{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/142 Esas<br>KARAR NO: 2025/1348 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2020/9 Esas -  2022/381 Karar <br>TARİH: 13/05/2022<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 11/09/2025                                                     <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin 01.04.2014 tarihinden itibaren davalı ... İşletmeleri A.Ş.'ye ait ... markalı damacana suları Antalya bölgesi ana bayiliğini yaptığını, müvekkilinin 19.11.2015 tarihinde “...” isimli nakliye firmasına ait “...” plakalı araç aracılığı ile su dolumu için davalı şirkete gönderdiği 1198 adet polikarbon damacana, 90 adet cam damacana ve 90 adet damacana sepetine davalı tarafından el konulduğunu, müvekkilinin bayiliğinin iptal edildiği beyan edilerek ve ayrıca 10.721,00-TL borcunun ödemesi gerektiği araç şoförü ...'ye söylenerek boş olarak aracı geri gönderdiklerini, müvekkili tarafından 16.12.2015 tarihinde Antalya 15.Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek bayilik ilişkisinin devamı için 19.11.2015 tarihinde el konulan emtiaların iadesinin talep edildiğini, davalının ihtarnameye cevap vermedi; yine davalıya 30.06.2016 tarihinde el konulan malların teminat senedinin iadesi için Antalya 6. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, davalının bu ihtarnameye de cevap vermediği, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalıya verilen teminat senedinin ihtarname gönderilmiş olsa da davalının teminat senedini iade etmediği, davalının ne ait ürünlere el koyması nedeniyle davalı aleyhine İstanbul 2. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının süresinde itiraz ettiğinden takibin durduğunu, davalının bayilik ilişkisini haksız olarak fesih ettiği halde müvekkili mallarına el konulduğu gibi yine müvekkili aleyhine teminat senedinden dolayı İstanbul 14. İcra müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile kambiyo senedine özgü takibe geçtiğini, müvekkili ile davalı arasında distribütörlük ilişkisin bulunduğunu ve kambiyo senedinin bu sözleşme uyarınca davalıya teminat olarak verildiğini ifade ederek, takibin tedbiren yargılama bitinceye kadar teminatsız olarak durdurulmasına, müvekkilinin davalıya İstanbul 14. İcra müdürlüğü... E. sayılı dosyası ile başlatılan kambiyo  senetlerine özgü takibe ilişkin borcu olmadığının tespitine, davalı aleyhine % 20' oranda kötü niyet tazminatı hükmedilmesine, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermediği anlaşıldı. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/05/2022 tarih ve 2020/9 Esas -  2022/381 Karar sayılı kararında; \"Davanın; 42.692,60-TL alacağa ilişkin 14. İcra müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti davasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmişler, Arabuluculuk Son Tutanağı Sureti,20.11.2015 tarihli e posta,  03.12.2015 tarihli yazı, 16.12.2015 tarihli ihtarname ve tebliğ şerhi,  30.06.2016 tarihli ihtarname, tebliğ şerhi, davalı tarafından İstanbul 2.İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yapılan itiraz dilekçesi, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/162 E. Sayılı dosyasında düzenlenen 08.07.2019 tarihli bilirkişi raporu  vs. delile dayanmıştır.Davaya dayanak; İstanbul 14. İcra müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında alacaklı  ... Suları İşletmeleri Tic. A.