{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/161 Esas<br>KARAR NO: 2025/1399 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2021/434 Esas - 2022/303 Karar <br>TARİH:  29/03/2022<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali)<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı borçluların 28.01.2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi sebebi ile müvekkil bankadan kullandıkları krediyi ödememeleri üzerinde hesap kat ihtarnamesi 04.03.2019 tarihinde tüm borçlulara gönderildiği, akabinde Samsun İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasından ilamsız takibe geçildiği, borçlular yetkili icra dairesinin İstanbul olması sebebi ile yetkiye ve ayrıca borca ve ferilerine itiraz ettiği, dava şartı olması ve uzlaşının değerlendirilmesi amacı ile yapılan arabuluculuk görüşmeleri de olumsuz sonuçlandığı, iki taraflı edimleri havi akitlerde bir taraf edimini yerine getirmiş ise diğer taraf şekil eksikliği nedeniyle sözleşmenin geçersizliğini ileri süremediği, müvekkil banka kendi edimini yerine getirdiği, bilirkişi aracılığıyla yapılacak hesaplamalar dahilinde borçlunun borca haksız yere itiraz ettiği ve buna dayanarak takibin haksız yere durduğu görüleceği, fakat davalı borçlu hem vadesi gelmiş borcunu ödemeyerek hem de müvekkile borçlu olduğunu bildiği halde aleyhine başlatılan icra takibine itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet vermiş ve müvekkilimizi zarara uğrattığı, İstanbul 1. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, yapılan itirazın hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil hakkında başlattığı icra takibinde müvekkillere gönderilen kredi için alacakları olduğunu belirterek takibe geçtiği, müvekkillere ödeme emri gönderdiği, ancak müvekkiller borçlu olduğu miktar takip talebinde yanlış gösterildiği, faiz oranları yanlış ve fahiş olduğu, kat ihtarında belirtilen miktar ile ödeme emrinde gösterilen miktar farklı olduğu, müvekkil borcu yanlış hesaplandığı, icra takibinde müvekkillerin krediden ne şekilde sorumlu olduğu, kredinin ne kadarını ödendiği ve kredinin içeriği hakkında yeterli açıklama mevcut olmadığı, özellikle müvekkillerin kefil olduğuda dikkate alındığında müvekkillerin faiz alacağı, bsmv, kkdf, masraf, kredi kartı vs gibi kalemlerden sorumlu olamadığı, müvekkiller ... ve ... yönünden usulüne uygun hesap kat ihtarnamesi gönderilmediği, bu nedenle müvekkiller hakkında alacağın muaccel hale gelmediği dikkate alındığında takip başlatılması, faiz işletilmesi ve takipte alacak kalemlerine faiz işletilmesi hatalı olduğu, icra inkar tazminatı talebinde bulunmak için kanunun aradığı şartlar yerine getirilmemiş, olup alacağın likit olmadığı dikkate alındığında davacı tarafın icra inkar tazminatı talebi yerinde olmadığı, yukarıda ayrıntıları ile izaha davanın reddine, davacının kötü niyeti açık olduğu için İİK gereğince %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine vekalet ücreti ve mahkeme masraflarının karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 29/03/2022 tarih ve 2021/434 Esas - 2022/303 Karar sayılı kararında; \"Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalılar aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir....Mahkememizde açılan dava: İİK.nun 67. maddesi gereğince itirazın iptali davasıdır. Dosyamıza getirtilen İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 31.227,76-TL üzerinden icra  takibi yapıldığı, davalıların itirazı üzerine takibin  durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.