{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/145 Esas<br>KARAR NO: 2025/1349 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2022/288 Esas - 2022/1047 Karar <br>TARİH:  28/11/2022<br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 11/09/2025                                                         <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı müvekkilinin .... Gıda Hiz. Org. San. Ve Tic. Ltd. Şti  hissesinin %50'i ortağıyken diğer ortak ve aynı zamanda davalı ...'ya şirketteki hissesinin tamamını devretmiş olduklarını, devretmeye istinaden taraflar arasında 14.01.2020 tarihli protokol düzenlendiğini, protokole göre çeşitli bankalardan çeşitli vade ve çeşitli sahipli 19 adet çekler liste halinde belirtilmiş olup, tarafların anlaşmasına göre  dilekçede dökümü yapılan dökümü yapılan çeklerin vadesi geldiğinde karşılıksız çıkması durumunda hisse devrini yapan ... ve devralan ... iki ortağı bağlar'' denilmekte olup her iki tarafın da şirketin hisseleri devredildiğinde bu protokolü imzalamış ve çeklerin tamamının davacı müvekkiline elden teslim edilmiş olduğunu, müvekkili tarafından alınan çeklerden; Protokolde 4. Sırada bulunan ... ... Seri No'lu 10/06/2020 vadeli, 41.000,00-TL bedelli, Protokolde 8. Sırada bulunan ... Seri No'lu 05/07/2020 vadeli, 17.5000,00-TL bedelli, Protokolde 9. Sırada bulunan ... ... Seri No'lu 25/07/2020 vadeli, 35.000,00-TL bedelli ve Protokolde 10. Sırada bulunan ... ... Seri No'lu 10/08/2020 vadeli, 40.800,00-TL bedelli çeklerin bankaya ibraz edildiklerinde karşılıksız çıkmış olduklarını, taraflar arasında imzalanan protokole göre, karşılıksız çıkan çekler olursa davalı tarafın çek bedelinin yarısını müvekkiline ödemeyi kabul etmiş, karşılıksız çıkan çeklerin toplam tutarının 134.300,00-TL olup bunun yarısı da 67.150,00 TL olduğunu, Protokole göre davalı tarafın müvekkiline 67.150,00-TL ödemesi gerekmekte olduğunu, ancak davalı taraf bu bedeli müvekkiline ödememiş olduğunu, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı   dosyasıyla icra takibi başlattıklarını, davalının itiraz ederek haksız olarak takibi durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacı ve müvekkili ...'nın ....Org.San. Ve Tic.Ltd.Şti. İsimli şirkete eşit payla ortak olduklarını, 14.01.2020 tarihli Protokol ile davacının tüm hissesini müvekkili ...'ya devretmiş olduğu hususunun doğru olduğunu, davacı tarafın şirketteki hissesinin devri gündeme geldiğinde; şirketin aktif ve pasifi hesaplanmış, ayrıca şirketin kasasında mevcut olan fakat henüz vadesi gelmeyen çek ve senetlerin de tek tek sayılmış olduğunu, davacıya devrin daha sağlıklı oması için kasada mevcut çek ve senetlerin vadesinin beklenmesinin daha iyi olacağını, karşılıksız çıkmaları halinde hesaplamanın ona göre yapılması gerektiği beyan edilmiş, fakat davacı tarafın bir an önce ortaklığı bitirmek istediğini, protokol düzenlenerek vadesi gelmeyen çeklerin de paylaşılmasını ve kendisine düşen çeklerin fiziken de teslimini talep etmiş, davacı tarafın bu talebi üzerine; şirket kasasında bulunan fakat vadesi gelmeyen çekler ve bonoların adil bir şekilde paylaştırılmış, paylaştırmada her iki tarafta kalan vadesi gelmeyen çek, senet ve açık hesap ile ilgili olarak tarafların birlikte sorumlu oldukları konusunda da anlaşılmış olduklarını, paylaştırma sonucu davacıda kalan; borçlu ...'ya ait davanın müstenidi icra takibine konu ..., 10.06.2020 keşide tarihli,  41.000 TL. bedelli, 05.07.2020 keşide tarihli 17.500 TL. bedelli, 25.07.2020 