Ş tarafından, Borçlu  ... -(TC.No: ... ) aleyhine; 01/09/2016 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe girişildiği, takipte 40.000,00-TL senet alacağı asıl alacak olmak üzere toplam 42.692,60-TL için takibe girişildiği anlaşılmıştır. İddia ve savunmalar doğrultusunda imza incelemesi için  bilirkişiden rapor alınmış 29/11/2021  tarihli bilirkişi raporunu özetle; dava konusu senede ilişkin dosya kapsamında inceleme yapıldığında davacının teminat senedi iddiasını yazılı delil ile ispat külfeti altında bulunduğu, davacının senedin teminat olarak verildiğine dair en büyük dayanağının ise dilekçesi sekinde sunduğu davalı şirketin genel müdürü tarafından gönderilmiş yazılı delil başlangıcı sayılan e-posta olduğu, takip konusu senet tutarı ile e-postada belirtilen senet tutarının örtüştüğü, ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği senede a tıf yapıldığının kabulü için vade ve tanzim tarihleriyle miktarının belirtilmesi gerektiği, söz konusu e-postanın bu detayları içermemesi sebebiyle somut olay açısından aydınlatıcılığının Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu,  takip konusu senedin teminat senedi olduğu kanaatine varıldığı takdirde davacının davalıya gerçekten borcunun olup olmadığının tespitinin gerektiği, taraflar arasında aynı ihtilafa ilişkin İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış olan  2017/162 E. sayılı dosyada verilmiş 2020/118 K. sayılı 11/03/2020 tarihli gerekçeli karara ve karara dayanak olan bilirkişi raporunda davalının zararını deliller ile ispat edemediğinin anlaşıldığı ve davacıdan gerçekte bir alacağı bulunup bulunmadığının iş bu dosya kapsamında tespit edilemediği, dava konusu senedin teminat senedi olarak kabul edilmemesi halinde ise; Hakka dayalı temel ilişkinin senette açıklanmamış olduğu, bu sebeple dava konusu senet üzerindeki miktarın kıymetli evrakın mücerretliği ilkesi gereği alacaktan bağımsız olarak davalı tarafından talep edilebileceği, Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, getirtilen icra dosyası, tarafların defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; Her iki tarafın da imzasını taşıyan dosyaya ibraz edilmiş bir sözleşme bulunmadığı, dava konusu senet üzerinde taraflar arasındaki ticari ilişkiye atıf yapan ve teminat için verildiğini ifade eden bir kaydın da bulunmadığı, yukarıda yer verilen Yargıtay kararları doğrultusunda ispat külfeti altında bulunan davacının dava konusu bononun teminat senedi olduğunu ispatlayamadığı, bu sebeple bononun kambiyo senedi olma vasfını taşıdığı ve bono kapsamındaki borçtan sorumlu olduğu tespit ve rapor edilmiştir. İstanbul 18. Asliye ticaret mahkemesinin 11/02/2020 tarih 2017/162 E. 2020/118 K. Sayılı ilamında davacısının ... davalının ... İşletmeleri Tic . A.Ş. Davanın İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... esas takip sayılı dosyasında itirazın iptali davası olduğu mahkemece davanın ispat edilmediğinde dolayı davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, getirtilen icra dosyası, tarafların defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; taraflar arasındaki hukuki ihtilafın davalı yanın, 01/09/2016  tarihinde davacı borçlu aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün...  esas sayılı dosyası  42.692,60-TL tutarlı alacağı için icra takibi başlatması karşısında, davacı yanın iş bu menfi  tespit davasının açıldığı, Taraflar arasında aynı ihtilafa ilişkin İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış olan  2017/162 E. sayılı dosyada verilmiş 2020/118 K. sayılı 11/03/2020 tarihli gerekçeli karara ve karara dayanak olan bilirkişi raporunda davalının zararını deliller ile ispat edemediğinin anlaşıldığı ve davacıdan gerçekte bir alacağı bulunup bulunmadığının iş bu dosya kapsamında tespit edilemediği, Taraflar arasında yazılı bir  cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, yazılı olmayan cari hesap benzeri ticari ilişkilerin mevcut olduğu icra dosyası içeriğinde bulunan senet fotokopisi üzerinde teminat senedi olduğuna dair hiç bir  işaret bulunmadığı somut ihtilaf davacı iddialarına göre davalının başlattığı kambiyo senedine dayanak