İddia, savunma, toplanan deliller kapsamında  bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi tarafından sunulan 02/02/2022 raporunda özetle; \"Davacı banka tarafından, 18.01.2021 tarihli ödeme emri ile davalılar aleyhine; 93 TL masraf, 134,76 TL faiz ve BSMV, 31.000 TL de asıl alacak olmak üzere toplam 31.227,76 TL banka alacağı için takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı yasa gereğince 31.000 TL için yıllık (365 gün üzerinden) %33, 134,76 TL için yıllık (360 gün üzerinden) 0,00 faiz ve 93,00 TL için de yıllık (365 gün üzerinden) %9 oranlarında faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile birlikte ve B.K. mad. 100 uyarınca) tahsili talebinde bulunulduğu, 04.03.2019 hesap kesim tarihi ve Banka kayıtları itibariyle Banka nakdi asıl alacağını, 30.392,77 TL olarak tespit edildiği, dolayısıyla ihtamame ile banka kayıtlarının uyuşmakta olduğu, İhtarnamenin; borçlu ... A.Ş. ve kefil ...'ye 08.03.2019, ...'na 06.03.2019 ve ...'ye de 14.03.2019 tarihlerinde tebliğ edildiği, buna göre Borçlu ... A.Ş. ve kefil ...'nin 10.03.2019 tarihinde; kefil ... 08.03.2019 ve ...'nin de 16.03.2019 tarihlerinde temerrüte uğradıkları, ... ve ...'nun ihtarnamede belirtilen adreslerinin, genel kredi sözleşmesindeki adresleri olmadığı, dosyada değinilen iki kefilin adreslerinin değişmiş olduğuna dair bir belgenin de bulunmadığı, dolayısıyla değinilen davalılar açısından temerrüt tarihinin takip tarihi olarak belirlendiği, ticari de olsa Kredili Mevduat hesaplarına uygulanan (Azami) faiz oranlarının 5464 Sayılı “Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 26.maddesinin 3.bendi uyarınca TCMB'nca tespit ve ilan edildiği, tespit edilen oranlar üzerinde akdi ve temerrüt faiz oranlarının uygulanamayacağı, takip tarihi itibariyle alacak miktarının; davacı Banka'nın ödeme emri ile 31.000,00 TL asıl alacak ve 134,76 TL faiz, BSMV talebinde bulunduğu dikkate alındığında, davacının ... A.Ş. ve ... bakımından talebi ile bağlı kalacağı, ancak; dava konusu kredili mevduat hesabının son hareket tarihi olan 30.12.2020 tarihindeki bakiyesinin Banka kayıtlarında 29.673,87 TL olarak görüldüğü, hesabın 30.12.2020 tarihine kadar tahsilatların; asıl alacak ile tahakkuk ettirdiği faiz ve BSMV toplamlarından düşülmek ve yeniden faiz ve BSMV tahakkuku yapılmak suretiyle işletimeye devam ettiği ve 30.12.2020 tarihinde de 29.673,87 TL üzerinden kanuni takip hesaplarına aktarıldığı göz önüne alındığında, asıl alacağın Banka kayıtlarına uygun olarak 29.673,87 TL, faizin 387,40 TL ve BSMV'nin de 19,37 olarak değerlendirilmesinin uygun olacağı, dolayısıyla her üç davalı açısından da asıl alacağın 29.673,87 TL olarak kabulü; faiz ve BSMV açısından da her üç davalının da ödeme emrindeki talep olan 134,76 TL (128,34 TL faiz ve 6,42 TL BSMV olmak üzere) ile bağlı kalacağı, davacı banka tarafından uygulanabilecek temerrüt faiz oranın-takip tarihinde geçerli oran olan yıllık % 25,08 olabileceği\" şeklinde görüş bildirilmiştir.Bu kapsamda somut olaya bakıldığında, davacı banka ile davalı kredi borçlusu (asıl borçlu) ... A.Ş. Arasında 1.000.000,00 TL  limitli. Genel Kredi Sözleşmesinin akdedildiği, davalı  ..., ... ile ...'nun 1.000.000,00 TL kefalet limiti ile müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı anlaşılmaktadır.Kefaletin şartları TBK 583. maddesinde düzenlenmiş olup, madde hükmüne göre, bir kefaletin geçerli olabilmesi için;1) Yazılı şekilde yapılması,2) Kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın açıkça gösterilmesi,3) Kefalet edilen borcun geçerli bir borç olması,4) Kefilin medeni hakları kullanma ehliyetinin bulunması icap eder,5)Kefalet türü, tarihi, kefalet