keşide tarihli  35.000 TL. bedelli ve 10.08.2020 keşide tarihli 40.800 TL. bedelli olmak üzere toplam 134.300 TL.'lik çeklerin de tahsil edilemediğinin anlaşılmakta olduğunu belirterek, cevap dilekçesinde belirtilen nedenlerle haksız ve hukuka uygun olmayan davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi  28/11/2022 tarih ve 2022/288 Esas - 2022/1047 Karar  sayılı kararında; \"Dava; hisse devrine ilişkin olarak düzenlenen ve iki tarafın kabulünde olan 14/01/2020 tarihli protokolde yer alan çeklerin karşılıksız çıktığından bahisle protokolden kaynaklanan hisse devir bedeline ilişkin alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.Davacı vekili dava dilekçesi ile; dava dışı .... Gıda Hiz. Org. San. Ve Tic. Ltd. Şti  hissesinin %50'i ortağıyken diğer ortak ve aynı zamanda davalı ...'ya şirketteki hissesinin tamamını devretmiş olduğunu, işbu devre karşılık kendi aralarında 14/01/2020 tarihli protokolü düzenlediklerini, protokole göre çeşitli bankalardan çeşitli vade ve çeşitli sahipli 19 adet çeki teslim aldığını, tarafların anlaşmasına göre  ''mevcut yukarıda dökümü yapılan çeklerin vadesi geldiğinde karşılıksız çıkması durumunda hisse devrini yapan ... ve devralan ... iki ortağı bağlar'' ibaresi uyarınca davalının karşılıksız çıkan çeklerin toplam bedelinin yarısını davacıya ödeyeceğini kabul ettiği, karşılıksız çıkan toplam 134.300,00 TL çek bedelinin yarısı olan 67.150,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattıklarını, takibe vaki itiraz üzerine eldeki davayı açtıklarını beyan etmiştir.Davalı cevap dilekçesi ile; çekleri kendi aralarında eşit bir şekilde paylaştıklarını, kendilerinde kalan çeklerden de karşılıksız çıkanların olduğunu, tarafların riski eşit bir şekilde paylaşmış olduklarını, kendilerinin protokol nedeniyle sorumluluk altına girecek olmaları halinde, uhdelerinde bulunup karşılıksız çıkan çekler yönünden de davacının sorumlu olması gerektiğini, aksinin davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, mahkeme aksi kanaatte ise takas mahsup taleplerinin olduğunu savunmuştur.Karşılıksız çıktığı iddia olunan 4 adet çek aslı mahkememiz kasasına alınmıştır. 4 adet  çek incelendiğinde, tamamının karşılıksız çıktığı, toplam bedelinin 134.300,00 TL olduğu anlaşılmaktadır.Çözümlenmesi gereken uyuşmazlık;  14/01/2020 tarihli protokolde yer alan çeklerden eldeki davaya konu olan 4 tanesinin karşılıksız çıkması nedeniyle davalının karşılıksız çıkan çek bedellerinin yarısından sorumlu olup olmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır.Tarafların iddia ve savunmaları, 14/01/2020 tarihli protokol ile davaya konu 4 adet çek aslı dosyamız kapsamında bir arada değerlendirildiğinde; İki tarafın kabulünde olan 14/01/2020 tarihli protokolün, dava dışı .... Gıda Hiz. Org. San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin % 50 oranındaki hissesinin davacı tarafından davalıya devri karşılığında çeklerin davacıya teslim edildiğine ilişkin düzenlendiği,Protokolde çeklerin ayrıntılı dökümünün yapıldığı, davaya konu çeklerin protokolde açıkça yazıldığı, işbu çeklerin hisse devir karşılığı olarak davacıya verildiği, çeklerin karşılıksız çıktığının sabit olduğu, cevap dilekçesinde protokoldeki 'iki tarafı bağlar' ibaresinin 3.kişilere karşı sorumluluk bakımından olduğuna dair herhangi bir savunmanın da bulunmadığı, bu nedenle 'iki tarafı bağlar' ibaresinin çeklerin karşılıksız çıkması durumunda davalının davacıya karşı sorumlu olacağı şeklinde yorumlanması gerektiği, davalının