olan senedin niteliğinin tespiti hususunda toplandığı Hakka dayalı temel ilişkinin senette açıklanmamış olduğu, bu sebeple dava konusu senet üzerindeki miktarın kıymetli evrakın mücerretliği ilkesi gereği alacaktan bağımsız olarak davalı tarafından talep edilebileceği,  her iki tarafın da imzasını taşıyan dosyaya ibraz edilmiş bir sözleşme bulunmadığı, dava konusu senet üzerinde taraflar arasındaki ticari ilişkiye atıf yapan ve teminat için verildiğini ifade eden bir kaydın da bulunmadığı, Yargıtay kararları doğrultusunda ispat külfeti altında bulunan davacının dava konusu bononun teminat senedi olduğunu ispatlayamadığı, bu sebeple bononun kambiyo senedi olma vasfını taşıdığı ve bono kapsamındaki borçtan sorumlu olduğu  hususun tespit ve rapor edildiği, denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın  reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''1-Davacının davasının reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Suları İşletmeleri TİC. A.Ş.'nin göndermiş olduğu iki adet e-postanın HMK'nun 202 maddesi uyarınca delil başlangıcı niteliğinde olduğunu; bilirkişi raporuyla da bu hususun tespit edildiğini; mahkemenin bilirkişi raporu doğrultusunda karar verirken bu hususu göz ardı ettiğini, HMK m.202/2’ye göre bir belgenin delil başlangıcı sayılabilmesi için, kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş olmasının, söz konusu hukuki işlemi muhtemel göstermesinin gerektiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında distribütörlük ilişkisi bulunmakta olup, işbu kambiyo senedinin de bu distribütörlük sözleşmesi uyarınca müvekkili tarafından davalıya teminat olarak verildiğini; keza bu hususun davalı tarafından hem mail hem posta yolu ile gönderilen 03.02.2015 tarihli yazının son paragrafında da açıkça \" .. Teminat olarak vermiş olduğunuz 40.000-TL'lik senediniz..\" şeklinde belirtildiğini, dolayısıyla davalı tarafından gönderilen ve söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren bu e-postaların delil başlangıcı niteliğini haiz oludğunu; bilirkişi raporunda da söz konusu e-postaların delil başlangıcı niteliğinde olduğu \"davacının senedin teminat olarak verildiğine dair en büyük dayanağının ise dilekçesi sekinde sunduğu davalı şirketin genel müdürü tarafından gönderilmiş yazılı delil başlangıcı sayılan e-posta olduğu\" denilerek belirtildiğini,  güncel tarihli Yargıtay kararlarında e-posta ile benzer nitelikte olan telefon mesajları ve facebook mesajlarının yazılı delil başlangıcı olarak sayıldığını; telefon mesajlarına ya da facebook mesajlarına göre çok daha güvenceli bir bilgi taşıyıcı niteliğinde olan e-postaların evleviyetle yazılı delil başlangıcı olarak sayılması gerektiğinin izahtan vareste olduğunu (YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ 2022/123 E. 2022/1414 K. 23.02.2022 T.; YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ  2018/406 E. 2018/7889 K. 12.7.2018 T.; YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ 2016/3531 E. 2019/643 K. 21.02.2019 T.; YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ 2017/10021 E. 2018/3126 K. 15.3.2018 T.; YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ 2015/9123 E. 2018/129 K. 22.01.2018 T.;  YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ 2016/3531 E. 2019/643 K.), İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tanık dinlenilmesi taleplerini değerlendirmediğini, dava dilekçelerinde tanık dinlenilmesi talebinde bulunmalarına rağmen mahkemenin bu taleplerini değerlendirmediğini; tanık dinlenilmesi talebinin ilk bakışta senede karşı tanıkla ispat yasağı sebebiyle reddedilebileceği düşünülse de somut olayda davalı şirketin genel müdürü tarafından gönderilmiş olan ve senedin teminat senedi olduğunu muhtemel gösteren iki adet