limiti ve diğer hususlar kefilin kendi el yazısı ile yazılmış olması  zorunlu olup, kefalet sözleşmesinde kefiller tarafından kefaletin türü, kefalet miktarı ve kefalet tarihinin el yazıları ile yazılmış olduğu anlaşılmakla, kefalet sözleşmesinin TBK 583. Maddesi hükmüne göre geçerli olduğu anlaşılmıştır. Kefilin temerrüdünden söz edilebilmesi için TBK m.590'a göre; cari hesabın kesilmesi ve kat edilecek ihtarnamenin kefile tebliği gerekir. Bu durumda davalı/kefilin, sözleşmede gösterilen azami kefalet limitleri dahilinde temerrüt tarihine kadar işlemiş olan akdi faiz ve fer'ilerinden dolayı da ayrıca sorumlu olacağı açıktır. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporu ile banka kayıtlarına göre tespit ve hesaplama yapılmış olması sebebiyle rapor denetime elverişli bulunmuş olup, rapor ve tespit edilen 29.673,87 TL asıl alacak 128,34 TL işlemiş faiz ve 6,42 TL BSMV olmak üzere toplam 29.808,63 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, alacağın likit olması gözetilerek davalı aleyhine alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalılar tarafından İstanbul 1. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile takibin 29.673,87-TL asıl alacak, 128,34-TL işlemiş faiz, 6,42-TL BSMV olmak üzere toplam 29.808,63-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,2-Alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesap edilen 5.961,72-TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kefil olduğu da dikkate alındığında müvekkillerinin  faiz alacağı, bsmv, kkdf, masraf, kredi kartı vs gibi kalemlerden sorumlu olamayacağını, Müvekkilleri ... ve ... yönünden usulüne uygun hesap kat ihtarnamesi gönderilmediğini; bu nedenle müvekkilleri hakkında alacağın muaccel hale gelmediği dikkate alındığında  takip başlatılması, faiz işletilmesi ve takipte alacak kalemlerine faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, Müvekkillerine usulüne uygun kat ihtarnamesi gönderilmediğini; ...' na gönderilen kat ihtarının ... adına 06/03/2019 tarihinde muhatabın adreste olup-olmadığı tevsik edilmeden tebliğ edildiğini; yine aynı şekilde ...'ye gönderilen hesap kat ihtarının ... adına 04/03/2019 tarihinde muhatabın adreste olup-olmadığı belirlenmeden tebliğ edildiğini; bu nedenle usulüne uygun şekilde hesap kat ihtarı tebliğ edilmediğini; bu nedenle kefil olan müvekkiller hakkında takip başlatılmasının mümkün olmadığını; ayrıca kefillerin sorumlu oldukları borç miktarının belirtilmediğini; kat ihtarnamesinin bu haliyle usulüne uygun olmadığını; bu nedenle borcun muaccel hale gelmediğini; anılan sebeple iki müvekkili hakkında davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin alacağın likit olmaması nedeniyle hatalı olduğunu, İcra inkar tazminatı talebinde bulunmak için kanunun aradığı şartların yerine getirilmemiş olup alacağın likit olmadığı dikkate alındığında icra inkar tazminatının kabulünün hatalı olduğunu; usulüne uygun kat ihtarnamesi gönderilmemesi, müvekkillerinin kefil olarak sorumlu oldukları miktarın açıkça belirtilmemiş olması, kefalet sözleşmesinin şartlarının yerine getirilmemiş olması,  müvekkillerinin yönünden hesaplanan borç miktarının yanlış hesaplaşmış olması, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin yasaya uygun olmaması nedeniyle reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu,  Taraflarınca bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlarının dikkate alınmadığını; bu kapsamda banka kayıtlarının incelenemediğini, sadece icra takibi ile ihtarnameler karşılaştırılarak hesaplama yapıldığını; bu bakımdan taraflarının