savunmasında bahsettiği kendi uhdelerinde kaldığını beyan ettiği çeklerin protokolde yer almadığı, davacının bu yöndeki davalı savunmasını kabul etmediği, bu nedenle davalının takas mahsup talebinin yerinde görülmediği, kaldı ki çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle davacının hisse devir bedelini tahsil edemediğinin anlaşıldığı, bu nedenle de davalının karşılıksız çıkan çekler nedeniyle davacıya karşı sorumlu olması gerektiği kanaatine varılmakla taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacının, karşılıksız çıkan çek karşılığı 134.300,00 TL'nin yarısı olan 67.150,00 TL kadar davalıdan alacaklı olduğu, takip öncesi davalının temerrüt şartının gerçekleşmemiş olması nedeniyle işlemiş faiz talebinin yerinde görülmemesi nedeniyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 12. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının 67.150,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin işbu alacak kalemi üzerinden talepnamedeki diğer koşullar ile devamına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, alacak likit olduğundan kabul kararı verilen toplam 67.150,00 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 13.430,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kötüniyetli olduğu ispatlanmadığından reddedilen kısım üzerinden davalının tazminat isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile, ''DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;1-Davalının İstanbul 12. İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının 67.150,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin işbu alacak kalemi üzerinden talepnamedeki diğer koşullar ile devamına,2-Fazlaya ilişkin istemin reddine,3-Alacak likit olduğundan, kabul kararı verilen 67.150,00 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 13.430,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Şartları oluşmadığından, reddedilen kısım üzerinden davalının tazminat isteminin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu protokoldeki sarih ibarelerin dahi mahkemece hatalı yorumlanması sebebiyle kararın da hatalı olduğunu, Dava konusu icra takibinin mesnedi 14/01/2020 tarihli protokolün son kısmında açıkça:  \"Mevcut yukarıda dökümü yapılan çeklerin vadesi geldiğinde karşılıksız çıkması durumunda hisse  devrini yapan ... ve devralan ... iki ortağı bağlar.\" yazmakta olduğunu, Bu ibarenin devreden ve devralan (davacı ve davalı) ortakla ilgili iç ilişki ile ilgili olmadığı, bu ibarenin 3.kişilerle ilgili olduğu hususu ibareden açıkça anlaşılmakta oludğunu, Cevap dilekçelerinde de beyan ettiklerini, söz konusu protokolde;   çeklerin karşılıksız çıkması halinde müvekkilin davacıya karşı 1/2 oranında sorumlu olacağına dair bir ibare bulunmamakta olduğunu, Taraflar onu kastetmek isteselerdi; \"protokole konu çeklerin karşılıksız çıkması halinde sadece davalının(...) sorumlu olduğunu\" şeklinde belirtmiş olacaklarını ancak bu şekilde olmadığını; söz konusu yazıda \"1/2 veya yarısı gibi bir\" ibarenin de yer almamakta olduğunu;  hal böyle iken; mahkemece sadece davacının beyanlarına dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,Oysa ki; söz konusu yazıdan açıkça anlaşıldığı üzere yazıda; davacı tarafa verilen çeklerin kullanılması ve karşılıksız çıkması halinde hamilin davacı tarafa icra takibi yapması halinde müvekkilin de davacı ile birlikte 3.kişiye karşı sorumlu olmasının kastedildiğini, Dava dosyasında davacı tarafın karşılıksız çıktığını iddia ettiği çeklerle ilgili davacı