödemeyi bihakkın yerine getirmediğini, bu hal, müvekkil şirketin teslimata devam etmemesi için müessir ve makul bir gerekçe olduğunu, aşkın zarar talebinde kusur ispatı olmadığını, davacı taraf, cezai şart haricinde ayrıca 573.755,00 TL tutarında aşkın zarar talebinde bulunduğunu, Mahkeme de bu talebi kabul ederek müvekkil aleyhine hüküm tesis ettiğini, ancak işbu hüküm, gerek Türk Borçlar Kanunu gerekse Yargıtay içtihatları bakımından sakat ve iptale müstehak nitelikte olduğunu, dosyada mübrez herhangi bir belge veya delil ile müvekkilin kusuru sübut bulmadığını, bilakis, teslimatların durmasının yegâne sebebi, davacının kendi ödeme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bu halde müvekkilin sorumluluğundan bahisle aşkın zarar talebine hükmolunması, hem kusur ilkesine hem de dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğini, müvekkil şirkete kusur izafe edilerek aşkın zarar talebinin kabulü, hem maddi gerçeğe hem de hukuk normlarına aykırı olduğunu, mahkemece bu hususun takdir edilmemesi, kararın bozulmasını gerektirir nitelikte olduğunu, bilirkişi raporları taraflı ve eksik olduğunu, yargılamaya esas teşkil eden bilirkişi raporları, gerek usul yönünden gerekse içerik itibarıyla eksiklikler barındırmakta olup, Mahkemece bu raporlara itibar edilerek hüküm kurulması isabetsiz olduğunu, müvekkil şirket tarafından sunulan ayrıntılı itiraz dilekçelerinde, raporlardaki maddi ve teknik hatalar ayrıntılarıyla ortaya konulduğunu, ne var ki bu itirazlar bilirkişi heyeti tarafından tetkik edilmemiş, rapor içeriğinde karşılanmamış yahut cevaplandırılmadığını, raporlarda müvekkil tarafından yapılan sevkiyatlara karşılık gelen ödemeler arasındaki denge dikkate alınmadığını, sözleşmenin fiili uygulanışı göz ardı edildiğini, vadeli/peşin fiyat ayrımı gibi ticari gerçeklikler analiz edilmediğini, bilirkişi raporları, yargıcın teknik alanlardaki yardımcısı mahiyetinde olup, mahkemeyi yönlendirici değil, destekleyici nitelikte olduğunu, bu çerçevede, denetime elverişli, gerekçeli ve itirazlara cevap verir mahiyette olmaları zorunlu olduğunu, oysa istinaden karar verilen raporlar bu vasıfları haiz olmadığını, bilirkişi raporları taraflı ve eksik olduğu gibi, bu raporlara yöneltilen mübrez itirazlarımız da karşılanmamış olup, dayanak teşkil etmesi mümkün olmadığını, mahkemece bu raporlarla hüküm tesis edilmesi bozmayı gerektirir ağır usul hatası olduğunu, teslim - ödeme uygulaması fiilen değiştiğini, taraflar arasında akdedilen sipariş formunda, sevkiyatın ödeme sonrasında yapılacağına dair açık bir ibare bulunmadığını, buna rağmen mahkeme, sözleşmenin lafzını esas alarak müvekkil şirketin teslim yükümlülüğünü ihlal ettiği yönünde kanaate vardığını, ancak dosyada mübrez ödeme belgeleri ve fatura irsaliyeleri incelendiğinde, söz konusu edim sırasının taraflarca fiilen değiştirildiği ve bu uygulamanın karşılıklı mutabakatla sürdürüldüğü açıkça görüldüğünü, zira davacı şirket, henüz hiçbir teslimat yapılmadan evvel, 13.10.2021 tarihinde müvekkil şirkete 3.130.115,50 TL ödeme gerçekleştirdiğini, müteakiben bu ödeme karşılığı olan 438.510 kg demir sevk edildiğini, davalı bu ödemeyi tek bir sevkiyat için değil birden fazla kez yapılacak sevkiyatlar için ödediğini, bu uygulama taraflar arasında \"önce ödeme – sonra teslim” şeklinde yeni bir fiili teamül oluşturduğunu, fiili uygulama, yazılı akdin önüne geçmiş olup, ödeme yapılmadan teslimat yapılmadığını, bu durumda ifanın yarıda kalmasının müvekkile yüklenmesi, gerek hukuka gerekse ticari teamüle aykırı olduğunu, bilirkişi raporları vadeli/peşin ayrımını ve şantiye belirsizliğini incelemediğini, yargılama dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporlarında, davacı tarafın temin ettiğini iddia ettiği demirlerin fiyat karşılaştırmaları yapılırken, demir alım şartlarının vadeli mi yoksa peşin mi olduğu hususu incelenmediğini, oysa demir gibi fiyatı günlük dalgalanmalara açık ürünlerde, vadeli ve peşin alış arasında ciddi farklar oluşmakta; bu fark, doğrudan zarar kalemini etkilediğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 22.04.2025 tarih, 2022/1447 Esas ve 2025/377 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı taraf bedel ödenmediği için demir teslimi yapılmadığını iddia etmekte ise de taraflar arasında imzalanmış olan sipariş formunda açıkça \"belirtilen tarihlerde demir tesliminden sonra ödeme yapılacaktır\" ibaresi yer aldığını, cezai şartın uygulanması bakımından kanuni şartların mevcut olduğu açık olup davalının bu yöndeki itirazlarının da kabulü mümkün olmadığını, yine her ne kadar davalı tarafça aşkın zarar bakımından tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu iddia edilmekte ise de dosya kapsamında gerek müvekkil gerekse dava dışı 3. kişinin ticari defterleri incelendiğini, ödeme evrakları ve diğer hususlar değerlendirildiğini, bilirkişilerce gerekli değerlendirmeler yapılarak cezai şart hesabı yapıldığını, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporlarının eksik ve taraflı olduğu yönündeki iddiaların kabulü mümkün olmadığını, davalı her ne kadar tarafımızca sunulan bilgi ve belgelere göre inceleme yapıldığını iddia etmişse de, davacının sunduğu  deliller de dahil dosya kapsamında işbu davaya ilişkin her türlü delil getirtildiğini, ticari defterler incelendiğini, yine davalı tarafça her ne kadar temin edilen demirlere ilişkin vadeli- peşin ayrımı gibi hususların değerlendirilmediği iddia edilmişse de davalı itirazları üzerine alınan raporlarda bu itirazları değerlendirildiğini ve söz konusu alımlara ilişkin belirtmiş olduğumuz üzere gerek sunmuş olduğumuz evraklar gerekse yapılan ticari defter incelemeleri ile belirtilen konularda değerlendirmeler yapılmış ve sonuca varıldığını, davalının haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve yasal vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Dava, taraflar arasında düzenlenene sözleşme kapsamında cezai şart ve zarar talebine  ilişkindir.<br>Dosya kapsamında toplanan deliller, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında cezai şart ve davalının kusuru nedeniyle meydana gelen zarar kapsamında  davanın kabulüne ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1- KAYSERİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 22/04/2025 tarih ve 2022/1447 E - 2025/377  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli olan 48.480,49 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 12.500,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.980,49 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi.  25/09/2025 <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"52e79b33ca831b84","SID":"5e49f8eaca4a1dee"}}