iddiaları dikkate alınmadan hesaplama yapıldığını ve yapılan hesaplamaların hatalı hale geldiğini; aşamalarda da belirttiklerini,hesaplamaların ve davacı tarafından başlatılan takipteki borç miktarının hatalı olduğunu; bunun yanında hesaplamalarda dikkate alınan faiz oranlarının hatalı ve fahiş olduğnuu; asıl alacak üzerinden faiz hesaplandığını, dolayısıyla faize faiz yürütüldüğünü; raporun denetime elverişli olmadığını; bu nedenle tekrar rapor alınması gerekirken itirazlarının dikkate alınmamasının hatalı olduğunu,İleri sürerek belirtilen sebeplerle ve mahkemenin resen gözeteceği sebeplerden dolayı, istinaf taleplerinin kabulü ile, yerel mahkeme  kararı ortadan kaldırılarak  davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen diğer davalıların müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta, davacı banka ile davalı şirket arasında 09/09/2013 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, diğer davalıların sözleşmeye 1.000.000,00 TL limit ile müteselsil kefil oldukları, kefalet sözleşmesinde kendi el yazıları ile kefalet tarihi, kefalet limiti ve müteselsil kefil ibaresinin belirtildiği ve imzalandığı, bu haliyle kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu, müteselsil kefil olmaları ve genel kredi sözleşmesinin 3.5.1 maddesine göre asıl borçlunun sorumlu olduğu kat ihtarnamesine ve icra takibine konu tüm alacak kalemlerinden kefalet limitleri dahilinde sorumlu oldukları, bu haliyle kat ihtarı içeriğinin usulüne uygun olduğu, davalıların kredi borcunu ödememesi üzerine davacı banka tarafından hesabın kat edildiği ve alacağın muaccel hale gelmesi için kredi hesabının kat edilmesi yeterli olduğundan alacağın muaccel hale geldiği, banka alacağının genel kredi sözleşmesi ve kat ihtarı ile likit olduğu, bu sebeple icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu, bilirkişi tarafından genel kredi sözleşmesi, ihtarname, tebliğ şerhleri, hesap ekstreleri ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle rapor düzenlendiği, kat tarihinden temerrüt tarihine kadar işlemiş akdi faiz alacağının asıl alacakla kapitalize edilmesinin ticari kredi olması sebebiyle yasaya uygun olduğu, alacağın kredili mevduat hesabından kaynaklandığı, 25 Mayıs 2013 tarihli 28657 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2013/8 Sayılı Tebliğ ile 2006/1 sayılı Tebliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen \"Ancak, kredili mevduat hesaplarında uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranları, 2/4/2006 tarihli ve 26127 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ (Sayı:2006/1)'in 3 üncü maddesinde belirlenen akdi ve gecikme faiz oranlarını geçemez.\" hükmü gereği ticari nitelikteki kredili mevduat hesabında 5464 sayılı Kanun'un  26 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereği kredi kartları için 3 ayda bir belirlenen azami akdi ve gecikme faiz oranları üzerinde temerrüd faizi oranının uygulanamayacağı, bilirkişi tarafından dava konusu kredi dönemi için geçerli olan TCMB tarafından dönemler itibariyle yayımlanmış faiz oranlarının dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın 5464 sayılı Kanuna ve TCMB tebliğ ve duyurularına uygun olduğu ve Mahkemece bu hususlar dikkate alınarak hüküm kurulduğu anlaşılmakla davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  2.036,22-TL istinaf karar harcından istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırılan 509,06-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.527,16-TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fcd5b9ec31eaca2f","SID":"ce92d4a8d7ada190"}}