tarafa icra takibi yapıldığına dair bir delil bulunmamakta olduğunu; davacı tarafın kendisi dahi çek keşidecisine karşı herhangi bir icra takibi yapmadığını; kısacası; protokol gereği davacı aleyhine  3.kişi tarafından yapılmış herhangi bir icra takibi olmadığı gibi davacının dahi çek keşidecisine karşı icra takibi yapmadan müvekkili aleyhine icra takibi yapmasının taraflar arasında düzenlenen protokole ve yasaya aykırı olduğunu,  Mahkemece; dava konusu protokolde yazmamasına rağmen sadece davacının beyanlarına inanılarak müvekkilin icra takibine konu çeklerin 1/2'sinden sorumlu olduğu yönünde değerlendirme yaparak davanın davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Takas-mahsup taleplerinin kabul edilmemesinin de hatalı olduğunu, mahkemenin hatalı değerlendirmesinin bir an için isabetli olduğu düşünülse dahi, cevap dilekçelerinde ayrıntılı şekilde izah ettiklerini; dava konusu protokol gereği müvekkilde kalan bir kısım çeklerin de karşılıksız çıktığını; bu çeklerle ilgili taraflarınca 3.kişilere karşı icra takibi de yapıldığını; bu ihtimalde protokol gereği; davacının da müvekkilde kalan evraklarla ilgili olarak sorumluluk altına girdiğini; davacının iddia ettiği gibi;  sadece müvekkili sorumlu olsaydı, davacı  müvekkilin 1/2 oranında sorumlu olduğu iddiasında bulunmayacağını, karşılıksız çıkan çeklerin tamamı hakkında sorumlu olduğunu iddia edeceğini, Tarafların riskleri eşit şekilde paylaştıklarını; davacı tarafa verilen çeklerin karşılıksız çıktığı gibi müvekkilde kalan aynı borçluya ait çekler ve bonoların da tahsil edilemediğini; davacı tarafın kendisine verilerek karşılıksız çıkan çeklerle ilgili olarak müvekkilin 1/2 oranında sorumlu olduğunu iddia etmekte olduğunu; müvekkilde kalan evrakların tahsil edilip, davacıya verilen evrakların tahsilsiz kalması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, Müvekkilinin elinde de davacının elindeki ödenmeyen evraklar kadar ödenmeyen evraklar kaldığı için, müvekkilin sorumluluğunun doğmadığını; aksini düşünmek davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak, bu durumun ise  hakka, hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olacağını, Her iki tarafın da eşit şekilde riski paylaşmışlar, her iki taraf için de risk aynı oranda gerçekleştiğini; müvekkilin davacı tarafa her hangi bir borcu bulunmadığını; davacı tarafın müvekkilden alacağını ödemesini talep etmesi için, öncelikle müvekkile olan borcunu ödemesi gerektiğini; davacının borcunu ödemeden müvekkilden alacak talep etmesi hukuka uygun olmadığını; bu sebeplerle; mahkemece takas-mahsup taleplerinin kabulüne karar verilmemesinin de yasaya aykırı olduğunu,  Kararın icra inkar tazminatı kısmının da hukukuka uygun olmadığını, yukarıda arz ve izah edilen olaylardan ve dosya kapsamından anlaşılacağı üzere; davaya konu protokol hukuki değerlendirmede bulunmak için yeterince bariz olmadığını; hatta; protokolde davacı yararına bir ibare dahi bulunmamakta olduğunu, Davacı taraf icra takibinden önce  müvekkile karşı ihtarname keşide ederek müvekkili temerrüde düşürmediğini; davacı tarafın protokolde yazmayan müvekkilin 1/2 (ödenmeyen çeklerin yarısından) sorumlu olduğuna dair sonuca nasıl ulaştığının dahi belli olmadığını, Davacının karşılıksız çıkan çeklerle ilgili çek keşidecisine karşı icra takibi yapmadığını ve alacağın tahsil edilemediğini dahi belgelendirmediğini; ortada tartışmaya konu bir alacak varken alacağın likit olduğundan bahsedilemeyeceğini, Mahkemenin alacağın likit olduğu