e-postanın delil başlangıcı niteliğinde olduğunu; dolayısıyla senede karşı tanıkla ispat yasağının bir istisnasını oluşturan HMK m.202/1 gereği tanık dinlenilmesi talebinin kabul edilmesi gerektiğini; dava dilekçesinde, müvekkilin işlerini birlikte yürüttüğü eski eşi ... ve o tarihlerde davalı şirketin yöneticisi olan ... adlı şahısların da tanık olarak dinlenilmesini talep edildiğini; mahkemenin de takdir edeceği üzere müvekkilin işlerini birlikte yürüttüğü ...'in beyanının uyuşmazlığın çözümünün seyri bakımından önem arz edeceğini; yine aynı şekilde uyuşmazlık konusunun gerçekleştiği tarihlerde davalı şirketin yöneticiliğini yapmış olan ...'nun beyanlarının da olayın davalı şirket perspektifinden aydınlatılmasında önemli bir rol oynayacağını, HMK'nın 353. maddesinin ilk fıkrasının a bendinin 6. alt bendinde belirtildiği üzere uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin değerlendirilmemiş olması durumunda Bölge Adliye Mahkemesi Yerel Mahkemenin kararını kaldırması gerektiğini, mahkemenin tanık olarak dinlenilmesini talep ettikleri kişileri dinlemeyerek uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli olan delilleri değerlendirmeden karar verdiğini, hatalı kanaate vardığını; hatta öyle ki mahkeme bu taleplerini birçok kez tekrarlamalarına rağmen değerlendirme dahi yapmadığını; karar duruşmasında sözlü olarak tanık dinlemeyeceğinin hakim tarafından belirtildiğini; tüm bu sebeplerle söz konusu karar hukuka aykırı olup  kaldırılması gerektiğini, Yargıtay kararında, delil başlangıcı olması halinde tanık beyanları doğrultusunda teminat senedi iddiasının kanıtlanabileceğinin belirtilmekte olduğunu; (T.C. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ E. 2017/7104 K. 2019/3450 T. 17.4.2019; T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2002/4371 K. 2002/5151 T. 6.5.2002; T.C. YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ E. 2012/1866 K. 2012/3479 T. 21.5.2012; T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2018/1556 K. 2019/4848 T. 21.10.2019) Müvekkilin davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu; bu hususun alınan birlikişi raporlarıyla da ispatlandığını; verilen senet teminat amacıyla verildiğinden bedelsiz kaldığını, takip konusu senedin taraflar arasındaki ticari ilişki doğrultusunda teminat olarak verildiğini; müvekkilin davalıya herhangi bir borcunun kalmaması (bu durum davalı tarafça kabul edilmekte, bilirkişi raporlarıyla da ispatlanmaktadır) sebebiyle senet bedelsiz kaldığını; TTK.m. 776/777 hükümlerindeki zorunlu unsurlardan kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermediğinden kambiyo senedi-bono vasfı olmadığını; böyle olunca, bu senede dayanarak kambiyo senetlerine özgü takip başlatılmasının hukuken mümkün olmadığnı, davanın tarafları arasında çok sayıda ve karmaşık bir ticari ilişki olmadığını; taraflar arasında tek bir bayilik ilişkisi olup başkaca bir ticari ilişki bulunmadığına göre, bu sözleşmenin teminatı olarak alındığı izah edilen tüm diğer delillere göre belli olan senedin teminat senedi olduğu yönünde bir karine bulunduğu kabul edilerek, bononun bunun dışında başka bir amaçla alındığını ispat yükünün davalıda olacağının kabul edilmesi gerektiğini, Davalı kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatmışsa da takibin dayanağı olan senedin aslında teminat senedi olup kambiyo senedi niteliğinde olmadığını; bu durumun davalı tarafından hem mail hem posta yolu ile gönderilen 03.02.2015 tarihli yazının son paragrafında da açıkça  belirtildiğini: takip konusu senet ile e-postada teminat olduğu belirtilen senedin tutarının örtüşmekte olduğunu; söz konusu senedin teminat senedi niteliğinde olup başlatılan takibin hukuka aykırı olduğunu (YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ 2016/18980 E. 2017/10974 K. 19.09.2017 T.; YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ 2013/25501 E. 2014/3863 K.),Dosyada yapılan bilirkişi incelemesinde de müvekkilin davalıya herhangi bir borcunun olmadığının, borcun varlığının tespit edilemediğinin belirtildiğini; davalı tarafın müvekkilce herhangi bir şekilde zarara uğratılmış olması söz konusu olmayıp, bu konuda tek bir delilin bile bugüne kadar gösterilemediğini; tüm bu nedenlerle söz konusu kararın kaldırılması gerektiğini; kararın kaldırılarak davanın kabulünü, aksi halde tanıkların dinlenmesi için dosyanın yerel mahkemeye geri gönderilmesini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, İleri sürerek, arz ve izah edilen ve re’sen gözetilecek nedenlerle; usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılarak, talepleri doğrultusunda davanın kabulü ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, istinaf incelemesi neticeleninceye kadar kararın icrasının durdurulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava;  İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı kambiyo takibine dayanak senetten ötürü borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı yan; davalı ile aralarında davalıya ait suların satışına yönelik bayilik ilişkisi bulunduğunu, davalının sözleşmeyi haksız feshedip davacıya ait damacanalara haksız olarak el koyduğu gibi, davalıya verilen 40.000,00-TL'lik teminat bonosunu da iade etmediğini, haksız olarak el konulan damacanaların bedeli ve teminat bonosunun iadesi için davalıya ihtar çekildiğini, damacanalar nedeniyle doğan alacak yönünden  davalı aleyhine başlatılan ilamsız takibe davalının haksız itirazı üzerine İstanbul 18 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde itirazın iptali davası açıldığını, davalının teminat olarak verilen bonoya dayalı kambiyo takibi başlattığını, taraflar arasında başkaca bir ticari ilişki bulunmadığını, bononun teminat bonosu olduğunun davalı şirket genel müdürü tarafından gönderilen imzalı yazıyı havi e-mail'de açıkça belirtildiğini, öte yandan bu bononun bedelsiz olduğunu, davalıya herhangi bir borcunun da bulunmadığını ileri sürerek bonodan ötürü borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, delil olarak e-mail ile kendisine gönderilen yazılara, İstanbul 18 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/162 esas sayılı dosyası ile dayanağı icra takibine, defter ve kayıtlara, tanık deliline dayanmıştır. Davalı yan ise davaya cevap vermeyerek davayı inkar etmiş sayılmıştır. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, dava konusu kambiyo takibi dosyası, İstanbul 18 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/162 esas sayılı dosyası  celbedilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bir mali müşavir ve bir hukukçu bilirkişiye inceleme yaptırılmasına karar verilmiş, taraflarca defter sunulmadığı için, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu alınan rapor üzerine tahkikat bitirilmiş, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı,  takip dayanağı bono üzerinde, bononun herhangi bir sözleşmenin teminatı olduğuna dair  kayıt bulunmadığı, bononun teminat bonosu olduğunu gösterir başkaca bir yazılı delil de sunulmadığı, bononun teminat bonosu olduğunun ispat olunamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı şirket tarafından davacıya gönderilen e-postaya ekli iki adet yazının yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, bononun teminat bonosu olduğunu ispat için dava dilekçesinde gösterdikleri iki tanığın, yazılı delil başlangıcının varlığı da dikkate alınarak dinlenmesi gerekirken, bu taleplerinin mahkemece değerlendirilmediği ve tanıkların dinlenmediği, ayrıca taraflar arasında başkaca bir ticari ilişki bulunmadığını ve davalı kayıtlarına göre davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmadığının, bononun bedelsiz olduğunun bilirkişi raporları ile tespit edildiği, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği yönündedir. Bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğu yazılı delil ile ispat yükü 6100 Sayılı HMK'nun 201/1 fıkrası uyarınca bunu iddia eden kambiyo borçlusuna aittir ve bu iddianın tanıkla ispatı kural olarak mümkün değildir.  