yönündeki değerlendirmesinin de hatalı olduğunu; hiçbir delil olmadan sırf davacının beyanı ile temerrüde düşürülmeyen ve ne kadarlık bir borçtan sorumlu olduğu belli olmayan müvekkilin %20 (13.430 TL.) icra inkar tazminatına mahkum edilmesinin de açıkça hukuka aykırı olduğunu, İleri sürerek yukarıda arz edilen ve re'sen gözetilecek sebeplerle; istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkemenin usul ve yasaya uygun olmayan kararının kaldırılmasına ve davacının haksız davasının reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki hisse devir protokolüne dayalı olduğu iddia olunan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasında; davacının dava dışı .... Gıda Hiz. Org. San. Ve Tic. Ltd. Şti'de bulunan % 50 payının davalıya devri ve devir bedeline ilişkin 14/01/2020 tarihli protokolün bağıtlandığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık dava konusu protokolün son kısmında yer alan; \"Mevcut yukarıda dökümü yapılan çeklerin vadesi geldiğinde karşılıksız çıkması durumunda hisse  devrini yapan ... ve devralan ... iki ortağı bağlar.\" ifadesinin, davacının, çeklerin karşılıksız çıkması halinde karşılıksız çıkan çek bedelinin yarısının davalı tarafından davacıya ödeneceğinin taahhüt edildiğine yönelik iddiasını ispatlar mahiyette olup olmadığıdır. Davalı yan, tarafların dökümü yapılan çeklerin davacı tarafından cirolanması ve karşılıksız çıkması halinde, karşılıksız çıkan çeke dayalı alacak talep edecek üçüncü kişilere karşı davacı ile birlikte davalının da  sorumlu olacağının kararlaştırıldığını,  protokoldeki ifadenin de bu anlaşma gereği dercedildiğini, protokolde karşılıksız çıkan çek bedellerinin 1/2'sinin davalı tarfaından davacıya ödeneceğine dair bir anlaşma bulunmadığı gibi, protokolde de bu yönde bir ifade yer almadığını, tarafların dava dışı şirkette iki ortak olduklarını, davacının ortaklıktan ayrılması üzerine şirkette bulunan vadesi gelmemiş çek ve bonoların eşit olarak paylaştırıldığını, protokoldeki çeklerin de bu çekler olduğunu,  davalı elinde de karşılıksız çıkmış veya ödenmemiş çek ve bonolar bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla şayet  davalı davacı elinde olup karşılıksız çıkan çeklerin bedellerinin yarısından sorumlu ise, davacının da davalı elindeki tahsil edilememiş bono ve çeklerin bedellerinin yarısından sorumlu olacağını, bu nedenle takas def'i  ileri sürdüklerini savunmuştur. Mahkemece; protokolde yer alan 'iki tarafı bağlar' ifadesinin  çeklerin karşılıksız çıkması durumunda davalının davacıya karşı sorumlu olacağı şeklinde yorumlanması gerektiği, kaldı ki çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle davacının hisse devir bedelini tahsil edemediğinin anlaşıldığı, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacının, karşılıksız çıkan çek karşılığı 134.300,00 TL'nin yarısı olan 67.150,00 TL kadar davalıdan alacaklı olduğu, takip öncesi temerrüt koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemenin protokolde yer aşan ifadeyi taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak yorumladığı, takas def'inin haksız olarak reddedildiği, davacının karşılıksız çıkan çeklerle ilgili olarak keşidecileri aleyhine icra takibine girişmeden davalıdan talepte bulunmayacağı, inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı yönündedir. Taraflar arasındaki protokole konu çekler incelendiğinde, çeklerin davalı tarafından davacıya ciro edilmediği, diğer ifade ile çekler üzerinde davalının kambiyo hukukuna dayalı sorumluluğunu doğuracak şekilde imzasının bulunmadığı, çekler üzerinde dava dışı  .... Gıda Hiz. Org. San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin de cirosunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu çeklerden  ... numaralı 10/06/2020 keşide tarihli, 41.000,00-TL bedelli; ... numaralı 05/07/2020 keşide tarihli, 17.5000,00-TL bedelli, ... numaralı 25/07/2020 keşide tarihli 35.000,00-TL bedelli ve ... numaralı 10/08/2020 keşide tarihli, 40.800,00-TL bedelli çeklerin davacı tarafından bankaya  bankaya ibraz edildiklerinde karşılıksız çıktıkları görülmüştür. Somut olayda; 14/01/2020 tarihli protokolde dökümü yapılan çekler bakımından; \"... hisse devrine karşılık aşağıdaki çekleri noterde devir esnasında elden teslim almıştır\" ifadesinin yazılı olduğu, buna göre çeklerin hisse devir bedeli karşılığı davacıya teslim edildiğinin açıkça sözleşmeye dercedildiği, dolayısı ile çek bedellerinin tamamının hisse devir bedeli olarak kararlaştırılmış olması, davacıya ayrıca bir devir bedeli ödemesi yapıldığının iddia edilmemiş ve savunulmamış olması karşısında, davalının karşılıksız çıkacak çek bedellerinin yarısından değil tamamından sorumlu olmasının gerektiği,  çekler üzerinde davalının veya dava dışı şirketin kambiyo hukukuna dayalı olarak sorumlu olmalarına neden olacak ciro ve imza bulunmadığı da nazara alındığında, ptorokol sonunda yer alan  \"Mevcut yukarıda dökümü yapılan çeklerin vadesi geldiğinde karşılıksız çıkması durumunda hisse  devrini yapan ... ve devralan ... iki ortağı bağlar.\" ifadesinin bu çeklerden ötürü davacının üçüncü kişilere karşı sorumluluğunun doğması halinde davalının da bu sorumluluğu paylaşacağı yönünde yorumlanması gerektiği, esasen mahkeme kabulünün de bu yönde olduğu, nitekim mahkemenin gerekçesinde  protokolde çeklerin hisse devir karşılığında davacıya verilmiş ve dava konusu edilen dört adedinin karşılıksız çıkmış olmasının, her halde davalının bakiye hisse devir borcunun bulunduğunu ortaya koyduğunun, davacı çek bedellerinin tamamını talep edebilecek iken yarısını talep ettiğinden, taleple bağlılık ilkesi gereği davanın çek bedellerinin yarısı yönünden kabul edildiğinin belirtildiği, davalının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ne varki  çek bir ödeme aracı olup, karşılıksız çıkmasına rağmen takip ve dava tarihi itibariyle halen davacı elinde bulunan çeklerin davalıya iade edilmedikleri, davacının kambiyo borçlularına karşı takip veya dava yoluna başvurup vurmadığına dair bir açıklama yapılmadığı gibi, bu hususun mahkemece davacı yana açıklattırılmadığı, davacının çeklerin hamili sıfatıyla hem kambiyo hukukuna dayalı olarak çek borçlularına başvuru imkanını elinde tutup, hem davalıdan hisse devir bedeli karşılığı aldığı dava konusu çeklerden karşılıksız çıkanların bedellerinin yarısını talep edip edemeyeceğinin yerinde tartılışıp değerlendirilmediği, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılması gereken iş, dava konusu dört çek ile protokol  konusu diğer çeklere dayalı olarak, kambiyo borçlularına karşı takip veya dava yoluna gidilip gidilmediğini, gidilmiş ise tahsilat yapılıp yapılmadığını davacıya açıklattırmak, yine mahkeme kabulüne göre çeklerin davacıya iadesi gerekip gerekmediğini değerlendirmek ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan sebep yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/11/2022 tarih ve  2022/288 Esas ve 2022/1047 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1c8bda79c3924838","SID":"23432fcdf9e8d271"}}