Ancak aynı Kanunun 202/1 fıkrası uyarınca senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.  Hükmün 2. fıkrasında delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmıştır. Belge ise HMK'nun 199/1 fıkrasında; uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları olarak tanımlanmıştır.Somut olayda davacının ilk iddiası takip dayanağı 40.000,00-TL'lik bononun taraflar arasındaki bayilik ilişkisi kapsamında davalıya verilen teminat bonosu olduğu yönündedir. Davalı yan eldeki davaya cevap vermemiş olmakla birlikte, İstanbul 18 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/162 esas sayılı itirazın iptali davasına sunduğu cevap dilekçesi ve bu davanın dayanağı ilamsız takibe itiraz dilekçesinde taraflar arasında bayilik ilişkisi bulunduğunu, bu ilişkinin davacının sözleşmeye aykırılığı nedeniyle haklı olarak sonlandırıldığını, davacıya herhangi bir borçları bulunmadığını beyan etmiştir. Davacının işbu menfi tespit davasına konu bononun anılan bayilik ilişkisi kapsamında ve teminat bonosu olarak verildiğini  yazılı delil ile ispatı zorunludur. Ne varki, davacı tarafından dosyaya sunulan ve  davalı şirket yetkilisinden sadır olduğu ileri sürülen e-mail ekindeki 03/12/2015 tarihli yazı bakımından, ...'in davalı şirket yetkilisi olup olmadığı, buna göre bu yazının delil başlangıcı niteliğinde bulunup bulunmadığı ve davacının iddiasını dilekçesinde isimlerini bildirdiği tanıklarla ispat edip edemeyeceği hususunda mahkemece olumlu olumsuz hiçbir değerlendirme yapılmaması yerinde olmamış, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Somut olayda davacının ikinci iddiası ise, taraflar arasında bayilik ilişkisi dışında bir ilişki bulunmadığı, bu ilişki kapsamında da davalıya hiçbir borcunun mevcut olmadığı, takip dayanağı bononun bedelsiz olduğu iddiasıdır. Davacının dava dilekçesinde delil olarak dayandığı İstanbul 18 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/162 esas sayılı dosyasında, davalı defterleri üzerinde inceleme yapıldığı, mali bilirkişi incelemesinde taraflar arasında varlığı iddia olunan bayilik ilişkisine istinaden düzenlenen faturalara ve yapılan ödemelere ilişkin kayıtlar dışında başka bir ticari ilişki bulunduğuna dair tespit yapılmadığı, incelenen rapor kapsamından eldeki menfi tespit davasına konu bononun davalı defterlerinde kayıtlı olmadığının anlaşıldığı, yine davalı defterlerine göre davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının da tespit edildiği, buna göre mahkemece eldeki menfi tespit davası bakımından ve hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında gerekli görülmesi halinde, davalı şirket yetkilisinin bononun veriliş nedenine ilişkin isticvap edilmesi, yine gerekli görülmesi halinde eldeki menfi tespit davasına konu kambiyo takibinin yapıldığı tarih itibariyle davalı şirketin davacıdan alacağı bulunup bulunmadığı, dolayısıyla davacının bedelsizlik iddiasının yerinde olup olmadığı hususunda davalı defterleri üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının bedelsizlik iddiası bakımından olumlu olumsuz hiçbir değerlendirme yapılmaması yerinde olmamış, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/05/2022 tarih ve  2020/9 Esas ve 2022/381 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0957cde0f439ea2e","SID":"0f3ffdf3da4c5529"}}